“Zengin-Fakir”/ “Ezik Psikolojisi” ve sonra “Vizyon”
Yıllardır süregelen sınıfsal farkların, sınıf insanlarının diğer sınıflara karşı olan önyargı ve sitemleri ile sık sık sınıf çatışmalarına…
“Zengin-Fakir”/ “Ezik Psikolojisi” ve sonra “Vizyon”
Yıllardır süregelen sınıfsal farkların, sınıf insanlarının diğer sınıflara karşı olan önyargı ve sitemleri ile sık sık sınıf çatışmalarına şahit oluyoruz. Özellikle de iletişim çağının en bereketli döneminde oluşumuz, günün her anında bu sınıfların birbiri ile olan çatışmalarını günün bir rutini haline getirmekte. Bu çatışmaları kimin başlattığı veya kimin haklı olduğu konusu ayrı bir münazara konusu.

Bazen bazı konuları ele alıp tartışmamızın, hiçbir çözüm getirmeyeceğinin farkına varamayız. Özellikle sınıfsal farkların, sosyal bilgiler ortaokul kitaplarından dahi insanın ilk varoluş sürecinden bu yana var olan bir konu olduğu anlaşılabilir. Yani sınıfsal farklar bitmez, neyse ben “Sosyal Bilimler Fakültesi — Öğretim Üyesi” değilim, daha fazla uzatmadan yaşadıklarım üzerine bir şeyler anlatayım.

Eğer yaşadığın mahallede çok fazla maddi sınıf farkı yoksa ilk olarak, 12'li ve 24'lü boya kalemleri ile bu olayla tanışırsın. İlkokulda dağıtılan malzeme listesini eksiksiz olarak piyasa şartlarında kaliteli markalar ile tamamlayıp birde boya kalemi setlerinin renk skalası geniş ise sen bir kısım çocuğun imrendiği kesimdeydin. Özel okulda bu tür sınıfsal farklara şahit olmamış olabilirsin, belki özel şöför ile okula gelmen gibi olaylar aynı şekilde seni imrenilen çocuk yapmış olabilir. İmrenen kesimde tipik olarak “ezik psikolojisi” kendini gösterebilir. Çocuk yaşta çocuksu yalanlar uydurma, kendini olduğundan daha zengin gösterme bir ezik psikolojisi göstergesi olabilir. Birde kıskanıp sinsi küçük hırsızlıklar yapıyorsan veya mala zarar verme gibi eylemler bu ilerde çok daha büyük problemlere yol açabilir. Psikologlar boşuna çocukluğuna inmeye çalışmıyorlar. Bir kısım çocuk ise bu tür durumları hiç takmayıp farklı yaşam şekilleri ile hayatlarına devam eder, ne mutlu onlara. Ama ezik psikolojisini benim gibi üstlendiyseniz bunun farkına varmak ve üstünden atmak biraz zor bir durum. Üzerinden yıllar bile geçse izlerini taşırsınız, yaptığınız meslek bile bu konu ile bağıntılıdır. Ezik psikolojisinin ilk olarak farkına, imrendiğiniz insanlardan bazı konularda daha yetenekli ve daha zeki olduğunuzun farkına varmanızla beraber varırsınız. Zeki ve yetenekli olduğunuzu, ego ve bağıntılı durumlarla düşünüyorsanız zaten ezik psikolojisinde olduğunuzu kabul edemezsiniz. Zeki değilseniz ve herhangi bir yeteneğiniz yok ise o yeteneği kazanana kadar bu durum devam eder. Ezik psikolojisi sadece sınıfsal farktan değil aile içerisinde ve çevresinde, kişinin aptal-yeteneksiz olduğu yönünde düşünceler ve söylemler nedeni ile kişide vücut bulabilir. Yani olay farkına varmak, bir hobi edinmek ve yetenek kazanmak bir çok şeyi değiştirebilir.
Hayat birdenbire sizi öyle bir noktada, iyi-kötü farklı sınıflardaki insanlarla bir araya getirip bir ders veriyor — ki. Bazen sizinle aynı kaderi paylaşan, bazen üzüldüğünüz ve bazen imrendiğiniz. Ama algıda seçicilik imrendiğiniz hep karşınızda. Bir projede, öyle bir noktada farklı insanlarla tanışma fırsatı buldum ama bazen o günlerde düşündüğüm şeyler aklıma geldikçe — “utanıyorum, sıkılıyorum, daralıyorum. İsyan ediyorum isyan”(Cem Uzan). Önyargılı oluşum ve cahilliğimden bazı şeyleri kavrayamadığımı çok sonradan anladım. Proje gereği bir gün bir araya toplanmamız gerek ve herkesin müsait olduğu bir gün seçmek o kadar zor olur mu yaw ?
Fukara Kaptan : Hafta sonu müsait olan? proje gereği şunu-bunu yapmamız gerek.
Fukaralar : Oki. Sıkıntı yok.
Diğerleri : Hafta sonu at bineceğim. Piyano hocam geliyor. İspanyadayım.

