Suriyeliler daha gelişkin bir ekonominin anahtarı olabilir mi?
İtiraf edin, Suriyelilere karşı tutarlı duygular yaşamıyoruz. İçimizden bir ses duyarlı ve endişeli, diğeri bencil ve umursamaz. Her kültür…
Suriyeliler daha gelişkin bir ekonominin anahtarı olabilir mi?
İtiraf edin, Suriyelilere karşı tutarlı duygular yaşamıyoruz. İçimizden bir ses duyarlı ve endişeli, diğeri bencil ve umursamaz. Her kültür böyle iki sesli bir vicdanı barındırıyor şimdi. Hangisinin daha yoğun olduğunu rakamlarla da ölçemiyoruz. Söz gelimi 2 milyon mülteci barındıran Türkiye’nin hangi duyguyu daha yoğun yaşadığını hangimiz kestirebiliriz? Hangi sosyal araştırma samimi bir sonuç ortaya koyabiliyor vicdanlarımız hakkında?
Bence homoeconomicusun fendi vicdanı yendi. Vizesiz seyahat + 3 milyar euroluk bir pazarlığı yürüten Türkiye’ye karşı, Suriyelilerin emek piyasasına ve ekonomik büyümeye katkısının ne olacağını tartışan Almanya. Kapı menteşesi yalama olan Macaristan’a karşı, kararsız Polonya. Sadık bir müşteriyi kaybetmemek için çırpınan Rusya, İran. Ben de tüm bunların dışında kalamadım: TIME’ın dosyalaştırdığı fotoğraflar ve istatistikler eşliğinde başladım makro modelleri senaryolara uyarlamaya.

Suriyeliler’in Avrupa’ya gelişiyle beraber emek piyasasının aldığı hali gösteren grafik. Dikey eksende reel ücretler, yatay eksende istihdam yer alıyor.
Rana Foroohar’ın “Mülteciler daha güçlü bir ekonominin anahtarı olabilir” başlıklı yazısının yanına çizdiğim birinci grafik yukarıda görünüyor.Nominal ücretlerin krizdeki Avrupa için aşağı doğru katı olmadığını düşündüğüm için emek arzını klasiklerin modeline göre çizdim. Bu grafikte şu gerçekleşiyor:
- Başlangıçta We reel ücret düzeyinde dengeye gelen emek arzı(Ls) ve talebi(Ld), Suriyelilerin girişiyle birlikte sağa kayan emek arzından sonra(Ls2) daha düşük bir reel ücret seviyesi olan We2 noktasında dengeye geliyor. Yani emek arzı artıyor, reel ücret düşüyor, istihdam artıyor.

Bu ikinci model Keynes’in reel GSYH’nin nasıl dengeye geldiğini gösteren modeli.
Emek arzı artışının GSYH’yi nasıl etkilediğini görmek için yukarıda gördüğünüz Keynesyen modeli kullanıyorum. Basit Keynesyen model toplam planlanan harcama(AE) ile GSYH(Y) arasındaki ilişkiyi gösterir. Toplam planlanan harcama= Tüketim(C) + Yatırım(I) + Hükümet alımları.GSYH ise bir mali dönemde bir ülkede üretilen mal ve hizmetlerin fiyatlar ile çarpılmasından bulunur. Ekonomi GSYH ile Toplam planlanan harcama birbirine eşit olduğunda dengededir. (AE=Y)
- Burada tetikleyici, istihdamla birlikte üretimin artması. Emek arzı artıp, reel ücretler düşünce üretim hızlanıyor. Y1, Y2 seviyesine geliyor. Artan GSYH ile birlikte ekonominin dengeye gelmesi için Toplam planlanan harcama da artıyor.
- Yani 1. grafikten bu yana şunlar oldu: Suriyeliler emek piyasasına girip emek arzını arttırdılar, reel ücretler düştü, üretim arttı, GSYH arttı, artan GSYH ile birlikte toplam planlanan harcama (Hükümet Alımları) arttı. Ekonomi daha yüksek bir GSYH noktasında dengeye geldi

