← Back to list

Michael Jackson ve Enivicivokki’nin Tuhaf Hikayesi

Michael Jackson’ın 1987’de yayımlanan Bad albümünden çıkan efsanevi parçası Smooth Criminal, sadece müziği ve ritmiyle değil, sahnedeki…

Ahmet Ali ÇETİN · 2025-08-10 12:22 · 0 claps · 4.8 min read paywalled
#michael-jackson #annie-are-you-ok
Open on Medium ↗

Michael Jackson ve Enivicivokki’nin Tuhaf Hikayesi

Michael Jackson’ın 1987’de yayımlanan Bad albümünden çıkan efsanevi parçası Smooth Criminal, sadece müziği ve ritmiyle değil, sahnedeki ikonik dans figürleriyle de hafızalara kazınmış bir şarkı. Hele ki o kütleçekimine meydan okuyan, fizik kurallarına ters gibi görünen o eğilme hareketi… Ama şarkının içinde, danslarından bile daha akılda kalıcı bir şey var: defalarca tekrar edilen bir soru. “Annie, are you OK?” Yani “Annie, iyi misin?” Bizim memlekette ise kulaktan kulağa efsaneleşen şekliyle: “Enni viçi vokki.” Michael Jackson bu soruyu şarkıda tam 42 kez soruyor. Peki neden? Kim bu Annie? Ve neden onun iyi olup olmadığını bu kadar takıntılı bir şekilde soruyor?

İlk akla gelen, bu ismin tamamen hayali olduğu, Jackson’ın sadece şarkıya bir dramatik hava katmak için uydurduğu olur. Ama işin aslı, tahmininizden çok daha ilginç. Hatta bu “Annie” gerçekte hiç yaşamamış bile olabilir… ya da yaşamış ve tüm dünyayı etkileyen bir hikâyenin başlangıcı olmuş olabilir.

Bu sorunun peşine düştüğümüzde, kendimizi bir anda 19. yüzyılın sonlarında Paris’te, Sen Nehri kıyısında buluyoruz. Sisli bir sabah… nehrin soğuk sularının kıyıya sürüklediği genç bir kız cesedi… Kimliği bilinmiyor, hikâyesi bilinmiyor, nasıl öldüğü bilinmiyor. Yine de yüzünde tuhaf bir huzur var, sanki ölüm bile onu korkutamamış gibi. Bu genç kız, ilerleyen yıllarda milyonlarca insanın hayatını kurtaracak bir figüre dönüşecek; ama bunu o an kimse bilmiyor.

Ve işte Smooth Criminal’ın içinde, defalarca sorulan “Annie, are you OK?” cümlesinin izi, bizi tam da bu gizemli kızın yüzüne, tarihin karanlık bir köşesine götürüyor.

[embed]

Sen Nehri’nin kıyısında o sabah bulunan genç kız, görünürde herhangi bir şiddet izi taşımıyordu. Ne bir yara, ne bir darbe… Polisler, bunun bir cinayet mi yoksa trajik bir kaza mı olduğunu bile anlamakta zorlandı. En sonunda, o dönem sıkça rastlanan bir sonuçla dosyayı kapattılar: muhtemelen intihar. Belki hayatın yükü ağır gelmişti, belki aşk acısı, belki de bilinmez bir sebeple soğuk suya adım atmıştı. Ama gerçek sebep, ne yazık ki sonsuza dek Sen’in serin sularında kayboldu.

Paris’in o yıllardaki morg geleneği garipti: Kimliği belirlenemeyen cesetler, geniş bir salonda, camekânlar ardında halka açık şekilde sergilenirdi. Amaç, belki bir tanıdık çıkar, kimlik tespit edilir umuduydu. Fakat bu durum, dönemin Paris’inde tuhaf bir “seyirlik” haline gelmişti. İnsanlar merakla morga uğrar, vitrin ardındaki cansız bedenlere bakardı. Ve işte o gün, bu genç kızın yüzü, orada bulunan herkesi derinden etkiledi.

