ÇAĞDAŞ YAŞAMCI EFENDİLERİN RÜYASINDAKİ TÜRKİYE!
Tarikat/Cemaatler üzerinden başlayan yeni tartışma “Laikçi abi ve ablaların rüyasındaki Türkiye”nin nasıl bir şey olduğunu bir kez daha…
ÇAĞDAŞ YAŞAMCI EFENDİLERİN RÜYASINDAKİ TÜRKİYE!

Kuzey Kore
Tarikat/Cemaatler üzerinden başlayan yeni tartışma “Laikçi abi ve ablaların rüyasındaki Türkiye”nin nasıl bir şey olduğunu bir kez daha gösterdi bize: Ezanın Türkçe okunduğu, tarikat ve cemaatlerin kapatıldığı, “Şeair-i İslamiye”nin görünür olmaktan çıkarıldığı bir ülke. Yani ulusalcıların, Kemalistlerin, Çağdaş Yaşamcıların “asrı saadeti” 1930’lara geri dönüş. Back the Future Türkiye. Peki bu gericilik mümkün mü? Ne mümkün!
AKP’li Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in açıklamalarından sonra yine yeniden ülkede Tarikat/Cemaat tartışması başladı. Yine sözde muhalif özde faşist bir grup “Tarikat ve cemaatler kapatılsın” diye yaygara koparıyor. Muhalefet ve muhalifmiş gibi görünenler iktidarı eleştirirken yine yanlış yerden meseleye yaklaşıyor. “Tarikat ve cemaatler yasaklansın” diyerek, tarikat ve cemaatler üzerinden dini değerlere saldırıyorlar. Tarikat ve cemaatler yasal değil demenin de hukuk zemininde bir karşılığı yok!

Konuyla ilgili değerlendirmelere geçmeden öncelikle şunu öncelikle söyleyelim. Bugün mevcut AKP rejimini ayakta tutan en önemli kesim (Yeni Asya merkezli Nurcular ve Alihan Kuriş liderliğindeki Süleymancılar’ı kenara koyarsak) Türkiye’deki tarikat ve cemaatlerdir. Fethullah Gülen Hareketi “gök ekin gibi” iktidar eliyle biçilmesinde de bu grupların rolü büyüktür. Reislerinin zulmünün fetvalarını verenlerin önemli bir kısmı o tarikat ve cemaatlerin hocaları, ileri gelenleridir. Bu tarikat ve cemaatler bir kısmı Yezit’in Ehlibeyt’e yaptığına benzer zulme eliyle, bir kısmı diliyle ve bürokrasideki adamlarıyla destek oldu. Bu noktada Hakyolcular, Menzilciler ve Nurcu gruplar başta geliyor. Bütün bu yapılanların hesabını hem dünyada hem de ahirette sormak mazlumların boynuna borç olmalıdır. Bu zulmün önemli elemanlarından, Milli Eğitim’deki tasfiye memurlarından biri de Yusuf Tekin’dir. Tekin’in müsteşarken başladığı tasfiye ve zulmü hiç affedilmemelidir!
Gülen Hareketi gibi yüzü demokratik ve evrensel değerlere en açık dindar bir grubun tasfiyesinde iktidarla suç ortaklığı yapanlardan biri de seküler, laikçi, ulusalcı ve Kemalistlerdir. Odatv, Cumhuriyet başta olmak üzere sözde muhalif medya ve Çağdaş Yaşamcı ve benzeri derneklerdir. Onlar iktidarın zulümün ortaklarıdır. Bütün bunlar unutulmaması gereken gerçeklerdir. Yiyin birbirinizi diyenlerin bugün itirazlarının kıymeti yoktur! Yesinler birbirlerini!
[embed]
Ancak bütün bunlar bir gerçeği görmekten bizi uzaklaştırmamalıdır. Tarikat ve cemaatler toplumsal bir gerçektir. Toplumsal hareketler cebren yok edilemez. (Ancak AKP’nin Gülen Hareketi’ne yaptığı gibi hile ile, Anayasa’yı ortadan kaldırarak bitirilmeye çalışılabilir!) Günümüzde tarikat ve cemaatler kapatılsın diyenlerin dayanağı cumhuriyetin ilk yıllarında çıkarılan tekke ve zaviyelerin kapatılmasıyla ilgili kanundur. Bu kanuna rağmen Cumhuriyet rejimi Mevlevilik ve Bektaşilik gibi iki tarikatı istisna tutmuştur. Alevilik ise sol, aydınlanmacı, çağdaş yaşamcı örgütler tarafından 1960’lı yıllardan sonra rejimin koruyucu unsuru olarak kullanılmıştır.
