DUVAR
Sizin duvarlarınız var mı?
DUVAR
Sizin duvarlarınız var mı?

Görsel Copilotla oluşturulmuştur
Yine çarpıcı bir roman okuduk Satır Arası Kitap Kulübü arkadaşlarımla.
Marlen Haushofer’in “DUVAR” isimli romanı. Yine bambaşka dünyalara, sorulara daldık.

“The Wall” film afişi
Duvar çarpıcı bir şekilde feminizmi, kadının gücünü, doğa ile aramızda farkında olmadığımız ilişkiyi, distopik biçimde derinlemesine inceleyen bir eser.
Medium ücret duvarına takılmadan buraya tıklayarak yazının tamamını okuyabilirsiniz.
Romanda kimse ona seslenmediği için ismini bilmediğimiz bir kadının, bir dağ kulübesinde uyandığında, görünmez bir duvar ile dış dünya ile bağı kesilir. Duvarın dışında neler olduğunu, olabileceğini kadının tahminlerine bırakan yazar, kadının tek başına hayatta kalabilme mücadelesini anlatıyor.
1920 Avusturya doğumlu yazar, Alman Dili ve Edebiyatı eğitimi aldıktan sonra yazmaya başlıyor. Wir Töten Stella adlı öyküsüyle 1963'te Arthur Achnitzler ödülünü almış. 1970 yılında aramızdan ayrılan yazar dünyaca ünlü romanı “Duvar” ile hatırlanıyor.

Marlen Haushofer
Romanda ana sorunsallardan bazıları şöyle;
Doğada tek başınıza ne kadar süre yaşayabilirsiniz?
Hiç kimseyle iletişimin olmadığı bir dünya mümkün mü?
Diğerleri olmadan varoluşa verdiğimiz anlam kaybolur mu?
Başka türden canlılar bize dayanak olup bizi hayatta tutabilir mi?
Roman bize bu sorular eşliğinde kadının dayanıklılığını, kendi kendine yetebilme gücünü vurgularken, yalnızlıkla gelen sorgulamalar, iç hesaplaşmalarla kadının fiziksel ve iç dünyasındaki değişimi üzerine derinlemesine bir anlatı ile karşı karşıya bırakıyor bizi.
Ben kendi adıma okumaya başladıktan sonra, her birkaç sayfada bir, durup düşünmek zorunda kaldım.
Acaba bir sabah uyandığımda, bir dağ köyünde tek başıma kalmış olsam, ben ne yapardım? Hayatta kalabilir miydim? Bir anda bilmediğim bir sebeple ailem, arkadaşlarım, şehir yaşantısı ile arama aşamayacağım, görünmez bir duvar olduğunu nasıl algılar, nasıl kabul edebilirdim? Okudukça sizi derin iç sorgulamalara iten bir roman. Okuma listenize eklemenizi tavsiye ederim. Uzunca bir süre çekilemeyeceğini düşündükleri filmi de kitap okundukdan sonra izlenebilir.
Seyretmek isterseniz buraya tıklayınız.
Roman bize bu sorular eşliğinde kadının dayanıklılığını, kendi kendine yetebilme gücünü vurgularken, yalnızlıkla gelen sorgulamalar, iç hesaplaşmalarla kadının fiziksel ve iç dünyasındaki değişimi üzerine derinlemesine bir anlatı ile karşı karşıya bırakıyor bizi.
Bu romanın distopik konusu.
Ya bizim duvarlarımız? Aslında hepimizin etrafında görünmez duvarlarımız yok mu? Arkasına saklandığımız, bizi koruduğuna inandığımız, kendimizde eksik, aksak gördüğümüz yanlarımızı kapattığını sandığımız, sınırlarımızı belirleyen, her biri yaşanmışlıklarımızla şekillenen birer savunma mekanizması olan görünmez duvarlarımız…
Duvarların inşası öncelikle biri bizi incittiğinde, hayal kırıklığı yaşattığında başlıyor.
Her canımız yandığında bir tuğla daha koyuyoruz.
Kişisel sınırlarımızı çizmek, başkalarının bizim alanımızı işgal etmemesi için birkaç tuğla daha ekliyoruz.
İçimizdeki korkuları, yetersizlik hislerini kimse görmesin diye üç beş tuğla daha…
Bazen de anlaşılmadığımızı düşünüp, kendi iç dünyamıza çekilmeyi, duvarın arkasının konforunu yaşamayı tercih ediyoruz.
Düşünün siz de, sizin duvarlarının ne kadar yükselmiş, ne kadar kalın? Bu duvarlar sizin için bir koruma mı yoksa engel mi?
Bu duvarlar bir tampon görevi görüp sizi koruyabilir ama nereye kadar?
Koyduğumuz her bir tuğla ile yükselen, zamanla kalınlaşan bu duvarlar seni insanlardan, paylaşımlardan ve olası mutluluklardan alıkoymaya başlarsa ne olacak?
Ya o duvar üzerimize yıkılırsa…
Bence hepimizin duvarları var, olmalı. Önce bu duvarların neden var olduğunu anlamalıyız ki o duvarlar bize zindan olmasın. Nasıl olmalı peki?
“Benim duvarlarımın birçok penceresi ve kapıları var. Duvarın ötesini görebiliyorum. Kapı çalındığında kime açıp, kime açmayacağıma, kimin içeri gireceğine ben karar veriyorum.”
Bunu başarabildiğin zaman etrafında görünmez duvarların değil, senin kendi özgüvenin olduğunu anlıyor, o tuğlaları koyduranlara teşekkür ediyorsun, seni “şimdiki sen” yaptıkları için.
Korunma, sınırları belirleme ihtiyacı insanın doğasında var. Bundan sebep tarihler boyunca şehirler, kaleler hep kalın, yüksek surlarla çevrilmiş.
Bir de Pink Floyd’un duvarı var… Kulağınızın pası gitsin isterseniz, link e tıklayınız.

Bu yazının size hissettirdiklerini benimle paylaşırsanız sevinirim.
Dostlukla Kalın
12/22/2024
메타데이터
- post_id
- 3e8fecf41eb5
- slug
- duvar-3e8fecf41eb5
- url
- https://mediumturkiye.com/duvar-3e8fecf41eb5
- canonical_url
- https://mediumturkiye.com/duvar-3e8fecf41eb5
- author_url
- https://medium.com/@missddw68
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-21 13:44:03