Elden Ring
Giriş
Elden Ring
Giriş
Efendiler bugün Elden Ring konuşacağız. Bundan 3 ay öncesine kadar hayattan tek beklentim Elden Ring oynamaktı. Böylesine arzulu bir bekleyiş ve 100 saat oynanıştan sonra üç şey hissediyorum: hayal kırıklığı, gurur ve hınç.
Büyü Bozuldu
Şunu baştan söyleyeyim. Elden Ring neredeyse kusursuz bir oyun benim için. Oyun zevkime Hamdullah Suphi Tanrıövercesine hitap ediyor. Dopamin reseptörlerimle de arası bayağı iyi. Ancak şöyle bir geriye baktığımda Bloodborne’u ya da Dark Souls Remastered’ı bitirdikten hissettiğim o kutsanmışlık Elden Ring’den sonra ortada yoktu. Sanırım açık dünya olması, mekânların ilmek ilmek işlendiği illüzyonunu ortadan kaldırıyordu. Her yer birbirine benziyor gibiydi.
Bloodborne’da Yharnam ile Eski Yharnam arasında çok ciddi farklar varken Elden Ring’de her mekândan en az iki üç tane var gibi hissediyordum. Bosslarda da aynı sorun vardı. Keşif yaparken karşılaşıp meydan dayağı attığım bosslarla tekrar tekrar karşılaşmak büyüyü bozuyordu. Emsalsiz bir boss ile etkileyici bir karşılaşmadan sonra sarf edilen “vay be”ler yerini “ulan bu şerefsiz yaşıyor mu, sen ölmedin mi lan”lara bırakıyordu. Elden Ring o aşamada olağanüstüler liginin olağan bir katılımcısıydı.
Başardım mı?
Souls oyunlarını rehberler eşliğinde bitiren zayıf yaratıklardan biriyim, daha doğrusu biriydim. Başım sıkıştıkça, yolumu kaybettikçe YouTube’u açar, arama çubuğuna “aga noluyo aga dark souls” yazarak ne yapmam, nereye gitmem gerektiğini öğrenirdim. İki büyük oyunu devirdikten sonra Sekiro’yu rehbersiz, tek başıma bitirmek için azmettim ve 2 saat sonra pes ettim. Steam sol frame’de rastlıyor gözlerimiz ara sıra ama sarılmıyorum boynuna. Başka oyuna geçiyorum.
Elden Ring’de rehber bağımlılığım, utanılası acziyetim son buldu. Oyun hiç tıkanmadığı için rehbere ihtiyaç duymuyordum. Bir boss’a mı denk geldim, beni madara mı etti, hiç problem değil. Maho Ağa gibi rotamı değiştirip macerama devam ediyordum. İlk yirmi saatte ana bosslarla yolumun hiç kesişmediğini fark edene kadar tek başıma savaştım. Sonra ana boss konumları dışında hiçbir yardım almadan ilerledim. Bir iki noktada akıl sağlığımı korumak için Mimic Tear’ın ve kutsal hasar savunmasını artıran eşyanın nerede olduğuna baktım. Kabul ediyorum, çok da pürüzsüz bir run değildi ama elimden geleni yaptım. Bir souls oyununu rehber kullanmadan bitirebilmeyi başardım. Başardım değil mi? Yani sayılır.
İhtiyacımız Var
Elden Ring’e dair “o kadar da iyi değil mi acaba” şüphem filizlenmişken ansızın Nick the Chopperlandım. Olağanüstü liginden olmayan oyunlara geri dönünce sezgim arttı, gerçekleri gördüm. [Mübalağa Alert] Elden Ring sadece Godskin Duo boss savaşından ibaret bir demo olsa yine de son iki yılda çıkan oyunların yüzde doksan sekiz nokta beşinden iyi olurdu.
Sade ve kullanışlı ara yüz; ilginç sunumlu, nadir olduğu için değerli ve en önemlisi geçilebilir ara sahneler; aksamayan, bayatlamayan pürüzsüz ve tatmin edici dövüş mekanikleri, her zaman tehdit teşkil eden dikkat gerektiren düşman dinamikleri, çevre tasarımının ve renk paletinin verdiği estetik haz, tarif edilmez bir ruh haline sokan ve oraya mahkum eden müzik parçaları. Bunların tümünü, bir arada en az 50 saat boyunca sunabilen bir oyun Elden Ring.
Saydıklarımdan birini bile doğru düzgün yapmayı beceremeyen, irticacı tasarım anlayışına sahip, hasetten kudum kudum kuduragelmiş oyun geliştiricilerine ve onların zevksiz takipçilerine karşı ELDEN RİNG’İ SAVUNMAK zorundayız. Boynumuzun borcudur, “savunacağız!”
Sonuç
[klip — delalım outro]
메타데이터
- post_id
- 4ceb071a72a
- slug
- elden-ring-4ceb071a72a
- url
- https://medium.com/@stewiekirisci/elden-ring-4ceb071a72a
- canonical_url
- https://medium.com/@stewiekirisci/elden-ring-4ceb071a72a
- author_url
- https://medium.com/@stewiekirisci
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-24 02:50:28