← Back to list

Evrim 58 — Kaburga Kemiğinden Yaratılış | 2. Bölüm: Merfû Hadislerde 3 Farklı Anlatım

Coğrafya ve Kültür Havzasının Etkisiyle, Rivâyetler Üzerinde Râvîlerin Farklı Tasarruflarda Bulunması

Yaratılış Ayetleri · 2025-11-08 17:58 · 0 claps · 12.0 min read
#yaratılış #adem #kuran #evrim #kaburga
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🔧 · Data Engineering 🎮 · Gaming

Evrim 58 — Kaburga Kemiğinden Yaratılış | 2. Bölüm: Merfû Hadislerde 3 Farklı Anlatım

Coğrafya ve Kültür Havzasının Etkisiyle, Rivâyetler Üzerinde Râvîlerin Farklı Tasarruflarda Bulunması

Hadislerin Coğrafi Kökenlerine Göre İncelenmesi

Hadislerin farklı coğrafyalarda ve kültür havzalarında aktarım süreçleri incelendiğinde, râvilerin bulundukları çevrenin etkisiyle rivayet metinleri üzerinde çeşitli tasarruflarda bulundukları görülmektedir. Yapılan incelemeler, İslâm’ın ilk yüzyıllarında “kadının kaburgadan yaratıldığı” yönündeki anlayışın Hicaz bölgesinde değil; daha çok Irak ve Horasan gibi bölgelerde kabul gördüğünü ortaya koymaktadır.

Gerek Sünnî gerekse Şiî kaynaklarda Medineli râvilerin rivayetlerinde kadınlar “kaburga kemiğine benzetilmekte”, ancak onların “kaburga kemiğinden yaratıldığı” şeklinde bir ifade kullanılmamaktadır. Bu durum, yaratılışı çağrıştıran lafızların özellikle Iraklı râviler tarafından diğer kültürlerin, özellikle de o kültürlerin etkisinde şekillenen ilk tefsir anlayışlarının tesiriyle hadisin metnine eklenmiş olabileceğini göstermektedir. Başka bir ifadeyle, râvilerin yaşadıkları coğrafyadaki kültürel algılar, hadisi mânen rivayet ederken metin üzerinde bu tür yorumlayıcı değişiklikler yapmalarına zemin hazırlamıştır.

Benzer bir duruma Said Nursî, Beşinci Şuâ’da dikkat çekmektedir. Kültür ve coğrafyanın, râvilerin rivayet biçimlerini etkileyebileceğine örnek olarak, ahir zaman hadislerinde yer alan “Süfyan’ın Şam’da çıkacağı” şeklindeki rivayetleri şu şekilde yorumlar:

Dokuzuncu Mesele: Rivayetlerde vukuat-ı Süfyâniye ve hâdisât-ı istikbâliye Şam’ın etrafında ve Arabistan’da tasvir edilmiş. Allahu a‘lem, bunun bir tevili şudur ki: Merkez-i hilâfet eski zamanda Irak’ta, Şam’da ve Medine’de bulunduğundan, râvîler kendi içtihatlarıyla, daima öyle kalacak zannedip, merkez-i hükûmet-i İslâmiye yakınlarında tasvir etmişler; Halep ve Şam demişler. **Hadîsin mücmel haberlerini, kendi içtihadlarıyla tafsil etmişler.** (Beşinci Şuâ)

(Said Nursî burada nezaketen kullandığı “tafsil etmişler” ifadesiyle, râvilerin niyetlerini sorgulamadan, kendi içtihatları doğrultusunda metinde yaptıkları tasarrufa işaret etmektedir..)

Sonuç olarak, “kadının kaburga kemiğinden yaratıldığı” yönündeki inancın merfû hadislerde bir dayanağı bulunmadığı açıkça görülmektedir. Hadislerde asıl vurgulanan, kadının yaratılış biçimi değil; onun zarif tabiatı ve kadınlara karşı nasıl bir nezaketle davranılması gerektiğidir.

Dolayısıyla, kadının kaburga kemiğinden yaratıldığı inancının, büyük ölçüde Tevrat kültürünün etkisi altında kalan Hicaz dışındaki bölgelerde gelişen bir anlayıştan kaynaklandığını söylemek mümkündür.

Kaburga Kemiği Rivayetlerinin Coğrafi Dağılımı ve Üslup Farklılıkları

Yukarıda ortaya koyduğumuz iddiayı, örnek hadisler ve bu hadisleri aktaran râvilerin coğrafi konumları üzerinden somut verilerle destekleyebiliriz.

