← Back to list

Pişmanlıklarımız ve “keşke"lerimiz

Her birimizde olan ömürlük enkazlarımız...

Enes Köse · 2025-12-19 21:23 · 10 claps · 4.7 min read
#pişmanlık #keşke #enkaz #hayat #yaşam
Open on Medium ↗

Pişmanlıklarımız ve “keşke"lerimiz

İnsan 80'ine geldiğinde, hiç pişmanlık taşımadan, gönül rahatlığıyla tabuta girebilir mi? Ya da hiç "keşke" demeden hayatımızı sürdürebilir miyiz? "Keşke" demek gerçekten büyük bir hata mı? Hep merak ettiğim sorular oldu bunlar ve uzun yıllar pişmanlık içermeyecek, daha doğrusu "keşke"siz bir hayat için çabaladım. Şu andan baktığımda, imkansız diyemem çünkü bazen bazı insanların zarları yek düşer, bazı şeyler fazlasıyla şansa bağlıdır. Her şey şans demiyorum elbette, o zaman insanın iradesini çöpe atmış oluruz. Ama doğduğun yerin bile fark edeceği sonsuz sayıda olasılık var her yeni doğan bebek ve yaşayacağı hayatın içinde. Pişmanlık konusuna yeniden dönecek olursak, böyle bir hayatın ve gönül rahatlığının ihtimaline takılmaktan çok, ‘keşkesiz bir hayat’ idealine tutunmadan yaşamaya devam edebilmek daha yararlı. Çünkü ben yıllar boyu takıntılı şekilde, pişman olmamam gerek, daha doğrusu asla "keşke" dememeliyim idealiyle yaşadım. Pişmanlıklarımızın bizi biz yapan noktaya getirdiğinin bilincinde olup onlara nazik davranarak ilerledim hayatımda, pişmanlıklarımı düşman bellemekten daha hasarsız ve mantıklı olanı yani. Aslında mevzu, hiç pişmanlık yaşamamak değil, "keşke" dememek ve "keşke"ler düşmanmışçasına def etmek, takılmamak. Teoride çok mantıklı bir söylem ve gerçekten de imkansız değil uygulamak. Lakin yaşadıkça insan şunu fark ediyor: şu an olduğun yer veya seni sen yapan tüm geçmiş iyi olmayabiliyor. bulunduğun konum ve kişilik istediğinden uzak olabiliyor. Şartlar eskisinden çok daha kötü ve yaralayıcı bir hal alabiliyor. İşte o zaman "keşke" demeye başlıyorsun. Aydınlandığım kısım sanırım "keşke" demenin kaçınılmaz olduğunu fark etmem oldu. Elbette hâlâ keşkelere takılmamamız gerektiğini düşünüyorum lakin eskisi kadar radikal veya düşman değilim "keşke" deme konusunda. Hayatını "keşke"lerle boğarak geçiremezsin, geçirmemelisin ama "keşke" demekten korkmamak da gerek. Çünkü bazen "keşke" demek kendine karşı dürüstlüğünün ve hayatınla yüzleşmek istediğinin göstergesidir.

Manchester by the Sea (2016) pişmanlığı ve acıyı en iyi işleyen yapımlardan biridir kuşkusuz. Bazen öyle hatalar yaparsınız ki dönüşü olmaz…

Manchester by the Sea (2016) pişmanlığı ve acıyı en iyi işleyen yapımlardan biridir kuşkusuz. Bazen öyle hatalar yaparsınız ki dönüşü olmaz…