Fransa’daki bir garip morg geleneği.

Fransa’daki bir garip morg geleneği.

Çünkü yüzünde, ölülerden beklenmeyecek bir huzur vardı. Sanki derin bir uykuda, tatlı bir rüya görüyordu. Dudaklarının kenarında, belirsiz ama fark edilir bir tebessüm… Bu görüntü, oradaki bir morg görevlisinin aklından çıkmadı. İçinde tuhaf bir istek doğdu: Bu ifadeyi ölümsüzleştirmek. Ve genç kızın yüzünden bir alçı kalıp aldı. Yani bir mask oluşturdu.

Bu maske, önce Paris’in küçük sanat çevrelerinde dolaşmaya başladı. Sonra kopyaları yapıldı, evlerde dekoratif bir obje haline geldi. Almanya’ya, Avusturya’ya, İngiltere’ye yayıldı. Ressamlar onu modellerine ilham kaynağı yaptı, heykeltıraşlar o yüzü yeniden şekillendirdi. Yazarlarsa ona hikâyeler uydurdu: kimi zaman terk edilmiş bir sevgili, kimi zaman gizemli bir casus… Albert Camus, bu ifadeyi “boğulmuş Mona Lisa” diye tanımlayacaktı.

Yıllar geçtikçe, L’Inconnue de la Seine — “Sen Nehri’nin Bilinmeyen Kadını” — bir ölümün değil, romantize edilmiş bir gizemin simgesine dönüştü. İnsanlar onun hakkında gerçekleri değil, kendi görmek istediklerini görmeye başladı.

Ve 1950’lerde, bu hikâye bambaşka bir yöne evrildi. Norveç’te Asmund Laerdal adında bir oyuncak üreticisi, o güne dek tahta oyuncaklar yaparken plastik teknolojisine yönelmişti. Kendi oğlunu boğulma tehlikesinden kurtardığı bir olay, hayatında derin bir iz bırakmıştı. Tam da o sırada, tıp dünyasından gelen bir istek kapısını çaldı: Kalp masajı ve suni teneffüs (CPR) eğitimlerinde kullanılacak, gerçek boyutlu ve gerçekçi bir insan maketi üretmesi gerekiyordu.

Laerdal, bu mankenin yüzünü tasarlarken zorlandı. Çok korkutucu olmamalıydı, ama yeterince gerçekçi de görünmeliydi. İşte o noktada aklına, kayınvalidesinin duvarında asılı duran eski bir maske geldi. Huzurlu bir yüz, ince bir gülümseme… Paris’te yıllar önce yapılmış, Sen Nehri’nde bulunmuş bir genç kızın yüzü.

Asmund Laerdal

Asmund Laerdal

Bu yüz, yeni eğitim maketinin yüzü oldu. Adı da “Resusci Anne” olarak belirlendi. Göğsü basınçla büzüşebiliyor, ağzı ağızdan ağıza suni solunuma izin verecek şekilde tasarlanmıştı. Üstelik kadın yüzü seçilmesinin bir nedeni de vardı: 1960’larda çoğunlukla erkek olan öğrencilerin, erkek maketle ağız teması kurmakta isteksiz olabileceği düşünülüyordu.

Resusci Anne ve Asmund Laerdal, CPR pratiği yaparken fotoğraflanmış.

Resusci Anne ve Asmund Laerdal, CPR pratiği yaparken fotoğraflanmış.

Ve böylece, 19. yüzyıl Paris’inde kimliği bile bilinmeyen bir kız, yüzlerce milyon insana dolaylı olarak hayat verecek bir sembole dönüşüyordu. CPR eğitimlerinde, bilinci kapalı bir kişiye yaklaşırken öğretilen standart soru da hafızalara kazınıyordu: “Annie, are you OK?”

