← Back to list

Acı Hayat

“İnsanlar size kim olduklarını anlatırlar ama biz inanmayız. Çünkü biz onların, olmasını istediğimiz kişiler olmalarını isteriz.”/ Mad Man’…

Erhan Bağ in Türkçe Yayın · 2025-04-18 12:27 · 167 claps · 4.0 min read
#merhamet #vicdan #yardım #türkçe #deneme
Open on Medium ↗

Acı Hayat

“İnsanlar bize kim olduklarını anlatırlar ama biz inanmayız. Çünkü biz onların, olmasını istediğimiz kişiler olmalarını isteriz.”/ Mad Man’ 2007

Photo by Rushi Shah on Unsplash

Photo by Rushi Shah on Unsplash

Geçen gün, bu hafta ne yazabilirim diye keşif taraması yaparken karşıma Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın bir konferansında geçen şuna benzer bir ifade çıktı: “Modernizm şu anda insanı sadece yemek, içmek ve cinselliğe indirgemiştir. Halbuki işin anlam boyutuyla ilgilenmek, ondan haz almak, o şekilde kendini harekete geçirmek yüksek bir duygu, gerçek insani bir özelliktir. Bu özelliği şu anda modernizm insandan aldı. İnsanı sadece yeme, içme ve üremeye dayalı haz boyutuna indirgedi. İnsan kitleleri daha eski çağlara, ilkelliğe, cahiliyeye döndürülüyor… Yeni yaşam tarzı şu anda insanı nefis (ego) odaklı bir yaratık seviyesine çekiyor. Nefis odaklılık nedir? Yemek, içmek, cinselliktir. Amerikalı psikolog Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşini gösteren piramit tarzında bir şeması var ve o piramidin en alt tabanında yemek, içmek, üremek (cinsellik) vardır. Ondan sonra güven, güvenme ihtiyacı. Yani barınma ihtiyacı diğer canlılarda da var, insanda da var ama ondan sonra sosyal güven var. Fiziksel güven diğer canlılarda var ama sosyal güven sadece insanda var. Güvenmek ve güvenilmek ihtiyacı, sevmek ve sevilmek ihtiyacı, değer verme- değer görme ihtiyacı. En tepede kendini gerçekleştirme ihtiyacı… Dahası insanın kendini gerçekleştirmesinin ötesinde anlam arayışı vardır.”

Bir zaman benim de elime geçen çok kıymetli bir kitap var:” İnsanın anlam arayışı.” Yazarı Viktor Frankl diyor ki: “… yaşamın anlamı insandan insana, günden güne ve saatten saate farklılık gösterir. Önemli olan genel olarak yaşamın anlamı değil, belirli bir andaki bir kişinin yaşamının özel anlamıdır.” Ben bu cümleden, insanın karşısına çıkan çeşitli durumlarda insan olmanın en önemli özelliğini devreye almasını genel olarak hayatı anlamlandırma çabasının bir parçası olarak görmeye meyilliyim. Kemal Sayar hocanın şu sözünden etkilenmişimdir: “Ahlak, dünyamızı gerçek kılar çünkü sadece gerçek dünyada acı vardır. Gerçek dünyadaki haksızlık can yakar. Başka birisine acı verebileceğimin bilinci beni ahlaklı davranmaya iter.”

Photo by Atul Pandey on Unsplash

Photo by Atul Pandey on Unsplash

Vur patlasın çal oynasın gününü gün eden “tatlı hayat” peşindeki insan profili sıradanlaşmış durumda. Halbuki hayatı anlamlı yaşamaya çalışan insanlar gelir seviyesi, sosyal statüsü, kültürü, aidiyeti, siyasi görüşü, fiziksel görünüşü, psikolojik hali ne olursa olsun muhatabını anlamaya odaklanmıştır. Bilhassa ekonomik durumu ve/veya mevkii kendisinden daha düşük durumda olan, genel olarak yaşamı sıkıntılar içinde veya hayatının bir döneminde derin acıyı tatmış kırık kalpleri anlayıp onlar için bir şeyler yapmaya, onarmaya çalışmak için gösterilen anlama çabası… İşte bizi gerçek insan yapan yöneliş budur!

Çağımız modern insanı kendisi tatlı ve kolay hayat peşindeyken etrafında da tatlı hayat insanlarını görmeğe meyillidir. Yeni insan; dertli, sıkıntılı, hasta, borçlu, kırık kalpli insan görmek istemiyor; bunların bulunduğu ortamlardan konforlu alanlara kaçıyor. Yeryüzünün küresel bir köy halini aldığı zamanımızda “standart insan”ın dertlenmesinden daha çok neşelenmesi, kendisini düşünmesi ve yüceltmesi, başkasının ne olacağından ziyade şahsi keyfi ve bireysel geleceğinin kaygısında olması isteniyor. Hümanizmi (insancılık) insan sevgisi olarak bizlere belletenlerin başlangıçtaki amacı insanı en yücelere çıkarmak iken şimdilerdeki hâkim anlayış, modern insanın en yücelere kendini çıkarması olmuştur.

