Vizyon
HR şahıslarının “Kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz?” sorusu, hikmeti unutulmuş olsa da, kişinin vizyon sahibi olup olmadığını…
Vizyon
Photo by v2osk on Unsplash
HR şahıslarının “Kendinizi beş yıl sonra nerede görüyorsunuz?” sorusu, hikmeti unutulmuş olsa da, kişinin vizyon sahibi olup olmadığını anlamak için sorulur.
Latince bir kelime olan vizyon, görmek anlamındaki “visio”dan gelir. Ancak burada söz konusu olan, gözle görülen değil; henüz gerçekleşmemiş olanı zihinde görebilmektir. Bu görüş, ileriye ve geleceğe yöneliktir.
Son aylarda Dune kitap serisini okuyorum. Serinin ana karakteri Paul Atreides’in en dikkat çekici özelliği, geleceğe dair olasılıkları görebilmesidir. Bu güç ona hem büyük acılar yaşatır hem de onu evrenin en kudretli insanlarından biri hâline getirir.
Belki de gerçek hayatta da güç, çoğu insanın düşündüğü gibi fiziksel kuvvette, parada veya makamda değildir. Güç; henüz görünmeyeni görebilmekte, gelecekte neler olabileceğini sezip bugünden ona göre hareket edebilmektedir.
Vizyon, herkes kararsız haldeyken, liderlere karar aldıran bir güçtür.
Tarih boyunca büyük komutanlar, devlet adamları, girişimciler ve düşünürler, çağdaşlarından daha zeki oldukları için değil, daha uzağı görebildikleri için öne çıktılar. Birkaç yıl sonrasını görebilenler lider oldular; birkaç nesil sonrasını görebilenler ise medeniyetler kurdular.
Bu yüzden vizyon, sadece bir kişilik özelliği değil, aynı zamanda bir güçtür. Belki de insanın sahip olabileceği en büyük güçlerden biri.
Ancak burada ilginç bir paradoks vardır. Geleceği görebilmek, çoğu zaman insanı yalnızlaştırır.
Çünkü insanlar gözlerinin önünde olanı yaşarlar; vizyon sahibi insan ise henüz ortada olmayan bir gerçeklikle yaşar. Başkalarının göremediği ihtimalleri görür, başkalarının hissetmediği tehlikeleri hisseder ve henüz kimsenin önemsemediği fırsatları fark eder. Bu nedenle, çağının ötesinde düşünen insanlar çoğu zaman kendi çağları tarafından tam olarak anlaşılamamıştır. Dar görüşlü insanlar ve vizyonlu insanlar çok farklı dünyaları yaşar.
Belki de bu yüzden vizyon, bir ödül olduğu kadar bir yüktür.
Bir geminin pruvasında duran gözcü ile kürek çeken denizciler arasında doğal bir ayrım vardır. Denizciler, içinde bulundukları anın mücadelesini verirler. Gözcü ise ufku izler. Ufukta beliren fırtınayı ilk o görür; yeni bir kıtayı ilk o fark eder. Eğer gördüklerini doğru yorumlayabilirse, bütün geminin kaderini değiştirebilir.
İnsan hayatı da bundan farklı değildir.
Bir öğrenci, on yıl sonrasını düşünerek çalışır.
Bir girişimci, henüz oluşmamış bir ihtiyacı görmeye çalışır.
Bir komutan, savaş başlamadan önce savaşın sonucunu zihninde tasarlamaya çalışır.
Bir devlet adamı ise kendi ömrünü değil, gelecek nesilleri düşünür.
Peki vizyon nasıl geliştirilir?
İnsanların çoğu, vizyon sahibi insanların geleceği tahmin etme konusunda doğuştan gelen özel bir yeteneğe sahip olduğunu düşünür. Bu doğru değildir.
Vizyon, geleceği kusursuz biçimde görmek değildir. Zaten geleceği kesin olarak bilmek mümkün değildir. Vizyon; değişimin yönünü sezebilmek, farklı ihtimalleri değerlendirebilmek ve bugünkü kararlarını buna göre verebilmektir.
İlk şartı, gerçek/olgu ile hayal/görüş/inanç farkını anlamaktır.
Gerçek, şu an burada elde tutulup doğrulanabilendir. Diğer her şey hayal veya görüştür. Bu farkındalık en büyük belirleyicidir. 2+2 parmakla şuan doğrulabilirken, internette izlediğin videoda o hissenin veya altcoinin yarın 50$ olacağı bir görüştür. Ama şuan 20$ olması gerçektir. 50$ olmasını istemen sadece bir inançtır. Hayal, görüş ve inançlarla değil gerçek ve olgularla ilgili olmak gerekir. Bir hissenin gelecekte değerini etkileyecek somut olgulara bakıp bu olgularla karar vermek gerekir. Birinin görüşüne, veya kendi kör inançlar ve arzu dolu hayallerinle harekete geçmek vizyon değil, delüzyondur.
Hayal, görüş ve inançlar tarafından ele geçirilmiş bir vizyon, hayatı gelecekte yaşayıp boşa harcamaktır.
İkinci şartı, ufku ve dikkati genişletmektir.
Sadece kendi mesleğini bilen bir insan, kendi penceresinden görür. Fakat tarih, ekonomi, psikoloji, teknoloji ve insan doğası üzerine düşünen kişi, aynı manzaraya birçok farklı pencereden bakmaya başlar. Pencereler çoğaldıkça, görüş de genişler.
Üçüncü şart, uzun vadeli düşünebilmektir.
Çoğu insan bir sonraki haftayı, bazıları bir sonraki yılı düşünür. Fakat birkaç yıl sonrasını düşünmeye başlayan kişi, kararlarını da farklı vermeye başlar. Çünkü zaman ufku uzadıkça, önemsiz olan şeyler önemini kaybeder.
Dördüncü şart ise kalabalığın dışına çıkabilmektir.
İnsan, çevresindeki herkesle aynı şeyleri okuyup aynı şeyleri düşünüyor ve aynı şekilde yaşıyorsa, büyük ihtimalle aynı sonuçlara ulaşacaktır. Yeni ufuklar görmek isteyen kişinin, zaman zaman yalnız kalabilmeyi ve çoğunluğun dikkat etmediği şeylere dikkat etmeyi öğrenmesi gerekir. Eğer başkaların görüşlerinden ve duygularından çok etkileniyorsanız, mesafe koymak daha iyidir.
Beşince şart ise sabırdır.
Bir meşe ağacı bir mevsimde büyümez. Büyük fikirler, büyük kurumlar ve büyük medeniyetler de öyle. Vizyon sahibi insan, anlık kazançların peşinden koşmak yerine uzun vadeli meyveler için bekleyebilmeyi bilir.
Belki de vizyonun özü, geleceği görmekten ziyade, bugünden geleceğe sadık kalabilmektir.
Çünkü insanı büyük yapan şey, sadece uzağı görebilmesi değil; gördüğü yoldan sapmadan yürüyebilmesidir.
Zira en uzak ufuklar bile, sonunda küçük ama kararlı adımlarla aşılır.
“Geçmişte yaşamak imkânsızdır, şu anda yaşamak zordur ve gelecekte yaşamak ise hayatı boşa harcamaktır.” ― Frank Herbert, Dune
[embed]
메타데이터
- post_id
- 1926a768a4fa
- slug
- vizyon-1926a768a4fa
- url
- https://medium.com/@faruk-can/vizyon-1926a768a4fa
- canonical_url
- https://medium.com/@faruk-can/vizyon-1926a768a4fa
- author_url
- https://medium.com/@faruk-can
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-16 19:09:56