anlaşılıksız erenlik
“mathematics, the science of structure, order, and relation that has evolved from elemental practices of counting, measuring, and…
anlaşılıksız erenlik
“mathematics, the science of structure, order, and relation that has evolved from elemental practices of counting, measuring, and describing the shapes of objects. It deals with logical reasoning and quantitative calculation, and its development has involved an increasing degree of idealization and abstraction of its subject matter.”
“Özdekcil sayma, ölçme ile karşı-atıkların omurgalarını çiziktirme öteşmelerinden dışa-dolanmış geri-yüklem, uyum ile serişimin bilenliği, anlaşılık. Sayılık uygunluklama ile niceliksel saymayla ilgilenip, onun geri/ortaya-sarılımı onun alt-atık tomrusunu artan bir geri/orta-karış/adım-lık görülükleştirme ile geri-sürüklenmişliğini içe-dolamıştır.”
Aşırı köken-diktalı-lafzi — motomot çeviri diye karşı çıkılabilir. Öte yandan bir türlü Avrupa’dan gelen devrimcil düşünce evreninin köktenliğini kavrayamamanın nedeni olarak özdilde bu aşırılıkla, söz konusu kavramların değişiklikleriyle yüzleşemeyip geçiştirici, ânı kurtarıcı kaypak örtüşüklükler ile arapçadan hali hazırda mevcut muğlak olana müphem havaleyle de olamayacağı söylenebilir. İnsanlık olarak, sapiens/bilen olarak nereye yürünebileceği üzerine; yeryüzüne, yerin sorularına, sorunlarına, soranlarına, sorduklarına, arayışlarına, yitikliklerine bir soluk, çözüm oluşturamamak, kanca oluşturulabileceğine değgin bile bir özvarerenliği/özgünolurganlık, olgunluk gösterememek. Anadoludaki bu olgunun, gerçeğin matematiği/anlaşılığı nedir, nicedir, necedir?
Soru daha genelde anlaşılık olanın sözleşilik olanla ilişkisi üzerinden kurgulandığı; bir de anlaşılık olanla sözleşilik olanın karşılıklı (varsayılan) geçirgenliği üzerinden bir yeni/yine-anlaşı/sözleşi ara-dili — matematik/anlaşılık — (anlak ile anıştırılanın karşılıklı an/ang (ayrım/tarlasınırı/ödün) laşıldığı “bilim” — dil midir? bir dil midir? — arandığından udı bu aranan “dilin” barksayılıklı/oikolojik yeşerebilirliği soruşturulduğundan, felsefe sözünü çevirmek ile çevirmemek durumundaki gibi türetkenlikler kulağı tırmalasa da bazı sözlerin söylenebilirliği ya da söylenemezliğinde [bir tutarlı süreğenlik varsaymadan] diretmek ögeliliğin, belki de yalnız ögeliliğin değil anlaşılıklığın da varoluşsal kökenlerinde yatan bir ös-devingin nitelik olabilir. Andı evrensel olduğuyla bilinen anlaşılığın yerel, sözel olanla bağıntılarıdır araştırılmak istenen.
Anlaşılık yalnız sayılaştırılabilir olanların ilişkisini araştırmak demek değil daha en başından, geometrik/yerölçümlü kullanılışının öncesinden/ötesinden beri belki de, çizilebilir, karı/n/m/ş-lı olanın sayışlı olmasıyla yan-yana tersten karışlı olanla sayılı olanın eş[ontologili/olansayılıklı/sayıolanlıklı]geçerliliği üzerinden olanlara/evrene değgin olanlardan/evrenden ötürü bir dil/kurgu/araç/oluş/yaşam-dolanmışlık (evrimsel?) buluşu gibi bir önlük(renk)/necelik göstermekte. Anlaşılık erensayılıklı neden/dayanakla karışlanabilir olanın sayılanabilir olanla eş-görülebilirliği/eş-görülmezliği üzerinden kuruşturduğu dengleşide yerliği (insan) de öz-olur/varır/erer/[sayılılık içre]erir-liği/uçar deng=an-[sız]-lar-lığı ile yüzleştirmekte/duyulaştırmakta.