Emek piyasasıyla başlayan değişimi mal ve para piyasalarında eş anlı olarak görmek için IS-LM modelini kullanıyorum.
IS-LM modeli para ve mal piyasalarında denge durumunu gösteren gelişkin bir makro model. Alternatif faiz oranlarında GSYH’nin nasıl bir hale büründüğünü gösteriyor. Suriyelilerin gelişi mal piyasasında ve toplam planlanan harcamada ne etki yarattı onu basit Keynesyen modelde gördük. Şimdi mal piyasasının yanına para piyasasını da ekliyoruz. Para talebi, para arzı ve faiz oranı nasıl etkilenecek ve GSYH’yi nasıl etkileyecek onu görüyoruz.
- Grafikte dikey eksende faiz oranı yatay eksende GSYH yer alıyor. Başlangıçta ekonomi i1 düzeyindeki faiz oranında ve Y1 düzeyindeki GSYH noktasında dengede. Suriyelilerin gelişi bildiğiniz üzere toplam planlanan harcamayı ve GSHY’yi arttırmıştı. Bu durum mal piyasasını temsil eden IS eğrisinin sağa kaymasıyla(IS2) kendini gösteriyor. Üretim artınca (piyasadaki mal ve hizmet miktarı artınca) insanların ürün satın almak için duyduğu para miktarı yani para talebi artıyor. Ellerindeki finansal varlıkları(örneğin tahvil) para karşılığı değişmek istiyorlar. Tahvil piyasasına gidiyorlar, tahvil satıyorlar. Tahvillerin fiyatı düşüyor. Tahvil faiz oranı ile tahvil fiyatı arasındaki ters oranlı ilişkiden (ayrı bir makale konusu) dolayı faiz oranları yükseliyor. Belki ekonomi Y3 seviyesine doğru gidebilecekti ama bu faiz artışı yeni yatırımları dışlıyor.
- Yani Suriyelilerin gelişinden bu yana şu süreç işlemiş oluyor: Suriyelilerin gelişi emek arzını artırıyor, reel ücretleri düşürüyor, üretimi artırıyor, toplam planlanan harcamadan hükümet alımı kalemini artırıyor, artan mal ve hizmet miktarı karşısında insanlar daha çok paraya talep duydukları için faiz oranları yükseliyor ve bu noktadan sonra yeni yatırımlar dışlanıyor.
Neler oldu? Reel ücretler ilk başta düştü, emek talebi arttı, istihdam arttı, GSYH arttı, toplam planlanan harcama arttı.
Elbette tüm bunlar lineer bir seyir izleyen makro modellerin perspektifiyle gerçekleşti.
Almanya’daki 630 bin kişilik mültecinin ne kadarı istihdam oluşturacak ve ücretler aşağı doğru ne kadar katı olacak bilmiyoruz. Benim kurduğum denklem basit bir işleyişi temsil ediyor. Suriyelilerin emek piyasasındaki rolü çıkış noktamız olduğu için onların çalışma hayatındaki durumlarına dair daha ayrıntılı istatistiklere ihtiyaç var. Eminim bu çalışmalar bir yerlerde yapılıyordur ve umarım bu çalışmalardan yola çıkacak daha kapsamlı çalışmaların sonucu hem onları misafir eden toplumların hem de Suriyelilerin lehine çıkar.
메타데이터
- post_id
- 2d74b656d590
- slug
- suriyeliler-daha-gelişkin-bir-ekonominin-anahtarı-olabilir-mi-2d74b656d590
- url
- https://medium.com/@muzmin/suriyeliler-daha-geli%C5%9Fkin-bir-ekonominin-anahtar%C4%B1-olabilir-mi-2d74b656d590
- canonical_url
- https://medium.com/@muzmin/suriyeliler-daha-geli%C5%9Fkin-bir-ekonominin-anahtar%C4%B1-olabilir-mi-2d74b656d590
- author_url
- https://medium.com/@muzmin
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-11 17:15:47