Sessizlerin Şarkısı .1
Dönüş Gerçekten Var mı?
Sessizlerin Şarkısı .1
- Dönüş Gerçekten Var mı?
Yine bir yaz akşamı, belki bir sokak köşesinde karşılaşacağız, Uzak kalmanın, sessizce büyümenin izleri olacak yüzümüzde. Ve konuşacağız, saatlerce, her şeyi en baştan anlatır gibi, Gece ve örttüğü sırların yarılıp sabahın ortaya çıkması gibi, açacağız kendimizi.
- Abartılıyor Yeryüzü
Bütün kitapları yaktık, bütün harfleri unuttuk varsay, Geriye sadece tenin ve ruhun çıplak alfabesi kalsın. Zaman denilen o acımasız, o hiç durmayan sarkaç, Vurdukça kalbimizin tam orta yerine, Sökülür göğsümüzden o vahşi, o gururlu hüzün. Biz ki etten ve kemikten yapılma birer sürgünüz bu dünyada, Birbirimizin yarasına dokunmadan nasıl iyileşebiliriz?
- Deniz
Kopar güzelim Akdeniz, yırt o sığ kıyıların uyuşuk tüllerini, Bana karada çürümeyen, dik ve patavatsız bir karakter verdin. Söküp al harflerini bu kentin, yine geleyim o dilsiz derinliğine; Lafı dolandırmayan dalgalarınla konuşsun artık susturulan her yerim.
Bütün limanlar söküldü bak, pusulalar kendi kutbunda eridi, Teni yakarak temizleyen o tuz, şifa gibi yayılıyor vücuduma. Ne geçmişin o hantal silüeti sığıyor bu akışkan tasvire, Ne de yarının o tekinsiz, o kurulmamış tuzakları. Çözülüyor zaman, yavaş yavaş sakinleşiyorum; Bu kaygısız akıntında, seninle bütünleşiyorum
- Sessizlerin Şarkısı
Yürüdüğümüz yollar şimdi sessiz ve serin, Kulağımda yankısı o eski sohbetlerin. Huzur veren sesinle dolarken loş odalar, İçimde melankoli, gözlerim gözlerinle derin
Zaman akıp gidiyor, vuruyor her adımda sazı, Sokaklar fısıldıyor o eski şarkımızı. Elimi uzatsam da boş kalacağından avucum, Sana emanet ettim kaybolan yıldızımızı
Gölge gibi geçtiğim sokaklar var. Her köşesi, uyanıkken gördüğüm bir rüya olarak seni anlatan. Hatırlatmak bilmiyor o yaraların anısı Sustursa artık şu alaycılığı sessizlerin şarkısı…
- Gazinin İnadı
Bu bir inat söylevidir; mantığın kemiklerini kıra kıra büyüyen, Gerçek denilen o bayat sofrayı reddedenlerin gizli yemini. Herkes keyfine düşkün, bakmaya yüz çevirmişken dünyaya, Bir tek vazgeçmeyenler ayakta tutar gökyüzünün sarsılan direklerini. Çünkü düşlemek; özgürlüğün şerefine yapılmış bu zindandan Kendi tırnaklarınla kazıyarak açtığın o tek kişilik firar tünelidir.
Hayır! İnadım inat. Akıl çoktan teslim bayrağını çekti, dünya yerli yerinde duruyor, Herkes uykusunda teslim olurken bu evcil, bu soğuk dünyaya. Düşlemek, sınırlardan sıyrılıp zamansız bir coğrafyada yürümektir; Bu bir yenilgi değil; insanın kendi yangınından bir kıvılcım çalmasıdır.
- Eksilme Payı
Seni hep o kutsal masallarla avuttular anne, Kusursuz bir gökyüzü uydurdular senin yorgun adına. Oysa ben çamaşır suyuyla kuruyan ellerini gördüm, Avucundaki derin çizgiler, nafile bir sonun ilmeği şimdi.
Dünya çökmeye dursa gelip dizlerine sığınamam artık, Dizlerin kendi gövdeni bile taşımakta zorlanırken, Beni hemen kabul edersin, bilirim. Ama ne çare; o mukavemet bitti, o surlar yıkıldı artık.
Sessizce izledin sen günbegün eksildiğini, Hiç var olmayan neşen, bizim kuralsızca bölüştüğümüz bir miras, Senden dökülen her zerre, omuzlarımda donup kalan birer zaman sillesi.
Kutsal bir cömertlik değildi bu, adanmış bir intihardı besbelli; O devasa sevgiyi bu evin odalarına, bizlere hunharca fırlattın. Sen ellerinle dizdiğin bu yuvada, kendi ömrünü bozuk para gibi harcadın.
Ben bir kadının yaşanmamış o kayıp ömrünü taşıyorum sırtımda, Sen her ne kadar kabullendiysen de o yarım kalmışlığı, Ben bir türlü kabullenemedim, sığdıramadım içime; Çünkü istemezdim; benim sönük var oluşum, bir başkasının Her gün yok oluşu anlamına gelsin istemezdim.
- Gece Yarısında Neyin Provası
Zamanın pıhtılaştığı o tekinsiz, kör saatlerdeyim, Sokak lambalarının altında kuruyan hüzünlü bir damla gibiyim. İçimde biriken o eski, o kimsesiz kütüphaneler, Hangi harfe dokunsam, tozlu bir vedayı fırlatıyor yüzüme. Çünkü yalnızlık dediğin; bitmeyen bir tiyatronun boş salonunda, Kendi sesinin yankısıyla durmadan çarpışmaktır bilirim.
Bırakıyorum kalbimi bu yalın, bu tertemiz aydınlığa, Kelimeler süssüz, harfler hafif, her dize kendiliğinden uyanıyor. Ve nihayet kapılar açılıyor o ucu bucağı olmayan büyük sabaha, Gözlerim ağrıyor; Sadece akıyorum,nefes alıyorum. Ve hafifliyorum.

메타데이터
- post_id
- 0ec79e261e05
- slug
- sessizlerin-şarkısı-1-0ec79e261e05
- url
- https://mediumturkiye.com/sessizlerin-%C5%9Fark%C4%B1s%C4%B1-1-0ec79e261e05
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/sessizlerin-%C5%9Fark%C4%B1s%C4%B1-1-0ec79e261e05
- author_url
- https://medium.com/@mehmet.aliigumus
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-08 22:45:43