Yirmi Beşinci Gün: Kavuşturmayan Telefon Telleri
Dağ başında, belki de dünyanın en eski binasında, önünde insanların kuyruklar oluşturduğu ankesörlü bir telefonun ahbabıyım bugün. Yoksun…
Yirmi Beşinci Gün: Kavuşturmayan Telefon Telleri
Dağ başında, belki de dünyanın en eski binasında, önünde insanların kuyruklar oluşturduğu ankesörlü bir telefonun ahbabıyım bugün. Yoksun. Düşmüyor hat. Telefonlar, telefon telleri kavuşturmuyor sesimizi…
Birkaç denemeden sonra sıradan çıkıp arkada bekleyenleri sevindiriyorum. Koridor boyunca yürüyüp sesini düşlüyorum. İçtima alanını geçip az daha yürüyerek bir ağaç altı buluyorum, bir türkü vardı, doğru yanlış onu mırıldanıyorum.
“Senin hasretindir, hücreme dolan.
Bir tek seni sevdim, gerisi yalan.”

Çünkü biliyorum ki sesini duymak istediğim saatler, kendime yetemediğim saatler.
Ve içime bir sızı düşüyor o dakika, sen de beni düşünüyorsun.
메타데이터
- post_id
- 1d4ec222ae4e
- slug
- yirmi-beşinci-gün-kavuşturmayan-telefon-telleri-1d4ec222ae4e
- url
- https://medium.com/@tmturhan/yirmi-be%C5%9Finci-g%C3%BCn-kavu%C5%9Fturmayan-telefon-telleri-1d4ec222ae4e
- canonical_url
- https://medium.com/@tmturhan/yirmi-be%C5%9Finci-g%C3%BCn-kavu%C5%9Fturmayan-telefon-telleri-1d4ec222ae4e
- author_url
- https://medium.com/@tmturhan
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-18 00:26:52