Kaburga kemiğiyle ilgili bütün rivayetler incelendiğinde, bu rivayetlerin üç temel anlatım biçiminde karşımıza çıktığı görülür:

  1. Yaratılış biçiminde anlatım: “Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır.”
  2. Teşbih (benzetme) biçiminde anlatım: “Kadın kaburga kemiği gibidir.”
  3. Hz. İbrahim’e vahiy şeklinde anlatım: kadın ve kaburga ilişkisinin bir vahiy bağlamında dile getirilmesi

İddiamızı özetle ifade edecek olursak: “Kadının kaburga kemiğinden yaratıldığı” şeklinde geçen bütün rivayetlerde mutlaka Hicaz dışından bir râvî bulunmaktadır. Buna karşılık, râvilerinin tamamı Hicaz bölgesinden olan rivayetlerde bu ifade hiçbir zaman “yaratılış” şeklinde değil, daima “Kadın kaburga kemiği gibidir” tarzında, yani teşbih biçiminde yer almıştır.

Örnek 1: Ebû Zer el-Gifârî (ö. 32/653) Rivâyetleri

Basra kaynaklı rivâyetler, Basralı râvîler tarafından hem teşbihli hem de yaratılışlı formda aktarılmıştır.

1. Teşbihli Form:

…Ebû Zer’e selam verdim. O sırada karısına bir konuda bir şeyler söylüyordu. Sanki ondan bir istekte bulundu da karısı bunu geri çevirdi. Daha sonra tekrar etti, eşi yine aynı şekilde karşılık verdi. Bunun üzerine Ebû Zer şöyle dedi: “Rasûlullah’ın (s.a.v.) sizin hakkınızda söylediği şu sözünü aşacak değilsiniz ya: ‘Muhakkak ki kadın kaburga kemiği gibidir (كَالضِّلَعِ). Onu düzeltmeye çalışırsan kırılır. Onda yeterince yararlanılabilecek hususiyetler olduğu gibi bir eğrilik de vardır.’” [1]

Bu hadisin zincirindeki Basralı râvîler şunlardır:

  • Ma‘mer b. Râşid (aslen Basralı)
  • Saîd el-Cüreyrî (el-Basrî)
  • Ebü’l-Alâ’ b. Abdullah b. eş-Şıhhîr (el-Basrî)
  • Nuaym b. Ka‘neb (muhtemelen Basralı)

Zincirde yer alan altı râvîden yalnızca Abdürrezzâk Hicaz dışı (Yemenli) olup, diğer dört râvî Basra kökenlidir. Görüldüğü üzere bu rivâyette kadın sadece kaburga kemiğine benzetilmektedir, yaratılış iddiası yoktur.

2. Yaratılışlı Form:

Rasûlullah (s.a.v.): “Muhakkak ki kadın bir kaburga kemiğinden (مِنْ ضِلَ ع) yaratılmıştır. Onu düzeltmeye çalışırsan kırarsın. O halde ona nazik davran! Çünkü onda bir eğriliğin yanı sıra yeterince yararlanılabilecek hususiyetler de vardır.” [2]

Bu rivayetin isnad zincirinde ise:

  • Muhammed b. Abdullah er-Rakâşî, Abdülvâris b. Saîd, Saîd el-Cüreyrî ve Ebü’l-Alâ’ b. Abdullah b. eş-Şıhhîr kesin olarak Basralıdır.
  • Nuaym b. Ka‘neb muhtemelen Basralı, zincirde sürekli Basralı râvîlerle birlikte geçmektedir.
  • Yalnızca Ebû Zer el-Gifârî Hicazlıdır.

Sonuç: Yaratılışlı formda rivayet edilen hadislerde Hicaz dışı Basralı râvîler çoğunluktadır. Bu durum, söz konusu hadisin Basra üzerinden aktarılan güçlü bir rivayet hattına sahip olduğunu göstermektedir.

Örnek 2: Semure b. Cündeb (ö. 60/680) Rivâyeti

Bir adam, Semure b. Cündeb’i Basra Camii’nin minberinde şöyle derken işittiğini rivayet etmektedir:

Rasûlullah’ın (s.a.v.) şöyle dediğini işittim: “Muhakkak ki kadın bir kaburga kemiğinden (مِنْ ضِلْ ع) yaratılmıştır. Sen kaburga kemiğini düzeltmek istersen onu kırarsın. Öyleyse ona nazik davran ki onunla yaşayabilesin!” [3]

Bu rivayet, Basralı râvîler aracılığıyla, yaratılış formunda ve münkati‘ bir hadis olarak da nakledilmektedir. (Münkati‘: Senedin sahâbîden sonraki kısmında bir veya daha çok râvî atlanarak rivayet edilen hadis demektir.)

