Erteleme: Tembellik Değil, Duygu Yönetimi Sorunu
Bazı bireyler bugün yapılacak olan görevi veya sorumluluğu ortada bir neden olmaksızın bir sonraki güne ya da günlere bırakma eğilimindedir…
Erteleme: Tembellik Değil, Duygu Yönetimi Sorunu
Bazı bireyler bugün yapılacak olan görevi veya sorumluluğu ortada bir neden olmaksızın bir sonraki güne ya da günlere bırakma eğilimindedir ve bu davranışlarından dolayı da sıklıkla bu kişiler “son dakikacı” olarak tanınırlar. Bireylerin tamamlanması gereken görev ya da sorumluluklarını akılcı olmayan bir şekilde geciktirmesi erteleme kavramıyla tanımlanır ve bu davranışın akademik özel görevler bağlamında üniversite öğrencileri arasında yaygın olduğu ileri sürülür. Bununla birlikte her birey yaşamlarında en az bir kere erteleme davranışına başvurur, akademik görevler bağlamında bu davranışın sorun olarak tanımlanması ne sıklıkla yapıldığına ve bireyin yaşantısını ne ölçüde etkilediğine bağlıdır. Diğer bir ifadeyle bir kişi görevlerini tamamlamayı veya bitirmeyi alışkanlık düzeyinde geciktiriyorsa yani bu davranış kronik hale geldiyse ve bireyin yaşantısında içsel ve dışsal bir takım olaylar oluşur Bende bu yazımda erteleme konusuna değindim ve ertelemenin nedenlerini ele aldım gelin beraber nedenini öğrenip, çözüm bulalım.

Erteleme Nedir?
Ertesi Gün Sendromu olarak da bilinen erteleme, yapılması gereken bir işin farklı sebeplerden dolayı vaktinden sonraki bir zamana bırakılması, yerine getirilmesi gereken bir görevin geciktirilmesi olarak tanımlanmaktadır. Erteleme kavramı ile ilgili yapılan tanımlarda kavramın farklı boyutlarına dikkat çekilmiştir. Bütün tanımlardan hareketle özetlenecek olursa erteleme eğilimi; yapılması gereken önemli bir işi ertelemeye yönelik bir kişilik özelliği veya durumsal bir eğilim olarak tanımlanmıştır.
Erteleme Eğiliminin Nedenleri:
Zaman yönetimi konusunda zayıflık, Motivasyon eksikliği, Organizasyon becerisi eksikliği, İşe konsantre olamama, Düşük öz yeterlilik, Korku ve kaygı, Başarısızlık korkusu ve mükemmeliyetçilik Aslında mükemmeliyetçi kişilerin, daha iyi zaman yönetimi ile görevlerini zamanında tamamlaması beklenirken durum tam olarak böyle işlememektedir. Mükemmellik arayışında olan bu kişiler, koşulların da mükemmel olmasını beklemektedir. Kişi “şu an başlarsam yeterince iyi yapamam; daha sonra, daha hazır şekilde başlarım” düşünceleriyle görev ve sorumluluklarını sık sık erteleyebilmektedir. Bende ertelemenin farklı bir boyutunu ele alarak erteleme ve duygu durumumuz arasındaki ilişkiye daha derinlemesine anlatmak istedim çünkü ertelemenin asıl nedeni pasif eylem ve bu eylemler bastırılmış duygularla yönetiliyor gelin beraber bakalım daha detaylı.

Ertelemeye Farklı Bir Yerinden Bakmak:
Modern yaşamın hızında, benim de zaman zaman yapmam gereken işleri sonraya bıraktığım oluyor. Bu davranış genellikle tembellik, irade eksikliği ya da disiplinsizlik olarak etiketleniyor. Oysa psikoloji ve davranış bilimleri alanındaki çalışmalar, ertelemenin bu basit tanımların ötesinde bir anlam taşıdığını gösteriyor. Erteleme çoğu zaman bir karakter unsuru değil , zorlayıcı duygularla başa çıkma biçimidir. Kaçınılan şey yapılacak işin kendisinden çok, o işin tetiklediği kaygı, sıkıntı ya da yetersizlik hissi oluyor. Bu yönüyle erteleme, bir zaman yönetimi probleminden çok, bir duygu yönetimi sorunu olarak ele alınmalı.
Erteleme Bir Zaman Değil, Duygu Meselesi:
Erteleme genellikle tembellik ya da disiplinsizlik olarak görülüyor. Oysa bu davranış, çoğu zaman duygularla kurulan ilişkiyle bağlantılı. Küçük bir işi son ana bırakmaktan, hayatı etkileyebilecek büyük bir projeye başlamayı ertelemeye kadar uzanan bu alışkanlık, zaman yönetiminden çok duygusal bir kaçınma tepkisi olarak ortaya çıkıyor. Yapılması gereken bir görev bende kaygı, sıkıntı, yetersizlik hissi ya da başarısızlık korkusu uyandırdığında erteleme devreye giriyor. Görev ertelendiğinde kısa süreli bir rahatlama hissi oluşuyor.
Ancak ertelenen iş ortadan kalkmıyor; sadece daha sonra hissedilecek bir yük haline geliyor.

