Sanat Camiasında Erkek Egemenlik ve Cam Tavan
Son günlerde sanat camiasında art arda gelen taciz ifşaları hepimize aynı soruyu sorduruyor: Neden bu kadar çok fail erkek? Yanıt aslında…
Sanat Camiasında Erkek Egemenlik ve Cam Tavan
Son günlerde sanat camiasında art arda gelen taciz ifşaları hepimize aynı soruyu sorduruyor: Neden bu kadar çok fail erkek? Yanıt aslında oldukça net. Bir yanda, erkeklerin cinsel güdülerini dizginleyememeyi adeta “yaratılışın özrü” gibi göstermeleri; öte yanda sektörün en üst basamaklarında neredeyse daima erkeklerin oturması. Yönetmen koltuğunda, yapımcı masasının başında, ödül jürilerinde ya da görünmez kapıları açan pozisyonlarda genellikle erkekler var. Bu tablo, yalnızca bireysel tercihlerden değil, yıllardır süregelen cam tavan engelinin en somut yansıması.
Kadınlar sahnede, perdede, reklam panolarında görünür olsalar da kariyer olanakları hâlâ erkek karar vericilerin iki dudağı arasında. Bu durum, kadınların özgürce var olma alanlarını daraltmakla kalmıyor, aynı zamanda tacize açık bir güç ilişkisini de doğuruyor.
Güç Asimetrisi: Tacizin Zeminleri
Sanat dünyasında güç dengesi bozuk olduğunda, taciz adeta sistemin içine siniyor. Çünkü güç asimetrisi çoğu zaman tacizin en büyük zemini haline geliyor:
- “Bir rol kapmak için susmak”
- “Bir albüm çıkarmak için görmezden gelmek”
- “Bir sergi açmak için katlanmak”
İşte bu yüzden ifşaların merkezinde çoğunlukla erkekler var. Sorun yalnızca bireysel faillerde değil; o failleri mümkün kılan, koruyan ve yıllardır yeniden üreten yapısal eşitsizlikte.

Kadının Kadına Kurdu Olması
Ama hikâyenin bir başka, daha acı yönü de var. Taciz mağduru bir kadını en çok yaralayanlardan biri, bazen hemcinsinin sessizliği, hatta suçlayıcı tavrı. Kimi kadın, “aman ailem ne der, konu komşu bana ne gözle bakar” baskısıyla susuyor olabilir. Kendi yaşadıklarını dile getirmemiş olması bir dereceye kadar anlaşılabilir. Fakat iş hemcinsinin yaşadığı haksızlıkta da sessiz kalmaya, hatta mağduru suçlamaya vardığında, bu artık kabul edilemez bir noktaya taşınıyor.
En acı olanı da şu:
- Kariyeri ya da anlık çıkarı için yaşadıklarına susanlar,
- “Olur böyle şeyler” deyip konuyu şakaya, mizaha dökenler,
- Ve en kötüsü, mağduru suçlayanlar: “O da o kadar açık giyinmeseymiş… O saatte sette bulunmasaymış… O sektörü seçtiyse başına gelecekleri hesaplamalıydı…”
Bu söylemler, tacizcilerin işini kolaylaştırıyor; kadınları savunmasız, yalnız ve açıkta bırakıyor.
Dayanışma Yerine Sessizlik
Kadınların birbirine yurt olması gerekirken, kimi zaman birbirinin kurdu olmaları işte bu yüzden çok yıkıcı. Bu tavır, yalnızca bugünün mağdurlarını değil, yarının kız çocuklarını da etkiliyor. Çünkü bu sessizlik kültürü sürdükçe, tacizciler meydanı daha da boş buluyor.
Hani derler ya: “Kapanı kilitli tut, komşunu hırsız tutma.” Aslında kapıyı kapalı bluz giyerek ya da saat yedide evde olarak kilitlemezsiniz. Kapıyı asıl, tacizcileri ifşa ederek, şahit olduğunuz bir olayı anonim dahi olsa paylaşarak, diğer mağdurlara destek olarak kilitlersiniz.
Sonuç: Sorumluluk ve Umut
Evet, tacizcilerin ifşasında sorumluluk payının çoğu erkeklerde. Çünkü faillerin çoğu erkek, güç odaklarının çoğu erkek ve sessiz tanıkların büyük kısmı yine erkek. Ama mesele yalnızca erkeklerde değil. Kadınların da birbirini savunmaktan, mağdurun sesini yükseltmekten geri durmaması gerekiyor.
Bir gün hepimiz anne, baba, öğretmen, yönetici, sanatçı ya da sıradan bir vatandaş olarak kendi çevremizden sorumlu olacağız. O yüzden bugün takındığımız tavırlar, yarının kültürünü belirliyor.
Bu koca dünyada herkes birbirine emanet. Hepinize iyi insanlar diliyorum. Sevgiyle kalın.
메타데이터
- post_id
- 2bb99b5499c8
- slug
- sanat-camiasında-erkek-egemenlik-ve-cam-tavan-2bb99b5499c8
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/sanat-camias%C4%B1nda-erkek-egemenlik-ve-cam-tavan-2bb99b5499c8
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/sanat-camias%C4%B1nda-erkek-egemenlik-ve-cam-tavan-2bb99b5499c8
- author_url
- https://medium.com/@e.napiim
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-17 23:00:59