Doğanın Vahşeti ve Allah’ın Rahmeti
Uzun zamandır bütün uğraşılarımı fizik çevresinde topladım. Günümün büyük bir çoğunluğunu fizik ve matematik kavramlarını anlamaya…
Doğanın Vahşeti ve Allah’ın Rahmeti
Uzun zamandır bütün uğraşılarımı fizik çevresinde topladım. Günümün büyük bir çoğunluğunu fizik ve matematik kavramlarını anlamaya çalışarak geçiriyorum. Hatta bu sebeple, felsefe ve tarihe olan durdurulmaz öğrenme isteğimi fizik ve matematik felsefesiyle fizik ve matematik tarihine yönlendirmiş durumdayım. Bu amaçla, kafa dağıtmak için geçirdiğim vakitlerde de popüler bilim videoları, söyleşiler ve belgeseller izliyorum.
Dün akşam yine böyle bir dinlenme arasındayken vahşi yaşam kesitleri izlemek istedim. “Şempazelerin maymun yediği” videolarda başladım, “Komodo ejderinin melete melete yani canlı canlı yediği kuzu” videosunda artık dayanamadım ve büyük bir tiksinti ve iç huzursuzluğuyla telefonu elimden bıraktım. Beni perişan eden durumun adı belliydi: KATIKSIZ BİR VAHŞET! Bir önceki videoda timsah tarafından kabuğu kırılarak parçalanan kaplumbağa, diğer videoda yakaladığı kurbağayı suda boğarak parçalıyor. Kim kime güç yetirirse anında canına okuyor. Aklıma hemen Russell’ın bir sözü geldi: “Nasıl bir düzen ki hayvanlar birbirini yiyor!” Bu sözü düşünürken odaklandığım şey yan anlamı oldu. Russell açıkça bir çelişkiyi ortaya koyuyordu. Kendi anlam dünyamdaki yankısıyla bu çelişki şuydu: “Nasıl bir düzen ki kaos!”
Bu izlediğim arı vahşetin inanç dünyamda yansıması korkunç oldu. Müslümanların -İslamın değil- söylediği doğal yaşamdaki nizam ve intizamdan eser yoktu. Komodo ejderi midesinde meleyen canlı bir kuzu varken mi Allah’ı zikrediyordu. Müslüman diskurda hayvanlara irade atfedilmez. O zaman minik maymunu, devasa şempazeye “rahmeti gazabını aşan” Rahman mı canlı canlı yediriyordu? Her şeye Kâdir Rabbimiz, hayvanların rızıklarına vahşet meydana gelmeden erişebildikleri bir dünya yaratamaz mıydı?
Beni sevindiren tek şey “kötülük problemi”ne uzanan bu derin isyanın inancıma zerre zarar vermemesi oldu. Kelam’daki husn ve kubh meselesinde doğru bir pozisyon alınca bu konuların kıymetinin kalmadığı aşikar. İşi sırr-ı İlahiye teslim ederek ve Cenab-ı Hak’tan bana bu meseleye aklımla da mütmain olmasını niyaz ederek mevzuyu kafamda bitirdim.
Velakin müslümanlar olarak kendimize itiraf etmemiz gerekiyor ki terbiye edilmemiş akılla -buna salt akıl demek istiyorum- doğaya bakınca kitaplarda yazan ve skolastik bir felsefeye dayanan nizam ve intizamla karşılaşmıyoruz. Bilimsel paradigmayla ya da salt akılla bakılan doğa; acımasız, vahşi ve kaotik. Bu dikatomiyi kabullenerek bu çelişikliği çözmeye çalışmazsak fikir ve vicdanımız çok büyük yara alır.
메타데이터
- post_id
- 43cfc7f9acee
- slug
- doğanın-vahşeti-ve-allahın-rahmeti-43cfc7f9acee
- url
- https://medium.com/@Yusuf.Samed.Ilerisoy/do%C4%9Fan%C4%B1n-vah%C5%9Feti-ve-allah%C4%B1n-rahmeti-43cfc7f9acee
- canonical_url
- https://medium.com/@Yusuf.Samed.Ilerisoy/do%C4%9Fan%C4%B1n-vah%C5%9Feti-ve-allah%C4%B1n-rahmeti-43cfc7f9acee
- author_url
- https://medium.com/@Yusuf.Samed.Ilerisoy
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-27 06:20:56