Depozito Yönetim Sistemi, Türkiye İklim Stratejisinde Ne Kadar Etkili Olabilir?
Hazırlayan: Bartu Tezel
Depozito Yönetim Sistemi, Türkiye İklim Stratejisinde Ne Kadar Etkili Olabilir?
Hazırlayan: Bartu Tezel
Türkiye’nin İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı’nın unsurlarından biri olan Depozito Yönetim Sistemi, pilot uygulama döneminin ardından ulusal ölçekte yürürlüğe girdi. Toplumun sisteme ilk günden itibaren gösterdiği yoğun ilgi, sistemin taşıdığı potansiyeli ve karşılaşabileceği zorlukları merak konusu haline getiriyor.
BİR BAKIŞTA
- Depozito Yönetim Sistemi (DYS), 1 Temmuz 2026 itibarıyla 81 il ve 973 ilçede eş zamanlı olarak ulusal çapta yürürlüğe girdi.
- Kamuoyunda ambalaj başına verilen iade bedeliyle gündeme gelse de daha geniş perspektifte DYS, hem **İklim Değişikliği Azaltım Stratejisi ve Eylem Planı’nın hem de 2053 Net Sıfır Emisyon Hedefi doğrultusunda hazırlanan [Uzun Dönemli İklim Stratejisi’nin](https://iklim.gov.tr/db/turkce/dokumanlar/turkiyenin--8230-3143-20250210095501.pdf)** parçalarından biri.
- 1 Temmuz — 18 Temmuz tarihleri arasında 33.333.990 adet içecek ambalajı toplandı ve sisteme kayıtlı kullanıcı sayısı 2.331.984'e ulaştı. Bu veriler uygulamaya güçlü bir başlangıç yapıldığını doğruluyor ancak asıl odak, bu ilginin kalıcı hale gelmesi ve artarak devam etmesini sağlamak olmalı.
Asıl görevi içindeki ürünü korumak olan bir ambalajın ömrü genellikle birkaç dakika sürer; açılır, içilir, atılır. Ancak bu kısa süreli döngü, arkasında çok daha derin ve üzerinde düşünülmesi gereken bir tablo bırakıyor.
Türkiye’de her gün 50 milyon adetten, yılda ise 20 milyar adetten fazla içecek ambalajı bu döngüden geçiyor. Bu ambalajların önemli bir kısmı düzenli depolama sahalarında diğer atıklarla karışırken, sahada açığa çıkardığı metan gazı sebebiyle atık sektörünü Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) verilerine göre Türkiye’nin sera gazı emisyonlarında %2,6’lık paya taşıyor. Yani bir şişenin geri dönüşüm kutusuna mı, çöpe mi gittiği, ilk bakışta göründüğünden çok daha kapsamlı bir konu.
1 Temmuz itibarıyla Türkiye’de depozito işareti taşıyan bir şişeyi artık çöp olarak görmenin bir bedeli var. Depozito Yönetim Sistemi, aylardır kademeli olarak genişleyen pilot uygulamaların ardından ülke genelinde devreye girdi. Market zincirlerinden mahalle bakkallarına, otellerden kafelere kadar tüm satış noktaları artık sistemin bir parçası.

Kaynak: Anadolu Ajansı
Depozito Yönetim Sistemi ile Ne Hedefleniyor?
Bir şişenin geri dönüşüm kutusuna gitmesiyle iklim stratejisi arasındaki bağlantı ilk bakışta uzak durabilir. Ancak atık sektörünün sebep olduğu emisyonlar, bunun yanı sıra ambalaj üretimi için harcanan başta enerji olmak üzere kaynaklar düşünüldüğünde bağlantı netleşiyor. Bir şişeyi diğer atıklardan ayırıp temiz toplamak, aslında bu zincirin en başında küçük ama etkili bir müdahale alanı.
T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre, Sıfır Atık Projesi kapsamındaki geri kazanım oranı 2017’de yalnızca %13 iken, 2025 itibarıyla %37,53'e ulaştı. Uzun Dönemli İklim Stratejisi kapsamında ise yıllardır artış trendinde olan bu oranın 2035’te %60, 2053’te ise %70’e ulaşması hedefleniyor.
Hedefler ile birlikte, sistemin ülke genelinde yaygınlaşması ve olgunlaşmasıyla yıllık 120 milyon € geri kazanım geliri, 250 milyon € ikincil hammadde kazancı, 100 milyon € atık bertarafı ve elektrik tasarrufu ve 50 milyon € ithalat azalması olmak üzere toplamda 520 milyon €’luk bir ekonomik katkı sağlanması beklentiler arasında.
Dolayısıyla Depozito Yönetim Sistemi, Türkiye’nin iklim stratejisindeki hedeflerine ulaşmak ve ekonomik değer yaratmak adına oldukça kritik bir adım.
SUSTAINEE PERSPEKTİFİ
Sistemin uygulanabilirliği, rakamlar ve hedefler oldukça yüksek bir potansiyele sahip olmakla birlikte, hiçbiri kendiliğinden gerçekleşmeyecek. Bu potansiyelin ortaya çıkması, büyük ölçüde toplumun bu uygulamayı düzenli bir alışkanlık haline getirmesine ve şirketlerin yasal zorunluluğun ötesine geçerek müşterilerini bilinçlendirmek adına aktif rol oynamasına bağlı.
