İçimizdeki Sıkıntı
Her şey yolunda gidiyor! Bu da nesi, uykunu almışsın, sabahın kokusu da fena değil hani. Sıkıntı olmadan evden dışarı sızabildin de. Peki…
İçimizdeki Sıkıntı
Her şey yolunda gidiyor! Bu da nesi, uykunu almışsın, sabahın kokusu da fena değil hani. Sıkıntı olmadan evden dışarı sızabildin de. Peki ya sabah kahvesi? Dilediğin gibiydi o da, hem ekşimsi, hem damakta tat bırakan cinsten, hem de doydun bile. Peki ya kahvaltı, bir domates kurusu buldum ki, sabahları ağzımın tadını şenlik yeri haline getiriyor. Yutkunmalarımda onu hatırlıyorum.
E anladık, güzel sabah: oturduğum kafenin karşısından travmay da gidiyor, tıngır mıngır. Kulağımda çalan Chopin’in vurması da, vurgusu da engellenemez bir şekilde değil, eşlikçi şekilde masamdaki kalem tutan elime dokunuyor, ve oradan gözlerimin taradığı önümdeki alana yayılıyor. Aynı parçayı bir daha bile açtım, en meşhuru Nocturne Op.9 №2. Ve sonrasında geriden gelene salık vereceğim de kesin.
Peki ne oluyor da, telaşe arkadan dürtüklemeye, sırtınızı ve bacaklarınızı iteklemeye, dimağınız ve mideniz arasında bir bağ kurup, ne yapacağınızı bilemediğiniz bir pozisyonda sizi tutmaya devam ediyor? Bu neyin sıkıntısı, endişesi pardon?
Bir cevap buldum gibi: Siz stressiz duramıyorsunuz! Artık küçükken, büyükken, hangi ara ne yaşadı iseniz -tabii günümüz insanının uyarılmadan duramayan halleri de bu ekleniyor bu alışkanlıklara- stres sizin başat aktörünüz. En dingin anda, en sorunsuz olanda, hep bir hikaye arayacak beyniniz…
Bunun, nihai bir çözümü yok gibi. Bir şekilde sizde olan sizinle gelmeye devam edecek. Peki anımızı nasıl rahatlatabiliriz? Birkaç madde sunayım:
- Acıklı olmayan klasik müzik, Bach, Çaykovski gibi müzisyenlerden parçalar, operalar dinlenebilir. Acıklı müzik sizi kesinlikle strese değil, aksine hüzne sokacaktır. Stresten hüzün çıkartıp durumu daha vahim hale getirmeyiniz!
- Ufak bir yürüyüş, 5 dakikalık bile olur, öncesinde bir yüz yıkama hemen etkisini gösterecek müthiş uygulamalar. Healing arıyorsanız, şifa yani, şifa yaklaşımında değilseniz bile, ki ben değilim hiç, baya okşayıcı zihninizi, bedeninizi.
- Ufak bir kitap okuma. Birkaç sayfa. Hiç alışkanlığınız yoksa bile, okuyamam asla diyorsanız da, çok güzel kısa kısa 3 dk sürmeyecek hikayeler, hikaye kitapları deneyebilirsiniz. Mesela, Mahir Eriş’in olduğu kadar güzeldik kitabının, “benim adım feridun”, ya da “işten çıkılacak zaman” hikayesini bir açın, ya da “dayım avrupaya kaçırıldı”, 3 dakika çok değil. Kesinlikle çok iyi gelecek. Başka kitaplar da var. Roman da deneyebilirsiniz. Çok güzel tavsiye edilebilecek şeyler var.
- Üç öneri oldukça güçlü ve yeterli. Ha olur da bunlar olmazsa ne yapacağım diyorsanız, kendi yöntemlerinize başvurun elbette. Herkes için en iyi yol, kendi bildiği yol olsa gerektir. Chatgpt’ye de sorun, çok analitik, verimli cevaplar veriyor, şüphe etseniz de bir sorun ve dinleyin.
Ey siz stres seven, büyürken bazı kütüklerin altında kalan ama yine de bu yaşa gelebilen okuyucu. Bu cümleye kadar okuduysanız, önünüzdeki bu stresi, stressizliği de aşarsınız. Hiç meraklanmayın! Bir düşünürün dediği gibi, önce bilim, sonra din, oldu paşam amin.
메타데이터
- post_id
- 262e790ef4e0
- slug
- i̇çimizdeki-sıkıntı-262e790ef4e0
- url
- https://medium.com/@alpyuce83/i%CC%87%C3%A7imizdeki-s%C4%B1k%C4%B1nt%C4%B1-262e790ef4e0
- canonical_url
- https://medium.com/@alpyuce83/i%CC%87%C3%A7imizdeki-s%C4%B1k%C4%B1nt%C4%B1-262e790ef4e0
- author_url
- https://medium.com/@alpyuce83
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-11 19:40:18