Bedenin Konuşamadığı: Bedende Yapısal Ayrımın İmkânı Üzerine
Psikanalitik literatürde dilin sınırları, bedenin ifade kapasitesi, somatizasyonun sembolleştirmeyle ilişkisi çokça tartışılmakla birlikte…
**Bedenin Konuşamadığı:
**Bedende Yapısal Ayrımın İmkânı Üzerine
Psikanalitik literatürde dilin sınırları, bedenin ifade kapasitesi, somatizasyonun sembolleştirmeyle ilişkisi çokça tartışılmakla birlikte somatizasyonun yapısal olarak değerlendirilmesine ilişkin çalışmalar oldukça azdır. Bedensel ifadeler sembolleştirmenin yetmediği noktada açığa çıkan arkaik dışavurumlar, eyleme dökmeler, semptomlar olarak ele alınır (McDOugall, 1989). Bununla beraber bedensel semptomlar nevrotik ve psikotik bireylerde çeşitlilik gösterir. Her ne kadar bu duruma ilişkin yapısal tartışmalar limitli olsa da somatizasyon kavramına Lacanyen perspektifle yaklaştığımızda bedensel olanın da kendi içinde sembolik bir hiyerarşiye sahip olup olmadığını tartışabiliriz.
Lacan Ecrits’de (1966) imgesel, sembolik ve gerçek düzeninden sıkça bahseder. Ona göre imgesel düzen bir nevi “özdeşleşme düzenidir”. Bu düzende insan canlısı kendi ayrıksılığını, dünyayla ve ötekiyle arasındaki mesafeyi fark etmeksizin bir çeşit bütünlük yanılsaması yaşar. Ayna evresi de denilen bu evrede tümgüçlü ve narsisistik bir deneyim hâkimdir. Bu tümgüçlülükte “ben” “öteki” üzerinden kuruludur, dolayısıyla ötekinin / aynanın olmadığı yerde “ben” duyumsanamaz. “Öteki”nin varlığının bir imge olarak korunduğu bu evrede canlı tümgüçlülük ve parçalılık ile simbiyoz ve yabancılaşma arasında gidip gelir. Ben ve ötekinin ayrışabildiği yerde ise bir mesafe/yarık meydana gelir. Bu kopuşla beraber “dil” açığa çıkar ve sembolik düzene geçilir. Sembolik düzen imgelerin artık mesajlara, işaretlere dönüşebildiği, dolayısıyla anlam mefhumunun ortaya çıktığı düzendir. Semboliğe geçişle birlikte insan dilin, kuralların, yasaların, kültürün alanına girer, kimliklenir ve “özne”leşir. “Gerçek” ise imgesel ve semboliğin alanında olmayan, dil tarafından kuşatılamayan, adlandırılamayan, travmatik olanın söze hatta imgeye gelemediği boyuttur (Lacan, 1966).
Sembolik düzene geçişle birlikte özne konumlanabilir, anlam üretebilir ve ilişkilenebilir. Dil, öznenin içsel deneyimlerini ifade etmesine olanak tanıyarak onu toplumsallaştırır. Lacan’a (1997) göre bu geçiş psikozda sekteye uğrar. Psikoz durumlarında özne sembolik düzene katılmakta zorluk çeker, bu yüzden sembolik düzenin yasalarıyla uygun şekilde ilişki kuramaz. Bu durum, bir tür sembolik “boşluk” yaratır ve öznenin bu boşluğu anlamlandırması güçleşir. Sembolik düzene dahil olamayan psikotik özne için dil ve içerdiği göstergeler anlamını yitirir. Kişi semboller arasındaki bağlantıyı kaybeder (Lacan, 1997). Psikotik özne, gösterenler zincirindeki bu kopukluk karşısında koruyucu yapısal çözümler üretmeye çalışır ve “sinthome”lar üretir (Lacan, 2016). Lacan (2016) “sinthome” kavramının semptom kavramından farklı olduğunu vurgular; klasik anlamda semptom bir içsel çatışmanın, bilinçdışı arzunun dışavurumu olarak ele alınırken “sinthome” öznenin sembolik düzene dahil olamamasının çıktısı olarak ürettiği yapısal uzlaşılar olarak ele alınır. Yani “sinthome” ortaya çıktıktan sonra öznenin yapısal bir özelliği hâline gelir. Dolayısıyla psikotik özne “gerçeğin düzeninde” sıkışmıştır, travmatik olanı sembolleştiremez, buna çözüm olarak “sinthom”u inşa eder. Ancak inşa edilen bu yeni anlam yapısı toplumda karşılık bulmaz, dilsel olanın içinde yer etmez. Bu sebeple psikotik özne toplum tarafından ne dediği anlaşılmayan, tekrarlayan, sayıklayan, kelimeleri bölen parçalayan eğen büken, “saçma”layan, anlamdan yoksun biri olarak algılanır.
Encore (2019) seminerinde aktarıldığı üzere sembolizasyonun yetersiz kaldığı durumlarda beden bilinçdışının dışa vurumu olarak devreye girer. Bedensel rahatsızlıklar, ağrılar, hastalıklar, tikler, çeşitli eylemlerle kişi anlam üretmeye, olanı bedeniyle göstermeye çalışır. Lacan’a (2019) göre bedenin dili bilinçdışının “gerçeğe” değen yüzüdür, düşünceler imgeler ve zamansallıktan muaftır. Beden dili bu yanıyla psikotik dile benzer; konuşur ancak anlaşılmaz.