Yine burada yerliğin anlağı ile [eslek/öslek/uslak] ile [bilinç/bellenç] ile [sağınç/sayınç/savınç] arasındaki ilintisellik anlaşılığın/matematiğin kendisi ile karşılıklı etkileşim ile eş-belleştirgi içinde olduğundan özlüklerin erenliği de/τα φύσικαsı da, varoluşabilirliği de doğrudan matematiğin ne olduğu, olabileceği ile onunla nite iliklenilebileceği ile değişebilecek gibi duruyor.
Andı sözün anlaşılıklaşabilmesi sözün etçilleşebilmesi, etçilleşerek duyunur ile duyuşturulabilir olanın andırılabilirliğinin sayılaştırılabilirliğinin uçlaşım[öremli/örümlü]sal/lı yapısının kıpraştırılarak yerlik yaşam çevreninin baskın örgüleşme kipliliği dışındaki/yanındaki ulasılıklara açılabilmesi ile ilintili olabilir.
Örnek vermek gerekirse: Gövdenin gündelik varola/barına-bilirliğinin giderek ayrılmaz bir öğesi olmağa dönüşüyor gibi duran çağdaş öznenin süreğen ölçüşürlüğünün başat geriyüklemlik birimi olan “metre” karış, ayak, kulaç, adım kipli ölçülüklerin sağlayabileceği gibi ölçüşülenle [ ölçmeler belki bir yerde ölçüşme olarak da görülebilir] gövde ile eklemlerinin atışları, kıpırtılarıyla salınımları arasında ayırıştırılabilip [itiş/kakış] anlaşılıkla ilintilendirilebilecek bir bağ oluşumuna bilinçli yapaylığı ile oluşabilirlik tanımamakta gibi. Kimse ne yorgalık ne tazılık yapmasın diye bütün yürüyenlerin ayağını kaydırmakla özneyi oikologik/barksayılıklı bir yaşayabilirlik olasılığından alıkoymak. Objektive/Karşı-atıklı ulaştırılabilir olması izlençlenen uzayın bir yanda yerliği doğal ölçünlü yerleşikliğinden yabancılaştırarak koparacak biçimde yeniden yorulması öte yanda tüm uzaya ölçüt biçebilme güdüsü. Tüm bunları olanaklı, yeri geldiğinde kaçınılmaz kılabilenin özlüklerden öte anlaşılık/matematik olabileceği soruşturulanın bir parçasıdır.
Belki anlaşılıkla özneye açımlanan, yaşamlılığın istemsizce devinen özdeklere ya da istemsizce anışkılana dabilen sayılabilir olanlara indirgenebilirliğiyle işo sayılılığın kendisinin evrenin özdekliliğine karşı/içkin yaşayan tomrunun geliştirdiği bir yaşam-dolaşımlı araç olabilirliğinin eşanlı geçerliliğinin yerliğin olanlığını/erenliğini?, özellikle de yaşayan bir özdek/töz olarak mı yoksa sayıörenekli-gereçler/örenek-sayılı-gereçler arasında bir araç-olup/olmazlığını, kısaca varoluşunu kuşkuya sokmuş olduğu olabilir.
Kısaca evrende özgürlük yok gibi duruyor. İşeyararı içinde bulunulan kölelik durumuyla sözleşilikle eyleşirlik ile anlaşılıkla eyleşirlik arasındaki, özgürlüksüzlüğü değiştirmeyecek olan, yeğleni/yeltenide {olası} eren-olan-sayıcıl varlık ile sayı-olan-erencil varlık arasındaki etkileşimlerin özlüğün olabilirlik yollarını serimleyebilmesi yönünde adımlar kurgulayabilmek olabilir.
Avrupa, günümüzde, uyandırdığı canavarın ne anlama geldiğini artık bilemiyor gibi görünüyor. Ötekiler içinse durum daha da şaşkınca ilerlemekte gibi çünkü Avrupa en azından uyandırdığının canavarlığının insan/yerlik dışı, yalnız (olumsal) uğrak/lık/sak şu bu töreye, ekine indirgenemeyip uyanan ustan [östen?] (uslu?) gücün kendisinden kaynaklanan yıkılıcılığının bilincindeyken genelde Avrupa dışı bakıştan canavarın “canavarsı” yönlerinden dolayı daha çok “canavar” olduğu dek, sapını alırım çöpünü almam seçme-törecil yaklaşımlı, bir çerçeve çizilmekte gibi.