Uzun Vadede Nelere Dikkat Etmek Gerekiyor?
Sistemin uzun vadeli etkinliği tek bir aktöre değil, iki tarafın davranışına bağlı. Tüketicilerin bu alışkanlığı benimsemesi ve şirketlerin bu alışkanlığı destekleme biçimi, birbirini tamamlayan bir denklem oluşturuyor.
Tüketici tarafında asıl soru, bugünkü ilginin kalıcı bir alışkanlığa dönüşüp dönüşmeyeceği. İade makinelerine gösterilen ilgi şu an güçlü, ama bu ilginin zamanla bir rutine mi yoksa geçici bir heyecana mı dönüşeceği henüz belli değil. Bu noktada en somut teşvik, ambalaj başına ödenen iade bedeli. İlk aşama için işlevsel olsa da, bedelin zaman içinde reel değerini koruyup korumayacağı takip edilmesi gereken bir konuyken, belki de esas mesele konuyu bugünkü maddi teşvik beklentisinden çıkarıp kalıcı bir çevre bilincine taşımak.
İşte bu noktada, şu an öne çıkmasa da şirketlerin göstereceği efor bir o kadar belirleyici. Kasadan önce görülen bir hatırlatma, bir ambalajın üzerinde yer alan bilgilendirme ya da iç iletişimde paylaşılan geri kazanım verileri gibi bilinçlendirme çalışmaları, hiçbir yasal gereklilik taşımadan sistemin toplumsal bir alışkanlığa dönüşmesinde belirleyici farkı yaratabilir. Çünkü tüketici bir ambalajı çöpe mi iade noktasına mı götüreceğine genellikle satın alma sırasında karar veriyor — ve şirketler tam olarak bu karara en yakın konumda duruyor.
SUSTAINEE PERSPEKTİFİ
Tabii bunun bir bedeli de var. Yasal zorunluluklar zaten şirketlere operasyonel ve finansal bir yük getiriyor; bilinçlendirme çalışmaları ise bu yüke ekstra bir operasyonel yük daha ekleyecektir. Yine de bu ek çabayı göze alan şirketler, sistemin gerçek bir alışkanlığa dönüşmesine katkı sağlarken, kazandıkları tüketici güveni ve marka itibarıyla bu yükü zamanla bir getiriye çevirebilir.
Şirket Karar Alıcıları İçin Sorular
Bu denklemde şirketlere düşen rolü netleştirmek için, karar vericilerin kendilerine sorması gereken birkaç soru öne çıkıyor:
- Depozito Yönetim Sistemi’ni yalnızca yasal bir yükümlülük olarak mı görüyor, yoksa sürdürülebilirlik stratejimizin bir parçası olarak mı konumlandırıyoruz?
- Tüketici bilinçlendirme çalışmalarına bir kaynak ayırmaya karar versek, bunu ek bir maliyet kalemi olarak mı yoksa bir yatırım olarak mı değerlendireceğiz?
- Sektörümüzdeki diğer şirketler bu konuda ne kadar aktif rol üstleniyor, biz bu alanda nerede duruyoruz?
Sonuç
Depozito Yönetim Sistemi’nin Türkiye’nin iklim stratejisinde ne kadar etkili olabileceği sorusunun cevabı, resmî belgelerde değil, gündelik bir tercihte saklı. Sistem kâğıt üzerinde iklim hedefleriyle ne kadar sıkı bağlanmış olursa olsun, bunu gerçek bir sonuca dönüştürecek olan, milyonlarca insanın her gün tekrarlayacağı küçük bir alışkanlık ve bu alışkanlığı kolaylaştırmayı seçen şirketler.
Bugüne kadar ortaya çıkan tablo cesaret verici: geri kazanım oranı yıllardır yükseliyor, sisteme gösterilen ilk ilgi güçlü, hedefler net. Ama bir sistemin potansiyeli ile gerçek etkisi arasındaki fark, genellikle ilk aylarda değil, heyecanın dinip günlük rutine dönüştüğü noktada ortaya çıkıyor. Depozito Yönetim Sistemi için asıl sınav da tam olarak burada: bugünün yüksek katılımını, yıllar içinde sıradanlaşmadan sürdürebilmek.
메타데이터
- post_id
- 06bb1ab15b6f
- slug
- depozito-yönetim-sistemi-türkiye-i̇klim-stratejisinde-ne-kadar-etkili-olabilir-06bb1ab15b6f
- url
- https://medium.com/@sustainee/depozito-y%C3%B6netim-sistemi-t%C3%BCrkiye-i%CC%87klim-stratejisinde-ne-kadar-etkili-olabilir-06bb1ab15b6f
- canonical_url
- https://medium.com/@sustainee/depozito-y%C3%B6netim-sistemi-t%C3%BCrkiye-i%CC%87klim-stratejisinde-ne-kadar-etkili-olabilir-06bb1ab15b6f
- author_url
- https://medium.com/@sustainee
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-08-21 15:42:48