← Back to list

Zincirli Hari

Bölüm 1: Hari

Arda Aslankaya - Hari Of The Chain · 2026-06-22 16:09 · 50 claps · 3.7 min read
#manga #anime #türkçe #öykü #kurgu
Open on Medium ↗
Wiki topics: 🖊️ · Illustration & Drawing

Zincirli Hari

Bölüm 1: Hari

“Hari! Haydi ekmek al da gel oğlum, yemek hazır olmak üzere, fırla!”

“Of anne ya! Bu sefer babam gitse?”

Karan hafif bir gülümsemeyle gazeteyi indirip göz ucuyla Hari’ye baktı. Hari, hemen babasına bakarak “İyi! Ben giderim,” dedi ve kapıdan fırladı.

Hızlı adımlarla mahallede ilerlerken komşuları Hari’nin yeşil saçlarını okşayıp gülümsedi. “Ekmek almaya ha?”

Hari gülümseyerek, “Eh, yine bana kaldı,” dedi ve fırına girdi. Fırın sahibi Hari’yi tanıdığı için biraz sohbet ettiler; ardından Hari sıcak ekmeği alıp evin yolunu tuttu.

Karnı açtı. Bir yandan ıslık çalarken bir yandan elindeki ekmek poşetini döndüre döndüre sokağa girdi ve o anda ıslığı yarıda kesildi.

İçeriden gelen bağrışmaları duydu ve burnuna tanıdık bir buhar kokusu geldi. Buharın yükseldiği yere yaklaşınca yerde kanlar içinde yatan Taro’yu gördü.

Taro’nun kardeşi Saya bir kutunun arkasına saklanmış, ağlayarak abisine bakıyordu. Buharın içinden çıkan Soren, “Sizin yüzünüzden kasabaya yeniden saldıracaklar!” diye bağırdı. Arkada, kısık ama sinirli gözlerle yerde yatan Taro’ya bakan Zala belirdi.

Zala da sesini yükselterek, “Sizin lanet klanınız yüzünden, ne klanı, doğrudan sizin yüzünüzden kardeşim evde can çekişiyor! Federe devlet ilaç yardımını kesti!” diye haykırdı.

Tam o sırada Zala’nın elinden çıkan bir baloncuk Taro’yu aşarak Saya’ya doğru ilerledi. Yerden bir sarmaşık fırlar gibi oldu ama tam o sırada, patlamak üzere olan baloncuğun içinden hızla bir zincir geçti.

Hari öfkeden deliye dönmüş gözlerle Zala ve Soren’e bağırdı ve tam Taro’nun önüne atladı:

“Siz ne yapmaya çalışıyorsunuz?! Çiçek Klanı’nın durumu ortada, zaten zor durumdalar!”

Zala hızla Hari’ye doğru birkaç baloncuk daha gönderdi. Hari zincirini doğrudan Zala’ya yöneltti.

Tam o sırada etrafı Soren’in buharı kapladı ve Zala ile birlikte tam Hari’nin arkasında belirdiler. Hari zincirini yanındaki binanın yangın merdivenine dolayarak alana yukarıdan bakan bir pozisyona geçti.

Soren alaycı bir gülümsemeyle, “Zincirini senin gibi laubali kullanan bir Zincir Klanı üyesi görmedim, senden utanıyor olmalılar,” dedi ve yüksek basınçlı bir buhar dalgası Hari’nin üzerine yöneldi.

Hari hızlı bir hamleyle bir elinden iki zincir çıkartarak Taro ve Saya’yı bağladı; diğer eliyle ana caddedeki binaya zincir uzatarak ikisini de ara sokaktan çıkarttı.

Soren ve Zala koşarak ana caddeye vardı. Hari direkt Zala’nın üzerine atladı ve onu yumruklamaya başladı. Zala’nın mavi saçları burnundan çıkan kanla kızıllaştı ama Soren vakit kaybetmeden ikisini ayırdı. Zaten çevredeki halk da hızla araya girdi. Soren, Zala’yı ayağa kaldırarak, “Haydi gidelim, klan büyükleri aralarında çözerler bu işi,” dedikten sonra Zala, Hari’ye son bir bakış atarak Soren ile beraber uzaklaştı.

Hari hemen Taro’yu ayağa kaldırdı. Taro, Hari’nin omzuna dokunarak, “Eğer şu durumda olmasaydık onların canına okumuştum,” dedi. Hari başını sallamakla yetindi.

Saya koşarak abisine sarıldı, hâlâ ağlıyordu. Çevredeki halk Çiçek Klanı’nın durumunu bildiği için olayı büyütmeden dağıldı. Saya herkes dağıldıktan sonra Hari’ye büyük, ağlamaklı gözleriyle teşekkür etti ve abi-kardeş oradan uzaklaştılar.

Hari eve girdiğinde annesi Mila hemen kavga ettiğini anladı ve ne olduğunu sordu. Hari durumu anlatınca Karan gazetesini masaya bıraktı ve gülümseyerek, “İyi yapmışsın, klan büyükleriyle ben konuşurum. Şimdi sofraya,” dedi ve aile yemeğe gömüldü.

