Yaşamanın ve Yaş Almanın Belirsizliği
Yaşamanın ve Yaş Almanın Belirsizliği
[embed]
Bu yıl otuzlu yaşlarımın ilk yarısını kapatıyorum. İlk defa bi yaşımı, onu aklımdan hiç çıkartmayarak yaşadım. Hayatım benim çizdiğim yönlerde akmamış olsa ve halen sancısa da, zihinsel ve ruhsal olarak geldiğim halden memnunum. Elimdekilere şükrediyorum. Verilmiş olanın, daha fazlasına bir vaat olduğunu, verilmeyenlerin zaten hiç bana ait olmamış olduğunu biliyorum. Mutluluğun şu anda olduğu ve geleceğe ait mutlu olacağı tasavvur edilen bir an için heba edilmiş şimdilere ne kadar yazık olduğu. Yolda, neyi niçin istediğini kendine hep hatırlatman gerekiyor. Bazen aslında, o herneyse, çoktan sahip olduğunu, daha fazlasının sadece şartları iyileştirmek olduğunu ve sahip olduğun şimdilerin, iyileştirme telaşları içinde stresli, bunaltıcı, tatsız yaşandığını, daha fazlanın güneşin önünü kapatmış bir bulut gibi, mutlu huzurlu olabilecek anları gölgesiyle kararttığı.
Bilinçli bir tercih olmamakla birlikte , iyiniyetimi sömürenlere postayı koyduğum bir yıl oldu. Zihinsel değil de duygusal bir bilinçlenme sanırım. Bu kullanmaya meyilli, iyiniyet sömürücülerinin belli davranış kalıpları var. Bilirsiniz. Hemen ve hep tanınırlar. Yine de kendime söylediğim suizan yapma telkinlerini bıraktım. Gençliğin toyluğuna karşı şiar edinmiştim. Ama artık insanları gözlerinden anlayacak kadar yaş yaşamasam da , şey yaşadım.
Bir insanın bir anını rahatlatabilme ve kolaylaştırabilme imkanının beni çeken ve yaptıktan sonra mutlu eden bir tarafı var. Bu heybeden eksilmeyeceklerden.
Altı yaşımdan beri her doğumgünümü kutlayan bir arkadaşım var. Çok uzun yıllar birbirimizin en yakın arkadaşı olduk. İyi mi anlaştık, birbirimizi iyi mi anladık, bilmiyorum. Artık iyi anlaşıp anlaşamadığımızı göremeyecek kadar uzak mesafelerde, ama anlama niyetliyiz. Bugün yine doğumgünü mü hatırladı. Bense belki bugün belki yarın doğum yapacak olduğunu unuttum. Neden unuttuğumu biliyorum ve bunu ona yüz yüze söylemek istiyorum. O zamana kadar ben onu hep unutacağım. Umarım kendini hatırlatmaktan vazgeçmez.
Başkalarına bakmayı geçin, kendime; geçirdiklerime dahi dönmüyorum. Şimdilerimi, geçmişin masalarına oturtmuyorum. Bu yaşlarımı çok özleyeceğimi öğrenecek kadar yaşadım. Nasıl ki yirmibeşlerimi özlüyorum. Alacaklı olduğum, yaşadığımı hissetmediğim yıllarım var.
Gibi’ de İlkkan aslında çok daha büyük olmasına rağmen 28 yaşında olduğunu sandığında, Yılmaz ona : “Hiç mi anlamadın oğlum? İnsan bilir ne yaşadığını ya, yaşarken anlamadın mı sen ne kadar yaşadığını?” Demişti.
İnsan bazen ne yaşadığını bilemeyince ne kadar yaşadığını da bilemiyor sonunda. Ben de zamanı daha geriden hissediyorum. Takvim yaşı önemli değil diyorlar, hücre yaşımız neyse o. Ben buna zamanı ne kadar yaşar hissettiysen o yaştasın diye ekliyorum.
Zamanı derinden hissetmenin yaşlandırdığı ruhumun yaşını düşünmeyi ise reddiyorum. Orası geçmişin masalarına çıkıyor.
Yaşlandıkça gelen, dünyada hiç yaşamamış ancak gölgelenebilecek bir vakit kalınmış olunduğu hissiyle ne yaparım bilmiyorum. Gençken bu dünyanın, yaşlanınca başka bir dünyanın zaman algısı yükleniyordur belki. Nerenin zamanına göre ne kadar yaşıyoruz. Sen ve ben aynı zamanda bile değiliz belki. İyi ki bir şekilde birbirimize temas ediyor ve kendi anlarımızda başka başka zamanları da hissedebiliyoruz.
Dünya zor, hayat çetin, tadına baktıklarım da, tadını aldıklarım da acı ve/ve ya tatlı. İyi ki doğmuşum.
메타데이터
- post_id
- 2cf75ceee9c8
- slug
- yaşamanın-ve-yaş-almanın-belirsizliği-2cf75ceee9c8
- url
- https://medium.com/@Indicavia9/ya%C5%9Faman%C4%B1n-ve-ya%C5%9F-alman%C4%B1n-belirsizli%C4%9Fi-2cf75ceee9c8
- canonical_url
- https://medium.com/@Indicavia9/ya%C5%9Faman%C4%B1n-ve-ya%C5%9F-alman%C4%B1n-belirsizli%C4%9Fi-2cf75ceee9c8
- author_url
- https://medium.com/@Indicavia9
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-09 21:48:21