← Back to list

Ressam Haklı ama…

Barnett Newman — “Vir Heroicus Sublimis” tablosu.

Oktay Adıgüzel · 2026-08-04 08:39 · 1 claps · 3.8 min read
#modern-art #sanat-tarihi #sanat #şiir #düşünce
Open on Medium ↗

Ressam Haklı ama…

Barnett Newman — “Vir Heroicus Sublimis” tablosu.

Barnett Newman — “Vir Heroicus Sublimis” tablosu.

Renk Alanı Resim Sanatı’nın (Color Field Painting) ortaya çıkması konusuyla birlikte bir soru hatta bir arayış da kafama takılır oldu. Özellikle de resim sanatındaki bu akımın Milli Şairimiz Mehmet Akif ile bir bağlantısı olup olmadığını görmek istedim. İkisi arasındaki farkı veya bağı keşfetmek ve anlamak istedim bir nebze. Peki nedir, Renk Alanı Resim Sanatı denilen şey?

1940’ların sonunda ortaya çıkan ve 1950’li yılların içerisinde devam eden bu akımda; kendisinden önce sembolikleşen geometrik motiflerin kullanıldığı resimlerin ardından artık o geometrik şekillerin ortadan kalktığı ve geriye sadece rengin kaldığı bir dönem başladı. Böylece Renk Alanı Resim Sanatı ortaya çıkmış oldu. Picasso ile başlayan ve çeşitlenerek artan geometrik yoğunluklu resim veya heykellerin yerini kaybettiği bir dönemdi bu. Sebebi ise akımın ortaya çıktığı yıllarda gizli olabilirdi belki de.

“ II. Dünya Savaşı.”

Büyük yıkımların yaşandığı bu savaşta Avrupa sarsılmıştı. İnsanlar üzerinde bir umutsuzluk hakim olmuştu ve dönemin insanları bunu en kolay sanat içerisinde anlatabilmişti biraz.

Sanat her dönemde insan için kullanışlı bir araç olmuştur. Parmak izleri gibi birbirinden apayrı olan insanın da anlatımı ve tarzı çok farklı şekillerde ortaya çıkmış ve bu yaşadığı dönemden de tamamen kopuk olamamıştır. Sanat eseri mutlaka yaşadığı dönemin etkilerini de öyle ya da böyle barındırmıştır. O hâlde 1940’larda ortaya çıkan Renk Alanı Resim Sanatını bu gözle görmeye çalışalım. Savaşın yıkıcı etkisiyle yok olan ülkeler ve Dünya’nın bugüne kadar gördüğü en büyük bomba ve katliamlar. Böyle bir ortamda yoğun duyguları anlatmak için sanatçılar çeşitli şeyler yaptılar elbette. Ama Renk Alanı adı verilen bu akımda yaptıkları şey artık sembolik şekiller bile değildi. Koca bir tuvali kaplayan tek bir renk veya birkaç renkti sadece. Böylece resim onlara göre, bir şeyleri anlatmak yerine hissettirmeye çalıştı. Akımın öncülerinin anlatımıyla saf renk ile manevi bir etki oluşturmak temel gayeydi. Hatta Mark Rothko yaptığı bir açıklamanın içerisinde “...onları boyadığımda yaşadığım dini deneyim...” diyordu. Yaptığı tuvalleri seyreden insanların da benzer bir deneyimi yaşamasını arzu ediyor ve sergi salonlarında bile kalabalık olmaması için düzenlemeler yapıyordu.

Barnett Newman — “Adam” tablosu.

Barnett Newman — “Adam” tablosu.

Akımın önemli temsilcilerinden bir diğeri de Barnett Newman olmuştur. Newman resimlerinde önemli bir imza hareketle öne çıkıyordu. Bunun için epey uğraşmıştı. “Zip” adını verdiği dikey çizgiler onun resimlerine koyduğu işaretti. Renk Alanı ile kaplanan tuvalin bir veya birkaç noktasında dimdik aşağı inen çizgiler onun anlatımını şekillendirmişti. “Adam / (Adem)” isimli tablosu tıpkı Rothko da olduğu gibi birtakım dini referansları barındırıyor ve bunu kendince hissedilebilir bir deneyim olarak sunuyordu. Ayrıca tablonun ismi de önemli bir detayı içerisinde saklıyordu. Adını Arapça ‘kırmız’ dan, ‘kırmız böceği’nden alan kırmızı, Türkçe’de ‘Adem’, İbranice’de ‘Adam’ demektir. Aynı zamanda bir Yahudi olan Newman, yaratılışa ait Tevrat metinlerini de biliyordu. “Adam” tablosunda kahverengiye yakın zeminde kırmızı dik bir çizgiyle ilk insan olan Hz. Adem’i kendi sanat anlayışıyla bizlere resmediyordu.