Râvîlerin coğrafi dağılımı:

  • Avf (el-Basrî): Nisbesinde “el-Basrî” ifadesi bulunduğundan kesin olarak Basralıdır.
  • Hevze b. Halîfe: Kaynaklarda sınırlı bilgi bulunmakla birlikte, Basra çevresinde veya Basralı râvîlerle birlikte rivayet etmiş olup, genellikle Basra hattına mensup kabul edilir.

Sonuç: Semure b. Cündeb rivayeti, yaratılış formundaki hadisin râvîlerinin Basralı olması ve rivayetin Basra Camii minberinde söylenmiş olması nedeniyle, Basra üzerinden aktarılan bir rivayet hattını yansıtmaktadır.

Örnek 3: Hz. Âişe’den Gelen Medine Menşeli Rivâyetler

Aişe bint Ebî Bekir (ö. 58/678) rivâyetine göre;

Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Muhakkak ki kadın kaburga kemiği gibidir (مِثْلُ الضِّلْعِ). Onu düzeltmeye çalışırsan kırarsın.” [4]

Bu hadisin isnad zincirindeki râvîlerin coğrafi kökeni şöyle özetlenebilir:

  • Hz. Âişe (r.a.) → Hicazlı sahabî
  • Babası Hz. Ebî Bekir → Hicazlı
  • Hişâm b. Urve el-Medenî → Medine, Hicazlı
  • İsmail b. Ayyâş → Genellikle Medine/Hicazlı
  • Hâlid → Kaynaklara göre Medine/Hicaz kökenli

Sonuç olarak, bu zincirde yer alan tüm râvîler Hicazlıdır. Dolayısıyla söz konusu hadis hattı Hicaz merkezli bir rivayet hattıdır ve Basra veya Irak hattıyla bağlantısı bulunmamaktadır.

Üç örnekle yetiniyoruz; zira metni uzatmamak adına yeterlidir:

  1. Ebû Zer el-Gifârî rivâyeti — Basra hattı, yaratılışlı ve teşbihli form.
  2. Semure b. Cündeb rivâyeti — Basra hattı, yaratılış formu, Basra camiinin minberinde nakledilmiş.
  3. Hz. Âişe rivâyeti — Medine/Hicaz hattı, teşbihli form.

Üçüncü bir form olan, Hz. İbrâhim’e vahiy şeklinde nakledilen hadis daha önceki yazımda ele alınmıştı; burada tekrar edilmeyecektir.

[embed]Evrim 57 - Kaburga Kemiğinden Yaratılış | 1. Bölüm: Kitâb-ı Mukaddes'te Kadının Yaratılışı - I Evrim 57 - Kaburga Kemiğinden Yaratılış | 1. Bölüm: Kitâb-ı Mukaddes'te Kadının Yaratılışı Lilith'in İsyanı ve Daniel…yaratilisayetleri.medium.com

Bu şekilde okuyucu hem coğrafi ve form farklılıklarını görür hem de gereksiz tekrar önlenmiş olur.

Müfessirlerle Hadisçiler Arasındaki Belirgin Yorum Farkı

Hadisçilerin Yorumu: Manaen Rivayet ve Karşılıklı İyi Muamele Tavsiyesi

Hadisçiler, ilgili rivâyetlerin ister teşbihli ister yaratılışlı formda aktarılsın, esasen kadının nezâketi, kırılganlığı ve hassasiyeti üzerinde durduklarını kabul ederler. Her iki formdaki bu rivâyetleri lafzen değil, manaen (anlam itibariyle) rivayet etmek caizdir; dolayısıyla “manaen rivayet caizdir” görüşünde ittifak etmişlerdir. Hadislerde geçen “Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır” (إِنَّ الْمَرْأَةَ خُلِقَتْ مِنْ ضِلَعٍ) ifadesi ontolojik bir yaratılış açıklaması olarak değil, erkek–kadın ilişkileri bağlamında kadınlara nasıl davranılması gerektiğini, onlara iyi muamele etmeyi tavsiye etmek maksadıyla söylenmiş temsîlî bir ifade olarak değerlendirilmiştir.