Bugün Smooth Criminal’ı dinleyen biri, “Annie, are you OK?” sözünü belki sadece bir şarkı nakaratı, bir dramatik tekrar sanıyor olabilir. Ama perde arkasında, bu cümlenin taşıdığı bambaşka bir anlam var.

CPR — yani kalp masajı ve suni teneffüs — eğitimlerinde, bilinci kapalı birine yaklaşmadan önce yapılması gereken ilk şey, yüksek sesle ona seslenmektir. Bu, hem kişinin gerçekten bilinci kapalı olup olmadığını anlamak, hem de çevredekilere acil bir durum olduğunu duyurmak içindir. İşte bu noktada, dünya çapında kullanılan eğitim mankeninin adı “Anne” olduğu için, yıllar boyunca milyonlarca sağlık çalışanı, öğrenciler, hatta lise beden eğitimi dersindeki gençler şu cümleyi tekrarladı: “Annie, are you OK?”

Michael Jackson, bu ifadeyi Smooth Criminal’a eklediğinde, onun CPR kökenini bilenler için şarkı bir anda farklı bir katman kazandı. Jackson’ın dans performansında yere düşen kurbanı kontrol eden, ardından “suç mahallinde” dolaşan karakteri, tıpkı bir ilk yardım eğitmeni gibi “Annie”ye sesleniyor, ama cevap gelmiyordu. Bu, hem şarkının dramatik atmosferini güçlendiriyor, hem de farkında olmadan tıp dünyasından gelen bir kalıbı ölümsüzleştiriyordu.

Düşünsenize… 19. yüzyılda Paris’te kimliği bile bilinmeyen bir genç kız, ölümünden yıllar sonra heykel gibi huzurlu yüzüyle sanat dünyasını etkiliyor. Ardından, bu yüz bir eğitim mankenine dönüşüyor ve milyonlarca insanın hayatını kurtarmak için kullanılıyor. Sonra, bu maketin adı ve ona söylenen söz, dünya müzik tarihinin en ikonik nakaratlarından birine karışıyor.

Yani bugün siz bir kafede otururken Smooth Criminal çalsa ve Michael Jackson “Annie, are you OK?” diye sorsa, o soru yalnızca kurgu bir karaktere değil; Sen Nehri’nin soğuk sularında kaybolmuş, ama yüzüyle dünyayı değiştirmiş bir kıza da yönelmiş oluyor.

Ve işte o an, müzik, sanat, trajedi ve hayat kurtarma zinciri tek bir cümlede birleşiyor: Annie, gerçekten OK misin?

Umarım bu hikâyeyi dinlerken hem şaşırmış hem de biraz durup düşünmüşsündür. Bir şarkı sözüyle başlayıp, Paris’in sisli sokaklarından geçerek, tıp dünyasına ve milyonlarca kurtarılmış hayata uzanan bu yolculuk, aslında hayatın ne kadar garip tesadüflerle örülü olduğunu gösteriyor. Bazen küçük bir yüz, bazen tek bir cümle, yüzyılları aşarak bambaşka yerlerde karşımıza çıkabiliyor. Ve işte bu yüzden, Michael Jackson’ın o meşhur sorusunu her duyduğunda aklına sadece bir nakarat değil, ardındaki koca hikâye gelmeli. Annie’ye bir daha “OK misin?” diye sorduğunda, cevabı bilerek gülümse. Okuduğun için teşekkür ederim.


메타데이터
post_id
4609fdd8edf7
slug
michael-jackson-ve-enivicivokkinin-tuhaf-hikayesi-4609fdd8edf7
url
https://medium.com/@ahtctn/michael-jackson-ve-enivicivokkinin-tuhaf-hikayesi-4609fdd8edf7
canonical_url
https://medium.com/@ahtctn/michael-jackson-ve-enivicivokkinin-tuhaf-hikayesi-4609fdd8edf7
author_url
https://medium.com/@ahtctn
status
ok
fetched_at
2026-07-18 09:00:38