Güz Dökümü
Türkiye, ılıman kuşak ile subtropikal kuşak arasında yer alır. Ilıman iklim kuşağı etkisi olarak dört mevsim görülür. Denizler ve yeryüzü…
Güz Dökümü
Türkiye, ılıman kuşak ile subtropikal kuşak arasında yer alır. Ilıman iklim kuşağı etkisi olarak dört mevsim görülür. Denizler ve yeryüzü şekilleri iklim tarzını değiştirerek farklı iklim çeşitlerinin görülmesini sağlamıştır. Mevsimlerin etkileri iklim çeşitlerine göre değişiklik gösterir. Bunun sonucunda ülke genelinde birbirinden farklı iklim özellikleri aynı anda etkili olur.
Türkiye, Akdeniz Havzası'nda bulunmaktadır. Akdeniz iklimi yazları kurak ve sıcak, kışları ılık ve yağışlıdır. Mevsimler arası geçişlerin ve mevsim etkilerinin daha belirgin görüldüğü bir iklim çeşididir.
Bu kısa coğrafya bilgisini vermemin sebebi bu yazının mevsimler hakkında, aslında güz mevsimi hakkında olmasıdır. Daha doğrusu, dünyanın karşılaştığı ama görmezden geldiği en büyük problem olan iklim krizinin yok edeceği güz mevsimi hakkında bir anma yazısıdır bu.
İklim krizinin etkileri gün geçtikçe artmaktadır. Buzullar erimekte, su seviyeleri ve tuzluluk oranları değişmekte, sıcaklıklar artmaktadır. Kuraklıklar ve çölleşme bir yandan artarken orman yangınlarının boyutu da gün geçtikçe büyümektedir. Yaşam alanları hızlıca daralmaktadır. Bunun sonucunda kısıtlı su kaynaklarına erişmek için kitlesel büyük göçler gelecekte bizi beklemektedir.
Kaydedilen sıcaklık dereceleri yeni rekorlar kırmakta, sıcaklık ortalaması hızla artmaktadır. Hava sıcaklığının artışı nedeniyle iklim kuşaklarında kaymalar olmaktadır.
Subtropikal kuşak kuzeye doğru genişlemekte, ılıman kuşağın kaymasına neden olmaktadır. Akdeniz Havzası bu yüzden tehlike altındadır. Akdeniz ikliminin yerini yarı kurak iklim almaktadır. Yarı kurak iklim, daha sıcak ve kurak bir yaz mevsimi, ılık ve az yağışlı kış mevsimi görülmesine neden olacaktır.
Subtropikal kuşakta iki mevsim görülür. Subtropikal kuşağın ve yarı kurak iklimin etkisiyle geçiş mevsimleri yavaş yavaş ortadan kalkmaktadır. Yaz aylarının etkin olduğu dönem artmış, kış ayları daha ılık ve az yağışlı geçmeye başlamıştır.¹
Anlaşılacağı üzere yaz ve kış mevsimleri farklı kimliklere bürünerek bizimle olmaya devam edeceklerdir. Ama bahar ve güz kimliklerini kaybederek onların içine karışıp gideceklerdir. Yaz ve kış hayatımızda yer alacağından onlar yerine hazır konuşabiliyorken bahar ve güz hakkında hissettiklerimizi dile getirmeliyiz.
Bahar hakkında konuşup neşe saçmayı düşünebilirdim. Aksine hazır da kapısına dayanmışken yazının genel havasına uygun olan güz mevsimiyle ilgili konuşup hüzün yaymayı seçtim. Güz mevsimine adayabileceğim son kelimeleri sunmamın vakti geldi.
Güz mevsimi, genel itibariyle sonbahar olarak geçiyor. Şu anki durum düşünüldüğünde dramatik etkiyi nasıl da yansıtıyor. Sadece bu adı değil, diğer adları da öyle. Hüzünü çağrıştıran hazan ismi veya üzümlerin toplanma zamanı olan bağbozumu da mevsim gibi duygu yüklü.

Claude Monet, Autumn on the Seine at Argenteuil, 1873
Güz sözcüğünün kökeni eski Türkçe'de küz sözcüğünden gelmektedir. Küz sözcüğü kü- kökünden evrilmiştir. Kü beklemek anlamına gelir.² Doğa baharda tekrar uyanmak üzere solgun bir uykuya dalar. Güzün bahara kavuşma hayali nice bekleyene hasret ve umut vermiştir. Güz hüzünlü gözlerin özlemine yoldaşlık etmiş, döktüğü her yaprakla yolları arşınlamıştır.
“Şimdilerde altından geçtiğim bütün ağaçlar yapraklarını döküyor. Havada hazan var, yüreğimde hüzün...”
