← Back to list

Evrim 48 — Âdem İlk İnsan mı? 10. Bölüm: Evangelist “Omphalos (Göbek) Hipotezi”

Hz. Âdem’in Göbek Deliği Var Mıydı?

Yaratılış Ayetleri · 2025-10-02 01:32 · 3 claps · 11.3 min read
#göbek #adem #evrim #evolution #yaratılış
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🎮 · Gaming

Evrim 48 — Âdem İlk İnsan mı? 10. Bölüm: Evangelist “Omphalos (Göbek) Hipotezi”

Hz. Âdem’in Göbek Deliği Var Mıydı?

Hz. Âdem’in göbek deliğinin olup olmayacağı meselesi, hem Ehli Kitap düşünürlerinin hem de Müslüman âlimlerin cevap aradığı ilginç bir konu olmuştur. Genel kabul şu yönde şekillenmiştir: Âdem’in annesi olmadığı hâlde göbek deliği vardı. Çünkü insan olmak için göbek deliği bir “iz”dir; onsuz insan eksik sayılırdı. Âdem ise eksiksiz yaratılmış olmalıydı. Dolayısıyla, Hz. Âdem’in göbek deliği bulunmaması kabul edilemez görülmüştür.

Philip Henry Gosse ve Kitabı “Omphalos” (Göbek)

Hristiyan dünyasından bir örnekle devam edelim: Philip Henry Gosse (1810–1888). Gosse, ünlü bir doğa bilimci, zoolog, yazar ve derin dindarlığıyla tanınan bir Hristiyan’dı. Anglikan Kilisesi’nden ayrılarak Plymouth Brethren cemaatine katıldı; bu cemaat, 19. yüzyıl İngiltere’sinde “Evangelical Nonconformists” olarak biliniyordu. Gosse, İncil’i literalist bir anlayışla okuyor ve bu bakış açısını bilimsel çalışmalarına da yansıtıyordu.

En bilinen eseri, 1857 yılında yayımlanan Omphalos: An Attempt to Untie the Geological Knot adlı kitabıdır. “Omphalos” yani “göbek” adını taşıyan bu eserinde Gosse, dünyanın ve fosillerin “eski” görünümünün aslında Tanrı tarafından yaratılış anında baştan verilmiş bir izlenim olduğunu savunur. Yani yaratılış, geçmişe sahipmiş gibi bir düzen içinde gerçekleştirilmiştir. Bu yaklaşım günümüzde Omphalos Hipotezi olarak anılmaktadır.

Gosse’in temel argümanı şudur:

  • Adem’in annesi olmadığı hâlde göbek deliği vardı, çünkü insan olmak için göbek deliği bir “iz”dir; onsuz insan eksik olurdu.
  • Aynı şekilde bir ağacın halkaları, bir kabuğun büyüme çizgileri, bir hayvanın diş aşınmaları… bunların hepsi canlıların “olgun” yaratılması için zorunlu izlerdir.
  • Yani Tanrı, dünyayı yaratırken canlıları ve doğayı sanki geçmişi varmış gibi izlerle donatmıştır.

Bu nedenle fosiller de aslında geçmişte yaşamış canlılardan kalma değildir; yaratılışın bu zorunlu izlerinin bir parçasıdır.

Gosse bu yaklaşımı “prokronik gelişim” ilkesi ile açıklar: Fosil kayıtları evrimin kanıtı değildir; aksine, yaratılış öyle düzenlenmiştir ki dünya olduğundan daha eski görünür. Yani yaratılışın geçmişe sahipmiş gibi düzenlendiğini ileri sürdü. Bu mantık, Adem’in göbek deliği örneği ile paralellik gösterir: Adem’in göbek deliğine ihtiyacı olmasa da, Tanrı ona insan soyundan geliyormuş izlenimi vermek için bir göbek deliği vermiştir. Bu nedenle kitabın adı Yunanca “göbek” anlamına gelen Omphalos’tur.

“Biliyor musun ne komik? Adem ile Havva’nın ikisinin de göbek deliği olan tabloları, bunu düşün, ihtiyacın kadar zaman ayırabilirsin.”

