← Back to list

BACKROOMS: SARI ODALARDAN KORKUYOR MUSUN?

Diyelim ki, eşinizle aranız açılmış, doğru düzgün eşya satamadığınız bir dükkanda çalışıyorsunuz. Çalıştığınız dükkanda sıklıkla…

Ömer Can Acıoğlu · 2026-05-28 09:56 · 0 claps · 3.1 min read
#vizyon #cinema #backroom #a24 #tme-films
Open on Medium ↗
Wiki topics: CUL · Culture & Media 🎬 · Film & Television 🛠️ · Crafts & DIY

BACKROOMS: SARI ODALARDAN KORKUYOR MUSUN?

Diyelim ki, eşinizle aranız açılmış, doğru düzgün eşya satamadığınız bir dükkanda çalışıyorsunuz. Çalıştığınız dükkanda sıklıkla elektrikler kesiliyor. Derken bir gün başka bir dünyaya açılan bir duvar keşfediyorsunuz (gizli bir kapı) ve o duvardan geçiyorsunuz ve kendinizi tuhaf duran eşyalarla dolu başka bir odada duruyorsunuz.

Şimdi bahsedeceğim bu film, tam olarak beyninizi yakacak bir korku filminden bahsedeceğim ve konusu tam olarak bu şekilde. Üstelik işin içinde A24, Stranger Things’in yapımcısı Shawn Levy, The Monkey’in yönetmeni Osgood Perkins ve The Conjuring’in yönetmeni James Wan da giriyor.

Karşınızda yılın en çok beklenen korku filmlerinden Backrooms. 2005 doğumlu Kane Parsons’ın, 17 yaşından itibaren YouTube’da yaptığı diziden bizzat uyarladığı bu ilk uzun metrajlı filmin başrollerinde Chiwetel Ejiofor ve Renate Reinsve paylaşıyor. Tanıklarını dehşete düşüren doğaüstü olayları kaydeden, bir dizi rahatsız edici ev videosunun yer aldığı bu odaya ziyaret eden Clark’ı anlatıyor. Çıkacağı yıldan itibaren Oscar ödüllerinde adının geçtiğini düşündüğüm bu film, bu Cuma itibariyle TME Films’den vizyona giriyor. Gelin sizlere bu acayip hikayeye dalalım.

Eşiyle arası açılmış, bir mobilya dükkanında çalışmasına rağmen bir eşyayı satamayan Clark, binanın bir kat aşağısında bulunan bölümde başka bir dünyaya açılan bir duvar keşfediyor. Clark, o duvardan geçtiğinde karşısında sarı renkli duvarlarla örülü, son derece öteki dünyayı anımsatan, tersten dönmüş eşyalarıyla dolu, labirenti andıran, sarı renkli duvarlarla bezenmiş bir odaya hapsoluyor. Öyle bir oda ki bu, yaratıkları, hareket eden ve tuhaf bir şekilde duran eşyalarıyla psikolojisini de altüst ediyor. Clark’ın gittiği psikoloğu Mary, bundan kısa bir süre sonra Clark’ı kurtarmak için aynı odaya Mary de giriyor. Şimdi ne oluyor derseniz, e bundan sonrasını seyredince anlayacaksınız.

İnsanın zihninde yaşadıkları acılarını, travmalarını, içinden çıkamadığı problemlerini mekan ve eşya üzerinden öylesine iyi anlatmış ki, izlerken aklınız hayaliniz duracak. Ben izlerken epey bir gerildim ve epey bir sinirim bozuldu. Muhtemelen, bu film birkaç günlüğüne kabuslarıma girecek de, en azından öyle hissediyorum. Çünkü, sarı odalarda gördüğüm o eşyalar, ters kapılar, o uzun yaratıklar beni zihnimi altüst etti. Hatta bazı yerlerde mekan tersine dönüyor gibi bir şey. Oyun gözüyle söylemem gerekirse de, bu film Silent Hill evreninde geçen bir Portal oyunu gibi hissettiriyor. Ki dinlediğim röportaja göre Portal 2, Kane Parsons’ın bizzat ilham aldığı yapımlardan biriymiş de.

Filmdeki odaların sarı tonlarının hakim olması bir tesadüf değil. Sanat yönetmenliği açısından bakarsak bu oldukça distopik bir bilimkurgu filmi, ama aynı zamanda da Dr.Caligari’nin Muayehanesi (Das Cabinet des Dr. Caligari, Robert Wiene, 1920) filmine kısmen de olsa bir gönderme yapıyor. Dizideki gibi video kameralarla çekilen görüntülerle başlayan film, kısa bir süre sonra 1.85 oranıyla distopik, yer yer sabrınızı zorlayacak görüntüler eşliğinde epey ilginç ve tuhaf bir filme dönüşüyor.

Müzikten çok ses kullanımı da epey bir önde görünüyor. Çünkü, film boyunca görselliği kadar bize tekinsiz hissettiren sesleri oldu. Filmdeki anonsu mu desem, açılan kapılar mı desem, yaratıktan çıkan ayak sesleri mi desem yani epey sinirlerimi bozan öğeler var. Müzikleri konusunda da kötü diyemem ama sesleri kadar duygularımı harekete geçirmedi.

Onun dışında, bu filmde uzun süredir perdede göremediğimiz Chiwetel Ejiofor, en son Manevi Değer (Affeksjonsverdi) filmiyle epey popülerleşen Norveçli aktris Renate Reinsve ve modern bağımsız sinemanın ustalarından Mark Duplass’ın oyunları görülmeye değer. Onun dışında Alien: Romulus filmindeki yaratık rolünü de oynadığını öğrendiğim Robert Bobroczkyi’yi (ki 2.35 boyunda olduğunu unutmayalım) de çok beğendim. Onun da bence makyajı, boyu posuyla epey sinirlerinizi bozacak. Lukita Maxwell ve Finn Bennett da rollerinde fena değil. Çünkü, Finn Bennett duruşu, mimikleri ve asi bakışıyla epey enteresan bir yönü var. Lukita Maxwell’ın da daha sakin, soğukkanlı ama yeri geldiğinde biraz sinir bozan bir tarafı var.

Yavaşça toparlıyorum artık. Uzun lafın kısası, Backrooms sinirlerinizi harap edecek ve sinir sisteminizi terse doğru çalıştıracak kadar sağlam bir korku filmi. Genç bir dehanın gözünden böylesine sağlam bir psikolojik korku hikayesini seyretmiş olmamız bir yana, sabrınızı, zihninizi zorlayacak bir deneyime hazırlıyor sizleri.

Siz iyisi mi, bu filmi bu Cuma günü sinemalara koşa koşa seyredin, hiç kaçırmayın. Epey bir korkacaksınız (ya da gerileceksiniz).

Puan: 8/10


메타데이터
post_id
01a6d87d5f03
slug
backrooms-sari-odalardan-korkuyor-musun-01a6d87d5f03
url
https://medium.com/@Omercanacioglu/backrooms-sari-odalardan-korkuyor-musun-01a6d87d5f03
canonical_url
https://medium.com/@Omercanacioglu/backrooms-sari-odalardan-korkuyor-musun-01a6d87d5f03
author_url
https://medium.com/@Omercanacioglu
status
ok
fetched_at
2026-07-15 13:27:44