← Back to list

Bana mı Dedin?

Bana mı demedin ⁉️

Serkan Kuru · 2026-01-07 10:21 · 87 claps · 2.4 min read
#hiciv #toplum #psikoloji #deneme #mizah
Open on Medium ↗

Bana mı Dedin?

Kafenin köşesinde, kendi halinde tabağındaki peynirli poğaçayla varoluşsal bir mücadele veren orta yaşlı bir adam, yanındaki arkadaşına dönüp fısıldadı: “Gerçekten çok kalitesizleşti, artık tadı tuzu kalmadı…”

Elimdeki bardağı masaya öyle bir çarptım ki, içindeki latte “küresel ısınma” gibi tabağa yayıldı. Beynimin içindeki savunma mekanizması, binlerce yıllık evrimsel sürecini tek bir saniyede tamamlayıp kalkanlarını kuşanmıştı bile. Adama dönüp, o titrek ama saldırgan tınıyla sordum: “Pardon, bana mı dedin?”

Adam şaşkınlıkla gözlerini kırpıştırdı. Elindeki çatal havada asılı kaldı. “Hayır,” dedi kekeleyerek, “Domateslerden bahsediyordum.”

Derin bir sessizlik. Rezilliğin o soğuk rüzgarı masamızın üzerinden geçti. Özür dileyip önüme döndüm ama içimdeki o ses susmuyordu: “Kesin domates üzerinden bana sübliminal bir mesaj verdi. Ama beni tanımıyor bile..

Üstüne Alınma Olimpiyatları

İşte modern insanın en büyük yeteneğiyle tanışın: Üstüne alınma sanatı. Birinin “Bugün hava ne kadar kapalı” demesini, kendi ruh halimize yönelik bir suikast girişimi olarak algılayacak kadar “evrenin merkezi” sanıyoruz kendimizi. Ortaya atılan her cümleyi, üzerimize tam oturan bir özel dikim ceket gibi giyip, sonra da “bunun kolu neden dar?” diye şikayet ediyoruz. Sahibi belirsiz her eleştiri, bizim için birer adrese teslim tebligat niteliğinde.

Peki neden? Neden her genel şikâyeti, her anonim sitemi ve hatta rüzgârın uğultusunu bile şahsımıza çekilmiş birer rest olarak görüyoruz?

Vicdanın “Acaba?” Çıkmazı

Aslında mesele sadece narsisizm değil; mesele, her birimizin dolabında sakladığı o küçük, tozlu iskeletler. Birisi ortaya çıkıp “Bu memlekette dürüstlük kalmamış” diye bağırdığında, neden hepimiz refleks olarak cüzdanımızı kontrol ediyoruz? Neden en çok bağıran, aslında o dürüstlük pastasından en büyük dilimi gizlice yiyen oluyor?

“Bana mı dedin?” sorusu, aslında bir savunma değil, bir itiraftır.

Çünkü eleştiri, ucu açık bir oktur. Ve bizler, kendi hatalarımızdan ördüğümüz hedef tahtalarını sırtımızda taşıyoruz. Okun nereye gideceği belli değil ama biz, o okun bize saplanacağından o kadar eminiz ki; daha yay gerilmeden “Yaralandım!” diye feryat ediyoruz.

  • Yere çöp atan adam, temizlikten bahsedildiğinde saldırganlaşır.

  • İşini yarım yamalak yapan memur, liyakat dendiğinde masayı yumruklar.

  • Kendi fikri olmayan, “özgünlük” lafını duyduğunda hemen “Ama ben…” diye savunmaya geçer.

Herkes Cellat, Kimse Suçlu Değil

Modern zamanın en büyük paradoksu bu: Herkes cellat, ama kimse suçlu değil. Herkes mağdur, ama kimse sorumlu değil. Birisi çıkıp “Kral çıplak!” diye bağırdığında, herkes terzinin telefonunu birbirine veriyor ama kimse kendi kıyafetini kontrol etmiyor. Çünkü “Bana mı dedin?” demek, “Ben çıplağım” demekten çok daha güvenli bir liman. Kavga ederken haklı çıkma şansınız vardır; ama yüzleşirken sadece gerçeklerle karşılaşırsınız.

Taşı Sahibine Bırakmak ya da Cebine Koymak

Peki, ne zaman vazgeçeceğiz bu “potansiyel suçlu” psikolojisinden? Bir dahaki sefer birisi genel bir sitemde bulunduğunda, neden “üzerime tam oturdu, acaba bu sezonun modası mı?” diye aynanın karşısına geçiyoruz?

Belki de çözüm, lafı ağızda çiğnemeden önce biraz durup nefes almaktır. Bir dahaki sefere birisi kalabalıklara doğru bir eleştiri fırlattığında, siper almak yerine elini kalbinin üzerine koyup sormalı insan: “Bu cümle canımı neden bu kadar yaktı?”

Eğer bir eleştiri canınızı yakıyorsa, orada iyileşmemiş bir yara veya gizlenmiş bir gerçek vardır. Eğer “Bana mı dedin?” diye bağırıyorsanız, aslında kendinize o suçun ortağı olduğunuzu fısıldıyorsunuzdur.

Gelin, bu yazıdan sonra bir anlaşma yapalım. Bir dahaki sefere bir ortamda “İnsanlar da iyice vefasızlaştı” dendiğinde veya bir Medium yazısında “Samimiyetsizlik her yanı sarmış” eleştirisini okuduğunuzda hemen klavyeye sarılmayın. Öfkeyle “Bana mı dedin?” diye sormayın.

Eğer üzerinize alınmıyorsanız, zaten konu siz değilsinizdir.

Eğer üzerinize alınıyorsanız… Eh, o zaman belki de teşekkür etmelisiniz. Çünkü birisi sizin yerinize, sizin kendinize söylemeye korktuğunuz o gerçeği orta yere bırakıvermiştir.

Şimdi bu yazıyı bitirirken soruyorum: Sahi, ben bunları sana mı dedim?

Yoksa sende mi öyle hissettin?


메타데이터
post_id
4516cc6e30c3
slug
bana-mı-dedin-4516cc6e30c3
url
https://medium.com/@skuru2273/bana-m%C4%B1-dedin-4516cc6e30c3
canonical_url
https://medium.com/@skuru2273/bana-m%C4%B1-dedin-4516cc6e30c3
author_url
https://medium.com/@skuru2273
status
ok
fetched_at
2026-06-09 15:37:30