[embed]
Cumhuriyet rejimi, kuruluş yıllarında Nakşibendiye üzerinden karikatür bir “mürteci tipi” ve kullanışlı bir “irtica paranoyası” oluşturmuştur. 100 yıldır da bu paronayı kullanmaktadır. Nakşibendiye düşmanlığında, bu tarikatın Osmanlı’nın son döneminde Abdülhamit ile olan yakın bağı ve Cumhuriyetin ilk yıllarında inkılaplara karşı direniş ile doğuda Zaza asıllı Nakşibendi şeyhi Said isyanının rolü de büyüktür. Şeyh Said isyanın ardından “Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması” 30 Kasım 1925 tarihinde kabul edilip 13 Aralık 1925 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 677 sayılı kanun ile hayata geçmiştir.
23 Aralık 1930 günü, İzmir’in Menemen ilçesinde meydana gelen Teğmen Kubilay’ın şehit edilmesiyle neticelen hadise ise tarikat karşıtlığını daha da körüklemiştir. Mevlevilik ve Bektaşilik dışında cumhuriyet rejimin makbul kabul ettiği bir tarikat yoktur. Erdoğan rejimi ise tukaka ettiklerini baş taşı etmiştir! Erdoğan, tek ölçüsü kendilerine biat edilmesidir.
Gerçi ulusalcıların ki de farklı değil. Tarikat ve cemaat düşmanlığında koç başlığı yapan Perinçek kanallarında Cübbeli Ahmet baş tacı… Şairin dediği gibi baba katili ile baban bir safta veya tarikat düşmanıyla tarikatçı aynı safta!






Türkiye’de faaliyet gösteren dini yapılar, günümüzde varlıklarını vakıf/dernek adı ile faaliyetleri sürdürmektedir. Vakıf/dernekler de dernekler hukukuna tabi yasal kuruluşlardır. Ey çağdaş yaşamcılar size kötü bir haber vereyim mi? Kanuna göre dini yapıların kurduğu vakıf/dernekler en az sizin vakıf ve dernekleriniz kadar yasaldır ve en az sizin kadar sivil toplum örgütüdür. Doğrudan ifade etmek gerekirse tarikat ve cemaatler günümüzde yasal STK’dır. Sadece Erdoğan rejimi bu STK’lardan istediğini yasal istediğini yasa dışı ilan edebilir. Bakınız Gülen Hareketi! Sizin yasadışı ilan edilmemenizin tek nedeni, Erdoğan’a biat etmenizdir. Bir de sizin akılsız, halkın değerlerinden kopuk muhalefetiniz onun toplum nezdinde itibarını sürdürmesini sağlamaktadır!
[embed]
Tarikat ve cemaatler neredeyse bin yıldır bu topraklarda var ve var olmaya devam edecekler. Katı laikçiliğin uygulandığı yıllarda yok edilemedi bundan sonra mı yok edilecekler? Stalin’in Rusya’da yapamadığını pos bıyıksız Stalinlercikler Türkiye’de yapmaya çalışıyor. Ama yapamazsınız! Sadece cemaat ve tarikatları geçici süre baskılarsınız. Şeyh Said isyanında olduğu gibi bazılarının liderlerini isyan etti diye idam edersiniz, Menemen hadisesinden sonra olduğu gibi bazılarının liderlerini yargılarsınız. Bir müddet onları merdiven altına itersiniz. Varlıklarını orada sürdürürler. Uygun vasatı bulduklarında kendilerini gösterir. Bugün Esad Erdebilli’nin yolundan giden Erenköy Dergâhı, AKP’nin Çarşamba, Menzil ile birlikte en muteber tarikatıdır. Şeyhi Osman Nuri Topbaş en muteber şeyhidir! Şeyh Said’i yolundan giden HüdaPar iktidar ortağıdır!
