Kalem vs. Klavye
Yazı yazmaktan parmak kemiklerinde deformite olan biri olarak son dönemde fark ettiğim ilginç bir durum var. Kalemle yazarken kurduğum…
Kalem vs. Klavye

Yazı yazmaktan parmak kemiklerinde deformite olan biri olarak son dönemde fark ettiğim ilginç bir durum var. Kalemle yazarken kurduğum cümleler ile klavye ile kurduğum cümleler birbirlerin çok farklı. İçerik, biçim, uzunluk ve dil özelliklerini net bir şekilde ayrılabiliyor. Bunun nedenleri üzerine düşündüğümde aklıma bir kaç olası açıklama geldi.
Öncelikle ben kalemle düşünen biriyim. Bana hasta konsülte edildiğinde hastayı mutlaka not alarak dinlerim, not alırken ayırıcı tanılar zihnimde şekillenir. Herhangi bir toplantıda daha sonra bakmayacak bile olsam mutlaka not alırım. Bir bilimsel çalışma için istatistiksel bir analiz yapacaksam hipotezleri kağıda yazıp yapacağım analizleri yazarım. Seyahat öncesi valize koyacağım her şeyin listesini boş bir kağıda yaparım ve hiç bir şey unutmadan valizimi hazırlarım. Günlüğümü dolma kalemle ve üşenmeden yazarım.
Kalem yerine klavyeyi kullandığım pek çok ayrı durum var, mail taslaklarını özellikle tanımadığım birine bir davet veya rica maili yazacaksam önce word dosyasına yazıp, orada editlerim. Makale okurken yazılarımla ya da araştırmalarımda kullanacağım noktaları yine klavye ile not alırım. İş için zaten sürekli klavye ile yazı yazıyorum ama bazen, özellikle evde değilsem ve kendimi ifade etmeye şiddetli bir biçimde ihtiyaç duyduysam yine klavye ile yazıyorum.
Kalem ve klavye üslubundaki farklılık işte burada dikkatimi çekti. Günlüğüme yazarken cümlelerim daha sade, daha kısa ve dolambaçsız. Orada kimse için yazmadığımı biliyorum. Günlük niyetine yazdığım o sayfaların %99 olasılıkla yeniden okumayacağımı biliyorum. Orada duygular daha dolaysız ifade edilebiliyor. Ancak işin içine klavye girdiğinde, kimsenin okumayacağı şifreli word dosyalarına da yazsam üslubum değişiyor. Cümleler uzuyor; işin içine pek çok bağlaç ve daha az sıklıkta kullanılan sözcükler dahil oluyor. Her iki durumda da yazı öncesinde sayfa/sözcük sayısı bağlamında bir plan yapmıyor olsamda parmaklarım klavyeye dokununca hemen paragraflar ayrılıyor, yazının bir amacı ve ana fikri ortaya çıkıveriyor. Yazdıklarımı daha yazarken yeniden okuyup çeşitli değişiklikler ya da düzeltmeler yapıyorum. Kimi zaman da bu yazıları geriye dönüp okuyorum. Bu metin bazen beni şaşırtacak şekilde iyi oluyor, bazen de nasıl bu kadar “cheesy” şeyler yazdım diye düşünüyorum.
Klavye ve kalemle yazdığım kişisel yazılardaki bu farklılıklar benim bilgisayar başında yazdığım yazıların daha çok bilimsel ve tıbbı çerçevede olmasının bir “kontaminasyonu” elbette olabilir. Ama ben aradaki farkın tek nedeninin bu olmadığını düşünüyorum.
Klavye ile bir ekrana bakarak yazmak, klavye ve ekranı sadece bir araç olmaktan çıkarıyor. Metnin görüntüsü ve sayfadaki somut varlığı bence bir tür yabancılaşma ile yazı sırasında insanın zihnini de şekillendiriyor. Kalem ile yazarken kendi el yazımın bilindik izi, mürekkebin dağılışı, yazıyı istese de pek kimsenin okuyamacağını bilmenin rahatlığı yazma sürecini bilişsel bir işlevden ziyade çok şahsi bir eyleme dönüştürüyor. İç dökmek, bir çeşit bilinç akışı ile sayfalar arasında gezinmek gibi. Kalem ile kağıda yazarken en fazla bir önceki cümle ya da kelimeyi düzeltebilirsin. Öncesini düzeltmek pek mümkün olmuyor. Düzeltmeler yapabilecek şekilde yazmak, kenarlara boşluklar bırakmak gibi çözümler tabii ki mümkün ama ben bunu yapmıyorum. Kenar boşluklarını çeşitli baskı ve stickler için kullanıyorum. Bazen hiç boşluksuz yazıyorum. Yazdığım şeylerin herhangi biri tarafından okunma ihtimaline tahammül edemediğim zaman da o sayfaları birbirine yapıştırıyorum. Böylece iki aşamalı koruma (yapışkan ve el yazımın biçimsizliği) sağlamış oluyorum. Klavyeyle yazdığım asla bu güvene sahip olamıyorum. Bu da içeriği bir şekilde etkiliyor.
İşte bu yüzden kalemin insan yaşamının asla terk etmeyeceğini düşünüyorum. Dijital kalemlerin varlığı da bu savımı destekliyor. Klavye ve kalem ikileminde içerik ve düşünsel süreçlerdeki farklılıklar göz ardı edilse bile bile ellerini kullanmak üzere evrimleşmiş olan biz insanların sadece tuşlara dokunmakla yetinmesi beklenemez.
메타데이터
- post_id
- 231ffcc49c30
- slug
- kalem-vs-klavye-231ffcc49c30
- url
- https://medium.com/@mimgiskard/kalem-vs-klavye-231ffcc49c30
- canonical_url
- https://medium.com/@mimgiskard/kalem-vs-klavye-231ffcc49c30
- author_url
- https://medium.com/@mimgiskard
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-10 01:40:30