SEMBOLLERİN DÜŞÜŞÜ (MÜ)
SEMBOLLERİN DÜŞÜŞÜ (MÜ?)
“Devrim gelip çattığında hiçbir şey sembollerin düşüşünden daha hızlı olmaz.”* Böylesi bir cümleyi ben kurmuş olmayı çok isterdim. Ama tabii ki Eric Hobsbawm, kitap girişine yazılabilecek bu cümleyi Devrim Çağı kitabının bir yerinde, sanki alelade bir ifadeymiş gibi kullanalı çok olmuştu.

Görsel Gemini Pro ile üretilmiştir
Derdiyle tasasıyla, kederiyle neşesiyle bizim gibi çoğunluğun birer ferdi için sıradan bir günün sabahıydı. Ucuz yollu kahvemi demlemiş, kulağımda Radiohead’in No Surprises’ı çalarken gündemi şöyle bir gözden geçireyim dedim. Önüme düşen haberler, bu seneki Davos toplantısında devlet başkanlarından şirket CEO’larına, “düşünür” ve yazarlardan muhabirlere kadar birçok kişinin yaptığı konuşmalardı.
Normalde Davos’un benim için pek bir haber değeri olmaz. (Hayır hayır bir dakika, düşündüğünüz nedenden ötürü değil). Sanırım bu durum, ritüellere ve klişelere oldum olası pek anlam atfedemiyor olmamdan kaynaklanıyor. Gelin görün ki; bu müzik, bu atmosfer ve gündemin duyularımda yarattığı çarpışma, bana Hobsbawm’ın cümlesinden başka bir şeyi hatırlatmıyordu.
Davos’la ilgili “ritüel ve klişe” benzetmemde haksız sayılmam. Dünyanın çeşitli yerlerinden insanlar bu kasabaya büyük şatafatla gelir; dergi kapaklarına, gazete manşetlerine konu olacak ama aslında suya sabuna dokunmayan, “kişisel reklam” kokan konuşmalar yapar ve evlerine dönerlerdi.
Bu sene ise işin renginin değiştiğini; konuşmalardaki ses tonu, vurgulanan konu başlıkları ve panellerdeki gergin tartışmalar açıkça gösteriyordu.
Mesela Kanada Başbakanı Mark Carney (kendisi İngiltere Merkez Bankası başkanlığı dahil birçok görevde bulunmuş yetkin bir teknokrat), diplomatik bir argüman yerine hiç de yabancılık çekmeyeceğimiz şu aforizmayı kuruyordu: “Masada değilsek, menüdeyiz.”
Burada hepsine tek tek yer vermeyeceğim ama konuşmalara şöyle bir göz attığınızda; ülke liderleri ve şirket CEO’ları belki de ilk defa bu kadar açık sözlüydü. Ticaret savaşları, askeri müdahaleler, yapay zeka tehdidi, işsizlik ve küresel ısınma… Gerçeklerin kapıya dayandığı bir dönemde, parıltılı ama ne demek istediği anlaşılmayan o “yuvarlak” cümleleri kurmaktan vazgeçmişlerdi.
Tüm bunlar bir yandan çok şaşırtıcı görünse de, 19. yüzyıldan beri süregelen tartışmalara aşina olanlar için aslında beklenen bir tablo. Hobsbawm’ın o vurucu cümlesinin tanımladığı bir “çöküş ve devrim” döneminden mi geçiyoruz bilmiyorum. Ama bir süre daha kulaklıktan yükselen ‘No alarms and no surprises’ (Alarm yok ve sürpriz yok) sözlerini mırıldanıp, aslında sürprizlerle dolu bu sembollerin olası düşüşünü izlemekte fayda olabilir.
*(s.86, The Age of Revolution, Eric Hobsbawm)
메타데이터
- post_id
- 27bece668d42
- slug
- sembolleri̇n-düşüşü-mü-27bece668d42
- url
- https://medium.com/@omrfyildiz/sembolleri%CC%87n-d%C3%BC%C5%9F%C3%BC%C5%9F%C3%BC-m%C3%BC-27bece668d42
- canonical_url
- https://medium.com/@omrfyildiz/sembolleri%CC%87n-d%C3%BC%C5%9F%C3%BC%C5%9F%C3%BC-m%C3%BC-27bece668d42
- author_url
- https://medium.com/@omrfyildiz
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-13 06:23:13