Anlaşılığın fısıldadığı artık sözle ilerleyip ilerlememe denli bir yüzleşme gibi duruyor. Ki bu sözsüzleşme demek apolitiklik/(el)illiksizlik demek de olmayacağından; makine/ulanak olanın da sayı, sav olanın da özlükten bağımısız evrende/doğada/erende dışdolaşımı ile beraber düşe gelebilecek olan özlüğün özlüklüğünün yitimi ya da yayılımı söz konusu olabileceğinden halı altı edilebilecek ya da lüks sayılabilecek bir yüzleşme değil gibi de görünmekte. Yani insana dair neye alışılıp, ne biliniyorsa, başta belki yaşayan bir töz mü olup olmadığı üzerinden bir çözülüş ile karşı karşıya kalınması gerekmekte gibi.
Matematiğin insana fısıldadığı, tüm o büyülü güzelliğinin altında yatan iyi/kötü ötesi yaşamlık/ölülük arası yaşamsı/ölümsü “sürerlik”. Anlaşılığın olan-sayılıklı bakıştan özlüğe sunduğu, kapı aralamak üzre bir açacak, gereç olasılığı değil araçlığın kendisini sayı-olanlıklı bir yeni-illikli varoluş olasılığı ile bu olasılıktan kaçınmanın illlikli dışavurumlarının özlüğü soktuğu çıkamazlık. Genelde anlaşılığın karşı-atıklarının erenlikli gerçeklikte karşılık bulmayıp ideal/görülük soyut “bir yerde” ancak olabilirliği betimlenmekte — ancak anlaşılıkçının beyninin içindeki/dolayındaki sinirsel örgeleşik serimleniş gözardı edilse bile pi (sayı)/sayılığının gerçekliğinin insanın da üyesi olduğu katı yaşam tomruluğunun gerçekliğinden, daha genellikten bir bakıştan, daha erenlik-örtüşük sav/sayı-lanabilir olabilmesi olasılığı da ögeliliğin göz ardı edemeyeceği olgulardan. Olay belki da-seinın da’sının nerede, örneğin bir bulut sunucusunda bakır-bar/par-maksı olabilip olamazlığı, sürüp süremezliği, öyle de özne olup olamazlığı, çoktan öyle olmuşluğuyla ilkin özne olabilirliğidir. Dasein sözünün içindeki anlaşılıksı yapının kendisi, da’yı nereye konduracağını şaşırmış, geçmiş doğal konabilirliği olanaklı kılan gövde-örenek-bilgi bütünleşik tanışıklıktan uzak çağdaş özlüğün olanlık olasılıklarının, teoride, özlük öncelikli geçmiş serimlenimlerin ötesine genişlemesiyle heideggerin çağına göre günümüzde daha bir gündemcil önemlilik sergileyebilir olabilir.
Belki onbinlerce yıl bağalığı diri tutagelmiş insana dair bilindik acı, sevinç, sevgi, bağlılık, korku, anlam, üzüntü gibi duyu-değer-anlam yapılarının sayılabilir olana, sayıya indirgenebilirliği karşısında duyumsanan anlaşılır bir yitirmişlik, yitiklik korkusudur söz konusu olan. Sayılığın soğuk evreninden çekinilmekteyken belki gerçekte daha çekinilesi olan imiş olabilecek olan ise işo acıyla sevinçlerin sayılıklı izdüşümlerinin et-ök-özlük-örgün anlaşılıksı gerçekliği ile yüzleşilebilindiğinde acıyla sevinçliklerin silikleşmeyip tersine onların gerçekliklerini bir de bambaşka bir ağıttan/… dan duyabilme olasılığının bilinmezliği olabilir. Belki yüzleşmeye korkulan, sayıların arkalarında gizlenen, kaçınılanın, evrenin, varolmağın işo sayılıklı ürkütücülüğü olabilir.
메타데이터
- post_id
- 29c65ffadefe
- slug
- anlaşılıksız-erenlik-29c65ffadefe
- url
- https://medium.com/@smintheus/anla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1ks%C4%B1z-erenlik-29c65ffadefe
- canonical_url
- https://medium.com/@smintheus/anla%C5%9F%C4%B1l%C4%B1ks%C4%B1z-erenlik-29c65ffadefe
- author_url
- https://medium.com/@smintheus
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-19 19:41:23