Fildişi Kuleden — “Edebiyat ve Suç Üzerine Bir Mülahaza”
Bu yazımızda, edebiyat tarihimizde “Maveracılar” olarak bilinen yazarlardan olan İsmail Kıllıoğlu’nun “Edebiyat ve Suç” adlı eserini tahlil
Fildişi Kuleden — “Edebiyat ve Suç Üzerine Bir Mülahaza”
Medium üyeliği olmayanlar, buradaki bağlantıya tıklayabilirler.
Poetika, Kubbealtı lugatinde “Bir kişinin sanat hakkındaki düşüncelerinin bütünü” şeklinde tanımlanıyor. Poetika mefhumunun ortaya çıkmasını sağlayan eser olan ‘Poetika’, Aristo’ya aittir. İlgili eserin yayınlandığı günden bugüne pek çok ‘poetika’ tarzında eserler yazılmış, okurların istifadesine sunulmuştur. Bu eserler vesilesiyle okurlar, okudukları eserlerin müelliflerinin görüşlerini bizzat yazardan öğrenmek imkânına vâsıl olmuşlardır.
Bu yazımızda, edebiyat tarihimizde “Maveracılar” olarak bilinen yazarlardan olan İsmail Kıllıoğlu’nun “Edebiyat ve Suç” adlı eserini tahlil etmeye çalışacağız inşallah.
“Edebiyat ve Suç”, Akabe Yayınları Kasım 1998 tarafından yayınlanmıştır. Bu eser, iki ayrımdan, her ayrımda da bir giriş ve iki bölümden ve her bölümün altında çeşitli alt başlıklardan müteşekkildir. İlk ayrım, “Edebiyat” başlığını taşımaktadır. Edebiyat ayrımı altında, müellifimiz, edebiyat hakkındaki görüşlerini ifade etmeye çalışmıştır. İlk ayrımda, ilk olarak “Edebiyatın Yeri”ni sorgulamıştır. Edebiyatın kelime kökünden başlayarak düşünce âleminde edebiyatın yerini sorgulamış, edebiyatın toplumlar ve fikirler için neden gerekli olduğunu izah etmeye çalışmış (bunun için de Hasan bin Sabit (r.a) atıf yapmıştır, nedeni için esere buyurunuz) ve edebî eserlerin zamansız ve mekansız olarak çağlardan çağlara ve milletlerden milletlere ulaşabildiğini izah etmiştir.
İkinci olarka ise, “Türleriyle Edebiyat” başlığı altında sıra ile roman, hikâye, şiir ve tiyatro üzerine hem okuduğu yazarların eserlerinden (misal, Necip Fazıl’ın hikâyelerinden) hareketle görüşlerini örneklendiriyor, hem de hatıralarına müracaat ederek görüşlerini elle tutulur vaziyete getiriyor. Misal, Cahit Zarifoğlu’nun vefat süreci ile alakalı olan kısımda geçen isimler, Türk Edebiyatına bedel isimlerdir. Onlarla kurmuş olduğu ünsiyeti okura arz ederek edebiyat poetikasını okur için daha anlaşılır bir hâle getiriyor.
İkinci ayrım ise “Suç” başlığını taşımaktadır. Burada, ilk olarak, suç üzerine tanımlamalar, edebiyat ile suç bilimi arasındaki ilişkiyi irdeledikten sonra edebiyatta vücut bulmuş suçlar ve suç tiplerini masaya yatırıyor. İkinci ayrımın ikinci bölümünden itibaren ise, Dostoyevski merkezli olarak Dostoyevskinin romanlarındaki karakterleri üzerinden mukayeseli bir şekilde bir “Dostoyevski’de Suç Kavramı” mülahazası yapıyor.

