Çubuk Karagöl gezisi.
Çubuk Karagöl gezisi.
Motor aldıktan sonra fırsat buldukça geziyorum. Kızılcahamam Soğuk Su Milli Parkı gezim sonrası yaptığım en uzun soluklu yolculuğumu Çubuk ilçesinde bulunan Karagöl’e yaptım. Katettiğim toplam mesafe yaklaşık olarak 140 km civarı. Toplamda 4 saate yakın bir yolculuk oldu. Özellikle iş çıkışında gittiğim için gidişte trafik yoğunluğuna denk geldim.
Yolculuğun ilk bölümü Ankara — Çubuk arası. Yaklaşık olarak kırk dakika gibi bir sürede Çubuk ilçesine varıyorsunuz. Bu hat üzerinde yollar oldukça kaliteli ve sorunsuz. Gözüme çarpan tek sorun refüjlerdeki çim ve çiçeklerin sulaması yapılırken yola akan sular. Tabi iki teker üzerindeyken daha çok dikkat ediyorsunuz böyle şeylere. Özellikle not düşmek istiyorum, yakıt, su, yiyecek gibi ihtiyaçlarınızı çubukta halledin. Karagöl çok zayıf bu noktada.
Özellikle çubuktan karagöle doğru giderken sol tarafınızda kalacak olan en son büfeden alışveriş yapmanızı önemle rica ederim. Hem sahibinin hem önünde bisiklet süren gençlerin sohbeti güzel hem de çok yardım severler. Bunla ilgili detayı yazının sonuna doğru aktaracağım.
Eğer Çubuğun içindeki bir kaç yüz metrelik yolu saymazsak yollar çok güzel, ta ki kum ocağı olduğunu düşündüğüm alana yaklaşana kadar. Mis gibi asfalt yolun tamamı kumla kaplı. Kum kamyonlarından dökülen kumlar adeta asfaltı esir almış. Bir racing motor ile gidiyorsanız özellikle virajları ultra yavaş almak durumunda kalıyorsunuz. Tabi bende ki tecrübe eksikliği olunca mümkün olduğu kadar yavaş bir şekilde ilerliyorsunuz. Nitekim üzerinizde gittiğiniz yol kumla kaplı asfalt. Zaman zaman çukurlarla karşılaştığım da oldu. Fakat ne Soğuk Su ne de Eymir yolları kadar kötü değil. Çukurlardan biraz daha sık olarak yamalanmış bölümler var fakat bunlarda sizi ve motorunuzu çok rahatsız edecek düzeyde değiller.
- Coğrafi bilgilerde yanlışlık varsa affola — Karagöl konum olarak Kavak dağı ile Yıldırım dağı eteklerinde yer alan krater gölü. Yaptığım araştırmalara ve internette bulabileceğiniz eksik bilgilere göre anladığım kadarı ile henüz gölün yapısı tam olarak araştırılmamış. Kimileri krater gölü olduğunu kimileri çöküntü gölü olduğunu söylüyorlarmış. Esasında ne tarz bir göl olduğu çok önemli değil. İçinde 50'den fazla çiçek çeşidi ve sazan balığı barındırıyor. Göl konum itibari ile dağ eteklerinde olunca yolunuzun büyük bir kısmı çıkış küçük bir kısmı iniş şeklinde gerçekleşiyor.
Gerek gölün etrafı, gerekse göle giden yolun etrafını kaplayan — zaman zaman ağaların arasından geçiyor yol — ağaçlarla İç Anadolu’dan Karadeniz’e geçtiğinizi hissettiriyor bu bölge. Genel konum olarak zaten Çubuk il Kızılcahamam arasında bir noktada tam da iki bölgenin (İç Anadolu ve Karadeniz) geçiş noktası üzerinde bulunuyor.
Talihsiz bir şekilde telefonumun şarjı bitmesi sebebiyle çok kalamadım oralarda. Fakat ateşsiz bir şekilde piknik yapmaya uygun, kamp yapılabilecek bir alan. Gittiğim saatlerin güneş batımına yakın olması sebebiyle 5–10 dk temiz hava almakla yetinip daha sonraki gezi için keşif yapmış oldum. Hava kararmadan şehre inişimi gerçekleştirdim.
O bölgelerde ülkemizde yeni yeni gelişen Arıcılık Ormanları mevcut. Yol üzerinde bir kaç noktada kovanlar görebiliyorsunuz ve sıkça Arıcılık ve Bal Üretim Ormanı tabelasına rastlıyorsunuz. Yol boyunca bir çok köy mevcut. Çoğu 1–2 Km uzakta ana yoldan. Yeterli zaman bulunursa gidilebilir. Ama şunu belirtmekte fayda var sadece ana yol asfalt durumda ve bu asfaltın üzeride kumla kaplı :).
Saat 7 civarlarında geçtiğim için otlamaya çıkarılan büyük baş sürülerinin geri dönüşlerine tanık oldum. Zamanın darlığı ve — en azından — Çubuğa hava kararmadan geri dönmek istememden dolayı köylülere sadece selam vermekle yetindim. Ankarada zor rastlanan bir şey olsa da ne zaman kornaya bassam mutlaka elleriyle veya başlarıyla selam verdiler. Danaların korkmaması için motoru kapatıp sürünün geçişini beklemek oldukça zevkliydi benim için. Şehirden uzakta rahatlatıcı bir ortam.
Dönüş yolu ise çıkışa göre daha kolaydı. Yolu tanımış olmanın verdiği rahatlıkla yol aldım. Tabi yine dönüşlerde tedbiri elden bırakmadan. Karagölden dönerken Çubuk 2 barajı ayrımın olduğu noktaya kadar asfalt toz toprak içinde. Çubuk 2 Barajı ayrımından sonra ise yol daha iyi. Karagöle giderken susuzluğumu gidermek ve yedek su depolamak için gördüğüm en son büfede durdum. Yazının başlarında size tavsiye ettiğim büfenin ta kendisi :). Dönüş yolunda ise telefonumun şarjının bitmesi sebebiyle kontörlü telefon vardır umuduyla tekrar durdum. Kontörlü telefon olmadığını söyleyen büfe sahibi hiç şüphe etmeden kendi cep telefonunu çıkartıp buyrun burdan arayabilirsiniz diye büyük bir iyilik yaptı. Neden bilmiyorum — herhalde bir daha gideceğim için — ismini sorma gereği duymadım ama buradan kendisine bir kez daha teşekkür ediyorum.
Telefonumun son elektiriği ile çekebildiğim bir kaç fotoğraf:
Google Maps Güzergahı:
메타데이터
- post_id
- 245e7a8ff7ca
- slug
- çubuk-karagöl-gezisi-245e7a8ff7ca
- url
- https://ozgurkuru.net/%C3%A7ubuk-karag%C3%B6l-gezisi-245e7a8ff7ca
- canonical_url
- https://ozgurkuru.net/%C3%A7ubuk-karag%C3%B6l-gezisi-245e7a8ff7ca
- author_url
- https://medium.com/@ozgurkuru
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-16 10:13:15