Dansa Davet
Dans Vebası, 16.yüzyılda Fransa’nın Strazburg kasabasında gerçekten yaşanmış bir olay. Kulaklarınız daha önce veba, kolera ya da corona…
Dansa Davet

Kaynak
Dans Vebası, 16.yüzyılda Fransa’nın Strazburg kasabasında gerçekten yaşanmış bir olay. Kulaklarınız daha önce veba, kolera ya da corona gibi salgın hastalıklara aşina olmuş olabilir fakat bu başka… Bu hastalık umudunu kaybeden bir halkın hikayesi. Dans etmek peki bir çığlığı susturmak mıdır? Günümüzde de düşüncelerden kaçmak için çeşitli faaliyetlerde bulunmuyor muyuz zaten?
Resim yapmak, dil öğrenmek, enstrüman çalmak, farklı şehirler ve ülkeler görmenin temelinde de bir şeyler kaçmak yok mudur? Belki bizim meşguliyetlerimiz mecburi değil zevki sefa diyebileceğimiz niteliklerde ama geçmişin tozlu raflarına baktığımız zaman insanlar isteyerek, bile isteye kapılmamış bu hastalığa. Ağlamak, hüzünlenmek elbet bir dışa vurum olabilirdi onlar için lakin onların ruhlarından önce bedenleri ölmüştü. İlk bedenleri bu baş kaldırıyı gösterdi. Daha fazla dayanamıyorum diyerek kaçıp dansa verdiler kendilerini.
Siz olsaydınız ne yapardınız? Günümüzde bu delilik diye adlandırılan duruma ayak mı uydururdunuz yoksa kanınızın son noktasına gelince kadar çözüm mü aradınız? Kaçmanın güç olduğu bu ibretlik hikayeyi gelin biraz daha açalım…
Umutsuzluğun baş döndürdüğü, günümüzde bile hâlâ nedeni yedikleri bir bitkiden mi yoksa bir mikroorganizma mı veyahut kitlesel bir histeriden mi olduğu tartışılan bir hikâye var kitap boyunca. Şehir halkı yoksulluk sınırını çoktan geçmiş sefalet içinde. Tüketebilecekleri hiçbir şey yok, şehirde tek bir hayvan dahi yok, insanlar umutsuzluğun baş döndürdüğü bu şehirde açlıktan yeni doğan çocuklarını dahi yemek zorunda kalıyorlar. İşte böyle bir ortamda bebeğini nehire bırakan bir anneyle başlıyor hikâyemiz. Onu besleyemezdik veyahut komşularımız gibi onu yiyemezdik, nehire bırakmamız daha iyi diye teselli eden eşiyle. Düşünceleri hayatın silsilesinden kaçmak istiyor. Kadının zihninde duyduğu sesleri dinleyerek aniden dans etmeye başlıyor. “Dans etmek bir çığlığı susturmak mı?” Sonra bütün şehir halkı onlara eşlik etmeye başlıyor. Dans ederken ölenler bile mevcut.
Halkın ileri gelmiş seçkinleri bu duruma bir çözüm bulmak için toplanıyor. “Istıraba gömülmüş bir şehrin dayanılmaz gerçekliğinden kaçmanın hele de yoksul bir halk için tek yolu dans diyor,” birileri. Kiliseye depoladıkları yiyecekleri halka ücretsiz dağıtmaları gerektiğini söylediğinde Kilise Piskopos’unun verdiği cevap ise işledikleri günahlar yüzünden Tanrı’nın bu felaketleri reva gördüğünü, Tanrı ne veriyorsa onunla yetinmelerini söylüyor.
Durumun seyrini ise piskopos konutunun kapısına sıkıştırılmış bir kağıt parçası değiştiriyor. Reformdan korkan kilise belediye ile anlaşmaya yanaşıp depoladıkları yiyeceklerin ambarın kapısını halka açıyor.
Kimine göre delilik, kimine göre Tanrı’nın verdiği bir ceza olan bu durum bana göre acılardan kaçmanın bir şeklini bulmuş halkın pasif direnişi..
Nazlı OKUMUŞ
메타데이터
- post_id
- 0941b33e369d
- slug
- dansa-davet-0941b33e369d
- url
- https://mediumturkiye.com/dansa-davet-0941b33e369d
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/dansa-davet-0941b33e369d
- author_url
- https://medium.com/@okumusnazli113
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-16 02:41:41