Roma’nın Son Günleri ve Beyaz Saray Dövüş Arenası
Bu sene hava bir başka Hawaii de bile. NOAA (ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi), Pasifik Okyanusu’nda El Niño döneminin resmen…
Roma’nın Son Günleri ve Beyaz Saray Dövüş Arenası
Bu sene hava bir başka Hawaii de bile. NOAA (ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi), Pasifik Okyanusu’nda El Niño döneminin resmen başladığını duyurdu. El Niño ne yapar bilemem ama bu sene burada bile hafiften kış yaşadık.
Photo by Nick Nice on Unsplash
Gözlerimi araladığımda oda hala karanlık, klimanın derinden gelen sesi odayı dolduruyor. Onun yanında cama vuran yağmurun sesi var. Gülümsüyorum, dün aksam üstü salata için yeşillik toplamaya çıktığımda sebze yataklarının sulanmak istediğini görmüştüm. Ama akşam yemeğini hazırlarken tekrar bahçeye çıkıp sulamayı unuttum. Ziraat tanrısı Lono durumu görmüş olmalı. Yağmurun sesi hızlanırken yeniden uykuya dalıyorum.
Gözlerimi tekrar açtığımda perdenin kenarından dolan ışık odayı aydınlatıyor. Kuşlar keyifle öttüklerine göre yağmur yok. Güzel bir Pazar olacak, gerinirken aklıma geliyor “Trump’ın doğum günü”. Bu günlerde her sabah ben uyurken neler olacak endişesini yaşıyorum. Geçenlerde televizyonda benim yaşlarda bir kadıncağız ayni şeyi hissettiğini söylediğinde yalnız olmadığımı fark ettim.
Bu günlerde yalnızlık, izolasyon ve korku günlük yaşamımıza sızdı. Korku öyle öcülerden, cadılardan korkmak değil. Çok daha derin, çok daha ürkütücü. Belirsizliğin, yarın ne olacağını bilememenin korkusu. Ya da olanları görüp bir şey yapamamanın verdiği hüsran.
Photo by Gayatri Malhotra on Unsplash
Otoriter rejimler toplumlarda insanları birbirlerinden sert çizgilerle ayırıp, birbirlerinden ve yarınlarından korkmaya yöneltip çaresizliğe itmekle besleniyorlar. Basın, sosyal medya bu korkuyu besliyor, “geliyorlar”,” seni yok edecekler”, “işini elinden alacaklar”, “diğerleri senin gibi değil, senden nefret ediyorlar” mantrasını durmadan tekrarlıyorlar. O yüzden Karin’e durmadan söylediğim gibi, direniş gösterileri bir çeşit terapi. İnsanın kendisi gibi düşünen kişiler olduğunu görmesi, kalabalık içinde birliktelik hissetmesi gerçekten önemli. Zaten o yüzden bu rejimler insanların bir araya gelmesini de sevmiyorlar. Bir araya gelecekseniz de futbol maçı ya da konser falan olsun, politika düşünmeyin diyorlar.
Yataktan çıkıyorum. İçeriden televizyonun sesi geliyor. 70 yaşına yaklaşan eşime ekran yasağı koymam lazım. Hoş kendime de bunu uygulamalıyım, ikimizde günün büyük kısmını kucağımızda laptoplarımız televizyon başında geçiriyoruz. Haberleri izlememek belki daha sağlıklı ama tarihi bir dönem yaşarken bir şeyleri kaçırmamak, olabileceklerin habersiz gelmesi fikri galiba daha ürkütücü.
Bugün Trump’ın doğum günü Beyaz Saray önünde kurulan devasa dövüş alanının da kutlanacak. İlk lafı edildiğinden hiçbirimiz inanamadık. Öyle ya Beyaz Saray önünde dövüş alanı ne alaka dimi? Ama kısa sürede Beyaz Saray önünde yükselen zevksiz, seviyesiz yapı yanlış duymadığımızı ispatladı.

Press
Bu aklıma “Roma’nın son günleri” lafını getirdi. Yıllar önce bir Türk arkadaşım Amerika’ya pek bir karşı görüşü ile tartışırken, “Amerika Roma’nın son günleri gibi, son günlerini yaşıyor” demişti. O zaman bu gülünecek bir fikirdi, evet Amerika kesinlikle kusursuz bir ülke değildi ama doğrusu ya dünyanın liderliğini yapan bu ülkeyle Roma’yı karşılaştırmak pek doğru görünmüyordu. Hatırlıyorum “Belki ama Amerika’nın son günlerinin bizim yaşam süremizde olacağını sanmam” demiştim. Ne kadar yanlışmışım. Ne kadar safmışım bu sistemin sarsılmayacağına inanmakla.
İçeriye yürüyorum, evet TV de dövüş alanı var. Charley “Günaydın” diyor ve kahvemi getirmeye gidiyor. Derin bir nefes alarak koltuğuma çöküyorum. Bu Roma’nın son günleri lafını hiçbir şey bu kadar güzel ifade edemez. Yönetim binası önünde dövüş arenası. Trump bir konuşmasında legal olmayan göçmenlerin ülkede kalabilmek için dövüşmesini konu etmişti. Öyle uçuk bir fikirdi ki kimse dikkat bile etmedi. Göçmenlerin yaşamları için dövüşmesi ve bunun TV Show’u olması Trump için pek bir eğlenceli olsa gerek. Dun gene bir konuşmasında (hiç kıtlık çekmiyoruz bu abuk konuşmalar konusunda) “Belki bu dövüş alanını bu kutlamadan sonra da burada tutarız” deyince aklıma hemen bu Tv Show’u fikri geldi. Kimsenin dikkat etmediği bu küçük detaylar nedense hep bir şekilde hayat buluyor bugünlerde. Adam açık açık ne yapacağının ip uçlarını hep veriyor ama bunlar o kadar uçuk, akil almaz, mantıksız ya da saçma sapan ki aklimiz almadığı için dikkat etmiyor ya da önem vermiyoruz.
Charley’e donup “Dövüşleri seyretmiyor musun” diyorum. “Hell No!” diye cevap veriyor. “Belki Texas’tanım ama o kadar seviyesiz değilim”

