Bölüm 3: Okul Yolunda
Bir önceki bölümde bahsetmiştim okul yolumdan. Okula başlamıştım ve yürüdüğüm o yolda tek başıma gidip gelmeye de alışmıştım. Tek problem…
Bölüm 3: Okul Yolunda
Bir önceki bölümde bahsetmiştim okul yolumdan. Okula başlamıştım ve yürüdüğüm o yolda tek başıma gidip gelmeye de alışmıştım. Tek problem sonbahar ve kış aylarıydı. Çünkü 2 tane güzergâhım vardı. Bunlardan bir tanesi arabaların geçtiği bir yoldu. O zamanlar köyde çok fazla araba yoktu. Ancak yine de ailem tedirgin oluyordu. Bu yüzden ben de diğer yoldan geçiyordum. Diğer yol ise doğrudan köydeki evlerin arasından, mezarlıktan geçmem gereken bir yoldu. Bazı insanlar için tuhaf ve korkutucu olabilir belki. Ancak ortaokul sonuna kadar da o yol, hayatımın bir parçasıydı. Bu yüzden de mezarlıktan geçiyorum diye gerildiğimi ya da farklı hissettiğimi hiç hatırlamıyorum. Neyse bu ikinci yolda ise bir de dere vardı. Özellikle sonbaharda çok fazla yağmur yağdığı için taşardı. Aslında çok ince ve küçük bir şeydi. Ancak 4. Sınıfa kadar ben de çok küçüktüm. Bu yüzden de oradan geçmekte hep zorlanırdım. Hatta bir ara annem benimle o dereye kadar gelmişti geçirmek için. Elimizde de bir şemsiye vardı ve sağanak bir şekilde yağmur yağıyordu. O dere ile evimiz arasında da yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüş mesafesi vardı. Annem beni dereden geçirdi. Sonra şemsiyeyi verdi ve kendisi ıslanarak geri döndü. Sadece şemsiyeyi verdiği anda bile çok fazla ıslanmıştı. Eve nasıl ulaştı hiç bilmiyorum. Ancak o zamanki görüntüsü hala hafızamda.
Kış aylarında ise birçok kez okula gittikten sonra öğretmenlerim ders veremeden ilçe merkezine geri dönerdi. Çünkü bizim köyde 1–2 metreyi bulacak şekilde kar yağardı. Ayrıca o kadar hızlı yağardı ki yollar birkaç saat içinde kapanırdı. İlkokul zamanımda da çok fazla telefon yoktu köyde. Şebeke de yoktu. Bu yüzden öğretmenlerim de okula gelmeyene, biz de onların otobüsünü görmeyene kadar onların geldiğini bilmezdik. Bu yüzden de gelirler diye hep okula giderdim. Neredeyse hiç devamsızlığım da olmadı. Hatta bir ara okula kar fırtınasında gitmiştim. Zar zor okula ulaşmıştım. Ama öğretmenlerim yolda kalmamak için geri dönmek zorunda kalmıştı. Bir öğretmenim de bu kadar yakın evdeki öğrenciler bile gelmiyor. Sen niye geliyorsun diye kızmıştı. Biraz ısın sonra eve dön demişti. Hatta evim uzak diye biraz daha yakın bir konuma kadar öğretmenlerin otobüsüyle gitmiştim o gün. Mutlu olmuştum buna. Hem yolumu kısaltmıştı hem de öğretmenlerin otobüsüne binmek beni hep heyecanlandırıyordu. Bazen onlara kızdığım oluyordu. Sonuçta oraya gelmek benim için de kolay olmuyordu ve sanki erkenden gidiyorlarmış gibi hissediyordum. Ama sonraları onlara da hak veriyordum. Eğer yolda kalırlarsa akşamı köyde geçirmek zorunda kalırlardı. Birilerinde misafir olmak zorunda kalmak zor olurdu. Okula giderken kar boyutunu da anlıyordum. Çünkü okula gidebilmem için de ya babamın ya da kuzenlerimin karları küremesi gerekirdi. Hatta kar miktarı o kadar fazla oluyordu ki boyumu geçtiği ve kendimi labirentte hissettiğim de olmuştu.
