Vicdan ile Hukuk Arasında
Geçtiğimiz haftalarda Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’nın konuşması uzun süre gündemde kaldı.
Vicdan ile Hukuk Arasında

📸: Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesinin Resmi Sitesinden Alınmıştır.
Geçtiğimiz haftalarda Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya’nın konuşması uzun süre gündemde kaldı.
Özkaya konuşmasında adalet, yargı bağımsızlığı, anayasal düzenin korunması, bireysel başvuru sisteminin iş yükü ve uluslararası hukuk düzeni gibi birçok konuya değinse de yargısal pratiklerle yüzleşme açısından kapsamlı bir değerlendirme sunmadı.
Hatta pratikteki sorunlara ilişkin değerlendirmelerinin büyük ölçüde bireysel başvuru mekanizmasının iş yüküyle sınırlı kaldığını söyleyebiliriz. Bu tespit isabetli olsa da yeterli bir değerlendirme içermiyor.
AYM verilerine göre 2012’den bu yana bireysel başvuru sonucunda verilen ihlal kararlarının üçte ikisinden fazlası tek bir hakka ilişkin: makul sürede yargılanma hakkı. Bu durum, Türkiye’nin yargı sistemindeki kronik gecikme sorununu AYM’nin sırtında taşıdığını gösteriyor. AYM, yapısal bir idari sorunun bireysel başvuru yoluyla çözüm kapısı hâline gelmiş durumda.
Peki bu hakiki bir çözüm yolu mu?
2025 yılında Mahkemeye gelen başvuruların %92,1’i kabul edilemezlik kararıyla sonuçlandı. Yani başvurucuların çok büyük çoğunluğu sistem içinde esaslı bir yanıt alamadı. Bu da ciddi bir erişim sorununa işaret ediyor.
Bireysel başvurunun, son yapılan değişikliklerle birlikte, hukuki yardım olmadan yapılmasının neredeyse imkânsız hâle geldiğini düşündüğümüzde; hak arama özgürlüğü ve hukuki yola erişim hakkı, avukat desteğinin gerektirdiği mali yükün altında eziliyor.
Tabii bir de erişim sorununun yanında “uygulamama” meselesi var.
Can Atalay hakkında verilen tahliye kararının “hukuki değerinin olmadığını” belirten Yargıtay, karara uymayacağını açıklamış ve AYM üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar vermişti. AYM Başkanı’nın konuşmasında hukuktan çok yoğun dini referansları belki de yargı krizinin ağırlığıyla birlikte okunmalı.
Başkan, Gazze’de yaşanan soykırıma da değindi. Birleşmiş Milletler’in barışı sağlayamadığını söyledi. Oysa BM’nin kuruluşundan itibaren iş birliği içinde olduğu Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Benjamin Netanyahu ve Yoav Gallanthakkında verdiği kararlarla İsrail’e karşı en güçlü hukuki adımlardan birini attı. Ancak Türkiye bu süreçte doğrudan rol alamıyor; çünkü Roma Statüsü’ne taraf değil. Bu nedenle tutuklama süreçlerinde de yetki kullanamıyor.
Aslında BM, iş birliği içinde çalıştığı kurumlar aracılığıyla önemli adımlar atıyor; fakat biz bunu politik olarak görmemeyi tercih ediyoruz.
Vicdanlarını neye, hangi ilkelere dayandırdıklarını bilmiyorum; ancak UCM Başkanı ve kararda rol alan birçok yetkili bugün ciddi bedeller ödüyor, uluslararası baskıya maruz kalıyor. Kararları nedeniyle bu denli ağır sonuçlarla karşılaşan insanlar varken, Özkaya’nın konuşmasında hatırlattığı ayet insanın hayretini yeniden diri tutuyor:
“Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de ‘Sakın, Allah’ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah, onları ancak gözlerin dehşetle bakakalacağı bir güne erteliyor’ denilmektedir. İnanıyoruz ki ‘zulüm ile abad olanın ahiri berbat olacaktır.’”
Özkaya konuşmasında vicdanı, yargısal bağımsızlığın temel unsuru olarak sundu. Peki hukuksal güvencelerin önüne geçen bir vicdan anlayışı olabilir mi?
Hâkimin vicdanı neye dayanır? Başkanın ima ettiği gibi “cehennem korkusuna” mı?
Vicdan öğrenilen ve öğretilebilen bir şey midir? Hâkimler bu vicdanı nasıl geliştirir? Belki de artık bu soruların peşinden gitmek gerekir.
Ve son olarak…
Bu hafta Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Büyük Dairesi, “Şaban Yasak v. Türkiye” davasında hem “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesinin hem de “kötü muamele yasağı”nın ihlal edildiğine hükmetti.
Tarihsel olarak AİHM’in en az ihlal verdiği maddelerden biri “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesidir. Çünkü bu maddeden verilen ihlal kararları, çok ağır bir hukuk devleti sorunu olarak değerlendirilir.
Türkiye bugüne kadar kimin ya da kimlerin vicdanına uydu bilmiyorum. Ama artık akrep de yelkovan da hukuku gösteriyor.
메타데이터
- post_id
- 469e23dfada2
- slug
- vicdan-ile-hukuk-arasında-469e23dfada2
- url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/vicdan-ile-hukuk-aras%C4%B1nda-469e23dfada2
- canonical_url
- https://medium.com/t%C3%BCrkiye/vicdan-ile-hukuk-aras%C4%B1nda-469e23dfada2
- author_url
- https://medium.com/@busrataskiran
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-15 11:33:25