Nitekim hadisçilerin neredeyse tamamı — İbn Ebî Şeybe, Dârimî, Tirmizî, Nesâî ve Nevevî (Müslim) gibi musannifler (hadisleri derleyen ve sınıflandıran âlimler) — bu hadisleri daha çok “Müdârât” veya “Vasiyyet” başlıkları altında vermeyi uygun görmüşlerdir. Hadis literatüründe “Müdârât” bölümü, özellikle sosyal ilişkilerde karşılıklı saygı, incelikli davranış ve çatışmaları önlemeye dair rivayetleri toplar. Bu, hadislerin ahlâkî ve karşılıklı iyi muamele bağlamında değerlendirildiğinin bir göstergesidir. Bunun tek istisnası Buhârî’dir; Buhârî bu hadisi iki yerde söz konusu bâb başlıkları altında zikretmiş olmasının yanı sıra, bir başka yerde “Âdem’in ve zürriyetinin yaratılışı” başlığı altında da kaydetmiştir. Bu durum, hadis metninin hem ahlâkî tavsiye hem de yaratılış temsili boyutlarını — yani kadının nazik ve kırılgan fıtratını — bir arada gördüğünü göstermektedir.

Bu yaklaşımı açık biçimde ortaya koyan rivayetlerden biri de Ebû Hüreyre (r.a.)’den nakledilen şu hadistir:

Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: “Kadınlar hakkında hayır tavsiyesinde bulunun. Çünkü kadın kaburgadan yaratılmıştır. Kaburganın en eğri kısmı ise üst tarafıdır. Onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın; olduğu gibi bırakırsan eğriliği devam eder. Öyleyse kadınlar hakkında hayır tavsiyesinde bulunun.” (İnnen-nisâe hulikne min dıla‘…).

Hadisin lafzında geçen “kaburga” ve “eğrilik” ifadeleri, hadisçilerin genel kabûlüne göre fizikî bir yaratılış açıklaması değil; kadın–erkek ilişkilerinde zorlamanın, baskının ve tahakkümün zararına dikkat çeken temsîlî bir anlatımdır. Nitekim hadisin başında ve sonunda tekrar edilen “Kadınlar hakkında hayır tavsiyesinde bulunun” vurgusu, metnin merkezinde ontoloji değil, ahlâkî muamele ve sosyal ilişki adabı bulunduğunu açıkça göstermektedir. Bu yönüyle rivayet, kadını tanımlayan bir biyoloji öğretisi sunmaz; aksine, muhatabına nezaket, sabır ve hikmetle davranmayı öğütleyen ahlâkî bir rehberlik işlevi görür.

Müfessirlerin Yorumu: Lafzî Yorum ve Tevrat Kültürünün Etkisi

Malesef, müfessirler ise genel olarak hadisin teşbihli formunu (kadın kaburga kemiği gibidir) göz ardı ederek, yaratılışlı formu literal (lafzî) biçimde yorumlamışlardır. Bu yaklaşımda, “nefsi vahide” (tek bir nefisten yaratılma) ayetlerini Tevrat’taki Havva’nın Âdem’in kaburga kemiğinden yaratıldığı anlatısıyla ilişkilendirmişlerdir. Böylece erken dönem tefsirlerinde, kültürel etkiyle kadının fiziksel olarak kaburgadan yaratıldığı anlayışı yerleşmiştir.

Oysa benzer bir ifade olan “خُلِقَ الْاِنْسَانُ مِنْ عَجَلٍ” (Enbiyâ 21:37: “İnsan aceleden yaratılmıştır”) ayetinde müfessirler lafzı ontolojik olarak değil, insanın aceleci tabiatını vurgulayan temsîlî bir anlatım olarak yorumlamışlardır. Aynı yaklaşımın kaburga hadisine de uygulanması gerekirken, burada istisnai biçimde fiziki bir yaratılış anlamı yüklenmiştir.

Mesela İbn Kesir, nefsi vahide ayetinin yorumunda Yahudi alimlerinin anlayışını doğrudan kitabına ekleyerek, bunu kaburga hadisiyle destekler ve şöyle der:

Yüce Rabbimiz, eşi ve ortağı olmayan bir tek Allah’a ibadet etmek suretiyle kendisinden korkup sakınmalarını emrediyor, onları bir tek nefis olan Ådem’den yarattığı gücüne, kudretine dikkatleri çekiyor ve ondan eşi Havva’yı var ettiğini bildiriyor. Hz. Adem uyurken, onun sol arka kaburga kemiğinden Havva yaratılmış. Hz. Adem uyandığında Hz. Havva’yı görünce hoşlanmış, birbirlerine ısınıp kaynaşıvermişler, biri diğerini yadırgamamış.

Sahih bir hadiste şöyle buyurulmuştur. “Doğrusu kadın, kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri yeri de üst tarafıdır. Eğer onu düzeltmeye kalkarsan kırarsın. Eğer ondan yararlanacaksan eğri olarak yararlanabilirsin.”

İbn Abbâs demiştir ki: Kadın, erkekten yaratıldı ve ihtiyacını karşılamak görevi erkeğe verildi. Erkek ise yerden (arzdan) yaratıldı, onun da ihtiyacı yerden verildi, öyleyse kadınlarınıza sahip çıkın.

