← Back to list

Kim, kimi, neden fonlar?

OdaTV, muhalif diye bilinen bir dizi internet sitesinin Avrupa’dan fonlandığını belgeleriyle birlikte teşhir edince, bu pek prestijli…

H. Karagülleci · 2021-08-09 16:12 · 1 claps · 2.5 min read
#ruşen-çakır #medyascope #serbestiyet #brüksel #fonlama
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🎮 · Gaming 🛠️ · Crafts & DIY

Kim, kimi, neden fonlar?

OdaTV, muhalif diye bilinen bir dizi internet sitesinin Avrupa’dan fonlandığını belgeleriyle birlikte teşhir edince, bu pek prestijli sitelerin yardımına pek saygın muhalifler koştular. Bunlardan kimileri de OdaTV’yi 1970'li yılların ihbarcı Aydınlık yayınlarıyla karşılaştırdılar.

Bunun üzerine, şöyle sordum:

Medyascope, Serbestiyet, 140journos ve P24 devrimcilik yapıyordu da OdaTV adreslerini mi teşhir etmiş? İhbar değil haber, üstelik önemli bir haber. Siyasette Gül’e, banka hesaplarında ABD ve AB’ye sırtını dayamış bir “gazetecilik” mümkün mü, tartışılması gereken bu.

Soru, aslında yanlış formüle edilmişti; daha sonra bunu düzeltmeye çalıştım: “Gazetecilik mümkün mü” değil de “nasıl bir gazetecilik” diye sormalıydım. Zira, neticede bu da gazetecilik. Televizyonda düzenbaz kapıcı karakteri canlandırıldı diye kapıcılar derneğinin dava açması gibi bir gazetecilik anlayışı olmaz; kutsal bir meslek değil bu, her meslek gibi bir meslek.

Elbette, OdaTV’nin haberinin saikleri de tartışılmalıydı; nitekim haklı yorumlardan biri şöyleydi:

Oda TV’nin haberi doğru; ama gayesini, konumunu devreye soktuğumuzda işin rengi değişiyor. Medyascope için de benzer şeyleri söyleyebiliriz. Aldıkları fonları ABD’nin, AB’nin NATO üyesi, anti-demokratik yapıyla olan ilişkileri bağlamında elestiri silahı olarak kullanabilirler mi?

Dediğim gibi, bu haklı bir yorumdu, bununla birlikte işaret ettiği şey, çok genel ve kaçınılmaz. Saf gazetecilik diye bir şey yok; hepsi siyasi ittifakların bir yerlerinde, birilerini temsil ediyorlar. OdaTV emniyet ve MİT’e çalışıyor, Cumhuriyet “öbür damat”a, Medyascope vd. Brüksel’e; Evrensel, BirGün, vb. de ya bu ilişkilerin bir yerlerinden ilişmeye, ya da başka ilişkilere katılmaya çalışıyorlar. Öyle yapıyorlar, çünkü siyasi görüşleri bu; kendi ittifaklarını böyle kuruyorlar. Bize de bu haberleri, neyi, kimi ve neden temsil ettiklerini unutmadan okumak düşüyor.

Bu yüzden, fon meselesine şöyle bakmak daha doğru olur diye düşünüyorum.

İlki, çok genel, daha ziyade bir perspektif.

On binlerce, yüz binlerce doları neden verir bir kuruluş? İki nedenle olabilir: ya “parayı alıp benim düdüğümü çalsın,” diye; ya da “benim düdüğümü çaldığına göre parayı hak ediyor,” diye.

Peki bir yayın kuruluşu neden alır bu paraları? Bu da üç nedenle olabilir: ya parayı alıp onların düdüğünü çalmak için, ya zaten onların düdüğünü çaldığından parayı almaya hak gördüğü için, ya da “ben bildiğimi okurum; verirlerse verirler, keserlerse keserler” diye düşündüğü için.