“Biliyor musun ne komik? Adem ile Havva’nın ikisinin de göbek deliği olan tabloları, bunu düşün, ihtiyacın kadar zaman ayırabilirsin.”

Hz. Âdem’in anneden doğmadığı hâlde göbek deliğine sahip olduğu genel kabul, sadece teolojik düşüncede değil, Michelangelo gibi büyük sanatçılar tarafından da kilise duvarlarına yansıtılmış; Hz. Âdem ve Havva’nın göbek delikli resimleriyle süslenmiştir. Ancak bu tasvirler, yüzyıllardır süregelen derin bir tartışmayı da beraberinde getirmiştir: Eğer Âdem gerçekten ilk insan ise ve annesi yoksa, Tanrı neden onu göbek deliğiyle yaratmış, böylece sanki bir anneden doğmuş gibi bir izlenim vermiştir?

Aynı şekilde, her biri 24 saat süren 6 günde yaratıldığı ve milâddan önce 4004 yılında var olduğu kabul edilen dünyada, nasıl oluyor da yüzbinlerce yıllık fosiller, milyonlarca yıllık dinozor kalıntıları bulunuyor? Radyometrik ölçümler ve jeolojik bulgular, dünyanın yaşını Tanrı’nın kutsal kitapta anlattığından neden farklı gösteriyor?

Cevap basit: bilimsel bulgular yanlıştır. Dünyanın ve insanın yaşı en fazla 6 bin yıldır. İnsanlar ve dinozorlar aynı dönemde yaşamış ve birkaç bin yıl önce nesilleri tükenmiştir. Bilimsel bulguları doğru kabul etmek, kutsal kitabı inkâr etmektir; Tanrı bizi test ediyor: Ona mı inanacağız, yoksa bilime mi? Bilimsel iddialar yalnızca birer teoridir, ispatlanmamıştır. Ama Tanrı’nın sözü kesindir. Tanrı Âdem’e göbek deliği vererek ve dünyanın farklı noktalarına, sanki dünyanın yaşı çok eskiymiş gibi gösteren izler — yani kalıntılar — yaratarak bu imtihanı sunuyor. Böylece samimi inananlar ile yolunu kaybedenler ortaya çıkıyor.

Neo-Darwinizmin Öncüsü Dobzhansky’den İtikadî Uyarı

Omphalos’un yazarı Philip Henry Gosse’un bu yaklaşımının itikadî açıdan sakıncalı olduğunu, Tanrı’yı sahtekârlıkla suçlamak anlamına geldiğini ve bunun çok çirkin bir küfür olduğunu dile getiren kişi, Modern Sentez (neo-Darwinizm) kurucularından Theodosius Dobzhansky’dir.

Dr. Dobzhansky, 19. yüzyıl evangelisti Philip Henry Gosse’un bu yaklaşımı hakkında şunları söyler:

Evrim karşıtlarından P. H. Gosse, Omphalos (“Göbek”) adlı bir kitap yazdı. Bu şaşırtıcı kitabın özü şudur: Âdem’in annesi olmasa da göbeği vardı; aynı şekilde fosiller de Tanrı tarafından bilerek şimdiki yerlerine konmuştu — sanki derin bir geçmiş ve jeolojik çalkantılar varmış izlenimi vermek için.

Ama bu düşüncelerin ölümcül kusuru açıktır: Tanrı’yı akıl almaz bir sahtekârlıkla suçlamak. Bu hem dehşet verici hem de bütünüyle yersiz bir küfürdür.[1]

Ne garip bir tecellidir ki, ateist Rusya, Lysenkoizm gölgesinde evrim karşıtlığı yaparken, Kızıl Rusya’daki evrim karşıtı politik baskılardan kaçarak Amerika’ya sığınan dindar Hristiyan Ortodoksu Dobzhansky, genç dünya yaratılışçılarını “elfaz-ı küfür” ile itham etmiştir.

