Ziya Gökalp (1876–1924) Hayatı ve Sosyolojisi
Gökalp’ın dedesi, Mustafa Sıtkı Efendi de çevresinde tanınan bir fikir ve sanat adamıydı. Birçok memuriyetlerde bulunmuş ve bir aralık…
Ziya Gökalp (1876–1924) Hayatı ve Sosyolojisi
Gökalp’ın dedesi, Mustafa Sıtkı Efendi de çevresinde tanınan bir fikir ve sanat adamıydı. Birçok memuriyetlerde bulunmuş ve bir aralık “Mir’at-ül-iber” yazarı Said Paşa’nın maiyetinde çalışmıştı. Sıtkı Efendi’nin iki oğlundan biri Ceza Mahkemesi Reisliğinde bulunmuş Hacı Hasib Efendi, diğeri Gökalp’in babası Mehmed Tevfik Efendiydi. 1851 senesinde doğmuş olan Mehmet Tevfik Efendi, ilk edebiyat ve okuma zevkini babasından almış, genç yaşında Arapça ve Farsçayı öğrenmişti. Doğu edebiyatına geniş bir vukufu vardı. Eğitimini tamamladıktan sonra memuriyete geçmiş ve bir müddet sonra “Vilayet Evkaf Müdürü” olmuştu. “Diyarbakır Gazetesi”nin idaresi de kendisine verilen Tevfik Efendi bu gazetede birçok başyazı hazırlamıştı. Zengin bir kütüphaneye sahip bulunan Tevfik Efendi, vaktinin çoğunu okuma ve yazmayla geçirmekteydi. 1883 tarihli “Diyarbakır Salnamesi”ni hazırlatmış ve bir yıl sonra da “Diyarbakır Tarihi”ni yazmıştı. “Maarif Nezareti”, bu salnameyi takdir ederek mükâfat olmak üzere kendisine “mütemayiz” rütbesini verdi ve daha sonra da vilayetin “Nüfus Nazırlığı”na tayin edildi. Tevfik Efendi 1890 tarihinde vefat ettiğinde Gökalp, Askeri Rüştiye’nin son sınıfında bulunmaktaydı. (Beysanoğlu 1956: 2)

Ayrıca okuduğu Mekteb-i İdadi-i Mülki okulunda müdürü İsmail Hakkı Bey’den Fransızca dersleri almıştır. Amcası Hasip Bey’den ise Arapça ve Farsça öğrenmiştir. İdadideki öğrenimi sırasında, Diyarbakır Belediye Hekimi ve okulun tabii ilimler hocası Dr. Yorgi Bey toplum incelenmesi ve reform konularında yardımcı olmuştur. Fen Bilgisi hocası Dr. Yorgi Bey, bir toplumda reform yapmadan, rejim değişikliğine gitmeden yapılanların kalıcı olması için o toplumun en iyi şekilde incelenmesi ve tanınması için bilgi sahibi olmanın gerekliliği konusunda, Naim Bey de hangi ilkelerin, görüşlerin bir milleti uygarlığa götürebileceğinin araştırılarak millete telkin edilmesinin gerektiği, açık bir program dahilinde elde edilen kazanımların ve meşrutiyet değerlerinin halk desteği sağlanarak korunması gerektiği noktasında Gökalp’ın görüşlerinin oluşmasında, onun sosyolojiye, milliyetçi Doğu ve Batı düşüncesini birlikte değerlendirme anlayışına yönelmesine yol açmışlardır

Ziya Gökalp’in yetişmesinde ailesinin ve özellikle de babasının önemli bir yeri vardı. Gökalp, bir yazısında babasından şu şekilde söz ediyordu; “Babam o zamanın başka babalarına benzemezdi. Dindarlıkla hür düşünüşü nefsinde telif eden bu zat batıl fikirlerin eskilerinden de yenilerinden de kurtarabilmişti”. Yine babasının gençlerin bir taraftan Fransa’yı, diğer taraftan da Arabî ve Farasî’yi iyi öğrenmesi gerektiğini ve böylece hem Batı bilimlerine hem de Doğu bilgilerine vakıf olmaları gerektiği konusundaki düşüncesinden bahsetmektedir (Orhan Seyfi, 1937: 4).
