Kendimizi Kaybetmeden Sevebilmek
Geçenlerde bir podcast gördüm ve açıkcası başlığı dikkatimi çektiği için dinledim. Konusu kendimizi kaybetmeden sevmekti. Linkini sonda…
Kendimizi Kaybetmeden Sevebilmek
Geçenlerde bir podcast gördüm ve açıkcası başlığı dikkatimi çektiği için dinledim. Konusu kendimizi kaybetmeden sevmekti. Linkini sonda paylaşırım. Biz konumuza dönersek konu ve de başlık beni anında içine çekti. Biz ya da insanların büyük bir kısmı aşk diye yatıp kalkarken hiç onu bulunca ne yapacaklarını düşünmezler benim gibi. Ama anladığım maceranın asıl kısmı işte o zaman başlıyor. Tabii konuyu sadece aşk üzerinden değil aynı zamanda arkadaşlık içinde düşünebiliriz. Siz hep o hayalinizdeki arkadaşlığı isteyip buluyorsunuz. Peki ama sonra ne oluyor? Bunu düşünmedik bu yüzden galiba o aşkı yada arkadaşlığı bulunca bocalıyoruz. Podcastte o istediğimiz aşkı bulduğumuz zaman o ilişki için kendimizi kaybetmemizden bahsediyordu. Bunu ilkte böyle yazınca oldukça basit olduğunu düşünebilirsiniz ama o kadar basit değil. O hayallerimizin gerçekleşmesinden sonra onun bozulmaması için herşeyi yapmaya hazır oluruz genelde. Düşünsenize yılllarca belki bu aşkı yada arkadaşlığı istiyorsunuz. Sonunda da buluyorsunuz da ama onu kaybetme ihtimali olduğu an onu savunmaya geçeriz ne pahasına olursa olsun. Aslında bu bir açıdan baktığımız zaman çok doğru oluyor. Düşünsenize siz o aşk için kim bilir ne kadar acı ve ızdırap çektiniz. Neden yine aynı süreç için hevesli olasınız değil mi? Ama ilişki içinde kendimizi kaybedersek aslında o aşkı yada arkadaşlığı da kaybetme ihtimalimiz kat ve kat artar. Sonuçta artık siz siz değilsiniz ve bu karşı taraf için başka bir kişiyle beraber olmak gibi. Yani bu kendimizi kaybetmemek konusu sandığımızdan çok daha önemli. Benim şahsen podcastte en sevdiğim söz şuydu: Ben seni seviyorum ama seninle olan kendimi sevmiyorum. Bu laf ilkte anlaması biraz ilginç olsa da. Anlayınca şunu fark ediyorsunuz sevgi sadece karşı tarafı sevmek değilmiş. Bunun aksine sevgi beraber bir yolda yürüyebilmek hatta beraber gelişebilmek demek. Peki ama neden çoğumuz sadece sonucu düşünürüz de sonuçtan sonraki kısmı düşünmeyiz? Yani mesela neden aşkı hayal edip isterken onu elde edince ne olacağını düşünmeyiz ki? Bana kalırsa bunun bir kaç sebebi olabilir. İlki depresif kendimiz , eğer bir şeyin olacağına inanmıyorsak neden sonrasını düşünme ihtiyacı hissedelim ki? Diğer nedense bana göre o hayali değil o yolda olmayı sevdiğimizdendir. Yani o aşkı yada derin arkadaşlığı değilde o yolda olmayı seviyoruzdur. Ya da aşkı arama serüvenini yada o yolda olan bize takılan çelmeler bize mağdur edebiyatı için fırsat verdiği içindir. Bazen insanalar sonuçla mutlu olmak yerine o sürecin dramatik kısmını daha çok seviyorlar. Bunu bazen bende seviyorum aslında. Neden tam anlamıyor olsamda depresif o hal bazen daha çekici geliyor. Sanırım bu durum bize işin kolay olan mağdur rolünü vermesinden kaynaklanıyor. Düşünsenize eğer siz bir mağdursanız kimse sizi hatalarınızdan dolayı yada yapmadıklarınız için size laf etmez ya da edemez. Tam nedenini her ne kadar bende bilmiyor olsam da. Genelde çoğumuz tamamen bunu yapıyoruz. Belki isteyerek belki de istemeden. Ya da belki de sadece toplumda olan davranışları taklit ediyoruzdur.
Photo by Fadi Xd on Unsplash
메타데이터
- post_id
- 370e73a2ec83
- slug
- kendimizi-kaybetmeden-sevebilmek-370e73a2ec83
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/kendimizi-kaybetmeden-sevebilmek-370e73a2ec83
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/kendimizi-kaybetmeden-sevebilmek-370e73a2ec83
- author_url
- https://medium.com/@etupcu9
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-09 15:37:30