Türkiye’de Çalışmak: Yorgunluk Normalleştiğinde
Sabah alarmı çaldığında ilk his genellikle uykusuzluk değil, isteksizlik oluyor. Gözler açılıyor ama beden hâlâ dünün yükünü taşıyor…

Türkiye’de Çalışmak: Yorgunluk Normalleştiğinde
Türkiye’de Çalışmak: Yorgunluk Normalleştiğinde
Sabah alarmı çaldığında ilk his genellikle uykusuzluk değil, isteksizlik oluyor. Gözler açılıyor ama beden hâlâ dünün yükünü taşıyor. Kahve içiliyor, hazırlanılıyor, işe gidiliyor. Gün bitiyor, eve dönülüyor ve garip olan şu: Dinlenmiş hissetmeden yeni bir güne giriliyor. Türkiye’de çalışmanın görünmeyen rutini bu. Yorgunluk artık geçici bir hâl değil, kalıcı bir ruh durumu. Türkiye’de yorgunluk yalnızca uzun mesai saatlerinden kaynaklanmıyor. Asıl yoran şey belirsizlik. Ay sonu hesabı, gelecek kaygısı, emeğin karşılığını alamama hissi… İnsan bir noktadan sonra “yoruldum” demeyi bile lüks sayıyor. Çünkü herkes yorgun. Ve herkesin yorgun olması, kimsenin gerçekten dinlenememesi demek. Çalışmak burada çoğu zaman yalnızca üretmek anlamına gelmiyor; dayanmak anlamına geliyor. Az kişi sevdiği işi yapıyor, daha azı yaptığı işten tatmin oluyor. Birçok insan için iş, hayatta kalmanın tek yolu. Bu yüzden tükenmişlik “kişisel bir sorun” gibi anlatılıyor. Oysa bu bireysel değil, kolektif bir yorgunluk. En tehlikelisi de bu yorgunluğun normalleşmesi. “Herkes böyle”, “alışırsın”, “gençken çalışacaksın” cümleleriyle üstü örtülüyor. Dinlenmek tembellik, yavaşlamak başarısızlık gibi görülüyor. Oysa insan sürekli güçlü kalamaz. Sürekli üretmek zorunda bırakılan bir zihin, bir noktada sessizce çöker. Türkiye’de çalışmak, çoğu zaman hayallerini ertelemek demek. “Biraz daha sabredeyim”, “şu dönemi atlatayım” derken yıllar geçiyor. İnsan fark etmeden kendi hayatının izleyicisi oluyor. İşten çıkınca yaşamak için değil, ertesi gün işe gidebilmek için uyuyor. Bu yazı bir şikâyet metni değil. Daha çok bir fark ediş çağrısı. Yorgunluk kader değil. Sürekli tükenmiş hissetmek normal değil. Ve bunu dile getirmek zayıflık değil. Belki her şeyi hemen değiştiremeyiz ama en azından şunu kabul edebiliriz: Bu düzen yoruyor. Belki de ilk adım, yorgunluğu romantize etmeyi bırakmak. “Çok çalışıyorum” cümlesini bir övünç değil, bir uyarı olarak görmek. Kendimize ve birbirimize şunu sormak: Gerçekten yaşıyor muyuz, yoksa sadece dayanıyor muyuz? Çünkü insan, yalnızca çalışmak için var olmaz. Ve hiçbir ülkenin en büyük gücü, sessizce yorulan insanları olmamalı.
메타데이터
- post_id
- 2eb7ea98a560
- slug
- türkiyede-çalışmak-yorgunluk-normalleştiğinde-2eb7ea98a560
- url
- https://mediumturkiye.com/t%C3%BCrkiyede-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmak-yorgunluk-normalle%C5%9Fti%C4%9Finde-2eb7ea98a560
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/t%C3%BCrkiyede-%C3%A7al%C4%B1%C5%9Fmak-yorgunluk-normalle%C5%9Fti%C4%9Finde-2eb7ea98a560
- author_url
- https://medium.com/@ebruakgn19
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-16 19:09:56