← Back to list

Türklerin Ana Vatanı: Doğu Türkistan

Günümüzde çoğumuzun dilinde sadece tekrar eden olan bir bölgenin, şehirlerinin, mahallelerinin adının değiştirildiği yetmediği insanların…

Nazlı Okumuş🍀 in Türkiye Yayını · 2025-03-02 19:11 · 628 claps · 2.7 min read paywalled
#doğu-türkistan #vatan #soykırım #türklük #türkiye-yayını
Open on Medium ↗
Wiki topics: GNM · Genome · General

Türklerin Ana Vatanı: Doğu Türkistan

Görsel Kaynağı

Görsel Kaynağı

Günümüzde çoğumuzun dilinde sadece tekrar eden olan bir bölgenin, şehirlerinin, mahallelerinin adının değiştirildiği yetmediği insanların dini inançlarının dahi yaşanmasının yasak olduğu bir asimile ve soykırım hakkında düşüncelerimi dile getirmek ve konuşmak istiyorum. Bu yer şu an Çin’e bağlı halde olan Doğu Türkistan bölgesidir. Çin Hükümeti burayı her ne kadar Sincan Özerk Bölgesi olarak tanımlasa da burası Türklerin ana vatanı olan Doğu Türkistan’dır.

Her çocuk doğduğu toprakların etkisiyle şekillenir ve büyür. Kendi öz bilinci, kişiliği kendi kültürü çerçevesinde hayatta rolünü alır. Lakin Doğu Türkistan’da işler tam olarak böyle yürümüyor. İnsan hakları, bireylerin özgür yaşama hakkı bu topraklarda saf dışı. Bu politika çoğunluğu Uygur nüfusu olan bir milyondan fazla Türk Müslümanın herhangi bir yasal işlem olmaksızın, gizli gözaltı kamplarında tutulmasına yol açmıştır. Söz konusu politikayı eleştirenler genel olarak bunu Çin Hükümetinin Doğu Türkistan’ı Çinlileştirme çabasının bir sonucu olarak tanımladılar ve bunu bir kültürel soykırım olarak nitelendirdiler. Fakat durum bu kadar sadece sözle kınayacak kadar, basite indirgenmeyecek kadar hassastır.

Konuyu biraz örnekler üstünden dile getirelim. Örneğin, sırf Uygur nüfuzlu bireylerin bölgedeki sayısı azalsın veya yok olsun diye Uygur Türkü olan kız çocuklarının, kadınlarının zorla Çinli erkek bireylerle evlendirildiği, ailenizin gözaltı kamplarına gönderileceği bir yer burası. Peki amaç ne, neden? Tek cümle yeter ki Türklük ve Müslümanlık yok olsun ve asimile olsun. Veyahut kadınların zorla kısırlaştırıldığı bir yer düşünün. Doğum oranları azalttırılarak Türklüğün kontrol altında tutulabileceğini düşünen bir hükümet var ortada. Anlayacağınız bu bölgede İslam dinine mensup bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldiyseniz yaşam mücadeleniz bebeklikten ölünceye kadar devam ediyor. Hayatın hangi evresinde bu mücadelenin son bulacağını veya ne zaman biteceğini bilmediğiniz bir işkence durumu var ortada.

Bir yer düşünün, evde Müslümanlığın gerektirdiği şekilde yaşıyorsunuz ama okula gidince komünist olmak zorunda bırakıldığınız bir eğitim ve kültür sisteminden geçmek zorundasınız. Bir yer düşünün, belki de Çinli bir bireyle aynı mesleğe mensupsunuz ama Uygur Türkü olduğunuz için ne o mesleği gerektiği gibi icra etme hakkına sahipsiniz ne de aynı ücreti alabiliyorsunuz. Uygur Türkleri bugün dini inançlarından tutun da ekonomik ihtiyaçlarına kadar hiçbir ihtiyacını karşılayabilecek konfor ve refah seviyesine sahip değildir. Yapılanlara en kötü örneklerden birisi de şüphesiz insanların Ramazan ayı içerisinde yaşadıklarıdır.

Çoğumuz elektrikler gittiğinde mum ışığında yemek yemişizdir değil mi? Lakin Doğu Türkistan’da işler tam olarak böyle değil. İzlediğim bir videoda Uygur Türkü olan biri şöyle anlatıyordu: “Uyuma vaktimiz geldiğinde sahur için soframızı kurup öyle uyurduk. Ardından uyandığımızda olabildiğince sessiz olmaya çalışırdık ve ışıkları asla yakmazdık. Yemeğimizi mum ışığında yer, oruç için niyetimizi yine bu mum ışığında yapardık.” Her şey neden mi mum ışığında gerçekleşiyor? Çünkü dışarıda Ramazan ayı içerisinde oruç tutacak aileleri tespit edip ve not almayı bekleyen görevliler olduğu için. Tabii bu durum bununla da kalmıyor, okullarda oruç tutan öğrencileri tespit etmek için okul girişlerinde yemek yedirilmeye çalışılması da cabası. Ne yazıktır ki yapılanlarla anlatılanlar böyle olabildiğince uzar gider.

Gelelim Çin Devlet’ine…

Geçenlerde “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” diye bir kitap okurken Çin Devleti ve halkı hakkında yazıları çok ilginç bulmuştum. Bugün de Çin Devlet’ini tanımlarken kendi cümlelerimden ziyade şu alıntıyla anlatmak istiyorum: “Çinlilerin hayatını ve ruhlarını dikkatle gözlemledim. Şaşırtıcı, gizemli ve korkutucu bir halk! Bu insanlar özünde ateisttir. Daha doğrusu uygulamada ateist değiller, Tanrı fikrini inkâr etmiyorlar: Tanrıları var, üstelik birden fazla. Onlara ibadet ederler. Ama tanrısallık duygusuna sahip değiller. Kalplerinde Tanrı’ya ihtiyaç duygusu yok. İyi yapılmış makineler gibiler. Buharla, elektrikle, rüzgarla, ne isterseniz onunla çalışıyorlar ama kesinlikle atan bir kalple değil. Vatanlarını severler ama Konstantinopolis’teki her evsiz köpeğin sokağını sevdiği gibi, hayvani bir sevgiyle severler. Bir kurdun ormandaki inini sevmesi gibi. Ailelerini ve halklarını da benzer biçimde, hayvani bir hisle severler: İlkel, içgüdüsel, kendiliğinden. Hiçbir şeylerinde maneviyat yoktur.”

Velhasıl toparlayacak olursak, bugün Türkiye için Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ne anlam ifade ediyorsa Doğu Türkistan için de bu geçerli ve böyle olmalıdır. Elbet şu an benim yaktığım bir mum yeterince ışık saçmayabilir ama o mumun ışığını koruyabilirsek, senin gibi benim gibi insanlar bu soykırımın mücadelecileri arasında bulunabilirsek neden bir gün de Doğu Türkistan’ın özgürlüğünü ve bağımsızlığını görmeyelim ve kutlamayalım.

Nazlı OKUMUŞ


메타데이터
post_id
35bd4dcb4419
slug
türklerin-ana-vatanı-doğu-türkistan-35bd4dcb4419
url
https://mediumturkiye.com/t%C3%BCrklerin-ana-vatan%C4%B1-do%C4%9Fu-t%C3%BCrkistan-35bd4dcb4419
canonical_url
https://mediumturkiye.com/t%C3%BCrklerin-ana-vatan%C4%B1-do%C4%9Fu-t%C3%BCrkistan-35bd4dcb4419
author_url
https://medium.com/@okumusnazli113
status
ok
fetched_at
2026-07-20 19:32:14