Bunları gerçekten gördüğümde üç beş argo ve küfür ile kendi kendime “para var, huzur var” ama olay gerçekten para değil . Bu olay “Vizyon” insanlar fırsatlar dahilinde hayatlarına bir şeyler katmanın peşinde. Çünkü bir zaman sonra bunu yapmak zor, fakir olan için iş hayatı ve parası olan için business life :) yani yaş geçiyor. Burada önemli etkenlerden biride aile, ailenin çocuğu doğru yönlendirmesi önemli tabi. Eğer aileniz sizi yönlendirmediyse ve geç değilse bir şeylere yönelerek bilgi ve yetenek kazanabilirsiniz. Olmadı çocuklarınızı yönlendirebilirsiniz. Bu coğrafyada en basitinden kitap okumak veya bulunduğu şehri gezmek gibi etkinliklerde zengin olmanız gerekmemekte. Özelliklede zengin-fakir taşlamasını yapacak kesim için gerekmez. Yani kendinizi geliştirmeniz için önce elde olanla sonra fırsatları kovalayarak bir çaba içerisinde olmanız gerekir. İlk önce çaba-gayret etmeniz, yattığınız yerden kalkmanız gerekir. Yakaladığınız fırsatlar hayatınız değiştirebilir. Düşüncelerinizi, arkadaş çevrenizi, hayallerinizi ve hedeflerinizi. Samimiyetle şunu söylemem gerekir “arkada çok insan bıraktım, gayretten yoksun”.
Sınıfsal fark konusunda hayatta imrenilecek tek kesim vizyoner insanlar. Vizyoner olan insanların gelecek için çok farklı düşünceleri var, doğan fırsatları doğru zamanda yakalayabilme yetenekleri var, fırsat oluşturabilecek gücü nasıl elde edeceklerini biliyorlar ve parayı nereye yatıracaklarını biliyorlar. Çok çalışıp çok para kazanabilirsin, parayı geleneksel yatırımlara harcayıp vizyonsuz bir zengin olarak ölebilirsiniz. Aç vizyonlu bir insan olarak ölmeyi tercih edenlerdenim -ki vizyon insanı aç bırakmaz. Vizyonu — çabası, uğraşı, hedefi olan insanlarla sohbet etmeye ömür yetmez çünkü her an bilgi birikimleri artabilir her şeyden bir şey öğrenirler.

Bazen hayatın herkese adil davranmadığını düşünürsünüz, ama hayat gerçekten adildir. Herkese eşit fırsat sunar. Sadece başlangıç ve bitiş çizgisi farklıdır. Başlangıç noktasına aldanıp, fırsatı görmeyip kaçırabilirsin veya fırsatını beklerken binlerce fırsatı kaçırabilirsin — ki kaçırılmamış bir fırsat yoktur. Yani yani sonuç olarak çırpınacaksın, öğreneceksin birde ezik psikolojisinden çıkacaksın ve hayatın tadını çıkaracaksın. Bir şiirle bu yazımın sonunu getiriyorum, görüşmek üzere.
ÜÇ DİL
En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde düşünüp rüya göreceksin En azından üç dil Birisi ana dilin Elin ayağın kadar senin Ana sütü gibi tatlı Ana sütü gibi bedava Nenniler, masallar, küfürler de caba Ötekiler yedi kat yabancı Her kelime arslan ağzında Her kelimeyi bir bir dişinle tırnağınla Kök sökercesine söküp çıkartacaksın Her kelimede bir tuğla boyu yükselecek Her kelimede bir kat daha artacaksın
En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Canımın içi demesini Canım ağzıma geldi demesini Kırmızı gülün alı var demesini Nerden ince ise ordan kopsun demesini Atın ölümü arpadan olsun demesini Keçiyi yardan uçuran bir tutam ottur demesini İnsanın insanı sömürmesi Rezilliğin dik âlâsı demesini Ne demesi be Gümbür gümbür gümbürdemesini becereceksin
En azından üç dil bileceksin En azından üç dilde Ana avrat dümdüz gideceksin En azından üç dil Çünkü sen ne tarih ne coğrafya Ne şu ne busun Oğlum Mernuş Sen otobüsü kaçırmış bir milletin çocuğusun …
Bedri Rahmi Eyüboğlu
메타데이터
- post_id
- 2ff819496e41
- slug
- zengin-fakir-ezik-psikolojisi-ve-sonra-vizyon-2ff819496e41
- url
- https://medium.com/@byronin/zengin-fakir-ezik-psikolojisi-ve-sonra-vizyon-2ff819496e41
- canonical_url
- https://medium.com/@byronin/zengin-fakir-ezik-psikolojisi-ve-sonra-vizyon-2ff819496e41
- author_url
- https://medium.com/@byronin
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-27 21:01:28