Aklını Başından Alan da Aklını Başına Getiren de Aynı Kişi
Her Aşk Leyla ile Mecnun Gibi Başlar, Pers-Sparta Savaşı Gibi Biter
Aklını Başından Alan da Aklını Başına Getiren de Aynı Kişi
Her Aşk Leyla ile Mecnun Gibi Başlar, Pers-Sparta Savaşı Gibi Biter
Büyük Başlangıçlar, Epik Sonlar
Her aşk hikayesi sanki aynı senaryoyu takip ediyor: Leyla ile Mecnun tarzında bir sevda ile başlıyor, 300 Spartalının Termopil’deki son savaşıyla bitiyor.

Düşünün: İlişkinizin ilk günlerini hatırlayın. O zamanlar her şey ne kadar büyüleyiciydi! Gözlere bakışlar, şiirsi konuşmalar, “sensiz yaşayamam” dramları… Sanki Mecnun’un Leyla için yazdığı dizeler gerçek olmuş, hayatınıza girmiş gibiydi.
Sonra ne oldu? Aylar veya yıllar geçtikten sonra aynı iki kişi, aynı ilişki bambaşka bir hal alıyor. Artık ne şiir var, ne romantik bakışlar. Var olan tek şey: İki güçlü karakterin kapışması. Biri kendini yenilmez, ulaşılmaz sanıyor, diğeri onurlu bir duruş sergilemeye ve sakin kalmaya çalışıyor.
Ve birden Termopil Geçidi’ndesiniz.
“This is Sparta!” Anları
Hayat deneyimlerimde gördüm ki, en derin aşklar en büyük savaşlara dönüşüyor. Çünkü aynı ateş hem ısıtıyor hem yakıyor. Aynı su hem hayat veriyor hem de boğuyor. Güçlü şeyler böyledir, etkisi de güçlü olur.
Yüzlerce insanın hikayesini dinledim. Hepsinin ortak noktası şuydu: Seni en çok coşturan kişi de, seni en çok üzen kişi de aynı kişi. Seni en çok güldüren de, seni en çok ağlatan da o.
Belki de bu dünyanın en tuhaf paradoksu bu. Hiç tanımadığın bir insan seni bu kadar etkileyemez. Ne çok iyilik yapabilir sana, ne de çok kötülük. Ama bir kere kalbine giren insan… İşte o insan hem cenneti hem cehennemi yaşatabilir sana.
Mızrağı Fırlatmak
300 filmini hatırlayın. Leonidas önce Pers imparatorunun önünde eğiliyor gibi yapar, sonra birden mızrağını fırlatıp intikamını alır. İşte asıl soru burada: Siz o son mızrağı fırlattınız mı?

Ben fırlatamadım.
Belki bu benim için bir hata, belki de doğru tercih. Çünkü intikam almak bazen seni bir savaşçı yapar, bazen de seni karşındakinin seviyesine indirir.
Affetmek vs Bağışlamak: Spartalı Bilgeliği
Yıllar sonra anladım ki, affetmekle bağışlamak farklı şeyler. Affetmek kendinle ilgili, bağışlamak onunla ilgili.
Sen o insanı affedebilirsin, çünkü o öfkeyi içinde taşımak sana zarar verir. Ama bağışlayıp bağışlamayacağına onun yaptıklarını iç terazinde tartarak karar verirsin.
“Ben bu öfkeyi taşımayacağım, kendi sağlığım için seni affediyorum” dersin. Ama bu demek değildir ki yaptıkları doğruydu. Haksızlık haksızlıktır! Sen sadece o haksızlığın ağırlığını kendi omuzlarında taşımamayı seçiyorsun.
Bağışlamak ise onun karakteriyle ve yaptıklarıyla ilgili bir değerlendirme, senin iç mahkemen.
“Yaptığın şey haksızlıktı ama seni bağışlıyorum” diyebilirsin. Ya da “Yaptığın şey büyük bir haksızlıktı, seni anlamaya çalışsam da yaptıklarını asla bağışlamıyorum” da diyebilirsin. İkisi farklı kapılar.
Savaşın Sonrası
Sana haksızlık eden birine niye teşekkür edeceksin ki? Sen sadece o deneyimden çıkardığın dersler için kendine teşekkür edersin. “Şu durumda böyle davrandım, şunu öğrendim” dersin.
En derin acılar, en büyük öğrenmeleri getiriyor ama bu onları haklı çıkarmıyor.
İşte bu yüzden diyorum: Ne tuhaf bir dünya bu! Sen Leyla ile Mecnun gibi başladığın aşkta, Spartalı bir savaşçı gibi duruyorsun. Ama unutma ki asıl zafer, o mızrağı fırlatıp fırlatmamakta değil.
Asıl zafer, savaş bittiğinde ayakta kalabilmekte.
Her hikayenin arkasında mutlaka alınacak dersler vardır. Sizin hikayenizde hangi savaşlar ve dersler vardı?
Murat Yaman H den T ye hayat yolculuğum… “Hikayeler çocuklara uyumaları, büyüklere uyanmaları için anlatılır.”
메타데이터
- post_id
- 1aa3fadaa83d
- slug
- aklini-basindan-alanda-aklini-basina-getirende-ayni-kisi-1aa3fadaa83d
- url
- https://mediumturkiye.com/aklini-basindan-alanda-aklini-basina-getirende-ayni-kisi-1aa3fadaa83d
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/aklini-basindan-alanda-aklini-basina-getirende-ayni-kisi-1aa3fadaa83d
- author_url
- https://medium.com/@muratyaman.tr
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-19 09:39:08