“Nefsi Vahide” ifadesinin Hz. Âdem olarak yorumlanmasının zorlayıcı bir yorum olduğu üzerine aşağıdaki iki yazıma bakabilirsiniz:

[embed]Evrim 43 — Âdem İlk İnsan mı? 5. Bölüm: “İlk İnsan” Modelinin Problemli Yorumları Kur’an ve sünnetten delil getirme iddiasıyla “ilk insan” modeline dayanak ararken yapılan zorlama ve riskli yorumlar.yaratilisayetleri.medium.com

[embed]Evrim 44— Âdem İlk İnsan mı? 6. Bölüm: “Nefsi Vâhide” Ayetleri Evrim Teorisiyle Çelişir mi? Kur’an’daki “Tek Nefisten Yaratılma” ifadesi, “ilk İnsan” modelini zorunlu kılmazyaratilisayetleri.medium.com

İlk Dönem Müfessirleri ve Tevrat Kaynaklı Yorum

Havvâ’nın kaburga kemiğinden yaratıldığı bilgisi, ilk olarak Mücâhid, Vehb b. Münebbih, Katâde[5] ve Mukâtil b. Süleyman el-Belhî[6] gibi Irak ve Horasan kökenli müfessirlerden nakledilmektedir. Ancak bu bilgi, hiçbirinde doğrudan Hz. Peygamber’e dayandırılmamaktadır.

Örneğin, Mücâhid, Nisâ sûresi 1. ayetindeki الَّذِي خَلَقَكُمْ مِنْ نَفْسٍ وَاحِدَةٍ nefs-i vâhidenin Âdem olduğundan[7] bahsederken, وَخَلَقَ مِنْهَا زَوْجَهَا kısmını tefsir ederken, Havvâ’nın Âdem’in en kısa olan alt kaburga kemiğinden yaratıldığını ifade etmektedir.[8]

Yine İsrâilî haberler uzmanı Vehb b. Münebbih, “Allah Teâlâ Havvâ’yı, Âdem’in sol kaburga kemiğinden yarattı” demektedir.[9] Vehb, Yemen’de doğup büyümüş olmasına rağmen, baba yurdu olan Horasan ile sürekli irtibatlıdır.[10]

Bunlardan farklı olarak, İbn İshâk, bu bilginin kaynağını Ehl-i Kitâb’a nispet etmesiyle dikkat çeker. İbn İshâk şöyle der:

Tevrat’ı ve diğer ilimleri bilen Ehl-i Kitâb âlimlerinden, İbn Abbâs’tan ve diğer bazılarından bize ulaştığına göre; Âdem (a.s.) uyutuldu, sonra Allah sol tarafındaki kaburga kemiklerinden birini aldı ve eşini, Havvâ’yı yarattı… (Taberî, Tefsîr, 7: 516)

Nitekim Tevrat’ta da aynı konu şu şekilde aktarılmaktadır:

Rab Tanrı Âdem’e derin bir uyku verdi. Âdem uyurken, Rab Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı. Âdem’den aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Âdem’e getirdi. (Yaratılış 2:21–22)

Ayrıca, İsrâiliyât bilgisiyle meşhur olan Abdullah b. Amr’ın da Havvâ’nın Âdem’in sol kaburga kemiğinden yaratıldığını söylediği rivayet edilmektedir.[11]

İsrâiliyyat Etkisinin Son Dönem Müfessirlerine Kadar Yansıması

Hadisçilerin çoğunluğu, “kaburga kemiği” rivayetlerini kadının yaratılışı bağlamında değil, kadınlara karşı nezaket, anlayış ve iyi muamele tavsiyesi bağlamında yorumlamışlardır. Ancak ilk dönem müfessirleri, bu hadislere Tevrat kaynaklı anlatılar çerçevesinde yaklaşmış ve “nefs-i vâhide” ifadesini doğrudan Hz. Âdem olarak yorumlayarak, Havvâ’nın Âdem’in kaburga kemiğinden yaratıldığı anlayışını benimsemişlerdir.

Bu yaklaşım, özellikle İsrâiliyyat kökenli yorumlara açık olan Irak ve Horasan ekollerinden beslenmiş ve sonraki yüzyıllarda tefsir geleneğinde kalıcı bir etki bırakmıştır. Nitekim bu etki, son dönem müfessirlerinden Elmalılı Hamdi Yazır’ın yorumlarında dahi açıkça görülmektedir.

