← Back to list

İşe Girince Gelen Ahmaklık

Ben Gürkan. Yaklaşık iki yıldır profesyonel iş hayatının içindeyim. Bu süreçte vaktimi neye harcadığımı, beni neyin ileri taşıdığını ve…

gagirizm · 2026-06-09 20:19 · 3 claps · 3.8 min read
#kariyer #kişisel-gelişim #kisisel-finans #tüketim #üretkenlik
Open on Medium ↗

İşe Girince Gelen Ahmaklık

Ben Gürkan. Yaklaşık iki yıldır profesyonel iş hayatının içindeyim. Bu süreçte vaktimi neye harcadığımı, beni neyin ileri taşıdığını ve neyin yerimde saydırdığını uzun uzun düşünme fırsatım oldu. Sonunda fark ettiğim şey şu oldu: İnsanlar işe girince farkında olmadan bir çeşit pembe götlülük yapıyor. Kendilerini yavaş yavaş zayıflatıyor, işlerinin kölesi haline geliyor ve uzun vadede hayatlarını zorlaştıracak seçimler yapıyorlar. Anlık keyifler uğruna zamanlarını, enerjilerini ve paralarını harcıyorlar. Bu yazı biraz da buna itiraz etmek için var.

İnsan çevresinde gürültü yokken doğruyu net görebiliyor. Ne istediğini biliyor, düşünebiliyor ve kendi sesini duyabiliyor. İşe girmeden önce çoğumuz tam olarak böyleyiz. Yeni teknolojiler öğreniyoruz, kurslara yazılıyoruz, projeler geliştiriyoruz, saatlerce çalışıyoruz. Çünkü ortada net bir hedef var: işe girmek. Diğer insanlardan ayrışmak ve değerli bir beceri seti oluşturmak için gerçekten çabalıyoruz. O dönemde harcadığımız her saat bize mantıklı geliyor çünkü yaptığımız fedakârlıkların bizi hedefimize yaklaştırdığını biliyoruz.

Sonra ilk maaş geliyor ve oyun değişiyor. İlk maaşla birlikte zihnimizde yeni bir dünya açılıyor. Yeni telefonlar, yeni bilgisayarlar, arabalar, yatırımlar, tatiller, indirimler ve taksit kampanyaları bir anda hayatımızın merkezine oturuyor. Şu hisse yükselecekmiş, bu hisse düşecekmiş, şurada fırsat varmış, burada kampanya başlamış. Odanın boyanması gerekiyor, koltuk eskiyor, dolaptaki kıyafetler artık tarzımıza uymuyor. Liste uzayıp gidiyor. Her ay listeden bir madde siliniyor ama yerine on tane yenisi ekleniyor. Bir süre sonra fark etmeden bir problemler sarmalının içine giriyoruz.

Yeni imkânlar yeni ihtiyaçlar doğuruyor. Yeni ihtiyaçlar daha fazla para gerektiriyor. Bir noktadan sonra maaş yetmemeye başlıyor. Zam istemeye çekiniyoruz çünkü ya işimizi kaybedersek diye düşünüyoruz. Köşede birikim yok, ödenmesi gereken faturalar ve krediler var. Yaşam standardımızı düşürmek istemiyoruz ama yükseltmek için de gerekli hamleleri yapmıyoruz. Sonra kendimize çeşitli hikâyeler anlatmaya başlıyoruz. İşimizde deneyim kazandığımızı, burada çalıştıkça değerimizin arttığını ve bir ara zam isteyip herşeyin geçiceğini kendimize söylüyoruz. Bu sırada ek gelir arayışları başlıyor. Birileri 3D printer ile ayda yüz bin lira kazandığını anlatıyor. Bir başkası şu hissenin uçacağını söylüyor. Sosyal medya FED’in faiz kararlarıyla zengin olma hikâyeleri anlatıyor. Bir anda herkes yatırım uzmanı, girişimci ve finans gurusu oluveriyor.

Fakat çoğu zaman sonuç değişmiyor. Stres devam ediyor, para yine yetmiyor ve tatminsizlik sürüyor. Sonunda da suçu sistemde aramaya başlıyoruz. Avrupa’daki maaşları görüyoruz, Amerika’daki yaşam standartlarını görüyoruz ve kendimizi haklı çıkarıyoruz. Ülke kötü diyoruz, sistem bozuk diyoruz, bu düzende zaten başarılı olunamaz diyoruz. Peki gerçekten problem sistem mi? Yoksa bir yerde rotadan çıkan biz miyiz?

Aslında çözümü işe girmeden önce bulmuştuk. Sonra unuttuk. Yatırım yapmak önemli bir şeydir ama yatırım yapmanı sağlayacak geliri artırmak çok daha önemlidir. Borsadaki paranı ikiye katlamak güzeldir ama kendi değerini ikiye katlamak çok daha değerlidir. Çünkü bir gün bütün paranı kaybedebilirsin. Yanlış yatırım yapabilirsin, kriz çıkabilir, piyasa çöker. Ama bilgi ve becerilerin seninle kalır. İşte bu yüzden en büyük yatırım bilgiye yapılan yatırımdır.