Bazı zamanlar gelir ve insan kendini çıkmazın tam göbeğinde bulabilir, gerçekten geçmişine bakar ve yaptığı seçimlerin onu tam bu noktaya getirdiğini görür. İşte, en basitinden "keşke" demek için çok uygun bir senaryo; hem de öyle ütopik olmayan, çoğu kişinin hayatında yaşayabileceği bir örnek. Böyle bir durumun içinde eski 'ben' olsaydı, kesinlikle "keşke" demekten ödü kopardı ve her şerde bir hayır var mantığına tutunurdu. 'İyisiyle kötüsüyle şu an olduğu noktaya geldiyse yaptığı seçimlerin etkisiyle olduğunu ve yakınmanın hiç bir işe yaramayacağını, olamayacak olasılıkları ve alternatif senaryoları düşünmenin faydasız olacağını' düşünürdü. Başta da dediğim gibi, mantıksız bir düşünce asla değil ama fazla teorik ve birazcık toksik pozitif. Çünkü insan kafasını kırabilecek kadar sert bir kayaya çarptığında tüm bu mantığı kuramıyor, kuramaz da zaten bu kimsenin suçu değil. Bazen insan, gerçekten içinden çıkamayacağı durumların ortasında dımdızlak bulabilir kendini. Yakınmak veya "keşke" demek o insanın en temel hakkı. Hele ki bu boğucu çıkmaz, zamanında yaptığı kritik bir seçim sonucu olduysa (kırmızı hap, mavi hap mantığı) veya tüm uyarılara rağmen hatalarında ısrar ettiyse (yargılamayın, insan o kadar aciz ve kendini beğenmiş olabiliyor ki hatalarında ısrar edebiliyor) insanı çok daha kötü vurur.

Past Lives (2023) filmi kuşkusuz “ya şöyle olsaydı" temasını işleyen en öne çıkan filmlerden biridir. Zamanında hoşlandığınız insanla “keşke" devam edebilseydik… ne olurdu?

Past Lives (2023) filmi kuşkusuz “ya şöyle olsaydı" temasını işleyen en öne çıkan filmlerden biridir. Zamanında hoşlandığınız insanla “keşke" devam edebilseydik… ne olurdu?

Ama tam buraya bir parantez açmakta fayda var: "keşke" demek ile "keşke"ye takılı kalmak arasında ince bir çizgi var. Ne olursa olsun, bir şey radikalize olursa zarar verir; burada da öyle. "Keşke" demekten kaçınmak ne kadar aşırı bir davranışsa, takılı kalmak da o kadar aşırı ve zararlı, hatta belki de daha da. "Keşke" demeliyiz, üzülmeliyiz ve günlerce bunu düşünmeliyiz, belki de sonuna kadar yaşamalıyız ama bunu hayatımızın sonuna kadar sürdüremeyiz. Ne kadar zor da olsa yaşamak zorundayız ve bu takıntı bizim hayatta kalma mekanizmalarımızı acil duruma iter. Stres, kaygı, ve depresyon... "Hayatta kalmalı mıyız?" veya "Neden yaşıyoruz?" gibi felsefi düşünceleri (başka bir yazının konusu çünkü) bir kenara bıraktığımızda, sonuçta her birimiz biyolojik organizmalarız ve yaşıyoruz, yaşamımıza devam etmeliyiz. Önceliğimiz, tüm oluşturduğumuz anlamların dışında, hayatta kalmak. Kimi zaman çok üzgün, kimi zaman öfkeli, kimi zaman da coşkulu olacağız ama hem mental hem fiziksel sağlığımız için hayatımızın genel stabilitesi korunmalı; ve bunu da "keşke"lere (herhangi bir şeye, sadece "keşke" değil) takıntı yapmadan sağlayabilir insan. Yanlış anlaşılmasın, "keşke"leriniz ve pişmanlıklarınız asla geçmeyecek, unutmayacaksınız; ama bu takıntı haline getirmek anlamına gelmiyor. Hayat akacak ve içinizin en derinlerinde o "keşke"ler, pişmanlıklar barınacak. Kimi zaman yalnız bir anınızda ortaya çıkacak, kimi zaman arkadaşınızla yaptığınız bir konuşma tetikleyecek... ve üzüleceksiniz, yeniden "keşke" diyerek eski "keşke"nizi canlandıracaksınız. Hayat da maalesef biraz bu ama; her zaman mutlu olamayız, hatta çoğu zaman acı olacak.