Elmalılı, Nisâ sûresi 1. âyetini tefsir ederken şöyle der:

Bu bir kişiden maksat, Hazret-i Âdem, eşinden maksat da Hazret-i Havvâ olduğunda fikir ve görüş birliği vardır… Hazret-i Âdem topraktan seçilerek yaratılmıştır. Hazret-i Havvâ da, Âdem’in kendisinden ayrılarak yaratılmıştır. Bu mânâ hadislerde ‘Havvâ, Âdem’in bir kaburga kemiğinden yaratıldı’ diye nakledilmiştir ki, bir yarılma mânâsına gelir. Ve bu mânâ, eşlik ilişkisinin temeli demektir.

Elmalılı, devamında hadisi şu şekilde aktarır:

Bir sahih hadiste, “Kadın bir kaburga kemiği gibidir. Kadın bir kaburga kemiğinden, bir eğri kaburga kemiğinden yaratıldı, onu doğrultmaya kalkarsan kırarsın, kırılması da boşanmasıdır.” buyurulmuştur.

Bu yorumda Elmalılı, kadın-erkek ilişkisini açıklamak için hadisin teşbihî yönünü vurgulasa da, aynı zamanda yaratılışın fizikî bir yarılma veya ayrılma şeklinde gerçekleştiğini savunarak, Tevrat’taki anlatıya paralel bir yorumu benimser.

Dolayısıyla, hadisçilerin bağlamsal (ahlâkî ve pedagojik) yorumundan farklı olarak, müfessirler –özellikle İsrâiliyyat etkisindeki erken dönemden itibaren– bu rivayetleri literal (lafzî) bir şekilde yorumlamış, bu eğilim Elmalılı Hamdi Yazır gibi geç dönem müfessirlerinde dahi varlığını sürdürmüştür.

İmam Ca‘fer el-Sâdık’ın İsrâiliyyât Kökenli Kaburgadan Yaratılış Yorumuna İtirazı

Erken dönem Şiî hadis literatüründe Havvâ’nın yaratılışıyla ilgili rivayetler iki farklı formda aktarılmaktadır: birincisi, “kadın kaburga kemiği gibidir” şeklindeki teşbihli (mecazî) anlatım; ikincisi ise, “kadın kaburga kemiğinden yaratıldı” şeklindeki yaratılışlı formdur. Bu çeşitlilik, Sünnî hadis literatüründeki duruma oldukça benzemektedir. Ancak dikkat çekici olan husus, Hz. İbrâhim’e nispet edilen bütün rivayetlerde yalnızca teşbihli formun bulunmasıdır. Hadis uzmanları bu durumu, söz konusu rivayetlerin Medine’de yaşayan İmam Ca‘fer el-Sâdık kaynaklı olmasıyla açıklarlar. Buna karşılık, Kûfe ve Horasan hattında gelişen rivayetlerde kaburga kemiğinden yaratılış formunun benimsenmesi, bu bölgelerin İsrâiliyyât etkisine daha açık olmasıyla açıklanır.

Bu çerçevede İmam Ca‘fer el-Sâdık’ın, Kûfeli bir muhatabının “Allah Havvâ’yı Âdem’in kaburga kemiğinden yarattı” iddiasına yönelttiği itiraz oldukça dikkat çekicidir. Rivayet şöyledir:

Ebu’l-Mikdâm Sâbit b. Hürmüz anlatıyor: “İmam Ca‘fer’e, Allah’ın Havvâ’yı neden yarattığını sordum. ‘Bu konuda halk ne diyor?’ diye sordu. Ben, ‘Onlar Allah’ın Havvâ’yı Âdem’in kaburga kemiklerinden birinden yarattığını söylüyorlar’ dedim. Bunun üzerine İmam Ca‘fer şöyle buyurdu: ‘Onlar yalan söylediler. Allah onu kaburga kemiği dışında bir şeyden yaratmaktan aciz mi ki?’ Ben, ‘Peki, ey Allah Rasûlü’nün oğlu, o halde Allah onu hangi maddeden yarattı?’ diye sordum. İmam Ca‘fer şöyle dedi: ‘Babam, kendi babalarından rivâyet ettiğine göre Rasûlullah şöyle buyurmuştur: Allah Tebâreke ve Teâlâ balçıktan bir tutam aldı, sağ eliyle kardı — O’nun iki eli de sağdır — ve ondan Âdem’i yarattı. Sonra balçıktan bir miktar arttı. İşte ondan da Havvâ’yı yarattı.’”[12]

Bu rivayetteki “iki el” vurgusu, Kur’ân’da İblîs’e hitaben geçen şu ifadeyle doğrudan paralellik arz eder:

(Allah) dedi ki: ‘Ey İblîs! İki elimle yarattığıma secde etmekten seni alıkoyan nedir?’ (Sâd 38/75).

