ARC Raiders Beklediğimize Değdi mi?
Uzun bir aradan sonra yazdığım bu ilk yazının benim için özel olması gerekiyordu. Oyunculuk serüvenimde yaptığım en büyük harcama ve aynı…
ARC Raiders Beklediğimize Değdi mi?
Uzun bir aradan sonra yazdığım bu ilk yazının benim için özel olması gerekiyordu. Oyunculuk serüvenimde yaptığım en büyük harcama ve aynı zamanda ilk erken erişim siparişim olması, ARC Raiders’ı benim için daha da anlamlı kıldı. Embark Studios’un bu extraction shooter’ını ilk gördüğüm anda zaten etkilenmiştim. Ve sonunda herkesin diline pelesenk olan o oyuna ben de kavuştum. İşte karşınızda, ARC Raiders.

Speranza’ya Hoş Geldiniz
Oyunu Server Slam hariç, çıktığı ilk haftada 20 saat oynadım, 24 saatten fazla yayın/video izledim ve onlarca inceleme okudum. Sanırım bu oyun hakkında bir iki kelam konuşmak için yeterince bilgim var.
Etrafımdaki herkese oyunu anlattım, videolarını gösterdim. Kapalı test sürümlerini deneyemesem de Servers Slam’i büyük bir heyecanla bekledim. Sonrasında Server Slam hakkında çokça eleştirim de oldu, hatta oyunu aldırmaya çalıştığım birçok arkadaşım Server Slam sonrası oyunu almaktan vazgeçtiler. Yine de oyunun çıkışının ardından haklı olduğumu anladım. Oyun tek kelimeyle akıyor.
Böyle bir oyunda içerik en önemli noktadır. İnsanlar bu oyunlarda çok hızlı bir şekilde kasılmaya başlıyorlar ve içerik anında erimeye başlıyor. Üstelik arkasında inanılmaz momentumu almış bir oyun olarak da herkese açık bir sürüm yayınlıyorsanız haliyle beklentiler de büyük olur. Büyük beklentiyi karşılamak bir yana, bazı denge sorunları ve devasa içerik kısılması nedeniyle oyun deneyiminin %10'na bile ulaşamayan bir test sürümü görmüştük. Anlıyorum, adı üstünde Server Slam. Sunucuları test etmek gayet mantıklı ve kimse tüm içeriklerin açılmasını beklemiyor. Ancak sadece tek haritanın açık olması, çoğu silah ve eşyanın olmaması, düşman çeşitliliğinin azlığı, görevlerin azlığı ve tezgahların bile yükseltilemiyor oluşu nedeniyle oyunla yeni tanışan herkes soru işaretleri ile ayrıldı test sürümünden. Örneğin benim arkadaşlarım.
Yine de bu oyuna güvenim kırılmadı. Tema, görsellik, ses tasarımı ve müzikler, vuruş hissiyatı ve içerik bolluğu derken oyun çıktığında beklediğim oyunun her bir zerresine ulaştım.
Oyunu ben tek başıma oynuyorum. Dediğim gibi arkadaşlarımdan kimse almadı ve oyunu hala sunucu testindeki oyun zannediyorlar. Aksine, oyun şimdiden devasa bir içeriğe sahip olmasına rağmen her ay büyük güncellemeler getireceklerini açıkladılar. Embark Studios başkanının dediğine göre de oyun önümüzdeki en az 10 sene içerik güncellemesi alacakmış. Diyeceğim o ki, oynamayan çok şey kaybeder.

Eğer oyunu benim gibi tek kişi oynayacaksanız buna da gayet uygun. Sanki tek kişilik hikayeli bir oyun oynuyormuşsunuz gibi haritaları ve evreni keşfetmek, hikayeyi ilerletmek ve görev kasmak çok makul. Öte yandan oyuncu topluluğu daha ilk günlerden çok olgundu. Sizi vurmak yerine iş birliği yapan tek takılan oyuncularla dayanışma içinde oyunu deneyimliyebiliyorsunuz. Dilerseniz grubu doldur diyerek yanınıza gelen oyunculara takımlı savaşlara girmeniz de mümkün. Çayımı kahvemi alıp eşyaları toplamak ve seviyemin yükselmesini izlemek çok ama çok keyifli. Böyle dediğime bakmayın, gözünüzü açık tutmazsanız yüzeyde olanlar canınızı bir hayli sıkabilir.
