Modern Kabileler
Şubat 2017'de Hindistan’da Soundala Therapy’nin acayip bir inzivasına katıldım. İlk Hindistan ve ilk inziva deneyimimdi. Tam ne beklemem…
Modern Kabileler
Şubat 2017'de Hindistan’da Soundala Therapy’nin acayip bir inzivasına katıldım. İlk Hindistan ve ilk inziva deneyimimdi. Tam ne beklemem gerektiğini bilmiyordum ama gittiğim ekibe güveniyordum. Yine de biraz tedirginlik vardı tabii.

Auroville, Kaynak: https://typelish.com/b/modern-times-utopia-auroville-100049
Bir hafta boyunca inanılmaz ses banyoları, meditasyonlar, masajlar, her yere bisikletle gitmak, çoğu zaman vegan yemek, aromaterapik yağlar derken gerçekten ruhuma, bedenime, zihnime çok iyi gelen bir inziva oldu. Bu aralar da ne zaman meditasyon için gözümü kapatsam oraya gidiyorum.
Her gün mutlaka yaptığımız iki etkinlik vardı. Sabah meditasyonu ve akşam ateş başı paylaşım. Kendimize baktığımız, içimize döndüğümüz ama birlikte olduğumuz anlar. Son gün inzivayı değerlendirirken bana en iyi gelen anların bu paylaşım anları olduğunu fark etmiştim. Hiç unutmuyorum kaldığımız evlerden birinin terasında ortada minik mumlar yanarken konuşuyorduk.
Ateş başında olmak, güvendiğim insanlarla, duygularımı içten bir şekilde paylaşabilmek, “aman canım o da dert mi?” ya da “sen güçlüsün atlatırsın” demeden dinlenmek bana çok iyi gelmişti.
Orada fark ettim ki, bilmem kaç bin yıl önceki atalarımızdan kalan miras öyle kolay kolay kazınmıyor. Modern dünyada her ne kadar hızlı, sonuç odaklı, fayda bakımından ilişkiler/ortaklıklar kursak da; avlanıp mağaramıza döndükten sonra baltaları çıkartınca kendimizi ait hissettiğimiz, yanında rahat olduğumuz kabilelere ihtiyacımız bitmemiş. Hala o rahatlamanın etkisi hücrelerimizde kayıtlı.
Yaşamın seyrini birlikte anladığımız, bazen paylaşırken anlamlandırdığımız kişiler. Bu her zaman en yakındakiler de olmayabilir üstelik, ya da en sk gördüklerimiz. Ama en kendimiz olduğumuz ve ihtiyaç anında ben buradayım sadece dinlerim istersen diyebilen birilerinin olması rahatlatıcı.
Yazarken bile omuzlarım rahatlayıp aşağı düştü. :)
Modern dünyanın getirdiği kompartmantalize ve birbirine mecbur ama birbiini beslemeyen hayat tarzının bizi bugün getirdiği yer malum.
Sevgili Tyler Durden’ın The Fight Club’ta da dediği gibi:
“We’re the middle children of history, man. No purpose or place. We have no Great War. No Great Depression. Our Great War’s a spiritual war… our Great Depression is our lives. We’ve all been raised on television to believe that one day we’d all be millionaires, and movie gods, and rock stars. But we won’t. And we’re slowly learning that fact. And we’re very, very pissed off.”
(Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da bir yerimiz yok. Büyük bir savaş ya da büyük bir kriz yaşamadık. Bizim savaşımız ruhani savaş, bizim depresyonumuz kendi hayatlarımız. Hepimiz bir gün milyoner, rock star ya da sinema yıldızı olacağımıza inadırılarak büyütüldük. Ancak olamayacağız. Bunu yavaş yavaş öğreniyoruz. Ve hepimiz çok, çok kızgınız.)
Zaten Fight Club da bir kabile hikayesi idi. Kendi ifade etme şekilleriyle toplumun ve gündelik yaşamın üzerlerinde kurduğu baskıyı atıyorlardı. :)
Bence az önceki sözde bahsedilen noktayı da geçtik, yani artık derdin bu olmadığının da daha farkındayız. Çünkü herkes kendi mecrasında ve kendince ünlü. Ancak yetmiyor. Bu da bizi tekrar anlamlı bağlar, anlamlı ilişkiler noktasına getiriyor gibi hissediyorum.
Bu sürecin bir yerinde hepimizi kendi kabilesine yaklaştıracağına da çok inanıyorum.
İstanbul, Mayıs 2021
메타데이터
- post_id
- 3d21cb40bcf1
- slug
- modern-kabileler-3d21cb40bcf1
- url
- https://medium.com/@hazanaydin/modern-kabileler-3d21cb40bcf1
- canonical_url
- https://medium.com/@hazanaydin/modern-kabileler-3d21cb40bcf1
- author_url
- https://medium.com/@hazanaydin
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-28 08:12:08