İmam Ca‘fer’in söz konusu açıklaması, Havvâ’nın yaratılışını aynı özden, yani toprak menşeli insan yaratılışının bir türevi olarak tasvir eder. Bu anlatım, hem Kur’ân’daki “nefs-i vâhide” ifadesiyle hem de tevhidî yaratılış öğretisiyle tam bir uyum içindedir. Burada erkekten kadına fiziksel bir türev ilişkisi değil, yaratılışta eş kökenlilik ve ontolojik birlik vurgusu yapılmaktadır.

Bu rivayetin tarihî önemi, hicrî II. yüzyılın ortalarında Havvâ’nın yaratılışı konusunda bilinçli bir tartışmanın varlığını göstermesidir. İmam Ca‘fer’in kaburga kemiği rivayetini “Allah’ı acizlikle itham etmek”le ilişkilendiren sert reddiyesi, bu anlatımın İsrâiliyyât menşeli olduğunu sezmiş bir Kur’ân merkezli duruşu yansıtır. Dolayısıyla İmam Ca‘fer’in bu tavrı, erken İslâm düşüncesinde Yahudi-Hristiyan mitolojilerinin literal etkisine karşı geliştirilen tevhidî bir refleks olarak değerlendirilebilir.

Nitekim bu yorum biçimi, hem “nefs-i vâhide” kavramını fiziksel bir köken (Hz. Âdem’in bedeni) yerine insanî özün birliği şeklinde okuyan Kur’ânî perspektifle hem de yaratılışta cinsiyet eşitliğini vurgulayan bütüncül tefsir yaklaşımlarıyla örtüşmektedir.

Genel Değerlendirme ve Sonuç

Hz. Âdem ve Havva’nın yaratılışıyla ilgili rivâyetlerin farklı coğrafi bölgelerdeki varyantları, hadisin metinsel biçiminde zamanla meydana gelen anlam kaymalarını tespit etmemize imkân tanımaktadır. Bu çalışma, özellikle teşbîhli (temsîlî) ve yaratılışlı anlatım formlarının hangi bölgelere ait olduğunu karşılaştırmalı olarak incelemiştir.

Elde edilen veriler, Basra bölgesinde rivâyetlerin hem teşbîhli hem de yaratılışlı formlarda; Kûfe bölgesinde ise ağırlıklı olarak yaratılışlı biçimde aktarıldığını göstermektedir. Buna karşılık Medine menşeli rivâyetlerin tamamında teşbîhli formun muhafaza edildiği tespit edilmiştir. Dolayısıyla yaratılış formuna sadece Irak bölgesi rivâyetlerinde rastlanmakta, bu da söz konusu bölgede yabancı kültürlerin ve İsrâiliyyat geleneğinin etkisinin daha belirgin olduğuna işaret etmektedir. Nitekim benzer tesirlerin erken dönem tefsir literatüründe de görüldüğü açıktır.

Cemal Ağırman da, hadisin teşbîhli versiyonunun zamanla Tevrat kaynaklı anlayışların etkisiyle yaratılış lafzını içeren biçime dönüştüğünü ifade etmektedir (Ağırman, Kadının Yaratılışı, s. 179). Ancak burada dikkat edilmesi gereken husus, bu dönüşümün tüm İslam coğrafyasında değil, özellikle yabancı kültürlerle yoğun etkileşim hâlinde bulunan Irak bölgesinde gerçekleştiğidir. Hicaz merkezli rivâyetlerde böyle bir eğilim görülmemektedir.

Tefsirlerde yer alan rivâyetlerin çoğunun mevkûf veya maktû‘ nitelikte olması ve “insanın yaratılışı” bağlamında nakledilmesi, bu bilgilerin önemli bir kısmının Ehl-i Kitâb kaynaklı olduğunu göstermektedir. Bu durum, tefsirlerdeki yaratılış anlatımının, hadis geleneğindeki orijinal teşbîhli formdan farklı bir yöne evrildiğini düşündürmektedir.

Sonuç olarak, hadisin ilk ve sahih katmanının Medine merkezli teşbîhli anlatım biçimi olduğu, yaratılış lafzını içeren rivâyetlerin ise daha sonraki dönemlerde Irak bölgesinde ortaya çıkan kültürel etkileşimlerin bir sonucu olarak metne girdiği anlaşılmaktadır. Böylece hem hadis hem de tefsir literatürü birlikte değerlendirildiğinde, “kadının yaratılışı” rivâyetinin zamanla coğrafî ve kültürel etkileşimler sonucu form değiştirdiği, bu değişimin ise İslâmî rivâyet geleneğinin teşbîhten teşhîse doğru evrilmesi şeklinde tezahür ettiği söylenebilir.