- Cemal Süreya
Yaz aylarının seveni vardır. Uzun, güneşli ve parlak günler insana enerji yükler. İçini yaşama isteğiyle doldurur, kendini sokağa atasın gelir. Deniz ve kum serin kollarını açar, dalga dalga taşır bedenini hayali. Ne giysem derdi yoktur, hangisi daha havadar diye düşünülür sadece.
Bunlar yazın sevimli yüzüdür. Ama en yazcı geçineni bile sıcağı görünce gölgelere sığınmaya çalışır. Kendini sokağa atmak için havanın serin olmasını bekleyerek saatleri sayar. Nemden yapış yapış olmuş şekilde klima önüne kamp kurar. Yaz o kadar da parlak değildir yani.
Kış aylarının da seveni vardır. Böyle dumanı üstünde içeceklerini alıp, kalın, yumuşak battaniyelerinin içine girip, koltuklarına gömülüp hiç kalkmak istemeyen insanlardır. Pencere önlerine tüneyip havanın soğumasını ve kar yağmasını beklerler. Ola ki kar yağarsa da üst üste giyinip can kurtaran botu gibi dışarı yuvarlanırlar.
Kısa ve kapalı günler yüzünden sabahla akşamı karıştırırlar. Bütün gün yataklarından kalkmak istemezler. Kapıdan adımlarını attıklarında yüzlerine çarpan soğuk hava onları selamlar ve beni sevmiyor musun artık der. Üstüne bitmek bilmeyen hastalıklar gelir. Tasvir edip de insanları soğutmaya değmez.
İşte böyle yazcılar ve kışçılar arasında bir rekabet vardır. Sürekli yaz şöyle güzel, kış böyle güzel; yaz hiç çekilmez, yok kış çekilmeyen diye atışırlar. Ama görüldüğü gibi ne yaz o kadar güzeldir ne de kış. Üstelik başta belirttiğim gibi yaz da kış da kimliklerini kaybetmeye başladı. Yaz daha kavurucu, kış daha ılıman oldu. Bu gidişle sadece yaza ve kışa kalacağız ama sevenleri kalmayacak.
Ben şahsen baharı severim. Ne çok sıcaktır ne de soğuk. Doğa kıştan çıkmanın coşkusuyla üstündeki ölü toprağı atar. Yavaş yavaş canlanmaya başlar. Ağaçlar yeşillenip çiçek açar, kuşlar yuvalarından baharın gelişi şerefine senfoniye tutulur. Yaza bir hazırlıktır bu. İnsanlar da baharın narin ellerinde nasıl huzur içinde olduklarını bilmeden yazı bekler.
Baharın güzelliklerini anlatıp övgüler düzmeyi, coşkun sevgimi anlatmayı ne kadar çok istesem de dediğim gibi bu yazı güz hakkında. Elimizden kayıp gidecek, bir daha da geri gelmeyecek güz hakkında. Ve belki de yaşayacağımız son güzlerden biri bitmeden hatıralara geçirmeliyim.
Güz bellirttiğim gibi kökenini beklemek anlamına gelen kü- kökünden alır. Şairlerin, yazarların mısralarında, ressamların tuvallerinde güzün hasret kokusu buram buram duyulur. Beklemenin hüznü güzün solgun doğasına işler, inceden esen seher yeliyle süzülür. Dökülen her yaprakta bir gözyaşı saklıdır. Kimi zaman kavuşmanın sevinciyle dökülür, kimi zaman da gelmeyenin hüznüyle.
“En sevdiğim mevsime geldik. Yapraklar sararacak, gök gürültülü yağmurlar yağacak... Sonbahar hüzündür. Hüzün ise ben...”
- Özdemir Asaf
Yazın son günleri belli eder güzün hüznünü. Günler adım adım kısalmaya başlar. Güneş her gün biraz daha erken uykuya dalar. Hava serin bir örtü gibi yayılır toprağa. Kuşlar son şarkılarını söyleyip sahneyi terk etmeye hazırlanır. Yaz da kuşlara yetişmek için son renklerini toplayıp peşine düşer.
Güz düşmüştür artık gökten günler geceler boyu taşıdığı hüzünle. Kara bulutlar sözleşmiş, her bir yerden gelmeye başlamıştır. Kimsesiz umutlar kentin sokaklarında sallanır durur öylece. Islanır düşen her yağmur tanesinde. Yine de yetmez onca umudu sürükleyip götürmeye güz yağmurunun yaşları. Bundandır gün doğmadan süpürülmesi sokakların.