Yazının başında ifade ettiğim Mehmet Akif ‘in tam olarak bu konuyla alakasının ne olduğunu da yine Newman imzalı “Vir Heroicus Sublimis” isimli tablosuyla açıklayabilirim. Latince olan bu isim “Kahramane ve yüce olan insan” anlamlarına geliyor. Çeşitli yerlerde tabloyla alakalı olarak insanın kendisinin yüce olduğuyla ilişkilendirerek kırmızı rengin çarpıcılığını özdeşleştirdiğinden bahsediyordu. Geçmişte de güçlü insanları resmeden ressamlar, o insanlar ile kırmızı renk arasında bir bağ kurmuşlardı. Kırmızı her zaman vurucu ve vurgulayıcı bir renk oldu. Anlatılmak istenileni ve ilgi çekilmek istenen konuyu fazlasıyla öne çıkarır. İşte bu koca bir tuvali kaplayan kırmızı zemine baktığımızda Mehmet Akif’in şu dizeleri acaba aklımıza gelir mi?

“Sıvayıp akşama varmaz, sekiz arşın salonu

Sıvar ama ne sıvar...Sahibi der:

-Usta bu ne?

Kıpkızıl bir boya çektin odanın her yerine! ..”

“Ressam Haklı” şiirine ait bu dizelerde, bir adam evinin salonunu boyatmak için birini tutar ve adam bütün salonu kırmızıya boyar. Sonrasını Akif şöyle anlatır;

“Bu resim, askeri basmakta iken Firavun’ un

Kızıl Deniz yarılıp geçmesidir Musa’ nın

-Hani Musa, be adam?

-Çıkmış efendim karaya

-Firavun nerde?

-Boğulmuş.

-Ya bu kan rengi boya?

-Kızıl Deniz, a efendim yeşil olmaz ya bu da!

-Çok güzel levha imiş, doğrusu şenlendi oda! ..”

Yani odanın kıpkırmızı olma sebebi aslında Kur’an-ı Kerim’de de geçen Hz. Musa kıssasının önemli bir parçasıydı. Odayı boyayan bu boyacı yani Akif’in deyişiyle Ressam, hissettiği bu olayı anlatabilmek için daha doğrusu aynı hissiyatı yaşatabilmek için bütün odayı kırmızıya boyamakta bulmuştu çareyi. Mehmet Akif’in yaşadığı yıllara baktığımızda gözlerinin önünde büyük bir medeniyet çökmek üzereydi. Bu durumun onda oluşturduğu büyük kırgınlık, kendisini feryat eden bir şaire dönüştürmüştü. Başka bir şiirinde ise matem’ in kendi hakkı olduğunu savunuyor ve Bülbül’ün bile bunun karşısında susmasını istiyordu. Böylece yaşadıklarının ne denli büyük bir trajedi olduğunu bir yönüyle gösteriyordu. Akif’den sonra Dünya’nın gördüğü ikinci büyük savaşını yaşayan Newman da hissettiği duyguları göstermek değil yaşamak istiyor ve bunu yaşatmak için de kendi anlatımını ortaya koyuyordu. Odayı kaplayan kırmızı bir tablo. Tablosunun üzerinde de yine onun imzasını taşıyan dik çizgiler. Bu dik çizgiler, bir merhaleyi veya resmin içinde tıpkı Adem’i anlattığı gibi insanları temsil ediyor olabilirdi. Belki de Akif’in şiirindeki gibi Kızıldeniz’i…

Akif’in şiirini şöyle bir uzaktan izlediğimiz zaman; duvarları kırmızıya boyanmış bir odanın içerisinde ayakta durup konuşan iki insanın, kırmızı duvar üzerinde tıpkı iki dik çizgi gibi gözüktüğünü ve bir Newman tablosu gibi olduğunu da görebiliriz belki. Sanatçılar farklı olabilir, farklıdırlar da. Ancak hissettiklerimiz tek bir hakikate dayanıyor ve hakikat bizi yaratan Yaratıcı’nın içimize koyduğu ve bizi insan yapan şeylerin içerisinde saklıdır. Önemli olan hakikatin karşısında doğruyu bulmak ve hissetmek kadar, onu hayatımıza tatbik etmek de olmalı. Yoksa başka bir Yahudi olan Rothko gibi hayatı boyunca tıpkı Newman ile benzer olarak gerçek olanı (hakikati) hissettiğini zannedip -bazen de gerçekten hissedip- sonra da intiharla hayatını sonlandırmak ancak Yaratılış’ın aksine davranmak olur.


메타데이터
post_id
08190ba3bbf8
slug
ressam-haklı-ama-08190ba3bbf8
url
https://medium.com/@oktaylevs/ressam-hakl%C4%B1-ama-08190ba3bbf8
canonical_url
https://medium.com/@oktaylevs/ressam-hakl%C4%B1-ama-08190ba3bbf8
author_url
https://medium.com/@oktaylevs
status
ok
fetched_at
2026-08-12 17:13:33