[embed]
Kendine çağdaş yaşamcı diyen ama çağ dışı bir zihniyeti temsil edenlere seslenmek gerek: Bırakın bu boş işleri, bırakınız tarikat ve cemaatleri yok etme hayalini! Siz insan hak ve hürriyetlerini öne çıkaran hukuku savunun! Toplumda birileri seküler, laik derneklerde toplumsallaşır diğerleri dini vakıf ve cemaatlerde. Yapılması gereken sağlam düzenlemeler yapmak ve her gruba hukuku adil uygulamaktır!
[embed]
Bakın bu ülkede iktidardan en büyük zulmü gören grup Gülen Cemaati. Ama yaşanan tartışmada onları bile iktidarın yanına itiyorsunuz. Çünkü AKP ve Tayyip Erdoğan, Cemaate haset ve kininden düşmanlık yapıyor. Türkiye’nin yüzü batıya dönük en büyük hareketinin malını mülkünü gasp ediyor. Ama AKP iktadarının karşısında yer aldığını söyleyen sizler, Ulusalcı, Laikçi, sözde Liberaller, AKP veya tarikat ve cemaatleri vesile ederek her fırsatta onların dinine, yaşam tarzına ve değerlerine düşmanlık yapıyorsunuz. AKP zulmediyor, yetmez ama evet diyorsunuz! AKP hapse atıyor siz niye “sabun yapmadınız” diye itiraz ediyorsunuz!
[embed]
Erdoğan rejimin ömrü, Erdoğan’ın ömrü kadardır. Konjektür değişince tabanı normalleşir. Ekilen düşmanlıklar bir gün son bulur. AKP’ye oy verenlerle Erdoğan’ın zulmü altında inim inim inleyenler yine aynı camide, aynı saflarda namaz kılabilirler. Ancak sizlerin düşmanlığı cibilli… Toplumun dinine, değerlerine, yaşam tarzına düşmanlık yapıyorsunuz, haksızlığa hukuksuzluğa değil! Erdoğancıların düşmanlığı konjektürel sizin ki ise maya, huy, tabiat, tıynet haline gelmiş…
Cemaattekiler de şunu anlamaları gerekiyor: “İlle de herkes tarafından sevilme ve takdir edilme gibi bir derdimiz yoktur ve olmamalıdır. Kur’ân buyuruyor ki, “İman edip, makbul ve güzel işler yapanları Rahman (hem kendi indinde, hem de mahluklar nezdinde) sevimli kılacaktır.” Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) bu âyet münasebetiyle buyurmuştur ki: “Yüce Allah bir kulunu sevince Cebrail’e, ‘Ben falanı/falanları sevdim, sen de sev!’ der. Bunun üzerine Cebrail (aleyhisselâm) da onu sever ve gökte olan meleklere, ‘Allah falanı sevmiştir, siz de seviniz!’ diye nida eder. Artık göklerdekiler de onu sever. Sonra yeryüzünde de onun için bir sevgi yerleşmiş olur.” Evet, iman edip salih amellere yapışanlar hakkında yerde ve gökte sevgi vaz’edilir. Fakat, imana, mü’mine, İslâm’a, müslime cibillî olarak düşmanlık besleyenler onları da tabiî ki sevmeyeceklerdir. Bugün de dine diyanete karşı düşmanlık yapanlar varsa, kendinizi onlara kat’iyen sevdiremezsiniz.” (M.F.G. Ümit Burcu, 301)
메타데이터
- post_id
- 2a5b4428a25b
- slug
- çağdaş-yaşamci-efendi̇leri̇n-rüyasindaki̇-türki̇ye-2a5b4428a25b
- url
- https://medium.com/mertnews/%C3%A7a%C4%9Fda%C5%9F-ya%C5%9Famci-efendi%CC%87leri%CC%87n-r%C3%BCyasindaki%CC%87-t%C3%BCrki%CC%87ye-2a5b4428a25b
- canonical_url
- https://medium.com/mertnews/%C3%A7a%C4%9Fda%C5%9F-ya%C5%9Famci-efendi%CC%87leri%CC%87n-r%C3%BCyasindaki%CC%87-t%C3%BCrki%CC%87ye-2a5b4428a25b
- author_url
- https://medium.com/@halilmertalkan
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-24 16:59:40