Bu oyun Battle Royale türünde değil. Dolayısıyla düşman bile demekten kaçındığım diğer oyunculara dalaşmak ve ordan oraya koşmak hiç makul değil. Extraction Shooter türünde siz loot (yağmalama) yapmak için savaşa girersiniz, savaşa girmek için loot yapmazsınız. Temkinli olmak ve aç gözlülük yapmamak çok önemli. Zaten oyun bu konuda çok cezalandırıcı. Eğer daha fazlasını isterseniz yüzeyde sizi bekleyen hep daha fazla yargıç bulunuyor!
Oyunun sunucu testinde en çok eleştirdiğim konu yapay zeka düşmanların çok zorlayıcı olmalarıydı. Bu fikre tamamen katılıyorum, ancak uzun menzilli hasar veren, dengesiz atış hızlarına sahip olan veya aşırı hasar veren düşmanlar deneyimin bir parçası olmamalı. ARC düşmanlar (robotik yapay zeka düşmanlar) daha güçlü olmasının, oyuncuların bazı anlarda “Eğer hemen birbirimizle savaşmayı bırakıp ARC ile ilgilenmezsek, hepimiz öleceğiz” düşüncesini anlamalarını sağladığını düşünüyorum. Bu tasarım kararı ile ilgili bir sorunum yok. Akıllı ve bol miktarda olmalılar, ancak yağmalamayı sinir bozucu hale getirecek veya keşif duygusunu bozacak kadar güçlü olmamalılar. Embark Studios da gelen eleştirileri dinlemiş olacak ki tam sürümde uçan yapay zeka düşmanların görüş açılarını ve kitlenme sürelerinde zayıflatmaya gittiler. Ufak bir değişiklik gibi görünsede çok net söyleyebilirim ki oyun içinde bu değişiklik kendini çok rahat hissetiriyor.
PvE hiç hafife alınacak gibi değil. ARC düşmanlarının her birinin zayıf noktaları var. Fizik gayet iyi işlediği için kanadını kırdığınız robot uçamaz, namlusuna sıktığınız robot size ateş edemez ve gözüne sıktığınız da size kitlenemez. Sol tıka basılı tutup sadece mermi yağdırmak bir çözüm değil. Akıllı ve sakinlikle yaklaşmak, doğru mermiyi seçmek ve en doğru zamanda doğru yere sıkmak ARC düşmanlara karşı tek çözüm. Oyunda boss ve mini boss kesmek de çok önemli. Ancak bu oyunun alameti farikası kesinlikle PvP. Vuruş hissi o kadar hissiyatlı ki attığınız her mermiden tatmin oluyorsunuz. Çıkan ses efektleri, görsel geri bildirim ve animasyonlar çatışma prodüksiyonunu bir üst seviyeye taşıyor.
[embed]
Yeryüzünden Hikayeler
Oyunun en sevdiğim yanı, size her bir maçınızda ayrı bir hikaye vaat ediyor oluşu oldu. Hiçbir maçınız bir öncekiyle aynı olmuyor. Yeryüzünde geçirdiğiniz her an bambaşka olaylar silsilesi.
Oyunun hikayesine göre insanlık, çevresel yıkım ve iklim değişikliği nedeniyle yüzeyde yaşamayı kaybetmiş bir halde. Kirli hava, çorak topraklar ve “ARC” olarak bilinen gizemli tehdit dünyada boy gösteriyor. Medeniyet yeraltına Sprerenza denilen bir şehre çekilmiş. Bu şehir, insanlığın son kalesi ve yeni başlangıçların sembolü olarak ayakta duruyor. Biz de haritadan çıktığımızda bu şehre geri dönüyoruz.
Oyunun hikayesi hiç fena değil. Görevler uğraştırıcı olsa fena olmayacak şekilde ilgi çekiciler. Ancak benim daha çok ilgilendiğim, oyuncuların kendi yarattıkları hikayeler.
Oyundaki ilk saatlerimde tek başıma haritada zaman geçiriken hem ben insanlara hem insanlar bana “Hey dostum, tehlikeli değilim. Ateş etmene gerek yok.” gibi cümleler kurarak dostane yaklaştım. Tabii arada dinlemeyip direk çatışmaya girenler oluyor ama genel olarak işbirliği yapmanın önemini bilen insanlar bir hayli fazla.