Nietzsche’nin ünlü sözlerinden biri

Nietzsche’nin ünlü sözlerinden biri

Her zaman duygularımızı sonuna kadar yaşamayı savunurum; mutluysan mutlu ol sonuna kadar, acı çekiyorsan rahatça çek acını, üzgünsen üzül ve somurt... duygularımız sürekli değişecek çünkü lineer bir hayat yaşamıyoruz ve yaşayamayız. Hayatı ilginç yapan da bu. Ama dünya üzerindeki tüm her şeyde olduğu gibi, burada da en önemlisi kabullenebilmek. Kabulleneceğiz. "keşke"lerimizi, pişmanlıklarımızı ve bunlar sonunda duyacağımız acıları, hepsini kabulleneceğiz. Hep derim, kabullenmek dünya üzerindeki en büyük süper güç. Herhangi bir şeyi ve özellikle de "keşke"leri kabullenmek çok zor, biliyorum. Ama başka bir çaremiz de yok, her zaman doğru kararlar vermeyeceğiz. Hatta insan genelde yanlış kararlar verir ve yanlış kararlar vererek daha iyi bile gelişir. Bazen sert bir tokat yemesi gerekiyor bir şeyleri fark edebilmesi veya kabullenebilmesi için. Burada asla yanlış karar vermeyi de acı çekmeyi de ne meşru ne de olumlu kılıyorum. Sadece hayat az çok bunlardan oluşuyor, elbette hem yaşamımız hem de yapımız gereği olumsuzluklardan olabildiğince uzak durmaya çalışmalıyız. Sonuçta hiç bir canlı karşıya ulaşmak için bile bile ateşin içinden geçmez, eğer imkan varsa çevresinden dolaşır. Her zaman bu kadar kontrollü olamıyoruz, her zaman bu kadar stabil kararlar veremiyoruz ve elbette ki şartlar/imkanlar meselesi falan... Biraz lafı dolandırdım, ki maalesef bunu çok severim, kısacası acı çekeceğiz, pişman olup bolca "keşke" diyeceğiz ve tüm bunları ömrümüz boyu unutmayacağız; hepsini kabulleneceğiz ve devam edeceğiz.

Bojack Horseman dizisindeki şüphesiz en çarpıcı sahnelerden. “I wish I could"

Bojack Horseman dizisindeki şüphesiz en çarpıcı sahnelerden. “I wish I could"

Bu arada, bana "Hayatında büyük bir 'keşken' var mı ve geriye bir şeyleri değiştirmek için dönmek ister misin?" diye soracak olursanız hiç düşünmeden "evet" derim, her ikisine de! Ama yapamam, kimse yapamaz. Ve sorun değil de demeyeceğim, bu bir sorun. Eski hayatımı ve bazı şeyleri, kişileri o kadar çok özlüyorum ki; hayatım boyunca da özleyeceğim, ister bir eş, ister bir ev, ister bir işim olsun, isterse kendime yepyeni bir dünya yaratayım. Bugünlerde daha da şiddetli bir şekilde hissediyorum "keşke"yi tüm bedenimde. Ama yapacak bir şey yok, hayat bu. Yaşamımız boyunca arkamızda büyük veya küçük bir sürü enkaz bırakacağız ve yakamızı bırakmayacaklar, bırakmıyorlar da. Kabullenmeye çalışmaktan başka daha iyi bir seçeneğim yok. "Keşke" her şey benim için çok daha farklı olsaydı ama olmadı. Tüm pişmanlıklarımızla ve "keşke"lerimizle birlikte huzurlu bir hayat temennisiyle, kendim ve bunu okuyan herkes için 🙏

Bojack Horseman final bölümünden en öne çıkan repliklerden biri.

Bojack Horseman final bölümünden en öne çıkan repliklerden biri.


메타데이터
post_id
35c8bbac49de
slug
i̇nsan-80ine-geldiğinde-hiç-pişmanlık-taşımadan-gönül-rahatlığıyla-tabuta-girebilir-mi-35c8bbac49de
url
https://medium.com/@koseenes2005/i%CC%87nsan-80ine-geldi%C4%9Finde-hi%C3%A7-pi%C5%9Fmanl%C4%B1k-ta%C5%9F%C4%B1madan-g%C3%B6n%C3%BCl-rahatl%C4%B1%C4%9F%C4%B1yla-tabuta-girebilir-mi-35c8bbac49de
canonical_url
https://medium.com/@koseenes2005/i%CC%87nsan-80ine-geldi%C4%9Finde-hi%C3%A7-pi%C5%9Fmanl%C4%B1k-ta%C5%9F%C4%B1madan-g%C3%B6n%C3%BCl-rahatl%C4%B1%C4%9F%C4%B1yla-tabuta-girebilir-mi-35c8bbac49de
author_url
https://medium.com/@koseenes2005
status
ok
fetched_at
2026-07-14 01:45:45