Ziya Gökalp idadiden mezun olunca İstanbul’a gider ama maddi yetersiz yüzünden eğitimine ücretsiz olan Baytar Mektebinde devam eder. Bu okulda yasak kitap bulundurmaktan hapse alınsa da okuldan atılmamıştır. Diyarbakır’daki evinde yine yasaklı kitap bulundurmaktan gözaltına alınmıştır, daha sonra tekrardan gözaltına alınıp 1 yıl hapis cezasına çarptırılmıştır. Hapisten çıktıktan sonra amcasının vasiyetini ile amcasının kızıyla evlenmiştir. Amcasından kalan miras ile bir nevi fildişi kulesine çekilip kendisini okumalara vermiştir, lakin yine de siyasi davranışlar sürdürmeye devam etmiştir.
“Tarlada, tezgâhta çalışan biziz. Bu devlet, bu millet, bu vatan biziz… Sevmiyoruz seni, ortadan çekil, Hükümran millettir hükümdar değil.”
Cümlesini yazarak dönemin padişahını eleştirir ve padişahtan “Kara Padişah” diye bahseder.
Ziya Gökalp’ı, şahsi ve nacizane görüşüm üzere, direnişe, hürriyete iten şey II. Abdülhamid’in baskıcı, jurnalli, otoriter rejimi yüzündendir. Bu rejim o dönemde toprak kaybını önlese de çok fazla eleştiriye maruz kalmıştır, o dönemde ise isyanlar eksik kalmamıştır. Gökalp’ın ailesi her zaman münevver kişiler barındırmıştır ve her zaman da devlete hizmet etmişlerdir. Gökalp bu hizmet ve münevverlik çatısı altında kalarak bir yandan da rejimi eleştirdiğinden sosyolojiye yönelmiş olacaktır çünkü bir toplumun kurtuluşu bilimden, sosyolojiden geçer. Baskı rejiminden kurtulmanın, bir devrim yapmanın ancak Türk toplumunu iyi tanıyarak, onun sosyal yaşamını ve psikolojisini öğrenerek mümkün olabileceği düşüncesindeydi.
Yine verdiği birçok mücadele sonucunda tutuklanıp Malta’ya sürgüne gönderilmiştir. Sürgünde iken beraber olduğu insanlara felsefe dersi vermiştir ve mektup olarak şunları yazmıştır: “Benim gibi bir ilim adamını esir edenler, elbette bu hareketin hem anlamsız hem de uygarlığa aykırı olduğunu anlayacaklardır. Fikir sahasından başka hiçbir alanda yaşamamış bir adamdan ne sorabilirler? Düşündüklerini mi? Benim düşündüklerim bütün insanlar ve bütün milletler için eşit özgürlük ve adalettir. Eğer böyle düşünmek suç ise ben bunun cezasına razıyım. Bugün Dünya bu eşit özgürlük ve adalete doğru gidiyor. Bu hareketi hiçbir kuvvet durduramıyor. O halde bu türlü düşünüşü de hiçbir kuvvet tevkif edemez. İnsanın hayvandan farkı ülkülü olmaktır. Bütün insanlar ve bütün milletler için eşit özgürlük ve adalet istemek bir ülküdür. Bu ülkü geleceğin hâkimi olacaktır. Zalimler, diktatörlükler ve emperyalistler hep bu ülkünün karşısında eriyeceklerdir. İnsanlar yalnız bir egemen tanıyacaklardır ki, o da gerçektir”.
Ziya Gökalp, Türk milletini birleştirmeyi amaçlamıştır. Öncelik fikri Turancılık daha sonra Oğuzculuk son olarak da Türkiye Türkçülüğüdür. Türkiye’nin toplumsal yapısında daha önce oluşan ümmetçilik anlayışını aşarak tüm halkları birleştirmeyi amaçladı.

“…Bu işaret ve belirtiler Diyarbakırlıların Türk olduğunu gösterdiği gibi, babamın iki dedesi de, iki kuşak önce Çermik’ten yani bir Türk çevresinden geldiğine göre, benim de Türk soyundan olduğumu anladım. Bununla beraber, dedelerimin bir Kürt ya da Arap çevresinden geldiğini anlasaydım, gene de Türk olduğuma karar vermekte duraksamayacaktım. Çünkü milliyetin yalnızca eğitime dayandığını toplumsal incelemelerimle anlamıştım. Sanırım bu incelemelerimle ve araştırmalarımla yalnız kendim için değil, bütün Doğu ve Güney illerinin kentleri ve şimdiye dek Türk kalan köyleri için son derece önemli bir konuyu çözmüş oldum.