Erteleme Döngüsü Nasıl Oluşur?
Bu noktada erteleme, kendi kendini besleyen bir döngü hâline geliyor. Kaçınılan şey görevin kendisi değil, o görevin tetiklediği duygular oluyor.
Görevi ertelemek kısa vadede rahatlama sağlasa da, zaman ilerledikçe stres artıyor ve suçluluk duygusu devreye giriyor. Kendine yönelik eleştiriler arttıkça başlamak daha da zorlaşıyor.
Mükemmeliyetçilik ve Belirsizlikten Kaçış:
Ertelemenin en güçlü tetikleyicilerinden biri mükemmeliyetçilik. Bir işe kusursuz başlama isteği, çoğu zaman hiç başlamamaya yol açıyor.
Başlamak, mükemmel olmama ihtimalini kabul etmektir. Bu nedenle belirsizlik, çoğu zaman ertelemenin gizli nedenlerinden biri hâline geliyor. Ertelemek, bu belirsizliği geçici olarak askıya alıyormuş hissi yaratıyor.
“Hazır Olmayı Beklemek” Yanılgısı:
Ertelemenin yaygın gerekçelerinden biri hazır olmayı beklemek. Daha fazla bilgi, daha doğru zaman ya da daha yüksek motivasyon beklentisi…
Oysa çoğu zaman hazır olmak, başladıktan sonra ortaya çıkar. Küçük ve kusurlu adımlar, belirsizliği azaltır ve süreci görünür kılar.

Erteleme Anlarında Sorulabilecek Sorular:
Erteleme döngüsünü fark etmek için durup şu soruları sormak yardımcı olabilir:
● Şu an kaçınılan duygu ne?
● Bu iş mükemmel olmak zorunda olmasaydı yine ertelenir miydi?
● Başlamak için gerçekten ne bekleniyor?
● Bu erteleme kısa vadede ne kazandırıyor, uzun vadede ne kaybettiriyor?
Erteleme Döngüsünü Kırmak İçin Küçük Adımlar:
Ertelemenin nedenlerini anlamak önemli olsa da, farkındalık tek başına yeterli değildir. Asıl dönüşüm, küçük ve sürdürülebilir adımlarla başlar.
Amaç işi bitirmek değil, başlamayı mümkün hâle getirmektir. Bu noktada 5 Dakika Kuralı etkili bir yöntem sunar. Yalnızca beş dakika boyunca işe temas etmek, çoğu zaman direnci azaltır.
Erteleme anlarında kendini suçlamak yerine, kaçınılan duyguyu fark etmek de süreci değiştirir. “Tembelim” demek yerine “Bu iş beni şu an kaygılandırıyor” diyebilmek, döngüyü zayıflatır.
Eisenhower Matrisi:
Eski ABD Başkanı David Eisenhower tarafından geliştirilen bir zaman yönetim biçimidir. Yapılması gereken işleri 4 farklı kategoride birleştirerek önceliklerine göre sınıflandırıp sıraya sokuyor. Bu işler “acil”, “acil değil”, “önemli” ve “önemli değil” olarak sıfatlandırılıyor.

Erteleme Bir Geri Bildirimdir:
Sonuç olarak, erteleme davranışı yaygın kanının aksine bir tembellik göstergesi değil, zorlayıcı duygularla başa çıkma biçimidir. Görevlerin kendisinden çok, bu görevlerin tetiklediği kaygı, sıkıntı ve yetersizlik hissi ertelemenin merkezinde yer alır.
Mükemmeliyetçilikten uzaklaşmak, büyük işleri küçük ve yönetilebilir parçalara ayırmak ve başlama eşiğini düşürmek, bu döngüyü kırmanın temel adımlarını oluşturur. Bu noktada psikolog Carl Rogers’ın yaklaşımı süreci netleştirir:
“Kişi kendini olduğu hâliyle kabul ettiğinde, değişim başlar.”
Bu bakış açısı, ertelemeyi bastırılması gereken bir sorun olarak değil, anlaşılması gereken bir sinyal olarak ele almayı mümkün kılar. Kusursuz olmayı beklemek değil, kusurlu da olsa ilk adımı atabilmek gerçek ilerlemenin anahtarıdır. Peki sen, bugün ertelediğin şeyden mi kaçıyorsun; yoksa onun sende uyandırdığı duyguyla yüzleşmekten mi?

메타데이터
- post_id
- 0684bb1706e7
- slug
- erteleme-tembellik-değil-duygu-yönetimi-sorunu-0684bb1706e7
- url
- https://medium.com/@huaweidevgroups44/erteleme-tembellik-de%C4%9Fil-duygu-y%C3%B6netimi-sorunu-0684bb1706e7
- canonical_url
- https://medium.com/@huaweidevgroups44/erteleme-tembellik-de%C4%9Fil-duygu-y%C3%B6netimi-sorunu-0684bb1706e7
- author_url
- https://medium.com/@huaweidevgroups44
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-09 20:10:33