← Back to list

Dijital Öfkenin Mastürbasyon Günlüğü

Her şey değişiyor sandın… ama sadece ekran yenilendi.

Daphne Emiroğlu · 2025-07-10 08:42 · 22 claps · 3.7 min read
#dijital-bağımlılık #sosyal-medya-eleştirisi #sosyal-medya #dijitaltepki #psikoloji
Open on Medium ↗

Dijital Öfkenin Mastürbasyon Günlüğü

Her şey değişiyor sandın… ama sadece ekran yenilendi.

“Yeter artık! Bu kez sessiz kalmayacağız!” diyen milyonlarca parmak, her kriz anında ekranlara abanıyor. Ekran camları bu yüzden dayanıklı. Parmak şiddeti denen bir şey var şu dünyada! Ve dünya parmağımızın ucunda, ancak yine de kendisine söz geçiremiyoruz. Kadın cinayeti mi oldu? Story geliyor. Orman mı yandı? Emojiyle tepki. “Ciğerlerimiz yanıyor” ve yanına kızgın emojiler. Yakana, yaktırana, söndüremeyene lanetler… Halbuki o ciğer kaç kere yandı ve her seferinde aynı şeyi yaptın. Ve hiç bir şey değişmemiş. Neden biliyor musun? Seni takan yok! Dolar mı fırladı? Bir adet caps. Demokrasi mi çöktü? Hashtag: #AmaBizKazandık. Peki sonra? Kahve story’si, “bu diziye başladım” postu, birkaç reels ve yeni bir gündeme hazır sinir sistemleri ile yola devam. Gerçekten durmak olmadan yola devam ama yol başkasının.

Photo by Rebecca Mosca on Unsplash

Photo by Rebecca Mosca on Unsplash

Türkiye’de bireyler 2024 itibarıyla günde ortalama 7 saat 6 dakikasını dijital ekranlara bakarak geçiriyor. Gözler bitik! Sürekli baktığı için kafada iç güveysinden hallice. Bu sürenin yaklaşık 2 saat 44 dakikası sadece sosyal medya platformlarında harcanıyor. Beynin kulaklardan aktığı kısım tam da burası. Yani bir günün neredeyse sekizde biri TikTok, Instagram, X (eski adıyla Twitter), YouTube ve Facebook gibi mecralarda “dijital öfke” ve “duygu boşalımı” ile tüketiliyor.Bunu mastürbasyon olarak da düşünebilirsiniz. Bu süre, dünya ortalamasının oldukça üzerinde ve bizleri “dijital bağımlı toplumlar” kategorisine sokuyor. (Kaynak: We Are Social & Meltwater — Digital 2024 Türkiye Raporu)

Ancak asıl mesele süreden çok, nasıl bir illüzyona yatırım yapıldığı. Sosyal medyada gösterilen tepkinin politik bir karşılığı olabileceği fikri, günümüzün en iyi pazarlanmış yalanlarından biri. Bu kremle kırışıklıklarınız yok olur, selülitiniz sizi terkeder gibi bir pazarlama…Çünkü algoritmalar, senin ne hissettiğini umursamaz. Onlar, duyguya bağlı etkileşimi paraya çevirir. Araştırmalara göre (Nature, 2023), öfke içeriği, sosyal medyada nötr içeriğe göre 5 kat daha fazla etkileşim alıyor. Bu nedenle sistem, “senin sinirini geçirmekle” değil, sinirini beslemekle ilgilenir. Çünkü sinirli kullanıcı uygulamayı terk etmez, daha çok kaydırır. Ve işte o kaydırma sırasında kapitalizm para kazanır, sen ise “duyarlı vatandaş” olduğuna inanırsın. Arada “Beni paylaşın!” “Çok insana ulaşsın” diye çağrılar yapanlar da algoritmanın çok para kazananları olur. Bağımlı olduğun için ve yaptığının bir işe yaradığını sandığından paylaşırsın, sen bunu her yaptığında fakirleştiğini hep hatırla.

Bu durum, sosyal bilimlerde “slacktivism” olarak bilinen bir fenomene tekabül eder: aktivist gibi davranmak ama hiçbir şey yapmamak. Bence çok rahat! Sosyal medya insanlığa dev hizmet sağlıyor bu açıdan.

2012 yılında Oxford Üniversitesi tarafından yapılan bir çalışmada, dijital aktivizmin yüksek sesli ama düşük etkili olduğu; gerçek dünyada hiçbir yapısal dönüşüm yaratmadığı ortaya konmuştur.

Yani story atmakla devrim olmuyor, sadece telefon bataryası bitiyor. Parmakların yoruluyor, gözlerin yanıyor. Senin hashtag’in sistemin arka kapısından içeri giremez. Çünkü sistem, içinde olduğu düzene zarar verecek içeriği viral yapmaz. Gerçek muhalefet sansürlenir, kalanlar ise filtrelenmiş öfkedir.