Vincent van Gogh, Landscape with Trees, 1881
Yapraklarda gözyaşları saklıdır demiştim ya düşer düşer bitmezler. Güzün kızıllığı da akmaktan kan toplayan gözlerden gelir. Kışın neden beyaza bürünür her yer sanırsınız. Ağlamaktan bitap düşmüş gözler ne görsün yere düşen mendilleri. Oymalı, işlemeli, dantelli mendiller... Bir sevgiliye verilen hatıra, bir çocuğun taşıdığı anne parçası, bir dostun yolunda son bakış...
“Sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur- Sesinin solgun göğünde Küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur. Savrulur her yana kavruk kelimelerle, Yüreğini acıyla buruşturur. Bakışının pasıyla zırhlanan dünya, Binlerce pıtrak yapıştırır yüzünün kumaşına Sonbahar -ki doyumsuz bir aşkın sonudur.”
-Metin Altıok
Ağaçlar soyunmaya, ayların verdiği yüklerden kurtulmaya başlamıştır. Yapraklar düştükçe içinin kırılganlığı dışarı taşar. İncecik dalları hafif bir rüzgar el etse kendini bırakacak gibidir. Gövdesi hafiflikten uçacak da kökleri aklına gelince şaşkınlıktan donakalmıştır. Yaprakları diplerinde gördükçe üşüme yayılır içine. Yağmurda yıkanan kimsesiz umutların sahipleri sarılın ağaçlara. Onlar da sizin gibi yalnız sonuçta.
Çiçekler boynunu büker bu duruma. Arılar artık daha seyrek uğrar yanlarına. Böcekler zaten yuvalarına çekilme telaşına düşmüştür. Her geçen gün daha bir solar bu yalnızlık. Çimenler desen dünden hazır sararıp solmaya. Yapraklar da kaplamışken etraflıca çiçekler de boyun erer kaderlerine. Son bir boyun eğerek selam verip baharda tekrar buluşmak için vedalaşırlar.
“Anlaşılan sonbahar. Kimimiz paltolu, kimimiz ceketli. Yapraksız arkamızdaki ağaçlar...”
- Melih Cevdet Anday
Kuşlar hazırlamışlardır çıkınlarını. Gidilecek uzun bir yolları vardır sonuçta. Hava iyice kararıp ortalık buz kesmeden başlamalıdır yolculuk. Doğa bırakmıştır kendini, dökmüştür tüm kederini. Söylenmişti son şarkılar zaten, reverans vaktidir artık. Ama fazla da uzatılmamalıdır ki sürüye yetişilebilsin. Ve kuşlar hep birlikte göç törenine başlar. Bulutlar geriye çekilip sahneyi şimdilik nihai şovları için onlara bırakır.

Egon Schiele, Four Trees, 1917
Rüzgarlar daha bir deli eser. Gördükçe doğanın bu halini duramazlar yerlerinde. Bütün hüzünleri önüne katıp götürmek istercesine delice eser dururlar. Sanki kıyamet kopmuş da yıkılmadık şey bırakmak istemiyormuş gibi... Uçuşan her nesne kıyametten sağ kurtulanlardır aslında.
Yolda yürürken rüzgarın ıslığını duyarsınız kulağınızda bilin ki bu güz dökümüne yakılan türkünün mısralarıdır. İyice kulak verin bu türküye, belki de bir daha duyamazsınız.
Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç Ağaçlar bükmesinler n’olursun boyunlarını Neden akşam oluyorum tren kalkınca Kırlangıçlar birdenbire çekip gidince Mendiller sallanınca neden tıkanıyorum Öyle çok acımasız ki öyle birdenbire ki Az önceki çiçekler nasıl da diken diken Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç O sularda çimdik, bitti; köprüleri geçtik, bitti O elmanın tadı orda, o kuş çoktan öttü, bitti Artık çocuk değiliz, susarak da bir şeyler diyebiliriz Günler devlet alacağı, yıllar bir kadehçik buzlu rakı Oyunlar oyuncaksı, oyuncaklar eski şarkı Kavaklara oklu yürek çizip duran o çakı Nerde şimdi, nerde şimdi, nerde o kan sarhoşluğu Gitme, sonbahar oluyorum, sonrası hiç…
- Hasan Hüseyin Korkmazgil
메타데이터
- post_id
- 10cbc24b13df
- slug
- güz-dökümü-10cbc24b13df
- url
- https://medium.com/@ugurcantsn/g%C3%BCz-d%C3%B6k%C3%BCm%C3%BC-10cbc24b13df
- canonical_url
- https://medium.com/@ugurcantsn/g%C3%BCz-d%C3%B6k%C3%BCm%C3%BC-10cbc24b13df
- author_url
- https://medium.com/@ugurcantsn
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-28 01:00:03