press
Ama haberlerde bu olaydan kaçmak mümkün değil, arena dışında gösteriler devam ediyor. Birileri Lincoln Anıtı önündeki çimlere 86 47 yazmış. Eski FBI Yönetmeni deniz kabukları ile yazılmış 86 47i sosyal medyasına post etti diye yargılanıyor. 86’nin anlamı başından atmak, kurtulmak demekmiş. 47 de malum 47nci başkan. Bir şekilde 86 47 vatan hainliği sebebi oldu. Ve çimlere yaban otu öldürücüsü ile bunu yazmak korkarım mahkûmiyet sebebi. Dün Kennedy Merkezi önündeki Trump yazısı mahkeme kararı ile söküldü. Küçük bir zafer ama böyle şeylere pek bir ihtiyacımız var. Ülkenin yarıdan fazlası bu gün Beyaz Sarayın üstünde ciddi bir yağmur, fırtına, şimşek olsun diye dua ediyor. Ve Trump Kennedy Merkezi önündeki yazıyı perde ile kaplayıp adının söküldüğünü saklıyor. Herhalde mahkeme kararını değiştirip adını tekrar koymak niyetinde. Elinden gelse adı silindi diye binayı da yıkabilir. Bu günlerde neye elini sürse rezil ediyor. Yansıma havuzunu ucuz yüzme havuzu boyası ile boyadı (ucuz dediğime bakmayın buna 10 milyon dolar verilmiş. Herhalde yarısı sayın başkanımızın cebine gitmiştir-eğer daha fazlası değilse) Havuz artık bir şey yansıtmadığı gibi daha ilk haftasında yosunlandı. Bu anlamlı bir anıt olmaktan çıkıp Swamp- Bataklığın sembolü oldu.

press
Kahvemi içmeden kalkıp pancar ve zencefil suyumu hazırlamaya başlıyorum. Bu hafta her sabah aç karnına bir pancar, küçük bir parça zencefil ve limon suyu ile smootie hazırlayıp içmeye başladım. Bu kocakarı ilaçları ne denli işe yarar bilemiyorum ama en azından denemekte bir zarar yok. Buda karaciğeri temizlemeye iyi geliyormuş.
Tv de şimdi İran savaşı haberleri var. Hükûmet savaş haberleri göstermeyi yasakladı, herhangi bir görüntü, ordunun durumu falan hakkında bir haber geçmiyor ama tabii bu anlaşmaya varıldı varılmadı durumlarını blok etme şansları pek yok. Zaten bombalanan askeri üslerden, ölen Amerikan askerlerinden falan kimse bahsetmiyor. Başarısız eski TV sunucusu ve felaket kötü yeni “Savaş Bakanımız” anlaşmaya başladık diyor. İran televizyonunu açıyorum, İranlılar resmen alay ediyorlar “Ne anlaşması?” diye. Charley ile birbirimize bakıp başlarımızı sallarken gülüyoruz. Ama bu duruma gülmek “Gülerimsin ağlar mısın” durumlarından. İçimiz sızlarken ağlayamadığımız için gülmek bu.
[embed]
TV kumandasına uzanıp YouTube da nefes egzersizini buluyorum. Bu nefes egzersizine Covid zamanı başlamıştık. Ciğerleri geliştirmek için. Ciğerlerimizi ne kadar geliştirdi bilemem (işin asli şimdilerde nerdeyse 2 dakika nefesimi tutmaya başladım) ama meditasyona en yakın yaptığım şey bu ve sakinleştirici bir etkisi olduğu kesin. Ekranda sakin bir ses nefes alıp verme komutları verirken gevşemeye çalışıyorum. Ne de olsa bu pisliğin sonunu görebilmek için sağlıklı ve sakin olmalıyız.
메타데이터
- post_id
- 1b4f0d8d41c1
- slug
- romanın-son-günleri-ve-beyaz-saray-dövüş-arenası-1b4f0d8d41c1
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/roman%C4%B1n-son-g%C3%BCnleri-ve-beyaz-saray-d%C3%B6v%C3%BC%C5%9F-arenas%C4%B1-1b4f0d8d41c1
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/roman%C4%B1n-son-g%C3%BCnleri-ve-beyaz-saray-d%C3%B6v%C3%BC%C5%9F-arenas%C4%B1-1b4f0d8d41c1
- author_url
- https://medium.com/@mia_kok
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-22 12:55:45