Bolşevik Rusya’nın Lysenkoizm dönemi ve evrim karşıtı politikaları üzerine yazdığım makaleyi buradan okuyabilirsiniz:

[embed]Evrim 27 — Komunist Rusya ve Çin’den Darwin’in Evrim Teorisine Yasak — Lysenkoizm Komünizmle Mücadele Derneklerinin kurulup, ateizm ve komünizmle mücadele adı altında Darwinizm aleyhine propaganda…yaratilisayetleri.medium.com

Dobzhansky’yi şaşırtan bir diğer nokta şudur: Nasıl olur da 19. yüzyıl evangelistlerinin bilim dışı ve Tanrı’yı sahtekârlıkla itham eden yaklaşımlarını, 20. yüzyıl Müslüman liderleri, örneğin Şeyh Bin Baz, birebir taklit edip savunabilmektedir?

Dobzhansky, Şeyh Bin Baz ve benzer reddiyecilere tepkisini şöyle dile getirir:

Şeyh Bin Baz ve onun gibileri radyometrik kanıtları kabul etmez, çünkü onların gözünde bu yalnızca bir ‘teoridir.’ Peki, alternatif nedir? Şunu mu varsayalım: Yaratıcı, jeologları ve biyologları yanıltmak için şeytani oyunlar oynadı; kayalara öyle izotop oranları yerleştirdi ki biz onları 2 milyar ya da 2 milyon yıllık sanalım, oysa aslında yalnızca 6.000 yaşında olsunlar? [1]

Bu sözlerle Dobzhansky, günümüzdeki müslüman reddiyecilerin yaklaşımının, 19. yüzyılın bilim karşıtı Hristiyan evrim karşıtlarıyla ne denli paralel olduğunu gözler önüne seriyor.

Genç Dünya Yaratılışçılığı (Young Earth Creationism) ve T.C. Milli Eğitim Bakanlığı

Orta Çağ kilisesinin evrim karşıtı argümanlarını taklit edenler maalesef sadece Şeyh Bin Baz gibi selefîler değildir. Benzer tutumu, Ehli Sünnet çizgisindeki bazı dini gruplarda da görmek mümkündür. Modern bilimin iddialarını inkâr ve putperestlik olarak gören evangelist mezheplerin kitapları ve web sitelerindeki argümanlar, yıllarca bazı Müslüman gruplar tarafından tercüme edilmiş, marjinal Hristiyanların yaratılış itikadı taklit edilmiştir.

Ayrıca, akıllı tasarım modelini ortaya atan Ehli Kitap mensuplarının da her ortamda reklamı yapılmıştır. Reddiyeci Müslümanlar tarafından en çok öne çıkarılan isim ise Michael Behe’dir. Michael Behe hakkındaki düşüncelerimi aşağıdaki makaleden okuyabilirsiniz.

[embed]Evrim 14 — Reddiyeciye Sorular-3: Michael Behe’yi Nasıl Bilirsiniz? Ortak ata, makroevrim ve insanın evrimine itiraz eden bazı Müslüman reddiyeciler, Michael Behe’nin kitaplarını sıkça…yaratilisayetleri.medium.com

Günümüzde, dünyanın 6–10 bin yıl gibi genç bir yaşta yaratıldığını savunan Genç Dünya Yaratılışçılığı (Young Earth Creationism) hareketinin başlıca kurumları şunlardır:

  • Institute for Creation Research (ICR)
  • Creation Ministries International (CMI)
  • Answers in Genesis (AiG).

Bu kurumların misyonu, Yaratıcı olarak İsa Mesih’e olan övgüyü vurgulayarak, Darwinci doğal seçilimciliği putperest bir dünya görüşü olarak ifşa etmek ve doğanın tanrılaştırılmasına karşı çıkmak olarak belirtilmiştir.

[embed]Evrim 25 — Evrim Karşıtı Genç Dünya Yaratılışçılığı ve James Ussher: 1. Bölüm Zihinlerde “1860 Evrim Tartışması (1860 evolution debate)” olarak kalan 1860 Oxford Fen Bilimleri toplantisina…yaratilisayetleri.medium.com

Texas eyaletinin Dallas şehrinde bulunan Institute for Creation Research (ICR)’in kurucusu Henry M. Morris’in yazdığı yaratılış kitapları ve aynı kurumda yıllarca hizmet etmiş Duane T. Gish’in eserleri, başta Dr. Adem Tatlı olmak üzere Türkçeye çevrilmiştir.