Bir keresinde bir oyuncu ile fena bir şekilde çatıştım. Kendisiyle içinde bulunduğumuz durum hiç iç açıcı değildi. Yanımızı ARC düşmanlar çevirmiş ve teçhizatlarımız ikimizi de tatmin etmiyordu. Canım azalmışken sesi açıp sakin olması gerektiğini, bu savaşa bir son vermemiz gerekiğini söyledim. O da namlusunu bana doğru doğrulttu ama sıkmadı. Ben tümsek arkasından ona doğru yürüdüm. Bana sıkmamaya devam etti. Birkaç dakika sonunda item takası yaptık ve iyi dileklerimizi ileterek kendi yolumuza ayrıldık.
Bir başka yaşadığım olay ise çok ilginçti. Bir maçımda tanımadığım iki insanla eşleşip oyuna girdim ve tüm oyun boyunca çok iyi loot yaptık. Oyunun bitmesine üç beş dakika kala çıkış noktasını çalıştırdık ve beklemeye koyulduk. Tam da bu sırada başka bir üçlü grup bizi bastı. Sanırım onlar da çıkmaya gelmişti ama bize arkamızdan yaklaştıkları için onları ilk başta göremedik. Kısa süren ama çetin geçen bir çatışma sonrasında takım arkadaşlarım çıkış noktasına girmeyi başardılar ama ben pozisyonum gereği dışarda kaldım. Takım arkadaşlarım beni bırakıp gitmişlerdi. Ben ise 1v3 bir şekilde az önce üzerlerine bomba ve mermi yağdırdığım düşmanlarımla başbaşa kalmıştım. İnfazımı beklerken aralarından biri nasıl olduğumu sordu ve çatışmaya durgunluk getirdi. Hiçbiri bana sıkmadı. Zararsız olduğuma karar verdiler ki, beni aralarına aldılar ve dört kişi haritadan güvenle çıkış yaptık. GG ve teşekkür sesleri eşliğinde Speranza’ya döndük.
[embed]
Oyun; gece baskınları, hasat zamanı, elektromanyetik fırtına, kabuk mezarlığı gibi ve daha birçok etkinliğe sahip. Bu etkinlikler gerçek hayattaki belirli saatlerde aktif oluyor ve aynı haritaya girseniz bile o etkinlik aktif olduğu için bambaşka bir deneyim yaşayabiliyorsunuz.
Oyunda bazı haritalarda gizli geçitler, sandıklar ve ilk defa karşılabileceğiniz süprizler var. Ne kadar çok oynamış olursanız olun ARC Raiders’ın sizi her an şaşırtabileceğini unutmayın. Ne kadar ilgi çekiciler tartışılır ama orada bulunmaları oyuna özel bir nokta katıyor.

Yer yüzünü keşfederken, bir dizi yeteneğe sahip beceri ağacına erişim sağlıyorsunuz. Her seviye atladığınızda size verilen beceri puanı sayesinde de üç dalda istediğiniz yeteneğe puan vererek karakterinizi geliştirebiliyorsunuz. Çeşitli dalları seçerek savaş yeteneğinizi, hareket kabiliyetinizi veya gizliliğinizi artırabilirsiniz. Farklı yeteneklerin çoğu da her adımı gerçek bir ilerleme gibi hissettiriyor. Oyuna başladığınızda animasyonlar yavaş ve çatışmalar da durağan geliyorsa, sarı renkte olan hareketlilik dalını ilerlettiğiniz de bu hislerden kurtulmuş olacaksınız. Bunu öneririm. Oyunun ilk üç saati biraz gelişim istiyor. Hem beceri ağacını ilerletmek hem de orta kalkan ve yeni silahlar kazandıktan oyundan haz almak çok daha kolay.