Eserin müellifi sayın İsmail Kıllıoğlu
Yukarıda da görüldüğü üzere, eser, iki farklı eserin bir araya gelmesinden müteşekkil gibi duruyor. Bir başka deyişle, eserde tek bir konu etrafında değerlendirme çalışmalarından ziyâde iki mefhum etrafında görüşlerin derlenmesini görüyoruz. Bu sebeple, birinci ve ikinci ayrım arasında bir konu bütünlüğü yakalamak zor. İlk bölümde bir poetika ortaya konmaya çalışılırken ikinci bölümde -oldukça başarılı- bir Dostoyevski eserleri tahlili bulunuyor. Bu durum da eseri, farklı bir yerde değerlendirmemizi icap ediyor.
Eserdeki (elimdeki Kasım 1998 baskısını esas alarak söylüyorum) teknik hatalar, göz kanatacak seviyede. Zirâ, her sayfasında o kadar komik yazım hataları varki, sabırsız ve dikkatli bir okuyucu eseri anında bırakıp terk edebilir. Zamanında bu eserin tashihi yapılmamış. Bir eser ilk defa hazırlandığı zaman yazım ve dizgi hataları elbette olabilir ama yayına sunulduğunda bu hatalar tamamen düzeltilmeye çalışılmalıdır, en azından çaba gösterilmelidir. Bu baskıda maalesef böyle bir durum söz konusu değil.
Ayrıca, eserdeki konular arasındaki kopukluk da bir diğer can sıkıcı mesele. Misal, ilk bölümde müellifimizin hikâye üzerindeki görüşlerini okurken bir sonraki bölümde diğer bir türden bahsederken konudan ve başlıktan sapıp hatıralara uzun uzun yer veriliyor. Bunu belirtme sebebim, bu konudan ayrılmanın yazıya bir ufuk ya da merhâle katmadığını görmemdir. Bu sebeple, okurken yazılar arasındaki bağlantıyı kurmak için geri dönüp yazıyı baştan okuduğum çok oldu.
Son olarak ise, ilk bölümün başlarındayken bu eserin tek başına bir eser olduğu intibası uyanıyor okurda. Dil ve üslup düzgün, cümleler ve teşbihler yerinde ve konular bir makale ciddiyetinde ele alınmış gibi duruyor. Ama ilk bölümün ortalarından sonuna kadar bu durum değişiyor, sanki bir günlük okuyormuşçasına bir hava bürüyor okuru. Bir diğer deyişle, okur, başta ciddi bir edebî bir ortam ile karşılaşmışken yazarın şahsî dünyasına buyur ediliyor ve müellif, bütün samimiyetiyle okuruyla dertleşiyor. Bu durum bendenizin hoşuna gitse de teknik açıdan eseri zayıflatan bir unsur.
Ek olarak, “Suç” ayrımı, baştan sona oldukça başarılı okurun ufkunu genişleten bir bölüm. İnşallah, ileride o kısma tekrar gelmek istiyorum.

Eserin tarafımızca çekilmiş bir resmi
“Edebiyat ve Suç” adlı eser hakkında nihâi yorumumuz şudur: Teknik açıdan bazı zayıflıklar olsa da müellif, edebiyat hakkındaki görüşlerini güzel bir üslupla okura sunmayı başarmıştır. Suç bölümü ise, eserin ilk kısmıyla pek alakalı olmasa bile Dostoyevski karakterlerinin ve bizatihi Dostoyevski’nin fikrî dünyalarını ve mefkûrelerini yakînen temaşa etme imkânı sunmaktadur.
Bu eserin baskısı maalesef yoktur. Tashihi yapılmış bir şekilde yeni bir baskıyla tekrar okumak temennisiyle…
İlgilisine tavsiye olunur.
Muhabbetle.

Fildişi Kuleden (Google Gemini)
메타데이터
- post_id
- 4e8eea7f73b9
- slug
- fildişi-kuleden-edebiyat-ve-suç-üzerine-bir-mülahaza-4e8eea7f73b9
- url
- https://medium.com/@son-yolcu-2002/fildi%C5%9Fi-kuleden-edebiyat-ve-su%C3%A7-%C3%BCzerine-bir-m%C3%BClahaza-4e8eea7f73b9
- canonical_url
- https://medium.com/@son-yolcu-2002/fildi%C5%9Fi-kuleden-edebiyat-ve-su%C3%A7-%C3%BCzerine-bir-m%C3%BClahaza-4e8eea7f73b9
- author_url
- https://medium.com/@son-yolcu-2002
- status
- ok
- fetched_at
- 2026-07-16 21:36:57