Vehbi Dinçerler döneminde Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yayımladığı “Yaratılış Modeli” adlı kitap da yaratılış görüşünü savunan önemli bir eserdir. Kitap, Henry M. Morris tarafından yazılmış ve 1985 yılında MEB tarafından Türkçeye kazandırılmıştır. Çevirisi ise Adem Tatlı, Edip Keha, Cafer Marangoz, Kemal Solak ve İsmet Hasanekoğlu tarafından yapılmıştır.

Millî Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) yayımladığı Yaratılış Modeli adlı kitabın hikâyesini biyolog Deniz Özsoy’dan izleyelim.

[embed]Biyolog Prof. Dr. Ergi Deniz Özsoy’un “Evrim Gerçektir” adlı videonun tamamına bu bağlantıdan ulaşabilirsiniz: https://www.youtube.com/watch?v=-DusyzKkPDw

Reagan’ın Seçim Vaadi: Devlet Okullarında Yaratılışçılığın İncil Versiyonunu Öğretmek

Başkanlık aday adayı Ronald Reagan, Dallas’ta 10.000’den fazla “yeniden doğmuş” Hristiyan’ın önünde yaptığı konuşmada, devlet okullarında “o eski zaman dini”nin eksikliğinin insan ıstırabının artmasına yol açtığını söyledi. Reagan, 22 Ağustos 1980'de 41’den fazla eyaletten gelen Yeni Sağ vaizler ve politikacıların katıldığı bir “Ulusal İşler Yuvarlak Masa Bilgilendirme Toplantısı”nda konuşuyordu. Evrim teorisine atıfta bulunarak Reagan şunları dile getirdi: “Bu konuda pek çok sorum var. Bu bir teori, sadece bilimsel bir teori. Son yıllarda bilim dünyasında sorgulanmaya başlanmış ve bilim camiasında eskisi kadar hatasız kabul edilmiyor. Bence yıllar içinde yapılan son keşifler, teoride büyük kusurlar olduğunu ortaya koydu.” Ardından, eğer evrim teorisi devlet okullarında öğretiliyorsa, insan hayatının kökenine dair İncil versiyonunun da öğretilmesi gerektiğini ekledi. (Bilgi kaynağı: Los Angeles Times ve San Diego Union, 23 Ağustos 1980)

1981 — Reagan Göreve Başladıktan Sonra

  • Reagan, federal düzeyde evrim veya yaratılışla ilgili herhangi bir yasa tasarısı hazırlatmadı.Ancak, “yerel eğitim kararları eyaletlerin işidir” diyerek yaratılışçılığı müfredata sokmak isteyen eyaletlere zemin hazırladı.
  • Bu dönemde özellikle Arkansas ve Louisiana eyaletlerinde “Balanced Treatment Acts” adıyla yasalar gündeme geldi. Bu yasalar, okullarda “Eğer evrim teorisi öğretiliyorsa, yaratılış bilimi de eşit şekilde öğretilmelidir” hükmünü içeriyordu.
  • Arkansas’ta çıkarılan yasa, federal mahkeme tarafından bilimsel temelden yoksun olduğu gerekçesiyle iptal edildi. Reagan yönetimi bu iptale karşı herhangi bir savunma yapmadı, ancak “yaratılış bilimi” fikrinin eğitimde yer alabileceğini ima eden açıklamalar yapmaya devam etti.
  • ANAP ve Vehbi Dinçerler’in öncülüğünde, Dallas kökenli yaratılış teorisine destek verildi; bu akımın kitapları Türkçeye çevrilerek Türkiye’deki dinî cemaatler tarafından benimsendi.

1987 — ABD Yüksek Mahkemesi Kararı: Edwards v. Aguillard

  • Louisiana’da benzer bir yasa Yüksek Mahkeme’ye taşındı.
  • Mahkeme, 7’ye karşı 2 oyla, “Yaratılış Bilimi’nin öğretilmesi, dini bir amaca hizmet ettiği için Anayasa’nın laiklik (Establishment Clause) ilkesine aykırıdır” kararını verdi.
  • Bu karar, yaratılışçılığın devlet okullarında bilim dersi olarak okutulmasının önünü tamamen kapattı. Reagan yönetimi karara itiraz etmedi, ancak Hristiyan sağ tabanına mesajlar vermeyi sürdürdü.