Sözlerini sarf etmiştir.
Fransız sosyoloğu Emile Durkheim’dan etkilemiştir fakat Gökalp’ın Durkheim’dan ayrılan çok yönü vardır; o daha çok sosyolojinin metodu ve amaçları konusunda Durkheim’la benzerlik gösterir.
Eğitimi esas alan kurduğu kürsüde sosyolojik görüşleri ülkenin egemen anlayışı, resmi görüşü haline gelmiştir. Pozitivist ve determinist bir anlayış üzerine kurgulanmış olan Sosyolojizm ekolünde toplumun birey üzerinde mutlak bir egemenliği vardır. Toplumun yaptığı her şey doğrudur. Toplumu mutlaklaştıran, ona yarı tanrısal bir kutsallık yükleyen Sosyolojizm ekolü; sosyal dayanışma, toplumsal bilinç ve iş bölümü gibi kavramlarla bireyi toplum karşısında etkisiz bir konuma taşımaktadır. Sosyolojizm ekolünün Türkiye’deki temsilcisi olarak Ziya Gökalp de bu görüşlere aynen katılır; çok nedeni açıklamalara izin veren determinist ve pozitivist bir sosyoloji anlayışı ortaya koyar. Ziya Gökalp Batı tipi bir toplum modeli oluşturmaya çalışır.
Ziya Gökalp’e göre toplumlar aşiret, kavim, ümmet aşamalarından geçtikten sonra millet aşamasına gelmişlerdir. Ziya Gökalp’e göre bir toplumsal aşamadan bir üst toplumsal aşamaya birdenbire geçilmez. Gökalp’e göre bireysel ve toplumsal değişimin bilimsel temelleri sosyolojinin rehberliğinde gerçekleştirilecektir. Ulusların düzen ve ilerleme açısından hangi yasalara tabi olduğu konusu sosyolojinin alanına girmektedir. Türkler de aşiret, kavim, ümmet aşamalarından sonra şimdi millet aşamasına geçmektedir. Sosyolojinin yol göstericiliği olmadan toplumsal ve bireysel anlamda kimlik değiştirmek ve ulusal bir devlet kurmak mümkün değildir.
Ziya Gökalp sosyolojiyi evrensel ve milli sosyoloji olmak üzere iki kısma ayırır. Evrensel sosyoloji, pozitivist anlayış doğrultusunda, toplumların yapısını, işleyişini ortaya çıkaracak, toplumların ilerlemesinde etkili olan genel geçer yasalara ulaşmayı amaçlar. Ulusal sosyolojinin amacı ise evrensel sosyoloji doğrultusunda, bu sefer, ulusların ortak özelliklerini, aynı uygarlık grubuna dahil olan kurumlar arasındaki gizli ve açık farklılıkları, aynı kökenden gelen ulusların ortak geleneğe ne oranda uydukları, bir ulus içerisinde yer alan grupların uygarlık ve kültür düzeyleri, Türk toplumunun kimliği ve temel özellikleri üzerinde durur. Türk toplumunun ulaşmak istediği hedefler doğrultusunda, yeni kimlik ve toplumsal ilerleme doğrultusunda çalışır.

Ziya Gökalp’in milliyetçilik anlayışı tek cümle ile özetlenebilir. “Anadolu’da yaşayan, üst kimlik olarak kültürel açıdan Türklüğü ve Müslümanlığı benimseyen herkes, Türkiyecilik bağı ile bu ülkeye bağlıdır.” Gökalp’ı çoğu zaman ırkçı, kafatasçı diye yargılayanlar kendisinin dahi Trük olmadığını söyleyenler olsa da Gökalp bunu aşmıştır kendisi milliyetçiliği de aşıp Türkiyecilik demiştir. Gökalp milletleri ırk olarak değil kültür olarak ayırır. Onun için bir millet soyla, coğrafyayla, siyasetle bir topluluk değildir, oluşmaz. Millet; dil, din, ahlak ve estetik bakımından ortak olursa o zaman gerçek bir millet olur.