Yemek bittikten hemen sonra evin kapısı çaldı. Zincir Klanı amblemi taşıyan iki genç klan üyesi, çekingen gözlerle Karan’a bakarak, “Karan abi, klan büyükleri seni çağırttı. Bugün Hari bir olay yaşamış, sanırım onunla ilgili,” dedi ve iki yana açıldılar.

Karan gülerek, “Zaten başka neyle ilgili olacaktı ki?” dedi ve paltosunu alarak evden çıktı. Zincir Klanı’nın toplandığı kahvehaneye vardıklarında klan büyükleri Karan ile selamlaştı.

İçlerinden bir yaşlı adam soluklandıktan sonra, “Hari bugün Buhar ve Baloncuk Klanı’ndan çocuklarla kavga etmiş. Babaları olayı büyütmek istemedikleri için ‘Çocuklar arasında böyle kavgalar olur,’ deyip olayı kapatmışlar,” dedi ve derin bir nefes aldı. “Ama sorunun sadece çocuklar arası bir kavga olmadığını biliyorsun Karan. Kasaba halkını, Taro ve Saya’yı burada tutma konusunda daha ne kadar ikna edebilirim bilmiyorum.”

Karan’ın gülümsemesi yüzünden silindi. “Öneriniz nedir peki? Çocukları kasaba dışına bırakmak mı? Bu onları ya ölüme terk etmek ya da radikal grupların bir üyesi yapmak demek.”

Yaşlı adam iç çekti. “Biz biliyoruz da gel bunu diğer klanlara anlat. O baskından sonra Buhar Klanı iyice paranoyaklaştı. Hele ki Soren’in abisinin ölümü onları daha da diken üstünde olmaya zorladı; haksız da değiller, sonuçta duvar güvenliğinden sorumlu olan onlar.”

Karan bu sefer daha sinirli bir tonla, “Haksız değiller mi?” diye çıkıştı. “Çiçek Klanı en saygın klanlardan birisiydi. Üstüne üstlük baskında her üyesi katledildi, daha kasabalaşamamışlardı bile. Bu kasabaya çok yardımları dokundu, baskına uğradıklarında onları koruyamadık. Şimdi kalan son iki üyesini Ateş Klanı’nın radikal artıklarına terk mi edeceğiz?”

Yaşlı adam öksürerek sesini düzeltti: “Karan, Ateş Klanı bildiğin gibi üç büyük kurucu klandan birisi. Büyük Savaş’tan sonra federe devleti kurdular: Işık Klanı, Yansıma Klanı ve Ateş Klanı. Onların artıkları savaşı devam ettirmek isteyen radikaller, evet. Dört yüz yıl öncesinin masalını yaşıyorlar. Bu devlet kolay kurulmadı. Dört yüz yıl önce biten Büyük Savaş sonrası başlayan Gölge Savaş, o radikaller yüzünden çıktı. Üç büyük klan şimdi el ele; hem kendi radikalleriyle hem yeni mutasyonlarla kurulmuş klanlarla, yetmezmiş gibi federe devlete katılan klanların kaçaklarıyla savaşıyor.”

Karan yaşlı adamın sözünü kesti: “Tarihi biliyorum, savaşları da… Ama çağ değişti. Savaşanlar sadece o üç büyük klan değil; bizden de insanlar sınır koruma ve dış baskın görevlerinde ölüyorlar. Çiçek Klanı en barışçıl klandı ve kim geldiyse tedavi ettiler. Kinleri de bundandır; onlar için düşman olsa da insan insandı, tedavi klan ve savaş tanımazdı. Ateş Klanı’nın radikalleri, Çiçek Klanı sırf Işık Klanı’nın sığınan radikallerini tedavi etti diye koca klanı yok etti. O iki çocuk kaçtı; eğer biz, Zincir Klanı olmasaydık o iki çocuk da şimdiye kadar yaşayamazdı.”

“Haklısın, ben de zaten bundan bahsediyorum,” diye onayladı yaşlı adam. “O iki çocuk bizim baskımızla kasabada duruyor. Diğer klanlar rahatsız; iki kişi için tüm kasabayı tehlikeye atmaktan korkuyorlar.”

Karan hafifçe güldü. “Klan büyüğü olan sizlersiniz. Ben olsaydım idare ederdim, şimdilik top sizde,” dedi ve eve geri döndü.

Originally published at https://hariofthechain.substack.com.


메타데이터
post_id
35ed9f35b7fb
slug
zincirli-hari-35ed9f35b7fb
url
https://medium.com/@hariofthechain/zincirli-hari-35ed9f35b7fb
canonical_url
https://medium.com/@hariofthechain/zincirli-hari-35ed9f35b7fb
author_url
https://medium.com/@hariofthechain
status
ok
fetched_at
2026-06-24 23:31:39