KAFKA’NIN “DÖNÜŞÜM”Ü
Bugün elime uzun süre önce okuduğum Dönüşüm romanı geçti. Sayfalarını şöyle bir karıştırırken yine beni içine çekti.
KAFKA’NIN “DÖNÜŞÜM”Ü
Bugün elime uzun süre önce okuduğum Dönüşüm romanı geçti. Sayfalarını şöyle bir karıştırırken yine beni içine çekti.
- yüzyıl edebiyatının ve varoluşçuluk öğretisinin en önemli temsilcilerinden biri olan Franz Kafka, Dönüşüm’ deki baş karakterinin mücadelesi bizim yaşamlarımızdan kesitler taşır. Kafka’nın felsefesinin, eserlerinin, kendi yaşamından büyük pay aldığı apaçıktır. Otoriter ve kibirli bir babanın yanında büyüyen Kafka için daimi olarak ezilmişlik ve suçluluk duyguları öne çıkar. Karakterlerinde de bu duygu durumunun yansıyışına tanıklık edilir. “Beni hayal kırıklığına uğratan benden başkası değil.” — Franz Kafka
Değinmek istediğim ilk nokta, Modernliğin temel parametrelerinden biri olan kapitalizm ve bunun karakterde işlenişidir. Kapitalist bir sistemin çalışanı olan Gregor’un üzerinde anne, baba ve kız kardeşinin sorumluluğu bulunmaktadır. Ve tek başına ailesinin geçimini sağlamaktadır. Gregor’un işsiz kalması, aile bireylerinin ona verdiği değerin de aniden azalmasına neden olmuştur. Bu kapitalist sistemde birey duygusal özelliklerinden koparılmakta, soğuk ve katı bir varlığa dönüştürülmektedir. Bu nedenle modern toplumlarda birey, zincire vurulmuş bir köle gibidir. Her türlü şahsiliğini, istek ve arzularını bürokrasi sonucunda yitiren birey, insanlıktan çıkmaktadır. Aslında düşünüldüğünde Gregor Samsa’nın, asıl böceğe dönüşmeden önce insanlıktan çıkmış olduğu da söylenebilir.
Bireyin kendini yoğun bir çalışma yaşamı içerisinde kaybetmesi ve kendine zaman ayıramaması durumu yabancılaşmayı meydana getiren önemli bir etken olarak değerlendirilebilir. Hayatında var olan rutinler içinde Gregor bir böceğe dönüşerek kendine yabancılaşır. Yaşamını ve sosyal hayatını sadece iş hayatıyla sınırlandıran ve ona bağlı olan, tutkusu veya coşkunluğu olmayan Gregor için tek belirleyici unsur ‘iş’ tir. Nitekim böceğe dönüşen Gregor için işe gidememek fikri böceğe dönüşmekten daha kötü bir fikirdir. Ailesinin ona yüklediği sorumluluğu yerine getiremeyeceği fikri onu her şeyden daha fazla endişeye sürüklemektedir. Gregor’un mutluluk ya da mutsuzluğunu sadece işiyle özdeşleştirmesi isteklerini ve arzularını, kendisinin biyopsikososyal bir varlık olduğunu unutması veya göz ardı etmesi de farklı bir duyarsızlaşma biçimi olarak karşımıza çıkar.
Kafka, ‘Dönüşüm’ adlı öyküsünde böcek metaforu üzerinden eleştirel bir üslupla toplum çözümlemesi de yapmıştır. Yaşadığımız dönemde, modern toplumun bir üyesi olmak ve var olan sistem içinde sorumlulukların yerine getirilmesi en büyük zorunluluk olarak nitelendirilmekte ve bu da bireyin kendi özünden uzaklaşmasına, kendisini göz ardı etmesine başka bir deyişle yabancılaşmasına neden olmaktadır. Fakat bireyler bunu yadırgamaz, kabullenir, kendilerine bir sistem(modifikasyon) geliştirir ve adapte olurlar. Yani kısaca modern hayat, bireyi özgürleştirmek yerine mevcut sisteme daha bağımlı hale getirdiğinden bireyi köleleştirir.Birey ürettiğine ve çevresine yabancı ama bir o kadar da sistemin bir parçası haline gelir.