Reagan Sonrası Gelişmeler

  • Reagan döneminin ardından yaratılışçılık, “Intelligent Design” (Akıllı Tasarım) adıyla yeniden formüle edildi.
  • Bu yeni yaklaşım, Tanrı’yı doğrudan anmadan, doğadaki karmaşıklığın “bir zeka” tarafından tasarlandığını ileri sürdü.
  • Reagan sonrası George H. W. Bush ve George W. Bush dönemlerinde bu fikir yeniden güç kazandı.
  • Henry M. Morris ve Duane T. Gish gibi bilim karşıtı, marjinal Evanjelist bir yaratılış modeli savunan yazarların kitaplarını tercüme eden Türkiye’deki Müslüman cemaatler de bu gelişmeye ayak uydurarak, evrim karşıtı argümanlarını “akıllı tasarım” modeline uygun şekilde güncellediler. Günümüzde de hâlâ, Discovery Institute gibi kurumların ve onlara bağlı yazarların argümanlarını tercüme edip uyarlayarak yayımlamaya devam ediyorlar.

Genç Dünya Yaratılışçıları’nın Türkiye için hazırladığı ve modern bilimlerle kutsal bir mücadele veren fikirlerini buradan takip edebilirsiniz: https://www.yaratiliskitaplari.org/

Akıllı Tasarımın ABD Devlet Okullarında Yasaklanması (2005)

“Akıllı tasarım (Intelligent Design)”ın devlet okullarında bilim dersi olarak öğretilmesi, 2005 yılında yargı kararıyla yasaklanmıştır. Bu yasak, Kitzmiller v. Dover Area School District adlı davayla gerçekleşmiştir.

  • Karar: Mahkeme, akıllı tasarımı bilim olarak kabul etmeyerek, kamu okullarında bilim dersi kapsamında öğretilmesini anayasa dışı ilan etti.
  • Akıllı tasarım modeli, İncil’in bilim karşıtı, literal ve marjinal yorumunu referans alan yaratılış modelinin bir devamıydı. Bu model bilim değil, bir inanç olarak değerlendirildi ve kutsal kitap ayetlerini doğrudan dile getirmeden, Hristiyanlığa ait bir inancın savunusunu yapıyordu.
  • Etkisi: Bu karar, tüm ABD genelinde emsal teşkil etmiş ve benzer girişimlerin önünü kapatmıştır.

[embed]Evrim 26 — ABD’de Evrimin Müfredata Girişi — 1. Bölüm: “Maymun Davası”ndan Sputnik Krizine Bir Dava ve Bir Cezanın Ardından: Scopes Olayıyaratilisayetleri.medium.com

Türkiye’de Evrimin Müfredattan Çıkarılması (AKP Dönemi)

  • 2000’lerin başında fen ve biyoloji ders kitaplarında evrim teorisi yer alıyordu.
  • 2009–2015 yılları arasında, AKP döneminde evrim konuları kademeli olarak azaltıldı veya çıkarıldı.
  • 2017 müfredat güncellemesiyle, evrimle ilgili doğrudan ifadeler çoğu ders kitabından kaldırıldı; yerine yaratılış veya genel biyolojik çeşitlilik vurgusu getirildi.

İslam Kaynaklarında Hz. Âdem’in Göbek Deliği Meselesi

Tıpkı Ehli Kitap’ta olduğu gibi, İslam kaynaklarında da Hz. Âdem’in göbek deliğine sahip olması gerektiği düşünülmüştür. İlk insan modeli anlayışını benimseyen yorumcular, göbek deliğinin anneden gelen doğum sonrası kordon izi olamayacağını düşündükleri için, göbek deliğinin neden ve nasıl var olduğuna açıklama getirmeye çalışmışlardır.