Speranza’da birçok tüccar bulunuyor. Shani, Lance, Tian Wen, Apollo ve Celeste. Sizin atolyelerinizde geliştirebildiğiniz eşyaları satmakla ve belli bir saat döngüsünde çok nadir eşyaları piyasaya sürmekle meşguller. Bazen sattıkları ile can kurtaran olabiliyorlar. Yine de atolyeleri geliştirmek çok daha mantıklı. Görevleri de buradaki beş tüccardan birinden alıyorsunuz. Birden fazla görevi aynı anda işletmek mümkün. Genel olarak görev yapmak eğlenceli ama bazı görev tasarımlarında açıklama eksikliği var. Görevi işaretle yaptığınız da hiçbir işe yaramıyor neredeyse. Birkaç görevi nasıl yapacağım diye düşünmek çok yorucu olabiliyor. Ayriyetten git şu kadar düşmanı şu eşya ile öldür gibi angarya işler beni yer yer sıktı. Bu boşluk önemli. Daha yaratıcı görevler gelmeli.
6 yıl geliştirildi, şimdi bir 10 sene daha geliştirilecek
[embed]
ARC Raiders, belki de tasarımındaki muhafazakarlık sayesinde anında tanıdık geldiği için oldukça iyi bir ön izleme sunuyor. Biz bu türe The Division ve Escape From Tarkov gibi oyunlardan aşinayız. Oyun türe büyük bir yenlik getirmiyor. Sadece oynanış döngüsü o kadar iyi ki, size türün diğer oyunlarından aldığı en iyi özellikleri harmanlayıp leziz bir sanat tasarımı ile sunuyor.
Oyunda seviye arttıkça, tüm kilitli mekanikler açılınca ve envanteriniz artık daha büyüyemeyecek bir noktaya geldiğinde karakterinizi sıfırlayıp kalıcı geliştirmeler alarak oyuna sıfırdan başlayabiliyorsunuz. Oyun ilk 30 seviyeye kadar akıyor ama sonrasında deneyim çok değişken olabilir. Özellikle tek başınıza oynuyorsanız boss ve mini boss kesmek ölüm. Rastgele eşleştirmeden gelen insanlarla da ne kadar koordine olabilirsiniz orası muamma. Tek başına oynamak çok zevkli, lafım yok. Ama bence oyundan tam keyif almak hala arkadaşlarınızla oynadığınızda mümkün. Başka türlü oyunun dibini sıyıramıyorsunuz.
Oyunun performansı da gayet iyi. Ben sunucu hataları dışında neredeyse hiç hata veya takılmayla karşılaşmadım. Minimum sistem gereksinimlerinde GTX 1050TI ekran kartı yeter deniyor ama o kadar da değil. Evet muadil oyunlara göre daha akıcı ve sorunsuz ama güçsüz bilgisayarlar kaldırsa bile 30FPS üzerine çıkamazlar. Kalbur üstü bir bilgisayar ile sorun yaşamazsınız. Biraz eli yüzü düzgün bir donanım ile de yağ gibi akıyor. Optimizasyon konusunda içiniz rahat olsun.
Ayrıca, Unreal Engine 5 doğru geliştiriciler ile neler başarabileceğini görmüş olduk. Bu kadar yüksek prodüksiyonu çoğu sistemde 60FPS üstü çalıştırmak büyük iş. Embark’a tebrikler.

Şu ana kadar tek çekincem, Embark’ın eğlence ve zorluk arasında doğru dengeyi bulup bulamayacağı. Çünkü denge konusunda Embark sicili kabarık bir şirket. The Finals hiç de oyun tasarımı olarak dengeli bir oyun değil.
Sona gelirsek… Evet fiyatı çok pahalı. Oyun içi mağazada harcamak için para toplamak da zor. En az $40 verdiğiniz bir oyunda bunu istemezsiniz. Size $40 fiyat etiketi pahalı geldiyse, kısa zamanda indirime girmeyeceğini bilerek bekleyin. Yine de en ufak bir indirimde kütüphanenize eklemek isteyebileceğiniz bir oyun. Asla geç kaldım diye düşünmeyin. Bu oyunun önünde devasa bir yol var ve biz henüz bu yolun başındayız.
메타데이터
- post_id
- 2f0e97bbc237
- slug
- arc-raiders-beklediğimize-değdi-mi-2f0e97bbc237
- url
- https://medium.com/@sametyapc/arc-raiders-bekledi%C4%9Fimize-de%C4%9Fdi-mi-2f0e97bbc237
- canonical_url
- https://medium.com/@sametyapc/arc-raiders-bekledi%C4%9Fimize-de%C4%9Fdi-mi-2f0e97bbc237
- author_url
- https://medium.com/@sametyapc
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-08-01 08:42:06