Değinmek istediğim bir diğer nokta, Dönüşüm’ de baş karakterimiz Gregor bir yüzleşme içerisine girer, bu yüzleşme absürtle olan bir karşılaşmadır. Olağandışı bir şekilde böceğe dönüşmesinin ardından ne kadar eski haline dönmek istese de hem imkansız hem de başarısız olması absürdün çıkmasına olanak verir. Fakat buna rağmen çabalamaktan vazgeçmemesi ve mücadelesini sürdürmesi Albert Camus’ nun Sisifos Söylemi’ ni anımsatmaktadır:
Yunan Mitolojisinde yer alan bu ceza hikayesinde, Zeus Sisifos’ a sonsuz döngüde bir ceza verir. Bir kayayı dağın tepesine çıkarması cezasıdır fakat kayayı ne zaman en tepeye çıkaracak olursa kaya tekrar aşağı yuvarlanır. Bu sonsuz ve sonuç vermeyen çaba içerisinde Sisifos, bilinçli bir şekilde kayayı itmekten vazgeçmemektedir. Bilinçli olmak bu noktada mühimdir. Onun bu mücadelesinde, süreç içinde kaderi haline gelen kayadan daha güçlü biri olmuştur. Sisifos boyun eğmez, baş kaldırır ve artık mutlu bir ölümlüdür. “Tepelere doğru tek başına didinmek bile insanın yüreğini doldurmaya yeter. Dolayısıyla Sisifos’u mutlu olarak tasarlamak gerek, çünkü Sisifos yazgısının üstündedir ve kayasından daha güçlüdür aslında.” -Albert Camus
Varoluşumuzun absürtlüğüyle yüzleşir, ona karşı bir başkaldırıda bulunuruz. Anlamsız ve absürt olan yaşamlarımızda bilinçli olarak saçmalığa karşı savaşırız. Savaşımız sonuçsuz ve umutsuz olsa da kaderimizi(şansımızı) kendimiz yazmaktan vazgeçmeyiz. Fakat birey alışık olduğu duygu devinimlerini yaşamaya eğilim gösterir. Bir deneyim yaşarken acı ve korku kendini ortaya çıkarıyorsa birey, olan veya olacak deneyimden kaçınmayı, tat almaktan, arzuyu gerçekleştirmekten uzak bir noktaya düşer. İşte tam bu döngüde kader(şans-tesadüf) bizim tarafımızdan belirlenir, alınan aksiyonlar ile şekillenir. Ve sarmallarımızı oluşturur. Bu noktada, acı ve korku mekanizmaları sonucu -tıpkı Gregor’un köleliğine karşı geliştirdiği gibi- bir savunma mekanizması olan bir metafor ile yaşamak da, Sisifos gibi- çok imkansızı oynasa da- aslında deneyimi olan ile kabul edip alınan acı ve korku kaynaklarını güven ve tat noktalarına dönüştürmek de mümkündür.
Sonuç olarak, Dönüşüm öyküsüne yüzlerce yorum ve araştırma yapılabilir. Edebiyat tarihinin en yoruma açık yapıtlarından biri. Nietzsche’nin üstinsan kavramının antitezi niteliğinde, bir alt insana gerileme şeklinde okunabilir böceğe dönüşmek. Kendini ufaltma isteği, bir tür gizlenme biçimi. Bir tür silikleşme ve kendi yaşamına izleyici kalma isteği, eylemsizlik(seyirci) hali de olabilir. Ve birey farkındalık halinde olduğunu varsayarak kendinden uzaklaşma, yabancılaşma, eylemsizlik haline geçip tıpkı Gregor’un yaptığı gibi başka biçim ve şekillerde metaforlar oluşturup devam etmeyi tercih edebilir. Burada gerçekleşmesi istenilen ihtimal ve bence keyif ve ilerlemeyi tasarlayan, romanın ilk cümlesinde geçtiği gibi “Gregor Samsa bir gün bunaltıcı düşlerden uyandığında…” diye başlayıp uyku halinden çıkmak ve belirli ölçülerde de olsa denemek ve Sisifos’ un da yaptığı gibi kayanın altına elimizi koyarak tepeye sürüklemeye devam etmek, deneyimin kendisinden keyif ortaya çıkarmaktır.
메타데이터
- post_id
- 2df7f5459071
- slug
- kafkanin-dönüşüm-ü-2df7f5459071
- url
- https://medium.com/@isinY/kafkanin-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCm-%C3%BC-2df7f5459071
- canonical_url
- https://medium.com/@isinY/kafkanin-d%C3%B6n%C3%BC%C5%9F%C3%BCm-%C3%BC-2df7f5459071
- author_url
- https://medium.com/@isinY
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-29 01:02:39