Dahası, bu görünüşteki “eylem hali”, toplumun gerçek reflekslerini köreltiyor. Çünkü tepki verdikçe rahatlayan bir toplum, tepki gösterdikçe değiştiğini zanneden bir güruha dönüşüyor. Tüm bu süreçte ne iktidar değişiyor, ne sokaklar doluyor, ne yasalar değişiyor, ne de fail hesap veriyor. Ama sen bir şey yaptığını hissediyorsun. Bu arada bir kaç minik değişimi sen yaratmışsın gibi hissettiriyorlar. Ah diyorsun işe yaradım. Serbest bırakılan adi suçlu tutuklanınca sanki adaleti sağlamışsın gibi oluyor. “Sosyal medyada doğan tepkiler yüzünden” diye haber geçiyorlar… Ama nedense her tepkin aynı karşılık bulmuyor. Bunu hiç düşündün mü? Boşver düşünme, çok bozulursun. İşte bu his, sistemin en büyük başarısı. Marx’ın “dinin afyon olması” tespiti, bugün yerini “story atmanın terapi olması” gerçeğine bırakmış durumda. Freud TikTok açtı şu anda mezarda.

2023 Pew Research verilerine göre, sosyal medyada politik içerik paylaşan kullanıcıların yalnızca %6’sı herhangi bir sivil toplum örgütüyle ya da gerçek bir eylemle bağlantıya geçiyor. Kalan %94 ise yalnızca içeriği beğenip paylaşıyor. Yani onlar evde koltuktan katılıyorlar her şeye. Bu, dijital öfkenin sadece bir duygusal refleks olduğunu ve dönüşümle hiçbir ilgisinin olmadığını açıkça ortaya koyuyor. Bedel ödemeyen tepki, sistem için zararsızdır. Ve zararsız olan her şey reklam panosuna çevrilir.Etkileşim, tıklama, meşguliyet… Bu kadar.

Şimdi düşün: Eğer attığın tweet gerçekten rejime tehditse neden binlerce beğeni alıyor? Çünkü gerçek tehdit viral olmaz. Viral olan şey, sistemin ticari ruhuna uygundur. Sistem kendi eleştirisini de içerir, çünkü en zekice propaganda yöntemi budur: Kendine küfür ettir, ama para kazan. Tepkiyi ölç, veri yap, satışa sun. Ayrıca sana sövsünler, yorum yapsınlar, hiç olmazsa rahatlarlar. Sonra başka işler yaparlar, uğraşamayız.

Böylece “tepkisel toplum” oluşur. Bu toplum, her gün yeni bir felaketin üstünden “geçerken”, ne unutmaktan utanır ne hatırlamayı becerir. Çünkü her kriz bir “içerik”e, her trajedi bir “reels”e, her zulüm bir “hashtag”e dönüşür. Sen de kullanıcı olarak bunları tüketirsin. Sonuçta kimse hapse girmez ama birileri takipçi kazanır. Tüketim toplumunun yeni versiyonu budur: Tepkileri tükettikçe rahatlayan, ama değişimden ürken insanlar koalisyonu. Türkçe atasözü gibi “Hem ayranım dökülmesin, hem yoğurdum ekşimesin”

Toplum bedel ödemeden kahraman olmak istiyor. Örümcek adam bile bedel ödedi. Parmakla devrim yapmaya çalışıyor. Ama şunu unutmamak gerek: Değişim, gönderiyle değil göze almakla olur. Story attığında değil, bir şeyi riske attığında bir şey değişir. Ama sen ışığı iyi ayarla; çünkü bu ülkede en parlayan şey hâlâ filtre.İronik ama acı gerçek şu ki: Her gün saatlerimizi geçirdiğimiz o ekranlar, bize sadece başkalarının hayatını değil, kendi edilgenliğimizi de izletiyor. Ve biz buna “bilinçli vatandaşlık” diyoruz. Ya da duyarlı mı? Hayır sadece kullanıcısın.

Kullanıcılar değişimi ekran başında izler. Kendi aleyhindeki değişimleri de… Ve bunu izlerken de para kazandırır.

Kaynakça:

  • We Are Social & Meltwater — Digital 2024 Türkiye Raporu
  • Nature Journal, “Emotional Contagion on Social Media”, 2023
  • Pew Research Center, “Social Media & Political Engagement”, 2023
  • Oxford Internet Institute, “The Slacktivism Effect”, 2012
  • Statista, “Turkey — Daily Time Spent on Social Media”, 2024
  • Zeynep Tüfekçi, Twitter and Tear Gas, Yale University Press, 2017

메타데이터
post_id
2c8b19646bf3
slug
dijital-öfkenin-mastürbasyon-günlüğü-2c8b19646bf3
url
https://medium.com/@defnico/dijital-%C3%B6fkenin-mast%C3%BCrbasyon-g%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC-2c8b19646bf3
canonical_url
https://medium.com/@defnico/dijital-%C3%B6fkenin-mast%C3%BCrbasyon-g%C3%BCnl%C3%BC%C4%9F%C3%BC-2c8b19646bf3
author_url
https://medium.com/@defnico
status
ok
fetched_at
2026-06-25 12:15:08