Beyninde İklim Krizi Olanlara Müstehzi Bir Açıklama
Cümle Sonuna Ulaşamayanların Dramına İronik Bir Bakış
Beyninde İklim Krizi Olanlara Müstehzi Bir Açıklama
Cümle Sonuna Ulaşamayanların Dramına İronik Bir Bakış
Yazıyorsun da ne oluyor? Bu soruyla protein üreten bir ahali için yazıyorum ben. Şaka bir yana değil protein, başka bir şey de üretemezler zaten. Yazının ne işe yaradığını bir türlü kavrayamayan, ama TikTok’ta üç saniyede 42 fikir değiştiren o kalabalık için. Okumadığı şeylere burun kıvıran, o burnu kıvırmakla kalmayıp üstünlük taslayan, üstelik burnunu benim işimin içine düşüren — benim de kendilerini anlamakta zorlandığım — o mübarek güruh için.
Epey kalabalıklar aslında. Hepsini saymadım, TÜİK çalışanı değilim ama sabahları kahvaltıya oturmadan önce bile sinsice etrafta geziniyorlar: “Hııımmm bakalım kimler yazı yazmış? Hadlerini bildirelim” Okumak zorunda kalınca “mide bulantısı” yaşıyorlarmış. Aaa ne kötü! Umarım kitap kapağına denk gelmezler de akut kusma sorunu oluşmuş. Anlamadığım şey mideleri yazılar yüzünden mi yoksa kendileri yüzünden mi bulanıyor? Yani kendilerine karşı duydukları tiksintiyi aynalama yöntemiyle yazılara mı yönlendiriyorlar. Psikolojik bir tahlil yapılabilir.

Photo by Lacie Cueto on Unsplash
Bu insanlar için yazmak demek, kendini boşuna yormak demek. Çünkü onlar için kelime sayısı arttıkça IQ düşüyor. Cümlelerin fiili varsa zaten orada kıyamet kopuyor. Ulan neden fiil kullanıyorsun? Çığlıkları da çok anlamlı bu arada: “Yazma!” Hayır, bağırmıyorlar sadece. Yazamaman için dua ediyorlar, blokluyorlar, şikayet ediyorlar, üstüne “entel olmuş bu” diye iftira atıyorlar. HAYIR! Ben dantelim! Aynı zamanda hem sanatım, hem sepetim!
“Yazmasana, kim anlayacak ki?” Haklısın şekerim, bu dünyada bir tek sen anlıyorsun. Yani fişini prize değil, kendine takmış bir IQ mucizesi olarak biz fanilere tepeden bakman çok doğal. Kendi kendine çarpılıyorsun sürekli.
Harflerin yan yana gelip anlamlı kelimeler oluşturması… Sonra o kelimelerin cümleye dönüşmesi… Bunların bir insan tarafından yapılmış olması… Büyük bir travma bu insanlar için. Gerçekten! Felç geçiren beyin hücreleri, çatlayan özgüvenler, “bu kadar da yazılır mı ya” diye iç çekişler.
Cümleler kalbe değil, mideye dokunuyor artık. Bazılarının harf alerjisi var; paragrafa girince boğazı şişiyor. Kimisinde fiiler bademcik ağrısı yapıyor. Cümle sonu görmek gözde kuruluk yapıyor. Yazının sonuna kadar gidemiyorlar o zaman da ya tansiyon ya da şeker baş gösteriyor. Keşke o başın içi de dolu olsa.
Ama bir çözümüm var… Yazıları AI ile yazdırın. Evet, yapay zeka. İnsan değil, yapay. Yani ne ego var, ne bilinç, ne de size bakıp “anlamadın mı hâlâ?” diye soracak biri. Belki o zaman biraz daha huzurlu hissedersiniz. Çünkü AI sizinle tartışmaz, alınmaz, kırılmaz. Size “cehaletinizle barışın artık” da demez. Sadece cevap verir. Siz de onu hor görüp, “yapay ya bu, duygu yok ki” diyerek kendinizi kandırmaya devam edebilirsiniz. İnsan kalemini küçümsemenin sonucu olarak sizden daha iyi yazabilecek duruma gelmiş bir yapay zekayı da anlamayacağınızdan içiniz belki biraz ferahlar. Bak düşüncesi bile bir meltem esintisi yaratmadı mı? Bir tebessüm geldi yüzüne sanki… Yapay zekayla yazılmış cümle sizi utandırmaz. Çünkü gerçek bir yazar gibi ayna tutmaz. Korkmayın. AI sizinle dalga geçmez, onun için çok az ilginçsiniz. Zira o bile sizden daha çok okudu geçen yıllar içinde, okuma listesine ciğeriniz de dahil.
Nedir sizin asıl sorununuz? Anlama kapasiteniz mi, kronik cahilliğiniz mi — ki o da aslında okuya okuya silinir, dert etmeyin… Yoksa kıskançlık mı? Heceleme problemi? Yoksa okunması 3 ila 7 dakika arasında değişen bir yazıyı okuyabilecek sağlam beyin hücreniz kalmadı mı?
Benimkileri vereyim… Valla. Ama asıl mesele şu: Kardeşim sizin sorununuz ne? Bir yazıyı okumadan, sadece başlığa bakıp “yorum” yapma motivasyonu nereden geliyor? Serçe parmağınızdan mı geliyor bu enerji? Yoksa yeni nesil zeka buraya mı aktı da haberimiz yok?
Hadi tamam, sen okuma. Ama neden başkasının önüne kazulet gibi dikilip “Anlamaz bunlar!” diyorsun? Aslında sadece sen anlamıyorsun! O yüzden bağırıyorsun. Anlamadığın şey seni korkutuyor çünkü. Anlamayınca da küçük düşmüş gibi hissediyorsun. Ama sorun yazanlarda değil, senin nöron sayında. Beynindeki iklim krizi, zihninde bilgi kuraklığı yaratmış. O yüzden mantıksal sonuçlara varamıyorsun. Çünkü o çorak araziye düşünce tohum atsan bile, bilgi değil, gurur patlıyor. Bu arada o da gurur değil, kompleks… hımmm aşağılık olan.
Üzülerek söylemek istiyorum: Okuyup anlayan çok kişi var. Sen sadece çoğunluk değilsin, sen istisna bile değilsin. Sadece senin sinapsisler azalıyor, ama yazılar çoğalıyor. Ve evet, birileri hâlâ yazıyoruz. Tolstoy’u tanısan ona da yazma derdin. Bir de şöyle düşün George Orwell olmasa ne paylaşacaktın bugün sosyal medyada… Bak iyi ki yazanlar var.
Ve iyi ki sen okumuyorsun.
메타데이터
- post_id
- 33dc4d55c4b1
- slug
- beyninde-i̇klim-krizi-olanlara-müstehzi-bir-açıklama-33dc4d55c4b1
- url
- https://medium.com/@defnico/beyninde-i%CC%87klim-krizi-olanlara-m%C3%BCstehzi-bir-a%C3%A7%C4%B1klama-33dc4d55c4b1
- canonical_url
- https://medium.com/@defnico/beyninde-i%CC%87klim-krizi-olanlara-m%C3%BCstehzi-bir-a%C3%A7%C4%B1klama-33dc4d55c4b1
- author_url
- https://medium.com/@defnico
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-08-04 20:13:07