Bu izahlardan en meşhuru şöyledir: Hz. Âdem’in kurutulmuş topraktan henüz cansız haldeki bedenine İblis tükürmüş; melekler de İblis’in tükürdüğü yeri çıkarmış ve o çıkarılan parçadan köpek yaratılmıştır. Köpek ve göbek sesi benzerliği de bu açıdan anlamlıdır.

Şimdi, Cübbeli Ahmet Hoca’nın “Evrime Evrilen Cehenneme Devrilir!” videosundan, köpeğin yaratılışını izleyelim.

[embed]

Peki, Cübbeli Ahmet’in dayandığı kaynak neresi olabilir? Büyük ihtimalle, İsmail Hakkı Bursevî’nin (ö. 1725) Rûhu’l-Beyân adlı tefsiridir. Bursevî, Bakara Suresi’nin otuzuncu ayetinin tefsirinde konu hakkında şu bilgileri aktarır:

…İblis ağzında topladığı tükrüğünü Âdem’in üzerine tükürdü. Tükürük Âdem’in göbeği üzerine geldi. Allah Teâlâ Cebrâîl’e İblis’in tükrüğünü Âdem’in karnından almasını emir buyurdu. Cebrâîl’in eliyle tükrüğü almasından göbek çukuru meydana geldi. Allah, İblis’in tükürüğü ile Âdem’in çamurundan oluşan karışımdan köpeiği yarattı. Bu yüzden köpeğin üç hasleti vardır. Âdemoğlu ile ünsiyeti sever. Çünkü onun toprağındandır. Gecelerin büyük kısmında uyanık bulunur. Çünkü Cibril’in dokunmasıyla halkolunmuştur. İnsan ve diğer yaratıkları ısırır. Çünkü İblis’in tükrüğündendir. Köpekte hıyanet asla yoktur [2]

Benzer şekilde Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin Efendi (ö. 1788) de köpekler hakkında yazmış olduğu bir risâlede köpeğin Hz. Adem’in çamurundan yaratılışından bahseder.[3]

[embed]Link: https://www.youtube.com/shorts/NNru4_ul48w

Yunus Emre’nin Beyitlerindeki Benzer Anlatım

İsmail Hakkı Bursevî’den dört asır önce yaşamış Yunus Emre’nin anlatısında da, Hz. Âdem’in göbeğinden köpeğin/itin yaratılışı dile getirilmektedir.

İdris Nebi Uysal’ın hazırladığı Karaman nüshasında Yunus Emre’ye ait gazelin ilgili beyitleri şöyledir:

1- çalap ādem cismini ṭopraḳdan var eyledi

şeyṭān geldi gördi anı ṭapmaġa ar eyledi

2- ẓāhirin gördi ādemüŋ bāṭınına baḳmadı

bilmedi kim ādemüŋ için güher eyledi

3- ādem ṭopraḳ yatmış-ıdı at dünyāyı ṭutmış-ıdı

fikr-ile gör iblisi yaʿnī hüner eyledi

4- ol yöriyen atları sürdi ādem üstine

ādeme mekr ergürüp yaʿnī ẓafer eyledi

5- ādemüŋ göbeğinden çalap yaratdı iti

vaf deyü ṭurdı ürdi ḳaçdı güzer eyledi [4]**

Anlatıyı günümüz Türkçesine genel manada çevirirsek şöyle bir tablo ortaya çıkar: Hz. Âdem henüz toprak hâlinde yatarken şeytan onun zâhirini görmüş ve fakat bâtınını bilmediği/görmediği için ona haset eylemiştir. Bu sebeple dünyayı dolduran atları Hz. Âdem’in üzerine sürerek henüz daha toprak hâlinde iken onu ezmek ister. Allah, Hz. Âdem’in göbeğinden köpeği/iti yaratır ve köpek vaf diyerek yani haylayarak ayağa kalkınca atlar kaçarlar.

