Gurbet ve Işık
Gurbet… İnsanın sadece doğup büyüdüğü topraklardan uzak düşmesi değil, bazen en yakındakiler arasında bile kendini yalnız hissetmesidir…
Gurbet ve Işık

Gurbet… İnsanın sadece doğup büyüdüğü topraklardan uzak düşmesi değil, bazen en yakındakiler arasında bile kendini yalnız hissetmesidir. Kalabalıklar içinde kendi sesini duyamamak, anlatmak isteyip de kelimelerin kifayetsiz kalmasıdır gurbet. Her adımda özlenen bir iklimin hayalini kurmak, her solukta hasretin ağır yükünü taşımaktır. İnsan, en aşina olduğu mekânlarda bile yabancılığın serin rüzgârını hisseder bazen. Gözler, uzak diyarlara çevrilse de, yüreğin sığınağı hep gök kubbenin ötesinde aranır. Ayak bastığın her yer biraz sensiz, biraz sessiz; yaşadığın her gün bir hicretin izlerini taşır. Zira gurbet, sadece vatanı terk etmek değildir; bazen de, anlaşılamamak, duyulmamak, anlatmaya çalışıp da yetememektir.
Gurbette insanın yoldaşı, bazen sessizce dökülen gözyaşı, bazen de içten yükselen bir duadır. Geceler boyu susmayan bir hicran, dudaklardan dökülen bir niyaza dönüşür:
Hicranla yanan gönle bahar müjdele, Özlemle titreyen ruha menzil göster…
Ve işte böylece, her dua, her yakarış, gurbette kalana yoldaş olur. İçindeki aşkı haykırmak istersin ama kelimeler yetersiz.. Halinle anlatmak istersin, lakin halden anlayan az.. Gurbet, sadece bedenin değil, ruhun da anlaşılamadığı bir yalnızlık iklimidir. Kalbin, her dua ile O’na kanat çırpar ve işte o an evindesindir. O’nu anarken içindeki boşluk dolmaya başlar; gurbetteki en büyük lütuf budur belki de: O’nu daha derinden hissetmek, yakınlığını yürekten duymak.
Zira ayrılıklar, sadece bedeni değil, ruhu da yorar. Yüreğinde taşıdığı emaneti anlatamamak, sesini duyuramamak, bazen en ağır yük olur. Ama her dert, sabırla yoğrulursa, içinde bir nur taşır. Yol, meşakkatle örülse de, ilahi vaadin hatırası umut olur: “Şüphesiz her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” (İnşirah, 94/6).
Bu kutlu yolun yolcuları, bazen yorgun düşer, bazen kelimeler kifayetsiz kalır. Ama gönüller sustuğunda bile hâl konuşur. İnsan, Efendimiz’in (sav) vefatından sonra sahabenin yaşadığı o tarifsiz gurbeti hatırlar; zira O’nun varlığı huzurdu, ayrılığı ise hicran…
Öyle zamanlar gelir ki, insan yorgun düşer. Yolda, konuşmaya mecali kalmamış, ancak gözleriyle derdini anlatan yol arkadaşlarına rastlarsın. “`Sustum´deme, hâlin konuşuyor”, diyen bir ses duyarsın içinde. Ama işte tam da burada, bir sabah rüzgârı gibi esen ilahi bir nefes dokunur ruhuna. Bir âyet, bir kelime, bir hatıra, içindeki umudu yeniden filizlendirir.
Ve bir gün, en koyu gecelerde bile yıldızlar parlar. En sessiz anlarda bile rahmet sesi duyulur. İşte o zaman insan anlar ki, gurbet bitmese de vuslat hep yanı başındadır. Çünkü asıl yakınlık, mesafelerle değil, kalbin O’na olan derin muhabbetiyle ölçülür. Ve o muhabbet, her daim ümitvar kalmayı fısıldar:
“Her nereye varırsan var, gönlünü Mevlâ’da tut; Dünya gurbet, âhiret vatan, vuslat Hakk’a varmakta.” (Yunus Emre)
Öyleyse, her hasreti bir vuslata, her gurbeti bir kavuşmaya dönüştürmek için başını kaldır, yüreğini O’na aç. Zira bahar, çetin kışın ardından gelir ve her hicran, ilahi hikmetin elinde vuslata döner…
“Kim bilir, belki bir gün yollar vuslata çıkar; belki de vuslat, yolun bizzat kendisidir…”
메타데이터
- post_id
- 44ceeba83fcb
- slug
- gurbet-ve-işık-44ceeba83fcb
- url
- https://medium.com/@zeynepyenic/gurbet-ve-i%C5%9F%C4%B1k-44ceeba83fcb
- canonical_url
- https://medium.com/@zeynepyenic/gurbet-ve-i%C5%9F%C4%B1k-44ceeba83fcb
- author_url
- https://medium.com/@zeynepyenic
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-20 23:28:45