Kaynaklar

1- Abdürrezzâk, Musannef, 4: 301 (7878).

2- Ebû Muhammed Abdullah b Abdurrahman ed-Dârimî, Müsnedü’d-Dârimî, nşr. Hüseyin Selim Esedü’d-Dârânî, (Riyad: Dâru’l-Muğnî, 2000), 3: 1425 (2267).

3- İbn Ebî Şeybe, Musannef, 4: 197 (19270).

4- Ebu’l-Heysem Hâlid b. Mirdâs es-Serrâc, el-Cüz’ü min hadîsi Ebi’l-Heysem Hâlid b. Mirdâs es-Serrâc, nşr. Emre Yazıcı, (Beyrut: Dâru’l-Beşâiri’l-İslâmiyye, 2014), 48 (40).

5- Ebû Ca’fer Muhammed b. Cerîr et-Taberî, Tefsîru’t-Taberî (Câmiu’l-beyân fî te’vili’l- Kur’ân), nşr. Ahmed Muhammed Şâkir, (Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 2000), 20: 86.

6- Ebu’l-Hasen Mukâtil b. Süleymân el-Belhî, Tefsîru Mukâtil b. Süleymân, nşr. Abdullah Mahmud Şahhâte, (Beyrut: Dâru İhyâi’t-Türâs, 1423/2002), 1: 355.

7- Nefs-i vâhide konusundaki tartışmalar için bkz. Kılıç, “Kadın Erkeğin Kaburga Kemiğine İndirgenecek İkincil Bir Fenomen Değildir!…”, s. 4 vd. Ayrıca Havva’nın Âdem ile aynı özden (ha-adam) yaratıldığı yönündeki batılı bir yorum için bkz. Mary Phil Korsak, “Havva, Kötü mü Yoksa İftiraya mı Uğradı?”, çev. Cengiz Batuk, Ondokuz Mayıs Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, 31 (2011), s. 283 vd.

8- Ebu’l-Haccâc Mücâhid b. Cebr, Tefsîru Mücâhid, nşr. Muhammed Abdüsselam Ebu’n-Nîl, (Kahire: Dâru’l-Fikri’l-İslâmî el-Hadîse, 1410/1989), 265. Krş. Ebû Abdullah Süfyan b. Saîd b. Mesrûk es-Sevrî, Tefsîru Süfyân es-Sevrî, (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l İlmiyye,1983), 85; Ebû Abdullah Muhammed b. Sa’d, et-Tabakâtü’l-kübrâ, nşr. Muhammed Abdülkâdir Atâ, (Beyrut: Dâru’l-Kütübi’l-İlmiyye, 1990), 1: 34.

9- Ebû Muhammed Abdülmelik b. Hişâm el-Hımyerî, et-Tîcân fî mülûki Hımyer, (San’a: Merkezü’d-dirâsât ve’l-ebhâs el-Yemeniyye, 1347/1929), 14. Vehb, bazı âlimlerin Havvâ’nın topraktan yaratıldığını savunduğunu da nakletmektedir.

10- Bkz. Mehmet Emin Özafşar ve Mahmut Demir, “Vehb b. Münebbih”, DİA.

11- Ebû Bekir Muhammed b. İbrahim İbnü’l-Münzîr, Kitâbu Tefsîri’l-Kur’ân, nşr. Abdullah b. Abdülmuhsin et-Türkî, (Medine: Dâru’l-Meâsir, 2002), 2: 547.

12- Meclisî, Bihâru’l-envâr, 11: 116.


메타데이터
post_id
1111caaefa14
slug
evrim-58-kaburga-kemiğinden-yaratılış-2-bölüm-merfû-hadislerde-3-farklı-anlatım-1111caaefa14
url
https://medium.com/@yaratilisayetleri/evrim-58-kaburga-kemi%C4%9Finden-yarat%C4%B1l%C4%B1%C5%9F-2-b%C3%B6l%C3%BCm-merf%C3%BB-hadislerde-3-farkl%C4%B1-anlat%C4%B1m-1111caaefa14
canonical_url
https://medium.com/@yaratilisayetleri/evrim-58-kaburga-kemi%C4%9Finden-yarat%C4%B1l%C4%B1%C5%9F-2-b%C3%B6l%C3%BCm-merf%C3%BB-hadislerde-3-farkl%C4%B1-anlat%C4%B1m-1111caaefa14
author_url
https://medium.com/@yaratilisayetleri
status
ok
fetched_at
2026-06-15 20:49:13