Atların Hz. Âdem’den Önce Yaratılması ve Şeytan’ın Atları Kandırması

Şeytanın atları kandırması hakkındaki bilgiyi ise Ebû Muhammed Mahmûd b. Ahmed b. Mûsâ Bedru’d-dîn el-‘Aynî’nin (ö. 1451), Şerhu Sünen-i Ebî Dâvûd isimli eserinde bulmak mümkündür. El-‘Aynî melâikenin köpek bulunan evden imtina etmesiyle ilgili olarak hocalarından şöyle bir şey işittiğini belirtmiştir:

…ki köpek şeytânın tükürüğünden yaratılmıştır. Âdem aleyhisselâm sırt üstü yatan bir cesed halinde iken şeytan gelip onu gördü ve sonra atları topladı — o vakit atlar yeryüzünün sakinleri idi- ve onlara dedi ki Allah Te’âlâ garip bir mahlûk yarattı. Onu yeryüzüne ve yeryüzündekilere malik kılmak ister. O oraya hâkim olduğu vakit sizi boyunduruğu altına alıp zelil kılar. Hadi gidip onu tepeleyelim ve ondan kurtulalım. Böylelikle şeytânın önderliğinde Âdem’in cesedine yaklaştıklarında Şeytân Âdem’e doğru tükürdü. Tükürüğü saçıldı ve Allâh Te’âlâ o saçılan tükürükten köpekleri yarattı. Köpekler atlara saldırıp havladı. Bunun üzerine atlar dağılıp kaçtı. İşte o vakitten beri köpekler âdemoğullarıyla ünsiyet peydâ eyledi, melekler ise şeytânın tükürüğünden yaratıldıkları için köpeklerden nefret etti.[5]

Sadece köpeğin şeytanın tükrüğünden yaratılışı üzerine daha erken tarihli bilgiyi Şii hadis literatürünün muteber saydığı alimlerinden Şeyh Sadûk’un (ö. 991) İlelü-ş-şerâi’ adlı eserinde Hz. Peygamber’e dayandırarak aktardığı bir hadiste de bulmak mümkündür. [6]

Altay Türkleri’nin Bir Yaratılış Destanı ve Köpeğin Yaratılışı

Bursevî’de ve Müstakimzâde’de geçen köpeğin yaratılışına dair anlatıya benzer bir metni Altay Türkleri’nden derlenen bir yaratılış destanında da bulmak mümkündür. Fakat bu anlatıda köpek sadece henüz ruh üflenmemiş kadın ve erkek cesetlerini korumak için tanrı Ülgen tarafından yaratılmış ve sonrasında şeytan tarafından kandırılmıştır:

“Ülgen insanoğlunu yaratırken etlerini topraktan, kemiklerini de taştan yapıp, ona ilk örneğini verdi. Kadını da erkeğin kaburga kemiklerinden meydana getirdi. Fakat bunların ruhu yoktu. Bir ruh bularak bunları canlandırmak lazımdı. Bunun için yola çıktı. Yola çıkmadan önce insanı koruması için tüysüz bir köpek yaratmayı da ihmal etmedi. Az sonra Şeytan Erlik çıkageldi. Köpek, Erlik’i görünce havladı ve insan örneklerinin semtine bile uğratmak istemedi”. [7]

Hz. Âdem’in Göbek Deliği Var Mıydı?

Evrimsel süreç bize, insanın yaratılışının topluluk içinde, kuşaktan kuşağa aktarılarak devam ettiğini gösteriyor. Bu durumda Hz. Âdem ilk insan değildi. Elbette göbek deliği vardı; çünkü bir anneden doğmuştu.

Göbek deliğini şeytanın tükürmesine ya da Tanrı’nın bizi imtihan etmesine bağlamaktansa, evrimsel açıklamayı dikkate almak çok daha anlamlıdır.

Şaşırtıcı bir şey söyleyeyim, detayını ileriki makalelere bırakayım: Hz. Âdem’in bir anneden doğmuş olması, mutlaka bir babasının olduğu anlamına gelmiyor! Nasıl mı? Okumaya devam edin :)

Sonuç

Sonuç olarak, ilk insan modelinin önkabulu, göbek deliği üzerinden üretilmiş zorlamalı ve abartılı anlatımları da beraberinde getiriyor. Philip Henry Gosse’un “Omphalos” hipotezi, Âdem’in göbek deliğine sahip olmasını Tanrı’nın dünyaya verdiği “geçmiş izleri” üzerinden açıklamaya çalışırken, modern bilim açısından akla aykırı ve neredeyse sahtekârlık boyutunda bir iddiaya varıyor. Benzer şekilde, İslam ve Türk kültür geleneğinde göbek deliği üzerinden yapılan yorumlar da, Hz. Âdem’in “ilk insan” olduğu önyargısına dayanıyor.