İlk kış anımı da yazmak istiyorum. Çünkü en çok korktuğum ve çaresiz hissettiğim anlardan biriydi. Ya 1. ya da 2. Sınıfa gidiyordum. Tam hatırlamıyorum ama bedenim çok küçüktü, onu biliyorum. Yine kıştı. Sabah okula gitmiştim. Oraya ulaşmayı başardım. Ancak öğlene kadar öğretmenlerimiz kalabildi. Sonrasında erken gitmeleri gerekti. Çünkü kar fırtınası çıkmıştı. Benim de ilk kar fırtınamdı. Eve dönüyordum. Yine yalnızdım tabi ki. Bir yer vardı. Yokuş yukarı çıkmam gerekiyordu. Ancak hem rüzgâr esiyor hem de kar yağıyordu. Yokuş kısmı da benim o zamanki boyuma göre çok yüksek bir yer gibi geliyordu. Ayrıca buzlanmıştı da. Çıkmaya çalışıyorum, geri kayıyorum. Yine çıkıyorum, yine kayıyorum. Pes etmiyorum yine çıkmaya çalışıyorum. Yine çıkamıyorum. Her seferinde de iki elim yerde, diz çökmüş şekilde başladığım yere dönüyorum. O yokuşun yakınlarında evli bir kuzenim yaşıyordu. O beni gördü. Ben ağlamaklı olmuştum zaten. Hala denemeye devam ediyorum. Geldiğinde beni yukarı çıkaracak sandım. Ancak evine davet etti. Bu fırtınada gitmen zor olur. Babana haber veririz, seni almaya gelir diye. Normalde ikna olan biri değilim aslında. Ama ikna olmuştum. Eve girdim. Kuzenim de bir çocuğunu, babama haber vermek için göndermişti. Okul çıkış saati yaklaştığı için camiye doğru gelir diye çocuk da orada beklemeye gitti. Kuzenim de sobanın yanına otur dedi. Yemek bir şeyler hazırladı. Ama benim dilim tutulmuş gibiydi. Çünkü bir an hep orada yaşamam gerekecekmiş gibi korkmuştum. Ya babam beni almaya gelmezse ya hep burada kalırsam diye diye çok korkmuştum. Çocuk aklı, o kuzenimi de seviyordum. Ama o an kim olduğundan bağımsız orada olduğum ve gidemediğim için çok çaresiz hissetmiştim. Süre nasıl geçti bilmiyorum. Orada ne kadar kaldım, onu da hatırlamıyorum. Ama bana çok uzun gelmişti. Şu anda kafamda canlandırdığımda da dizlerini kendine çekmiş, korkan gözlerle bakan bir çocuk olarak hatırlıyorum. Kuzenimin de benle konuşmaya çalışmasını ancak benim üzgün yüz ifademi de hayal meyal hatırlıyorum. Böyle bir süre geçti. Babam ne zaman gelecek diye soruyorum kuzenime. En sonunda çocuğu eve geri döndü. Babamın camide olduğunu söyledi. Birkaç işi varmış. Onları hallettikten sonra beni gelip alacağını da söyledi. Biraz rahatladım. Ancak hala gergindim. En sonunda babam gerçekten geldi. Rahatladım. İşin güzel tarafı da çıkamadığım o yokuştan bu sefer babam benim kolumu tutarak çıkardı ve ben yine kaydım. Ancak bu sefer geriye düşmedim. Çünkü beni yukarı çeken biri vardı. Zafer kazanmış gibi o yokuşa bakmıştım. Geçen sene eve gittiğimde o yokuşun olduğu yere gittim. Şu anki şekliyle bana o zaman dağ gibi gelen o yokuşun aslında yokuş bile olmadığını fark ettim. 2 adım bile sürmüyordu neredeyse. Ama o zaman aşamayacağım kadar büyüktü. Belki de tüm hayatın özeti de budur aslında. Bazen problemler çok büyük gözükse de bir gün belki de bu muydu problem diyeceğim çok fazla şey olacak. Şimdilik böylee. Sonraki bölümde görüşürüz 😊
메타데이터
- post_id
- ff29faceedcb
- slug
- bölüm-3-okul-yolunda-ff29faceedcb
- url
- https://medium.com/@augureyw/b%C3%B6l%C3%BCm-3-okul-yolunda-ff29faceedcb
- canonical_url
- https://medium.com/@augureyw/b%C3%B6l%C3%BCm-3-okul-yolunda-ff29faceedcb
- author_url
- https://medium.com/@augureyw
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-20 20:29:01