Kayıp Sandığımız Şey, Kimliği Bırakıp Özgürleşmek Olabilir mi?
Çocukluğumdan beri içimde bir yer, buraya ait olmadığımı fısıldıyordu. Ben o sesi susturmayı seçtim. Uyum sağlamak adına, kendimi…
Kayıp Sandığımız Şey, Kimliği Bırakıp Özgürleşmek Olabilir mi?
Çocukluğumdan beri içimde bir yer, buraya ait olmadığımı fısıldıyordu. Ben o sesi susturmayı seçtim. Uyum sağlamak adına, kendimi kopyalamayı öğrendim. Ve uzun süre bunun adına “hayat” dedim.
Zamanla fark ettim ki, dünyaya ait olmadığımı hissettiğim anlardan itibaren aslında yavaş yavaş dünyaya uyum sağlamak zorunda hissetmişim kendimi. Kendi öz değerlerim yerine, başkalarının yaşamlarına uyumlu kalıpları kopyalayarak ilerlemeye çalışmışım. Asıl mutsuzluğumun sebebinin bu olduğunu ise çok sonra anlayabildim.
Kimlik dediğimiz algı, çoğu zaman sistemin bize dayattığı algoritmalardan ibaret. Her olaydan sonra — ya da canımız çok yandığında — bir daha aynı acıyı yaşamamak için kalkan gibi kimlikler yaratıyoruz. Ve zamanla, bu kimliklere özümüzden bile daha sıkı sarılıyoruz. Çünkü bizi dış dünyadan, yalnızlıktan ve acıdan koruduğunu sanıyoruz.
Özümüzden uzaklaşıp, dış dünyanın beklentilerine yaklaştıkça her şey yolundaymış gibi görünmeye başlıyor. Zaten her şey görünürde yolundadır…
İlk uyandığım alan tam olarak burası oldu. Kendime söylediğim yalanları fark ettiğim an.
Bir insan kendine, yalandan kimlikler yaratıp onları yaşıyorsa; yaşadığı dünya da tamamen yalan değil midir? Arkadaşlıklar, dostluklar, ilişkiler…
Buradan şu sonuca vardım: Yaşadığım tüm trajediler ve ihanetler, aslında önce kendime ihanet ettiğim için yaşandı. Kendime o kadar çok yalan söyledim ki, bu kimlikleri sahiplenerek; sistem de bana kusursuzca eşlik etti.
Ama Öz dedi ki: “Bu yaşam döngüsüne böyle devam edemezsin. Hatırla… Bu sen değilsin.”
Bana rüyalarımda sürekli “öz’üne sor” derken, tam olarak burayı kastediyordu. Hiçbir kimliğin bana ait olmadığını… Sonsuz olasılıkların içinde, kendimi daracık bir alana hapsettiğimi…
Kendim; her şeyin yüce yaratıcısının tohumu iken, sonsuzken, kendimi korumaya çalışarak o sonsuzluğu reddettiğimi anlatmak içindi bütün bu tiyatro.
Sonunda anladım.
Şunu da fark ettim ve paylaşmak istiyorum: Çok dar bir kalıba sığmaya çalışmak da mutsuz ediyor, çok büyüğüne zorla sığmaya çalışmak da…
Bilinç, her an kendi sonsuzluğunu hatırlatırken; ilahi akışa teslim olmak, en saf ve en gerçek uyanış.
Belki de uyanış, yeni bir kimlik inşa etmek değil; artık hiçbir kimliğe tutunma ihtiyacı duymamaktır.
메타데이터
- post_id
- 2d9fc25b8de1
- slug
- kayıp-sandığımız-şey-kimliği-bırakıp-özgürleşmek-olabilir-mi-2d9fc25b8de1
- url
- https://medium.com/@mehtapkildaci/kay%C4%B1p-sand%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z-%C5%9Fey-kimli%C4%9Fi-b%C4%B1rak%C4%B1p-%C3%B6zg%C3%BCrle%C5%9Fmek-olabilir-mi-2d9fc25b8de1
- canonical_url
- https://medium.com/@mehtapkildaci/kay%C4%B1p-sand%C4%B1%C4%9F%C4%B1m%C4%B1z-%C5%9Fey-kimli%C4%9Fi-b%C4%B1rak%C4%B1p-%C3%B6zg%C3%BCrle%C5%9Fmek-olabilir-mi-2d9fc25b8de1
- author_url
- https://medium.com/@mehtapkildaci
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-13 06:23:13