Photo by Mihály Köles on Unsplash

Photo by Mihály Köles on Unsplash

Ana ışıltılı caddelerinde keyifle yürüdüğümüz şehirlerin hemen arka sokaklarında, varoş ve izbe mahallerinde yaşanan acı hayat bu çağın insanının görmek istemediği manzaralara sahip. Bilhassa büyük şehirlerin varoşlarında hayatı çıkmaz bir sokak içinde yaşamaya mahkûm olmuş kırık kalplerin günlük hayatlarını görmemek için dijital dünyada takılı kalmış at gözlükleri ile dolaşan haz odaklı yaşayan milyonlar var… Hatta maneviyat zamanlarında yahut maneviyat şehirlerinde bile konforu bozmayacak yerlerden geçiliyor, konforu bozacak insani olmaktan çok uzak mekanlardaki acı hayatı görmekten kaçınan doğal yönelişler git gide hâkim oluyor. Daha da düşündürücü olması gereken, bu insanlar çocuklarını da buralardan geçirmez, bu manzaraları göstermez ve bu acı hayatlara şahit olmalarını istemez olmalarıdır!

İnsan için her zorluğun bir kolaylığı, her bolluğun bir darlığı, ölüm hariç her derdin bir çaresi vardır denir… Hayat tekdüze değil. Haberlere baktığımızda her an yıkımla sonuçlanacak bir felakete uğrayabileceğimizi, her birimiz için engelli hale gelebileceğimiz bir kaza potansiyelini, konforun bozulup bir lokma- bir hırka yaşamaya mecbur kalacağımız maddi sıkıntılara girebileceğimizi, aklımızın ucundan bile geçmeyen umulmadık hastalıklara duçar olabileceğimizi gösteren sayısız örneklerini görüyoruz. Güvenli olduğunu düşündüğümüz evlerimizde otururken bir zamanlar güvenli gibi görülen Filistin, Ukrayna, Myanmar, Yemen, Afrika ülkelerinden gelen korkunç görüntüler veya afet bölgelerinden gelen acı manzaralar bütün iletişim kanallarından güzümüze ve kulağımıza doluşuyor…

Photo by Tung Minh on Unsplash

Photo by Tung Minh on Unsplash

Hayatı anlamlı kılan şey; anlamak, anlamaya çalışmak, empati kurmak, ibret almak, anlam dünyasını geliştirmeye çabalamaktır. Yüzeysel, gamsız, konforlu ve bencil insan modelinin “geleceğin yapay zekâ dünyasında” tek bir rolü olacaktır: Kölelik! Köleliği reddetip hür insan olarak kalmak isteyenler hem cinslerinin dertleriyle dertlenebilen, kırık kalpleri onarmak için çaba içinde olan, acı hayatlara dokunmaktan korkmayan koca yürekli insanlardır! Bence kendi hayatına anlam katmanın yanında çocuklarının da anlam dünyasını zenginleştirmeye çalışan gönül insanlarının sayısını artırmaya çalışmak da anlam arayışının bir parçasıdır.

Rahmetli aziz hocam Teoman Duralı’nın da sık sık üzerinde durup vurguladığı gibi; insan duygu varlığıdır, insan akıl varlığıdır ama en önemlisi insan anlam varlığıdır. Bunu besleyecek iklimin kapısının acı hayatlara dokunmakla aralandığını fark etmek gerekiyor. Bil hassa çocuklar ve gençlerin hastanelere, huzur evlerine, mezarlıklara, acı hayatlara şahit olacakları izbe sokaklara ve varoşlara götürülmeleri anlam dünyalarında bin kitaptan öğrenemeyecekleri açılımlara sebep olacaktır. İnsan eğitiminin ana okulu aileler çocukların bedenlerini sağlıklı gıdalarla beslerken, vicdanı kalplerinin baş köşesinde konumlandırmalarına yardımcı olmak zorundalar. Onların ailelerine, toplumlarına, ülkelerine ve insanlık ailesine verecekleri faydalar merhametlerini besleyecek yatırımlara bağlıdır vesselam.

Bu yazıyı beğenip faydalı bulduysanız dilediğiniz kadar alkışlayıp sosyal medya hesaplarınızda paylaşarak daha çok kişiye ulaşmasına destek olabilirsiniz… İlginize teşekkür ederim.

Faydalı Kaynaklar:

https://medium.com/@erhanbag/alo-merhamet-hatt%C4%B1-35811b62209e

https://kemalsayar.com/insana-dair/vicdan

https://www.zaferdergisi.com/makale/17368-merhamet-yorgunlugu.html

https://www.koclukmerkezi.com/anlamin-pesinde-insanin-anlam-arayisi/


메타데이터
post_id
331e862247f8
slug
acı-hayat-331e862247f8
url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ac%C4%B1-hayat-331e862247f8
canonical_url
https://medium.com/t%C3%BCrkiye/ac%C4%B1-hayat-331e862247f8
author_url
https://medium.com/@erhanbag
status
ok
fetched_at
2026-06-21 23:24:37