Bedensel semptom üretmek elbette psikozun tekelinde değildir. Psikanalitik literatürdeki klinik vakalar incelendiğinde çok farklı somatizasyon örnekleriyle karşılaşırız. Freud’un (2014) Histeri Üzerine Çalışmalar adlı eserinde aktardığı histeri vakalarında paraliziler (felç), epilepsi benzeri konvülsiyonlar ve titremeler, duyu kaybı (geçici körlük, duyma veya dokunmada azalma), ağrılar, cinsel bozukluklar karşlaştığımız bedensel semptom örneklerinden bazılarıdır. Dolayısıyla beden nevrotik için de psikotik için de zaman zaman bir yama işlevi görür. Dilde yer edinemeyen “o şey”in kendince konuşabildiği bir “yer” sağlar.
Bu noktada, bedensel semptomların da kendi içinde yapısal bir ayrıma tabi tutulup tutulamayacağı sorunsalı ortaya çıkar: Bedensel semptomlar da sembolik düzene dahil olamamanın farklı formlarını dışavuruyor olabilir mi? Daimi bir migren ağrısı üzerine konuşabilmenin imkânıyla, bedende sürekli yer değiştiren, sırasız, bağlantısız hastalıklar zinciri üzerine konuşabilmenin imkânı ne düzeyde farklılaşır? Bu durumda psikotik bedensel semptom ilişkisiz, sırasız, anlamsız, labil görünürken; nevrotik bedensel semptom sembolik düzene yerleşmeye çalışan, sembolleştirmeye yatkın bir ifade biçimi olarak anlaşılabilir mi?
Bugün literatürde bedene dair olan çoğunlukla somatizasyon bağlamında incelenmektedir. Ancak beden kendisini yalnızca ağrılar ve acılarla ifade etmez. Aynı zamanda duyularda değişimlerle, konversif bozulmalarla, tiklerle, kompulsif davranışlarla da anlatır. Beden somut uzuvlar kadar duyuları, hareketleri, beyin fonksiyonlarını, davranışları da kapsar. Bedenin diline daha geniş bir açıdan yaklaştığımızda bu dilin içindeki zenginliği ve varyansı kolaylıkla keşfedebiliriz. Bu varyansta saç dökülmesinden, kekemeliğe, otistik el çırpmadan, tıkınırcasına yemeye, migrenden alerjiye kadar çoğu semptomun yer alabildiği görülür. Burada ayırıcı çizgiyi “söz” belirler. Söze gelebilen ve söze gelemeyen olarak düşündüğümüzde bedende olan “söz”e yani konuşulan dilin alanına gelemeyendir. Bu noktada bedenin ürettiği göstergeler zaman zaman nakışlı, zaman zaman dağınık izlenir. Örneğin, kaygılanan bir kişi kalp çarpıntısı tariflediğinde bedenin tehlikede hissettiğini ve sempatik sinir sistemini otomatik olarak devreye soktuğunu düşünebiliriz. Burada çarpıntı bizi kaygıya, kaygı ise dilin alanına taşıyabilir. Ancak bu takip imkânı her zaman sağlanmaz. Bedenin duygudan, düşünceden ve histen kopuk olduğu durumlarda semptomun öyküsünü dinlemek zorlaşacaktır. Aleksitimik bireylerde somatizasyonun yoğun olması tam da bununla ilişkilidir. Kişi “söz yokluğu” yaşadığı oranda bedeni semptom üretir. Bedenin ürettiği semptomun dilsel alanla hiç kesişmediği deneyimlerde anlamlandırma gittikçe zorlaşır. Bu noktalarda beden, dilin ve semboliğin alanından tümüyle düşer.
Dolayısıyla, bedenin dili de “gösterebildiği” ölçüde sembolik düzende karşılık bulacaktır. Peki, bedenin dili bir sayıklamaya dönüştüğünde bize görünen neye benzer? “Delirmiş” bir beden kendisini bize neyle sunar?
REFERANSLAR
Freud, S. (2014). Histeri üzerine çalışmalar (A. Yılmaz, Çev.). İstanbul: İthaki Yayınları. (Orijinal çalışma 1895'te yayımlandı).
Lacan, J. (1966). Écrits: A Selection. Trans. Bruce Fink. W.W. Norton & Company.
Lacan, J. (1997) The Seminar 1955–1956, Book III, The Psychoses. New York:
W. W. Norton & Company
Lacan, J. (2016). The Sinthome: The Seminar of Jacques Lacan, Book XXIII. Translated by A. Price. Cambridge: Polity Press.
Lacan, J. (2019). Yine / Hâlâ: Seminer 20. Kitap / 1972–1973 (M. Erşen, Çev.). Metis Yayınları.
McDougall, J. (1989). Theaters of the body: A psychoanalytic approach to psychosomatic illness. New York: Norton
메타데이터
- post_id
- 049be6135c19
- slug
- bedenin-konuşamadığı-bedende-yapısal-ayrımın-i̇mkânı-üzerine-049be6135c19
- url
- https://medium.com/@elvan.cevik/bedenin-konu%C5%9Famad%C4%B1%C4%9F%C4%B1-bedende-yap%C4%B1sal-ayr%C4%B1m%C4%B1n-i%CC%87mk%C3%A2n%C4%B1-%C3%BCzerine-049be6135c19
- canonical_url
- https://medium.com/@elvan.cevik/bedenin-konu%C5%9Famad%C4%B1%C4%9F%C4%B1-bedende-yap%C4%B1sal-ayr%C4%B1m%C4%B1n-i%CC%87mk%C3%A2n%C4%B1-%C3%BCzerine-049be6135c19
- author_url
- https://medium.com/@elvan.cevik
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-25 16:53:31