Ziya Gökalp için kültür doğuda uygarlık batıdadır ve amacı bizim kültürümüzü koruyarak Batıdan uygarlık alarak yeni bir sentezle Batı tipi bir toplum oluşturmaktır. Onun için kültür ulusaldır, yerele aittir. Kültürü oluşturan şeyler: hisler, değerler, ülküler, gelenekler, töreler, güzel sanatlar, ahlak, sözlü ve yazılı edebiyat, din, dil, hukuk, iktisattır. Kültür sübjektiftir der. Kültürü oluşturan şeylerin uygarlığı da oluşturduğunu söyler onun için kültür ve uygarlık ayrılmaz bir bütündür. Uygarlık uluslararasıdır, merkeze aittir. Uygarlık objektif olup akıl, bilim, bilgi, yöntem ve teknoloji gibi unsurlardan oluşur. Uygarlığa ait değerler bilinçli olarak doğar, gelişir.

Bir diğer unsur ise Gökalp’ın yazdığı “Hars ve Medeniyet” kitabıdır. Kendisi kültür kelimesi yerine Hars kelimesini kullanmayı yeğlemiştir. Kültür Latince olup tarım, ekin anlamına gelir, Hars ise Arapça da ekin, tarım manasına gelir. Gökalp kültür kelimesini hars yaparak bizim kültürümüz haline getirsene de uygarlık Türkçe de bulunurken kendisi Arapça kökenli olan medeniyet kelimesini kullanmayı tercih etmiştir.
Gökalp’ın eleştirdiği bir konu ise ülkemiz aydınlarının halktan kopmasıdır. 1500 yıllardan itibaren halk ve saray arası açılmıştır bu durum yeni bir edebiyat dahi doğurmuştur. Gökalp halkı uygarlıktan uzak, aydınları ise kültürden uzak olduğu için eleştirir. Bu konuda ona göre yapılması gereken aydınları ve halkı orta bir kesimde buluşturmak böylece ideal toplum yolunda ilerleme kaydedilebilir.
Gökalp her şeyden öte bu toplumun kurtuluşunda fikir babalığı yapmıştır. “…Fikirlerimin babası ise Ziya Gökalp’tir” Mustafa Kemal Atatürk
Gökalp’ın fikirleri doğrultusunda birçok insan örnek almış olup uygulamada çaba göstermiştir.
Gökalp Türk Sosyoloji geleneğinin bir nevi kurucusudur. Ne de olsa kendisi ilk sosyoloji kürsüsünü kuran kişidir, yani ondan önce bir gelenekten bahsetmek ne kadar doğru olur. Lakin yine de kendisi milletleri etkileyen şeyin coğrafya ve kültür olduğunu düşünmüştür tabii burada haklıdır. Kültür yerine harz, tezhib kullanarak gerçek bir kültür-millet anlayışı oluşturmak istemiştir.
KAYNAKÇA:
Gökalp Z. (1982) “Makaleler VII” Ankara Kültür Bakanlığı Yayınları”
Gökalp Z. (2018) “Türkçülüğün Esasları” Ankara, Tutku Yayınları”
Türkdoğan, O. (2015) “Ziya Gökalp ve Sosyolojik Düşünce Sistemi” Konya, Çizgi Kitapevi yayınları
Sağlam S. (2020) “Ziya Gökalp: Temel Fikirleri ve Sosyolojik Yaklaşımı”
Beysanoğlu Ş. (1894) “Ziya Gökalp’ın İlk Yazı Hayatı”
Orhan Seyfi (1937) “Ziya Gökalp Hayatı ve Eserleri” İstanbul Cumhuriyet Kitaphanesi
Dicle Eroğul (2017) “Atatürk ve Ziya Gökalp” konferansı
Anadolu Üniversitesi (2017) “Türk Sosyologları” Eskişehir Anadolu Üniversitesi Yayınları
메타데이터
- post_id
- 3dcbf869094e
- slug
- ziya-gökalp-1876-1924-hayatı-ve-sosyolojisi-3dcbf869094e
- url
- https://medium.com/@agcafn/ziya-g%C3%B6kalp-1876-1924-hayat%C4%B1-ve-sosyolojisi-3dcbf869094e
- canonical_url
- https://medium.com/@agcafn/ziya-g%C3%B6kalp-1876-1924-hayat%C4%B1-ve-sosyolojisi-3dcbf869094e
- author_url
- https://medium.com/@agcafn
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-06-29 22:44:20