← Back to list

Kendine kadar filozof

Kırk yaşıma geldiğimde kendimi peygamber olacak sanıyordum. Oysa şimdi küçük bir müminliğe razı geldim. O bile hakkıyla değil.

pinaricka in Çağdaş, Özgün, Yaratıcı ve Türkçe · 2026-04-09 12:59 · 1,302 claps · 1.7 min read
#ergenlik #müzik #felsefe #hikaye #türkçe
Open on Medium ↗

Kendine kadar filozof

emre aydın (2007)

emre aydın (2007)

Artık okumadığınız, hem ihtiyacı olan alsın hem de “Vay be, ne çok okuyan bir insan!” diye şekliniz olsun diye apartman önüne bıraktığınız kitapları, yani “kültür çöplerini” sadece kâğıt toplayıcıların aldığı canım mahallemden; bir otobüs, bir tramvay ve bir vapur ile canım arkadaşımın sosyal medyada bulduğu canım kafeye ulaştım.

Yeni nesil kitap kafelerden biriydi… Hani insanların laptoplarını açıp harala gürele çalıştığı, Word belgesi açıp İrem-Hayalet Sevgilim şarkı sözlerini hızlı hızlı yazdığı yerlerden…

İki hoşbeş, bolca selfie; çekilen fotolardan ikimizin de aynı anda güzel olduğu birini seçip ve filtre app’i uygulayıp paylaştıktan sonra, yani günümüzün çoğunu harcadıktan sonra ona yeni yeni konuşmaya başladığım çocuğun 12 bin takipçili sosyal medya profilini gösterdim.

— E, çok yakışıklı bu… O en son bir hafta görüşüp üç hafta takıntı yaptığın o gitarlı çocuktan çok mu kötü?

— Sorma ya, çalgısı gitar, boyu ukelele dingilini…. Neyse onu geç… Bunun profilinde biraz zaman geçirince otomatik aldatılıyorsun, onu ne yapacağız? Bir yıl sonra adli vaka garantili…

Sonra bana şöyle dedi: “Pinariçkom, sen de insansın, o sürede başkasına âşık olabilirsin.”

Eve dönene kadar bu düşünce kafamda döndü durdu. Haklıydı çünkü…

Geç ergenliği Emre Aydın-Afili Yalnızlık albümüyle geçmiş ben için radikal bir hak vermeydi aslında. Messenger’da paylaşımları “Bin bıçak var sırtımda, biniyle de adaşsın.” ya da “Kim dokunduysa sana ona git.”ler yazan birisi için özellikle… ‘Ayrı Ayrı’ şarkısında O zamanlar metro ya da tramvay hattı olmayan Malatya’da ‘“İki ayrı trenle uzaklaşan gitgide” cümlesine triplenen biri için…

Şimdi eve dönerken bindiğim Kabataş-Bağcılar tramvay hattında yanlış yöne binsem daha çok yanar canım…

Bu kadar sadakat, duygulu ve iyi niyetle kırk yaşıma geldiğimde kendimi peygamber olacak sanıyordum. Oysa şimdi küçük bir müminliğe razı geldim. O bile hakkıyla değil.

İlişkilerden öğrendiğim, bazı insanların bayağı bayağı kötü olduklarıydı. Size göre sol yanınızın, onlara göre ise sağ yanınızın kendi şahsi lunaparkları olduğunu düşünürler. Ve oradan giderken bütün ışıkları söndürüp çıkarlar; siz ise şalteriniz attı sanıp kendinizi suçlarsınız..

Ve tuhaf yaratıklardı.. Arkadaşça yaklaşmanızı flörtöz sanır ama flörtöz davrandığınızda arkadaş olduğunuzu iddia ederler..Ve her seferinde “Sen kafanda kurmuşsun kızım.” olur.

O yüzden yaşlandıkça o nahif ve naif hallerim gitti.

Hayır demeyi öğrendim: “İstemiyorum .mınakoyim.”

Rest çekebilmeyi: “Kes lan göt.”

Ve kolayca vazgeçmeyi: “Sikerler…”

Yani daha çok küfretmeyi…

Kültür çöplerimin kâğıt toplayıcılarınca toplandığı mahallede kimden utanacağım dedim ve apartmanın önüne geldiğimde iki omzumdan öpüp “Go girl!” dedim kendime. “Sen kimseyi aldatmadın… Düşüncede bile…”


메타데이터
post_id
0c28b7ac8157
slug
kendine-kadar-filozof-0c28b7ac8157
url
https://medium.com/dili-turkce-in-turkish/kendine-kadar-filozof-0c28b7ac8157
canonical_url
https://medium.com/dili-turkce-in-turkish/kendine-kadar-filozof-0c28b7ac8157
author_url
https://medium.com/@pinaricka
status
ok
fetched_at
2026-07-15 00:11:25