Üçüncü durumda eleştirilecek hiçbir şey görmüyorum.

Bu yüzden, genellikle olduğu gibi, karikatürize bir şekilde kavramamak gerek meseleyi; “fon aldılar sesleri kesildi,” yahut “fon alınca ülkenin değil emperyalizmin çıkarlarını kollamaya başlıyorlar” diye. Oysa çoğu zaman öyle değil; fon alıyorlar, çünkü düşünceleri örtüştüğü için “vakıflar” para yağdırmakta sakınca görmüyor. İngiliz muhipleri, İngiliz işgalcilerden para aldıkları için mi cemiyete üye oluyorlardı, yoksa zaten işbirlikçi oldukları, zaten boyunlarını uzatacak İngiliz sicimi aradıkları için mi işgalciler para yağdırıyorlardı? Belki, M. Belge’nin babasının (istemeden oğlunu da resmettiği) veciz ifadesinde olduğu gibi “fikir orospuları” vardı; ama muhiplerin ezici çoğunluğu, ikinci gruptu.

Bugün de değişen çok bir şey yok.

Mevcut tartışmada fon meselesi bizi şunun için ilgilendirmeli: neden Gülperestlere yağıyor bu fonlar, ve banka hesapları şişenler, havadan gelen bu paradan neden stajyerlerine ödeme yapmaya dahi gerek görmezler?

Bu yüzden, kimi (hatta pek çok) “seçkin”, tanınan isimlerin fonlananları savunma kuyruğuna girmesi bana anlamsız, dahası son derece çirkin geliyor; siyaset değil ense-kol ilişkisi kokuyor bu.

Mesele, fonlananların gazeteci olup olmadıkları değil (“böyle gazetecilik olmaz” veya “böyle gazetecilik olmaz olsun” gibi anlamsız vecizeler yumurtlamanın anlamı yok, çünkü gazetecilik böyle olur zaten); gökten yağan bu paraların hikmeti, nedeni, sonucu; kimin nasıl kimin çıkarları için gazetecilik yaptığı.


Fon tartışmalarında üç karşılaştırılamazın karşılaştırıldığını görüyorum.

Birincisi: fonlar ve faşizm, “ikisi de emperyalizmin araçları,” diyerek karşılaştırılamaz. Bunlar tamamen farklı şeyler.

İkincisi, DW, BBC, VoA, AFP, Sputnik, hatta Independent vb. fonlanmıyorlar, onlar zaten yabancı haber ajansları; Serbestiyet, T24, Medyascope vb. ise fonlanıyorlar.

Üçüncüsü, bakanlıkların, iktidar derneklerin vb. aldıkları fonlarla hükümete muhalif yayınlar karşılaştırılamazlar; çünkü adı üzerinde, muhalif.

Bu yüzden mesele, fon almanın doğruluğu-yanlışlığından ziyade (zira, fonu alıp bağımsızlıkçı çizgisinden ödün vermemek, kesildiğinde teşhir etmek de pekâlâ mümkün geliyor bana), fonların Gülperestlere akışıdır; fonlananların fonlayanlarla siyasi ortaklığıdır.

Gülperestlik ise, pençeleri batılıların gözüne hoş gelecek şekilde hafifçe törpülenmiş bir diktatörlükten başka anlam taşımıyor; dolayısıyla bunların muhalifliği, halktan yana değil, sadece iktidara kendilerini ortak etmeyen bir hükümete muhalifliktir.

(21 Temmuz 2021)


메타데이터
post_id
2d02ecc89393
slug
kim-kimi-neden-fonlar-2d02ecc89393
url
https://medium.com/@karagulleci/kim-kimi-neden-fonlar-2d02ecc89393
canonical_url
https://medium.com/@karagulleci/kim-kimi-neden-fonlar-2d02ecc89393
author_url
https://medium.com/@karagulleci
status
ok
fetched_at
2026-08-01 11:40:46