Göbek deliği tartışmaları, insanın kökenine dair inanç ve mitlerin, bilimsel gerçeklerden bağımsız olarak nasıl şekillendirilebildiğini gözler önüne seriyor. Evrim teorisi sayesinde ise bu tür zorlamalı, abartılı ve temelsiz anlatımlardan kurtuluyoruz; insanın kökeni artık bilimsel veriler ışığında daha gerçekçi, tutarlı ve sağlam bir çerçevede anlaşılabiliyor.

Özetle, Âdem’in göbek deliği üzerinden yürütülen yorumlar, hem Hristiyan hem de İslam kültüründe ilk insan modelinin önkabulu ile birlikte mesnetsiz ve zorlamalı anlatımları gündeme taşıyor ve bilimsel yaklaşımın vazgeçilmezliğini çarpıcı biçimde ortaya koyuyor.

Siz evlatlarınıza hangisini aktarmak istersiniz? Evrim teorisinin sunduğu, bilimsel gözlemlerle desteklenmiş, gerçekçi ve tutarlı yaratılış modelini mi, yoksa göbek deliği yorumlarındakine benzer, abartılı ve temelsiz anlatımlarla süslenmiş “ilk insan” rivayetlerini mi? Seçim sizin… ama unutmayın: birisi kainat ayetlerine, diğeri önyargılara dayanıyor.

Kaynaklar

1- Dobzhansky, T. (1973). Biyolojide Hiçbir Şey Evrim Işığı Olmadan Anlamlı Değildir. The American Biology Teacher, 35(3), 125–129. National Association of Biology Teachers. http://www.jstor.org/stable/4444260

2- İsmail Hakkı Bursevî, Rûhu’l-Beyân Kur’an Meâli ve Tefsiri, trc. Hasan Kâmil Yılmaz vd., (İstanbul: Erkam Yayınları, 2008), 1: 303

3- Müstakimzâde Süleyman Sâdeddin Efendi, Makâletü’l-mukayye fî hakkı kilâb, Süleymaniye Kütüphanesi, Pertev Paşa, nr. 625, vr. 186

4- Uysal, Yûnus Emre, 191–193.

5- Ebû Muhammed Mahmûd b. Ahmed b. Mûsâ Bedru’d-dîn el-‘Aynî, Şerhu Sünen-i Ebî Dâvûd, (Riyad: Mektebetü’r-Rüşd,1999), 505–506

6- Allâme eş-Şeyh es-Sadûk, Selû ehle’l-beyt ‘İlelu’ş-şerâi’, (Beyrut: Dârü’l-Murtazâ, 2006), 485.

7- Bahaddin Ögel, Türk Mitolojisi (Kaynakları ve Açıklamaları ile Destanlar), (Ankara: TTK, 2010), 1: 465.


메타데이터
post_id
237b0a2a4dc8
slug
evrim-48-âdem-i̇lk-i̇nsan-mı-10-bölüm-evangelist-omphalos-göbek-hipotezi-237b0a2a4dc8
url
https://medium.com/@yaratilisayetleri/evrim-48-%C3%A2dem-i%CC%87lk-i%CC%87nsan-m%C4%B1-10-b%C3%B6l%C3%BCm-evangelist-omphalos-g%C3%B6bek-hipotezi-237b0a2a4dc8
canonical_url
https://medium.com/@yaratilisayetleri/evrim-48-%C3%A2dem-i%CC%87lk-i%CC%87nsan-m%C4%B1-10-b%C3%B6l%C3%BCm-evangelist-omphalos-g%C3%B6bek-hipotezi-237b0a2a4dc8
author_url
https://medium.com/@yaratilisayetleri
status
ok
fetched_at
2026-06-15 20:49:13