Bitmeyen Kabus: Antakya’da Yarım Kalan Gülüşler
Yıkılan sadece binalar değil, anılar ve somut imgeler… Hataylı bir öğretmen ve bir depremzedenin sarılarak paylaştığı o büyük boşluk: “Her…
Bitmeyen Kabus: Antakya’da Yarım Kalan Gülüşler
Yıkılan sadece binalar değil, anılar ve somut imgeler… Hataylı bir öğretmen ve bir depremzedenin sarılarak paylaştığı o büyük boşluk: “Her şey grileşiyor.”
- Video & haber: Cansu Acar
[embed]
Antakya- Hatay’da depremin üçüncü yılında yapılan yürüyüşte, her adımda bir insanın hikayesi, her köşede bir kaybın izi var. Antakya’da 5 Şubat’ta yapılan anma yürüyüşü çamurların, yağmur suyuna karışmış çimentonun, yıkık binaların, molozların yanından yapılıyor. Canan da kendisi Adana’da, kuzenleri ise Hatay’da depreme yakalanmış depremzedelerden biri. Elinde taşıdığı fotoğraf dikkatimizi çekiyor. Fotoğrafı soruyoruz, Hatay’da kaybettiği kuzenleri olduğunu söylüyor.
‘Yaşananlar bir kabus muydu?’
Kuzenlerinden biri Özge, 30 yaşında ve boşanma aşamasında, Hatay’da yaşarken enkazın altında kalarak hayatını kaybediyor. Fotoğraftaki diğer kuzeni ise 26 yaşındaki Yusuf. Adana’da yaşayan Yusuf, depremden önceki gece boşanma aşamasındaki ablası Özge’ye destek olmak için yanına geliyor. İkisi birlikte depreme yakalanıyor ve on gün sonra enkazın altından cansız bedenlerine ulaşılıyor. Canan şöyle anlatıyor Yusuf’u:
“Yusuf bir yıllık avukat idi ve sanırım Hatay Barosu’nun en genç avukatı idi. Keşke o gece Adana’da kalsaydı. Bilmiyorum ne denir ki… Keşkelerle dolu 3 sene geçti.”

Hatay’da depremde iki kuzenini kaybeden depremzede Canan. — Fotoğraf: Cansu Acar/ nonplatform
Özge ile son konuşmalarının Özge’nin boşanma aşamasına ilişkin olduğunu belirten Canan, şunları söylüyor:
“Yusuf, Adana’dan Hatay’a geliyor. Ablası boşanma aşamasında… [Enkazdan] 10. gün çıkarıldı. O günden sonra yeni bir hayata doğduk gibi düşünüyorum. Çok daha kötü bir hayat. Hala böyle ara ara uyandığında şey diyorum; Acaba yaşananlar bir kabus muydu? Bir gün uyanacağız ve her şey yine o 5 Şubat gibi olacak mı? Hâlâ bazen böyle kabullenemiyorum. Sanki bir kabusun içindeyiz. Bir gün uyanacağız. Olanların hepsi çok kötü bir kabusmuş. Sanki geri geleceklermiş gibi…”
Bir yandan da kayıplar için yürüyüş devam ediyor. Canan’ın anlattıklarına kulak veren bir öğretmen, aramıza katılıyor… Canan’la derdini paylaşıyor. Hatay’da yıllarca öğrenci yetiştirmiş, depremde öğrencilerini ve velilerini kaybetmiş bir öğretmen.
“En küçük şey tetikliyor” diyor. Hataylı öğretmen sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bir fotoğraf görüyoruz, bir tanıdığa rastlıyoruz… Evin yanından geçerken özellikle de kaybettiklerimizin, o binaların yanından geçerken…”
Canan bu acının etrafında büyüdüklerini söylüyor ve devam ediyor:
“Bu kabullenmişlik ya da alışmışlık değil. Yani artık acı çekmediğimiz anlamına gelmiyor. Hala çok taze… Betimleyemediğim bir eksiklik var. Hiçbir zaman gülüşüm tam değil.”
Tam da bu sırada Hataylı öğretmen, çok fazla öğrencisini kaybettiğini söylüyor ve gözyaşlarına boğuluyor. Canan, elini omzuna atıyor öğretmenin. Bir süre sessizleşiyor ikili. Sessizliğin ardından öğretmen, şöyle başlıyor sözlerine:
“Hangi birini bilmiyorum… Komşularımız, binlerce can, anılar, hafızamız, şehir…”
Yeğeniyle gittikleri park gezisini anlatıp kesilen ağaçları gördükten sonra eve gidip nasıl isyan ettiklerini söyleyen öğretmen son olarak şunu dile getiriyor:
“Anımızı koymadılar.”
Bir şeyleri anımsayabilmek için somut imgelere ihtiyaç olduğunu belirtiyor Canan, “Her şey grileşiyor” diyor ve öğretmene “Size sarılabilir miyim?” diye soruyor. İkili birbirlerine sarılıyor ve yürüyüş devam ediyor.

메타데이터
- post_id
- 0ab3a20a2c4d
- slug
- bitmeyen-kabus-antakyada-yarım-kalan-gülüşler-0ab3a20a2c4d
- url
- https://medium.com/@nonplatform/bitmeyen-kabus-antakyada-yar%C4%B1m-kalan-g%C3%BCl%C3%BC%C5%9Fler-0ab3a20a2c4d
- canonical_url
- https://medium.com/@nonplatform/bitmeyen-kabus-antakyada-yar%C4%B1m-kalan-g%C3%BCl%C3%BC%C5%9Fler-0ab3a20a2c4d
- author_url
- https://medium.com/@nonplatform
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-24 04:09:36