Mesleğimiz bizim imzamızdır. Bizi diğer insanlardan ayıran şey odur. Bu yüzden yapılması gereken temel şey, mesleğimize yatırım yapmaktır. Kurs almak, sertifika almak, yeni teknolojiler öğrenmek, yeni problemler çözmek gerekir. Ancak bunları sadece koleksiyon yapmak için değil, bizi bir sonraki seviyeye taşıyacakları için yapmak gerekir. Bir kursun amacı CV’ye satır eklemek değil, bize yeni bir yetkinlik kazandırmaktır. Bir sertifikanın amacı LinkedIn’de paylaşım yapmak değil, gerçekten ihtiyaç duyacağımız bilgiyi edinmektir. Bilgiye zaman ayırmak ve bilgiye para harcamak çoğu zaman yapılabilecek en yüksek getirili yatırımdır. Çünkü uzun vadede üreteceğimiz katma değerin kaynağı budur. Seçilen değil seçen insan olmak istiyorsak bunun başka yolu yok.

Aynı mantık harcamalar için de geçerlidir. Parayı tüketim için değil, amaç doğrultusunda harcamak gerekir. Bir şey satın almadan önce onun bize ne kazandıracağını düşünmek gerekir. Aldığımız teknoloji ürünleri bir amaca hizmet etmeli, bir problemi çözmeli veya üretkenliğimizi artırmalıdır. Eğer son model bir telefon bize herhangi bir değer üretmiyorsa, ona sahip olmak zorunda değiliz. Buradaki mesele bunun kötü bir harcama olması değil. Mesele, bunun bir ihtiyaç değil bir zevk harcaması olduğunu dürüstçe kabul edebilmektir. Çünkü para aslında özgürlüktür. Bir iPhone satın alırken yalnızca bir telefon satın almıyorsun. Aynı zamanda başka alternatiflerden vazgeçiyorsun. Bir eğitimden, bir seyahatten, yeni tanışacağın insanlardan veya gelecekte sana çok daha büyük fırsatlar yaratabilecek yatırımlardan feragat ediyorsun. Paranın alternatif maliyetini görmeye başladığında tüketim alışkanlıkların da değişmeye başlıyor.

Madem yatırımdan bahsettik, bu konuya da değinmek lazım. Çoğu insan yatırım dünyasına kısa sürede zengin olma hayaliyle giriyor. İki ayda yüzde yüz kazanmak, kaldıraç kullanmak, mucize hisseler bulmak veya sosyal medyada anlatılan başarı hikâyelerini yakalamak istiyor. Sonuç ise genellikle para, zaman ve enerji kaybı oluyor. Benim görüşüm şu: Eğer kariyerini finans üzerine kurmuyorsan yatırım hayatının merkezi olmamalı. Önce mesleğinde güçlü ol. Önce gelir üretme kapasiteni artır. Sonra yatırım yap. Çoğu insan için basit indeks fonları fazlasıyla yeterlidir. Amaç her gün ekran başında hisse kovalamak değil, servet oluşturmaktır. Çünkü uzun vadede servetin asıl kaynağı yatırım performansından çok gelir seviyen, gelir çeşitliliğin ve uzmanlığındır. Yatırım bir servet koruma mekanizması, paranızın sizin için çalışabilme fırsatıdır. O yüzden ana mesleğiniz bu değilse eğer, yaptığınız yatırımın sizin için çalışması gerekirken sizin mesleğinizi bırakıp riskli işlemler yapmanız bir noktada mantığa terstir. Yapılan en iyi yatırım, en iyi getiri, ekrana bakmasanız bile içinizin rahat olucağı, kafanızı yastığa rahat koyacağınız yatırımdır. Asıl servet inşasının bilgiye yapılan yatırımdan üretilen değer olduğunu fark etmek gerekir. Bir hissenin 100x yapması çok nağdirdir ama sizin bilgi birikiminizle ürettiğiniz eşsiz bir değerin 1000x ile ölçeklenebilmesi olağandır. İşte buna şirket kurmak diyin, ister alanında çok iyi olduğunuz için yüksek maaşlarla çalışmak.

Son olarak şunu kabul etmek gerekiyor: Kısa vadede büyük para vaat eden şeylerin büyük çoğunluğu seni özel bir insan yapmaz. Sana nadir beceriler kazandırmaz. Seni vazgeçilmez hale getirmez. Büyük sonuçlar uzun vadeli oyunlardan gelir. Bir CEO’nun bildiklerini bir ayda öğrenemezsin. Bir uzmanın yıllar boyunca oluşturduğu birikimi birkaç haftada elde edemezsin. Zaten o insanlar bulundukları noktaya bu yüzden gelmişlerdir. Ancak bugün başlamazsan, gelecekte oraya ulaşamayacağını da garanti etmiş olursun. Bu yüzden uzun vadeli oyunlar oyna. Bilgi biriktir. Kendine yatırım yap. Çünkü günün sonunda seni özgürleştirecek olan şey tüketim değil, yetkinliktir.

Bu yüzden çalışalım anam…


메타데이터
post_id
1b17df36effa
slug
i̇şe-girince-gelen-dalyaraklık-1b17df36effa
url
https://medium.com/@gagirizm/i%CC%87%C5%9Fe-girince-gelen-dalyarakl%C4%B1k-1b17df36effa
canonical_url
https://medium.com/@gagirizm/i%CC%87%C5%9Fe-girince-gelen-dalyarakl%C4%B1k-1b17df36effa
author_url
https://medium.com/@gagirizm
status
ok
fetched_at
2026-06-20 20:29:01